İçeriğe geç

UNHOLY

Bölüm 8 · 4 dk okuma

UNHOLY

Bölüm 8

0.8

Araba yolda kayarken Atalay direksiyonla arabayı toplamaya çalışıyordu aynı zamanda boş yol frenin sesiyle yanlılanıyordu.

"Napıyorsun sen! Delirdin mi?" Bağırarak konuştuğunda istemsizce gözlerim kapanmıştı ve çenem kasılmıştı. Gözlerim dolarken kendime lanet edip elimi kapıya attım ama eş zamanlı olarak Atalay'da kapıyı kilitlemişti.

"Derdin ne senin?" Bağırmaya devam ederken gözümden akan bir yaş damlası ile kaybettiğimi hissetmiştim. Sanki birinin feryadı diğerlerine ön ayak olmuş oları yüreklendirmiş gibi o damlayı takip etti diğerleride.

"Lütfen bağırma." Sessiz çıkan sesime karşı herekeleri durmuş ve sesini çıkarmamıştı.

Bağırış benim için çok farklıydı. Birinin bağırması beni geriyordu. Sesler tahammül edemediğim beni korkutan tek şeydi belkide.

Arabanın çalışması ile ne yaptığına baktım. Yokun ortasında duran arabayı sağ taraftaki iki arabanın arasına çekmişti.

Elimi tekrar kapıya attığımda kilidi açmadığını gördüm.

"Açar mısın kapıyı? İnicem."

"Açmayacağım Zeynep." Sesi sakindi. Nasıl bu kadar kısa sürede o sinirini sindirmişti anlamamıştım.

"Neden inat ediyorsun?" Sorduğum soruya cevap vermeden konuştu.

"Niye söz dinlemiyorsun?" Elimle yüzümdeki yaşları silsemde yerine yenileri ekleniyordu. Ağlamıyordum sadece gözümden yaş akıyordu.

"Neden dinleyeyim?" Sesim istemsiz olarak çığırtı gibi çıkmıştı. İsyan eder gibi.

"Ağlama artık." Yüzümü ondan çekip cama çevirdim. Ağlama artık mı? Ne diyordu bu? Bu ağladığım için üzüldüğünden söylenmiş bir cümle değidi, direk ağlayan birisine tahammülü yokmuş gibiydi. Sesinden anlaşıyordu çünkü hafifde olsa bir sinir tınısı vardı.

"Siktirgit." Ateş saçan gözleri bana döndü ve üzerime doğru eğildi.

"Düzgün konuş." Koltukta yaslanabildiğim kadar yaslanıp kendimi geri çektim.

"Siktirgit Atalay." Üstüne bastıra bastıra söylediğim sözler ile derin bir nede aldı kafasını havaya kaldırdı. Çenesi kasılmıştı. Sanırım bana olan tahammülünün sonuna gelmiştik.

Üzerimden çekilip koltuğuna yaslandı elini alnına götürdü ve bir kaç saniye kaşıdı.

"Sana ceza vermekle seni bırakmak arasında sıkışıp kaldım Mihrimah." Söylediği şeyle afallamıştım. Ceza mı?

"Ne diyorsun sen be. İnicem ben aç artık şu arabayı aptal herif." Koktukta kalkıp onun tarafına atıldım amacım kapının kilidi açıp defolup gitmekti. Ama işler istediğim gibi olmadı uzattığım kolumu tutup kıvırdı ve beni ters çevirdi kolum acırken ağzımdan çıkan inleme arabada yayılmıştı.

Bileklerimi arkadan birleştirmiş ardından soğuk metallere hapsetmişti. Gözlerimden yaşlar akarken kalbim sıkışmaya başlamıştı.

"N-ne yapıyorsun ya!" Beni koltuğa oturttu ve arabayı çalıştırdı. Sesli bir şekilde ağlamaya başladığımda sert bakışları bir kaç sayeliğine bana dönsede hiçbir şey yapmadan arabayı kullanmaya devam etti.

"Evime götür beni."

"Sesini çıkarma."

"Aç lütfen şu kelepçeyi canımı acıtıyor." Cevap bile vermeden arabayı kullanmaya devam etti.

