İçeriğe geç

Unutma Beni -2

Bölüm 3 · 8 dk okuma

Unutma Beni -2

Bölüm 3

Unutma beni 2 bölüm 3: Mucize

Hazmin' in ağzından

Her yer karanlıktı sanki bir ormanda kaybolmuştum bana ne oldu göremiyordum ama tüm vücudum oyle bir ağrıyorduki . Etrafımda Atakan'ın sesini veya da yüzünü görmeye çalıştım. Ancak hiçbir sey yoktu ne ses nede başka bir şey bu ormanda kaybolmuştum sadece hala vücudum ağrırken hemde uykum varken uykuya kapılmak için daha erken olduğunu düşündüm . Önümde ki yolda hava oyle acıktı ki oraya gidip Atakan a ulaşmayı istedim ama tam o sırada arkamdan bir ses geldi . Duyduğum sesle donkaldım.

"Kızım bizi özlemedin mi ?" Annemin sesiydi bu annem bu ormanda yanıma gelmişti ancak onun olduğu yer neden sonsuz bir gece gibiydi ay bile yoktu bir yıldız sadece karanlık ti onun olduğu taraf arkasından babam çıktı.

"Kızım seni çok özledik bizimle gel hadi " Derken kollarını bana açmıştı ancak benim olduğum tarafa adım atmak istesede atamıyordu sanki o an arkamdan da bir ses geldi kısık sesle söylediğim seyle gözümden bir yaş aktı.

"Moya yedinstvennaya istina"

"Aşkım tek gerçeğim"

Atakan bana doğru sadece iki adım atmısti o an anladım ölüm ve yaşam arasında sıkışmıştım resmen ağlayarak adımlarımı Atakan 'a atmaya çalıştım vücudum o kadar ağrıyordu ki yürümekte bile zorlanıyordum ama adımlarımı atmaya devam ettim. Attıkça Atakan a yaklaştım ve vücudum ne kadar ağrısa da koşar adımlarla Atakan'ın yanına gittim ve ona kocaman sarıldım .

~♠︎~

Yazarın ağzından

Doktorlar Hazmin'i hayata döndürmüşlerdi . Hayata döndüğü icin sevinen doktor ameliyatı yapmaya devam etti . Ameliyat başarılı bir şekilde bitmiş ve Hazmin'i de hayatta tutabilmişlerdi . Doktor ameliyattan çıkıp mutlu haberi askerlere söylemiş ve oradan gitmişti.

~♠︎~

Atakan in ağzından

Ağlamak istiyordum mutluluktan Hazmin yaşıyordu ölecek diye içim gitmişti daha yeni kavuşmuşken ölmesini istemiyordum kardeşine ne diyeceğimi bilemiyordum ama birazdan normal odaya alınacak olan Hazmin'imi istiyordum ona sarılmak , öpmek istiyordum bir daha onsuz kalmak istemiyordum tam o sırada Yüzbaşı Oktay kafama sert bir şekilde vurduğunda ona döndüm.

" Lan beyinsiz birde göbek at şu kızdan uzakdur demedim mi ben sana !"

Dedigi sırada dedigi hiç bir şeyi umursamadığımı oda biliyordu.

"Komutanım sizde biliyorsunuz-" sinirle lafımı kesti .

"Biliyorum lan biliyorum senin beyninden ne geçtiğini biliyoz herhalde ama bir kız görevinin önüne geçmeyecek , geçmemeli beni anladın mı?"

Tek bir sey söyledim içimden gelmesede söyledim .

"Anlaşıldı komutanım"

Tam o sırada doktor geldi ve Hazmin'i bir kişinin ziyaret edebileceğini söylediğinde yine öne atıldığım icin Yüzbaşı Oktay in beni geberecek gibi bakmasına mağruz kalsamda pek umursamamıştım.

