İçeriğe geç

Umut Dalı

Bölüm 4 · 3 dk okuma

Umut Dalı

Bölüm 4

KAZA

Sabah kalktığımda ilk defa yatağımı bile toplamadan valiz hazırladım.

Bir tişört, bir eşofman ve bir çift çorap yeter gibi.

Pencereden baktım ve...

Hah, ne güzel şansıma dışarıda fırtına var.

Kafama bir bere geçirdim ve kendimi dışarı, acımasız sokakların içine attım.

Sokaklar nedir size göre?

Bir yerden bir yere gitmek için arasından geçilen yollar mı, trafik dolu alanlar mı, araba park etme yeri mi, yoksa hayata şanssız gelen, dünya lütuflarından nasibini alamamış zavallı bazı insanların yaşam alanı mı?

Arabanın camlarını sonuna kadar açtım ve soğuk havanın içeri dolmasına izin verdim çünkü insan sıcakta mahvolurdu, soğuktu insanın ruhuna iyi gelen, onu diri tutan, ayağa kaldıran.

Radyoyu açtım ve rastgele şarkıları incelemeye başladım.

Bazı şarkılar size anılarınızı canlandırır.

Bu şarkı da bana birini hatırlattı.

Hayatınızda bir kere rastlayabileceğiniz ve kaybetmemeniz gereken birini.

Şöyle diyor şarkıda:

"Bulutlara soruyorum,

Ne zaman geçecek?

Güllerin dalını kıran,

Bu yağmur... "

Sıklıkla kendime sorduğum o soru:

'Ne zaman geçecek? '

Zihnim eskiden buna cevap veremezdi çünkü bir ergenin klasik sorusu gibi düşünürdü belki de. Ama şimdi cevabını alabiliyorum.

İstemiyorum

Ama alıyorum.

"Geçmeyecek çünkü sen bir delisin. "

"Sen bir delisin. "

"Sen GERÇEKTEN bir delisin. "

Beynimde sürekli bu cümle yankılandığında bilincimi kaybettim ve olanlar oldu.

Bilincimi tekrardan kazandığım an nerede olduğumu sorgulamam yarım dakikamı aldı.

Bir hastanenin yoğun bakım servisinde yatıyordum.

Kaza anını hatırlamak için kendimi zorladım ama tek hissettiğim o an yaşadığım acıydı.

Kafamı yana çevirmemle anlık şoka uğramam bir oldu.

Yanımdaki sedyede yatan hasta iki gün önce üzerine kahve döktüğüm adamdı.

Adam uyanıktı ve sanırım hep uyanıktı. Daha önceden bilincini kaybetmiş gibi yorgun durmuyordu,aksine kafasındaki küçük yarık dışında bir sorunu var gibi de görünmüyordu. Uyandığımı görünce kafasını bana çevirdi:

--Ooo günaydın, bu aralar sık görüşüyoruz.

( Esprisini beğenmediğimi belli etmemeliyim çünkü her şey benim suçum.)

-- Günaydın. Kazanın nasıl olduğunu tam anlatabilir misin? Ben hiçbir şey hatırlamıyorum da.

-- Benim açımdan bir sıkıntı yoktu. Ben yolumda gidiyordum ama sen herhalde yine kendine yaşam sebebi aramakla meşguldün ve ters yöne girip bana çarptın.

--Unutmamışsın.(utanç ifadesi :))

--Unutmadım ve sanırım hayatımda unutamayacağım nadir şeylerden birisi. He bu arada araban pert oldu.

--Ney, ne alaka? Onu sormak aklıma gelmemişti daha?

--Kendi varoluş problemlerinden sıra gelmeyeceğini düşünüp söyleyeyim dedim aklıma gelmişken.

--Şu konuyu kapatsak mı? Neyse ben arabayı burdan çıkışta yaptırırım zaten bir bu eksikti.

--Ben yaptırdım bile.

--Ne?

-- Kazadan sonra iyi durumda olduğumu anlayınca sana bırakmak istemedim. Zaten ambulans geldiğinde anahtarını bana verdiler, ben de tüm ısrarlara rağmen hastaneye gitmeyip arabanı tamire verdim. Sonra da hayranlarımın yüksek ısrarlarına dayanamayıp buraya geldim. Bir serum alıp çıkarım bana bir şey olmaz.

--Cidden nerden başlasam bilemiyorum ama öncelikle kendine bu kadar güvenme bence. Sonrasında da gerçekten teşekkür ederim çok yardımcı oldun.

--İşimiz bu. Benim serumum bitti birazdan eve giderim. Şimdi çıkış işlemlerimi tamamlayayım. Ha bu arada;

Ben Aras. Aras Tezcan.

Bana uzanan bu eldeki güven ve tehlikenin ikisini birden başka hiç kimsede bu kadar yoğun hissetmemiştim.

--Memnum oldum. Ben de Asel. Asel Sezer.

Birkaç saat sonra;

-- Asel hanım, çıkış işlemleriniz bitmiştir, geçmiş olsun.

Hastaneden çıktım ve bir taksiye binip eve geldim. Bütün gün aileme haber vermemenin vicdan azabıyla kapıyı çaldım.

--Nerdesin, niye haber vermedin? Arabayı vurmuşsun.

--Siz nerden öğrendiniz?

--Bi adam aradı senin telefonundan. Telefonunu adamlar alıp açıyor senin haberin yok. Önceden de haber vermemiş salak. Birazdan uyanır gelmenize gerek yok dedi.

--Sanki gelin deseydi gelecektiniz de.

--Ne dedin sen?

--Yok bir şey. Ben her şeyi hallettim. Gidip uyucam biraz.

--İyi uyu dinlen bakalım. Yarın yoğun bir gün olacak.

--Ne var yarın?

--Baban internetten tatil rezervasyonu yaptırmış. Yarın sabah alışverişe gidip akşam Fethiye'ye doğru yola çıkıyoruz.

Ağrıyan kolumun bedenimde yaptığı sızıyla gülmeye başladım.

--Anne şu koluma bak delirdin mi sen?

--Önce benle düzgün konuş. Baban almış, bana sorsaydı senin gelmeni istemezdim zaten.

Odama girip olanları hazmetmeye çalıştım.

Yani yarın akşam ben çok sevdiğim aşırı normal ailemle upuzunnn bir tatile çıkıcam.

Tam bir kabus.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.