İçeriğe geç

Umut Dalı

Bölüm 2 · 3 dk okuma

Umut Dalı

Bölüm 2

MASKE

Acınası halde olduğumu yeni farketmiştim ama artık çıkarı yoktu. Ben bu hayatı değiştirecektim.

Küçükken en büyük hayalim astronot olmaktı. Belki her çocuğun öyleydi ama benim nedenim farklıydı:

Ben bu hayattan kurtulmak istiyordum.

Annem normal değildi. Gerçi bana göre dışarıdaki çoğu insan da normal değildi ama annem başkaydı. O da benim normal olmadığımı söyler dururdu. Her ay psikolog randevum vardı. İlk duyduğumda gülmüştüm çünkü asıl psikoloğa gitmesi gereken kişi ben değildim,biliyordum.

İlk randevuma gittiğimde kendimce psikolojik sorunlar uydurdum. Ama şunu geç farkettim;

İnsan yalanları kadar yaşarmış.

Ya da başka bir deyişle;

Bu hayatta kendine yalandan maskeler takarsan o maskeyi yıllar sonra çıkarmak istediğinde üstüne yapışır,kalır. O maske senin kimliğin haline gelir.

İşte benim de böyle oldu.

2 hafta sonra;

Psikolog randevumdan çıktığım monoton bir günün öğlesinde-uzun zamandır yapmadığım bir şekilde-psikoloğumu dinleyip kendime bir kahve ödülü vermeyi hak ettiğimi düşündüm. Sonuçta bunu hak ediyordum ve bu sadece bir maskeydi.

Hayatımda yapabileceğim en büyük değişikliği yapıp neredeyse şehrin diğer ucundaki bir kafeye gitmeye karar verdim. Sonuçta psikopat insanlar da kahve içebilir değil mi?

Taksiye bindim ve her dakika yaptığım düşünme seanslarından birine başladım kendimce. Aylardır taktığım "psikopat" görünümlü maskeye alışmış gibiydim ama şu an bunun ciddiyetine varamazdım,belki daha sonra bunu dikkatlice düşünebilirdim.

Kafenin yakınında taksiden indim ve birkaç dakika yürüdüm. Açık hava herkese iyi gelirdi bence. Kahvemi aldım ve müthiş bir kararsızlıkla kahveyi oturup içmek mi dışarıda dolaşarak içmek mi konusunda yaklaşık on dakika düşündüm ve dolaşmaya karar verdim. Son zamanlarda hobi arayışı içerisindeydim ama bu hobi normal insanlarınki gibi kendine vakit ayırmak için sevdiğin bir işi yapmak değil,sadece bir işi yapmak olacaktı. Yani ben kendime bir yaşama sebebi arıyordum bir yerde.

Kahvemi alıp bu yakayı turlamaya başladım ama dalgınlık neredeyse bana adımı unutturacaktı. Hangi hobiyi yapabileceğimi- yaşam sebebimin ne olacağını-düşündüm bir süre.

Resim olmaz, pozitif duygular lazım. Kağıda sürekli kötü duygularını yansıtırsan o iş sana sadece daha fazla sıkıntı verir. Bu da hobi değil, benim gibi insanlar için cehennemdir.

Müzik ilham olmadan olmaz ve benim hayatımda benden kötüler dışında kimse yok.

Spor süreklilik ve devam gerektirir. (Vaktim ve mecalim yok.)

.

.

.

Elimdeki kahve dökülene kadar birisine çarptığımı bile anlamadım.

-Biraz dikkatli mi olsanız keşke?

-Heh? He şey pardon özür dilerim göremedim dalgındım da. Kendime yaşam sebebi arıyordum.

Bir dakika ne? Bu kadar açıklamayı niye yaptım ki şimdi?

-Ne? Yaşam sebebi mi? Güleyim de başıma gelmesin. Sen git önce kafanı toparla belki daha iyi sebepler bulabilirsin. Mesela önce önüne bakarak yürümeye başla, ne dersin?

-Afedersiniz bundan sonra size bir daha çarpmamaya dikkat ederim.

-İyi olur.

Gayet güzel giden bir günümün üzerine bir de kahve dökülünce kendimi eve dönmek zorunda hissettim. Zaten ben neden geldim ki buraya?

Başka bir taksi çevirip evin yolunu tarif ettim. Bunu gayet normal insanlar gibi yaptım belki ama canım hiç eve gitmek istemiyordu. Belki evde daha kötü olacağımdan, belki daha kötüleri göreceğimden.

Kalacak başka yer düşündüm ama bunu sürekli yanlışlıkla yapıp kendimi uyarıyordum, benim evimden başka kalacak bir yerim ve kimsem yoktu.

Eve girdim ve odama doğru koşar adımlarla ilerleyip kapıyı sertçe kapattım. Bu bile anneme göre bir psikolojik sorundu. Belki de gerçekten öyleydi?

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.