Bir gün dışarıdayken en yakın arkadaşım Deniz beni evine çağırdı. Doğum günü olduğunu unutmuştum ama bozuntuya vermedim ve çok istediği kolyeyi alıp yanına gittim.
Eve gittiğimde evde bir sürü kişi vardı. Deniz beni kapıdan geçirdi: "Aaa Gizem hoş geldin gir içeri. Bak seni ilkokul arkadaşlarımla tanıştırıcam." dedi. Hemen beni salona götürdü, hediyesini verdim. Sonra bana arkadaşkarını tanıttı. Ayşe, Nana ve Enes... Enes...
Ayşe'ye bayıldım. Çok komik bi kız. Küfürlü konuşmaları inanılmaz hoşuma gidiyo.
Nana da normal bir kız. Güzel bence. Saçları simsiyah. Bayılıyorum saçlarına.
Ve Enes... O, o çok yakışıklıydı. Hayır, ona aşık değildim. Olamazdım. Ama hep kapkara gözlerinin içine bakmak istedim. Kendimi kontrol edemiyordum. En sonunda baktım gözlerine. Beni izliyordu. Evet o da bana bakıyordu. Gözlerini kaçırmadan bir süre bana baktı. En sonunda gözlerini kaçıran ben oldum.
Daha sonra deniz bana "Gizem oturma boş boş gel mutfağa pastayı keselim ya." dedi. İstemeyerek gittim. Konuşmaya başladı. "Kızım Enes habire sana baktı ya tutuşmuş bu sana kesin." dedi. Ben de "Ya saçmalama ne tutulması ne bakması." Deniz ısrarla "Kızım sen harbi tam bir salaksın. Git içeri mk." dedi. Kıçıma hafif bi şaplak attı. Ona bir küfür savurdum ve içeri gittim.
Pasta yedik ve o gece hepimiz Deniz'in evinde kalmaya karar verdik. Yatakları Nana ve Deniz hazırladı.
Enes bana bakıyordu yine. Bem de ona baktım ve sonunda bu sessizliği o bozdu. "Gizem... Sen... Yani şey... Gözlerin çok güzelmiş. Yeşil göz her zaman bana daha güzel gelmiştir." dedi. Bir süre anlamayarak baktım ve saçmalayışını izledim. En sonunda "Teşekkürler... Enes." dedim. İlk defa adını söylemenin verdiği huzurla odaya gittim. Deniz ve Nana yer yatağında, ben bir koltukta, Enes de diğer koltukta sohbet ederek uyuyakaldık.