Odaya girdiğimde Hazmin'in gözlerinin hafif Aralık oldugunu gördüm kapıyı örtüp hemen yanına geldim . Ellerim saçlarında gezindi .

"Atakan rüyamda cok kötü bir şey gördüm. "

"Ne gördün güzelim "

Bir ormandaydim iki taraf vardi birinde aydınlık bir gökyüzü öbür tarafta dipsiz bir kuyu gibi görünen bir siyahlık vardı "

Dedigi sırada bir yeri acımış gibi yüzünü buruşturdu ama devam etti .

"Dipsiz kuyu ölüm dü Atakan orada annem ile babami gördüm bana adım atamadılar çünkü onlar ölümdeydiler ama aydınlık olan tarafta sen vardın bana sadece iki adım attın ama anladım yaşadım moja senin için yaşadım "

Yanaklarını avcumun içine aldığım sırada dudaklarına odaklandım onu öpmek istiyordum hem özlemimden hemde ölecek korkusundan deliye dönmüştüm daha fazla düşünmedim ve dudaklarını dudaklarıma bastırdım. İlk bir kaç dakika sadece öylece durduk sonra sakince öpmeye başladım öpücüğüme karşılık verdiği sırada onu asla bırakmamak istedim ancak sonunda ayrıldık nefes nefese bana baktığında güldü.

" seni çok özlemişim moja lijibow "

Bende seni yavrum yanlız moja lijibow ne demek?"

Onun için rusçayı öğrenmem gerekiyordu bunu aklımın bir kenarına yazmıştım.

"Sevgilim demek "Derken bana biraz daha yanaştı "aşkım demek " dedigi sırada sadece gözlerine odaklandım .

" Normalde senin o dudaklarını doyasıya öperdim ama dışarıda yüzbaşı Oktay da var ve her an odayı basabilir "

Gözleri kocaman açılarak bana baktı.

"Yüzbaşı neden buradaki?"

Saçlarını okşadığım sırada konuştum " sizi kaçırdık ancak zarar size zarar gelmesini oda istemez sonunda Turgut askerin kızısın ona emanetsin"

Tam o sırada odayı yüzbaşı Oktay bastı. ellerimi Hazmin'in saçlarından çektiğim sırada yüzbaşı sinirle beni Hazmin'in yanından kaldırdı .

"Ben sana ne diyom sen ne yapıyorsun Atakan askeriye ye gidince seni dayak manyağı edecem çık şu odadan !"

Konuşmaya çalıştığım sırada lafımı dinlemeden beni kapı dışarı etti sıkıntılı bir şekilde nefesimi verirken bekleme odasına geçtim .

Yüzbaşı Oktay ile Hazmin'in konuşmaları

Yüzbaşı Hazmin'in yanına doğru ilerledi ve yanına oturdu . Hazmin şaşkındı ancak kendini hemen toparlamıştı.

Yüzbaşı : iyi misin

Hazmin sadece başını salladı .

Yüzbaşı : Askeriye de olduğundan beri benden korkmuş olabilirsin ama korkma.

Hazmin : Gerçekten o bağırdığınız dakikalarda sizden cok korkuyordum.

Yüzbaşı gülümsedi .

"Artık korkmanı gerektirecek bir durum yok."

Hazmin de gülümsedi

"Evet "

Yazarın ağzından

Hazmin bir aksam sadece hastanede yatmıştı . Ve şuan tekrar askeriye deydiler ama artık ne Hazmin nede Laria o askeriyeyi bir hapis olarak görmüyordu aksine orayı kendi evleri bellemişler onları aileleri gibi görmüşlerdi.

Laria nın ağzından

Yattığım yerden doğruldugum sırada kapı tıklatıldı "gel" Demem üzerine kapı hafifçe açıldı kapının arkasında gördüğüm yüz tüm dünyam tek gerçeğim di . Baran kapıyı örtüp yanıma geldi . Sırıtarak yanıma uzandiginda onun bu çocuksu hallerine güldüm .