"Boş yere dil dökme Mihrimah."

"Bana Mihrimah deme!" Bağırışım arabayı sarsarken boğazımda acı bir tat oluşmuştu. Bana cevap vermeden arabayı sürmeye devam etti.

Araba evimin önünde durunca derin bir nefes verdim.

"Bir daha sakın benimle iletişime geçme duydun mu beni!" Kendini beğenmiş bir şekilde güldü ardından kafasını bana çevirdi ve gözlerimiz buluştu.

"Senin yerinde olsaydım ellerim kelepçeliyken böyle konuşmazdım." Açılan ağzımı kapattım ve seslice yutkundum.

"Annem merak edicek artık gitmem gerek." Sıkışınca topu başkasına atardım.

"Annenlerin evde olmadığını duydum Mihrimah." Sinirlerim altüst olmuştu gözlerimden akan yaşlarla kendime küfür ettim. Telefon konuşmasını dinlediği yetmezmiş gibi bir de Mihrimah diyip duruyordu.

"Tamam yeter artık bitir şu oyunu sıkıldım ve canım acıyor."

"Ben oyun oynayacak yaşı geçeli baya oluyor." Ardından kolumu tutup kendine çekti bileğimdeki kelepçeleri çıkardı ardından kapıların kilidini açtı.

"Bu sana bir ders olsun bir dakine nasıl davranman gerektiğini anlamışsındır." Bileklerimi ovarken sözleriyle hareketlerim durmuştu.

Yüzüne yumruğumu geçirmek istiyordum ama fiziksel gücümün ona zarar veremiyeceğinin farkındaydım o yüzden sakince gözümdeki yaşları sildim, bozulan saçlarımı toparladım ve oturduğum yerde dikleştim.

"Bir dahaki olmayacak Atalay."

"İşte bu dediğine ihtimal vile veremiyorum Zeynep."

Tekrar Zeynep'e geçmesiyle afalladım ama bunu dışa yansıtmadan arabadan indim ve kapıyı sertçe kapattım.

Hızla apartmana girdiğimde arabanın sesi kulaklarıma dolmuştu. Bir daha onunla iletişime geçmeyecektim. Gördüğüm zaman yolumu değiştirecektim.

Eylül elindeki telefona kafasını gömmüş tiktok izliyordu bense onu izliyerek dün akşam yaşadıklarımı ölçüyordum ama işin içinden çıkamıyordum.

"Eylül?"

"Hı?"

"Birisi bana bi Mihrimah diyor bir Zeynep sence amacı ne?"

Önce kaşları havalandı ardından kafasını telefondan kaldırıp bana döndü.

"Kim o?!" Heyecanla sorduğu soruya gözlerimi devirdim.

"Bir arkadaşım."

"Cümlelerin analizini ona göre hangi durumlarda kullandığı buluruz. Mesela Mihrimah'ı hangi zamanlarda kullanıyor."

Beni kelepçelediği zaman diyecekken cümlemi yuttum ve düşünmeye başladım. Tam olarak kestiremiyordum. Sinirliylen, benimle iddialaştığı zamanlar ya da bana sözünü geçirmeye çalıştığı zamanlar?

Zeynep'i ise normalde samimiyken bana ilgili davranırken kullanıyordu. Bunu neden yapıyordu kestiremiyordum.

"Düşündün mü?" Eylül ile derinliklerden çıkıp tekrar odama dönmüştüm.

"Boşver ya çokta önemli değil." Eylül gözlerini devirdi ve sesli bir şekilde soluk verip elimdeki telefona geri döndü.

Bu adamdan hem korkmaya başlamıştım hem de adama olan merakım artmıştı. Ne düşüneceğimi bilmiyordum.

🍓🍓🍓

Merhabaaaa

Sınavdan çıktım ve bölüm attım.

Mora olması adına bölümü beğenirseniz mutlu olurum çünkü buna fazlasıyla ihtiyacım var :(

Yeni bölümlerde görüşmek üzere

🍓🍓🍓

Bölüm sonu

1 yorum