Baran:iyiki ablan ile odaları ayırdınız bak artık her gün seninleyim!

Gülerek saçlarını karıştırdım .

Laria: Evet öyle sen beni çok mu özledin de sabahın köründe geldin?

Baran ise bu sözüme güldü .

"Sabahın körü değilki saat 10 oldu hatta bir on dakika sonra 11 olcak!

Bunu demesi ile şaşkınlıkla ayağa kalktım hemen üstümü giyinmeye koyuldum . Kıyafet ararken Baran da yanımda belirmişti .

Geç uyandığım için hem kendime hemde Boran a sinirliydim . Mızmızlanırken Baran a döndüm.

Sen niye beni uyandırmıyorsun bu saati bekliyorsun diyerek sinirle ona döndüm ama aynı zamanda kıyafetimi değiştiriyordum üstümdeki pijamayı çıkartıp aldığım tişörtü u giyerken tekrar Baran a döndüm.

Donuk bir şekilde bana bakıyordu "ne oldu deyip kıyafeti tamamen üzerime geçip onun yanına ilerledim .

Baran ise başını iki yana sallayıp yutkundu ardından tekrar bana bakıp bir daha yutkundu . "Tövbe tövbe çık aklımdan edepsiz fikir "

Bir şeyler demişti ama türkçe konuştuğu için anlamamıştım . Aslında türkçe biliyordum ama çok küçükken unutmuştum dayım unutturmuştu.

Ne diyorsun benim anladığım dilde konuş.

Kendine geldiğinde bana bakıp gülümsedi :sen boşver sevgilim ben boş yapıyorum "

Bu dediğine dudak büzüp yanağını okşadım .

"Sen boş yapmazsın ki aşkım "

"Yapmaz mıyım ?"

"Yok bence yapmazsın"

Edepsizlik yapar mıyım ? Dediğinde kendini söylüyor gibiydi sonradan dışından söylediğini fark etti.

"Sen edepsiz değilsin ki aşkım yapmazsın sen öyle şeyler "

Bana olan bakışları sanki çok masum muşum gibiydi. Zaten tam olarak ne demek istediğini de anlamamış anladığım kadarı ile cevaplamıştım.

Hazmin in ağzından

Soluk soluğa yerde uzandığım sırada Atakan da yanıma uzandı saçımı kulağımın arkasına attığı sırada

Atakan bana sana dövüş dersi vercem diyerek bir odaya getirmişti . Biraz dövüşmüştük gerçi buna dövüşmek denirse dövüş eğitimi falan almadığım için onu her yere yıkmak istediğimde o beni yere sermişti .

Soluk soluğa yere uzandığım sırada Atakan da yanıma uzandı. Saçımı kulağımın arkasına sıkıştırdığı sırada alnımı alnına dayadım benim hızlı nefeslerim onun sakin nefeslerine karıştığında gözlerini açıp tekrar bana baktı beni yerden kaldırıp başka bir odaya götürdü. Kapıyı hızlıca kapatıp kilitledigi sırada kollarının arasında kalmıştım . Atakan ın davranışlarını izlerken tekrar bana döndü .

Birden başını omzuma gömdü . Bende onun saçlarını okşamaya başladım . Kokumu içine çektiğinde tekrar başını kaldırıp bana baktı

Gülüşünü derken dudaklarını dudağımın kenarına bastırdı .

Kokunu derken kafasını saçlarımın arasına gömdü .

Tekrar başını kaldırıp yüzüme baktı sanki yüzümün her hattını ezberlemek ister gibi . "Öldüm korkudan geberdim Hazmin .yüzünü bir daha göremeyeceğim diye sesini bir daha duyamayacağım diye "

Yanağından öpüp geri çekildim. "Özür dilerim seni üzmek ve ya korkutmak en-"

Lafımı bölüp dudaklarını dudaklarıma bastırdı ilk saniyeler şaşırdığım için tepki vermesem de sonra öpüşüne karşılık verdim. Kollarımı boynuna dolandığına onun elleri de belimi kavramıştı yavaş öpüşleri sanki bir daha hiç kaybetmek istemez gibiydi ancak sonra bu yavaş ve tutkulu öpüşleri sertleşmişti bu sefer sanki bir daha kaybetmek istemezcesine öpüyordu . Dudağımı ısırdığında inleyerek geriye çekildim .

Nefes nefese kalmış bir şekilde konuştuğumda "Mal mısın koparsaydın birde " dedim.

O ise komikmiş gibi sırıtarak bana bakıyordu bu hali de beni güldürdügü icin gülümsedim. " Özledim diyorum kızım bırakta tadını çıkarayım "

Ben daha cevap vermeden tekrar dudağıma yapıştığında bende karşı çıkmayarak dudaklarını öpmeye başladım.

Tam o sırada kapıyı birisi zorlayınca Atakan burnundan soluyarak geri çekildiğinde ben gülüyordum . Atakan dan ayrılıp kıyafetimi ve rujumu düzelttiğimde Atakan somurturken "Artık başka zamana " dediğinde kahkaha atabilirdim ama kendimi sıktım kapıyı açtığında Timinden Yahya yi gördüm

Yanlız anlamadığım noktalar vardı şüpheleniyorum . Kimseye yerimizi söylemememize rağmen Yahya bizi kime sorupta bulmuştu ? Bizi mi takip etti yoksa lan bu gerçekten şüpheleniyorum !

Yahya "Komutanım Yüzbaşı Oktay sizi çağırıyor "

Benim anlamadığım dilden konuştukları için mal mal yüzlerine bakıyordum Türkçe konuşuyorlardı sanırım yani ! Atakan 'a döndüm.

"Benimde anladığım dilden konuşsanıza ubluydki!

Atakan'ın tek kaşını havalandı "Umarım kötü bir şey demedin?"

Omzumu indirip kaldırdım ve gözlerine odaklandım ."Eğer biraz daha benim anlamadığım dilden konuşursanız daha kötü konuşurum milyy"

Dudakları iki yana kıvrıldı.Elini omzuma attığında Yahya önden biz arkadan ilerliyorduk."Yani az önce kötü bir şey dedin öyle mi?"

Da ,ama ilkinde dedim milyy mesela şuan tatlım diyorum ama ilkinde şerefsizler dedim!"kıkırdayarak söylediğim şeyler karşısında şaşırdı ancak sonra yüzünde hafif bir sırıtış oluştu . "Yani az önce bana tatlım dedin öyle mi?"

Başımla onu onaylarken "Da"dedim.

Bir ara Atakan'ın rus olmadığını kendime hatırlatmalıydım. Bana anlamayan gözlerle baktığında tekrar ingilizce olarak " Evet " dedim . Başını iki yana salladığında " Bir an önce Rusça öğrenmeliyim " demişti . Kıkırdayarak ona döndüm. " Benimde türkçe öğrenmem lazım " Demiştim. Nereye gidiyorduk acaba? Biri banada açıklayacak mıydı? Yüzbaşı Oktay 'ın odasının önüne geldigimizde anladım . Bizi çağırmıştı. Atakan kapıyı tıklandığında yüzbaşı Oktay birseyler demişti ve bizde içeri girmiştik . Yüzbaşı Oktay beni görünce gülümsedi. Kaçırılma olayından bu yana bana dahada bir cana yakın davranıyordu. Baba gibiydi...

Baba...

Ailem aklima geldi kardeşim oz kardeşim sandığım lariam öz annem sandığım Maria hiçbiri oz ailem değildi asla da umrumda değildi benim ailem onlardı ama asıl annemin halam olmasını beklemiyordum.

Dayımın üvey babam olmasını beklemiyordum.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.