İçeriğe geç

Ufak Tefek Karışıklıklar

Bölüm 30 · 6 dk okuma

Ufak Tefek Karışıklıklar

Bölüm 30

Bölüm 30

"Hadi yavrum uyan, sana güzel bir sürprizimiz var" dedem benk uyandırmaya çalışıyordu ama sadece

çalışabilirdi

mental olarak çökmüştüm, sinirim bozulmuştu dehşet derecede

"Dede uykum var dur ne sürpriz mi ne süprizi"

sürprizlere bayıldığımı daha önce söylemişmiydim?

evet söylemiştim

hemen yattığım yerden kalktım oturur pozisyona geldim

sımsıcak evde battaniyenin altında koltukta öğle vakti uyumak kadar güzel bir his yoktu

"Sürpriz dedim ya torunum, söyleyemem gel kendin gör"

"geliyorum " diyip ayağıma terliklerimi geçirip peşinden gitmiştim hemen,

"Iyiki Doğdun Ada , Iyi ki Doğdun Ada, iyiki Doğdun,Iyiki doğdun Iyiki doğdun Adaaaa" gözlerim doldu

dedemle babaannem benim için pasta yapmış

hediye almışlardı

etrafta bir kaç balonda vardı

Sanırım geçirdiğim en kötü doğum günü anısı olmaktan şuanda kurtulmuştu bugün

koşarak dedemle babaanneme sarıldım hemen

"Iyiki varsınız,iyiki buraya gelmişim teşekürler ederim" dedim dolu gözlerimin arkasından

" O ne demek öyle, teşekkür meşekkür yok herşeyin en iyisini hakediyor benim torunum" babaanemde dedemi destekliyor öbür yandan şap şup yanaklarımı öpüyordu

Biraz daha onlarla vakit geçirdikten sonra hediyelerimi açmak için oturmuştum, Burda benim altın üçlününde hediyesi vardı.

şimdi açacaktım

Dolu gözlerimle diğerlerine göre Küçük kalan ama büyük olan kutuyu açtım ilk

son model bir airpords vardı

Demir abim almıştı , içindeki not içimi ısıtmıştı

"En son kulaklığın yokken ellerime kusmuştun, önemli bir tedbir almak için son model kulaklık iyi olur diye düşündüm birtanem

ha olurda kusmak istersen illede, ellerim her daim sana feda"

Yia

Şapşikti bu çocuk

kıkırdadım hemen ardından abime yazdım

ilk hattımda yazacağım kişi o olacaktı,isimle kaydetmeyi gerek görmemiştim çünkü başka bi abim yoktu

Abimmm🤍

Hediyenii açtımmm abiimm

çok beğendim

teşekkür ederimmm😽

yazıp kulaklığı kendime takıp fotoğraf göndermiştim

henüz oralarda hala kargaşa olduğu için, anında görmesini beklemiyordum zaten ardından öbür paketleri açmaya başladım elim en büyük pakete gitti yavaşça kutuyu açtım

içinden yapboz çıkmıştı,

elim kutunun dışına gitti

tere çevirdiğimde bunun efeyle kendi fotoğrafım olan özel basım bir yapboz olduğunu anladım

gözlerim dolmuştu yine

çok güzeldi bu

fotoğraf karışıktı, yapabilirmiydim emin değildim ama değerdi

elim kutunun içindeki nota gitti

"İyiki doğdun ablamm, manevi birşey yapmak istedim ama aklıma gelmedi, bende 7/24 beni düşün diye yapboz yaptırdım, fotoğrafta hangimizin ayağı hangimizin kolu belli olmuyor diye bol bol uğraşırsın diye düşündüm, nice senelere biricik ablam "

yiaaaaa

ben yumuş yumuş bir tüy yumağıydım

hemen onada yazıp teşekkür etmiştim, cok tatlıydı bu çocuk ya

ardından Güney'in hediyesini açtım

Bana plaket yaptırmıştı manyak

Yılın karıştırılan best bebeği diye

Notu okuyunca beni bi gülme tutmuştu

"Varoş plaketi değil he, zorda kalırsan bozdurursun, bilmem kaç gram altın var, kıymetimi bil köpekkk, ay neyse iyiki tanışmışız , ağlicam şimdi çok seviyorum seni"

sevgi pıtırcığı idim şuan

hemen onada mesaj atmıştım

Dedemin hediyesi ise en güzeli olabilirdi

Kafamı dağıtayım diye bana tatil ayarlamışti,ve ne olur ne olmaz diye 3,4 bilet almışti birilerine veririm diye

ama benim hayatım o kadar yanlızdı ki dedee babaannem dışında 3 kişim vardı, 4. bilet fazlaydı bile

Babaannemse bana manevi değeri çok yüksek olan hatta maddi değeride bir o kadar yüksek olan , anneden kıza yada toruna verilen çok özel bir çift küpe vermişti

Tamamiyle gerçek altın olduğunu 3 yaşındaki bir çocuk bile anlayabilirdi

o kadar ağırdı ki

Babaannemin halama bile vermediği bu küpeyi bana vermesi, güvenmesi, beni 40 yerimden bıçaklamıştı

öbür evdekiler bana günahları kadar güvenmiyorlardı

şimdi yormayan güzel bir aile ilişkim varmış gibi hissetmiştim

mutlu olmuştum

Benim onlara ihtiyacım yoktu

ama onların bana ihtiyacı vardı

Birden alacaklı gibi kapı çalmaya başladı , bakışlarım endişeyle dedeme döndü

"Dede noluyor"

"öğrenelim bakalım kimmiş derdi neymiş, sen içerde bekle kuzum"

ne kadar onu kafamla onaylasam bile çaktırmadan pencereden izlemeye başladım

Bütün ex aile bireyleri buradaydı

5-6 saat önce ex olmuşlardı benim için

hayır eski anlamında ex değil...

ölüm anlamında ex

Kemal bey kapıyı yumrukluyordu

Aptal değildim burda çok kalamayacağımı biliyordum ama kalabildiğim kadar kalmak istiyor, hepsini kapımda köpek yapmak istiyordum.

İçimdeki şeytani uyandırmışlardı

enayi olamayacak kadar öfkeliydim

iki güzel söze kanamayacak kadar nefret doluydum

saçım okşanınca uyumak yerine tiksinecek kadar iğrenç duygular besliyorum

onların adına üzülmüştüm

bu Adayı tanımak onları kahredecekti

aslında üzülmemiştim, acımıştım

tıpkı sokakta gördüğüm araba çarpmış bir köpek yavrusunu görünce hissettiğim kadar acıyordum anca

"Kızımı almaya geldim" Kemal bey dağılmış suratının arkasından konuşunca bakışlarım ona döndü

"Ben size demedimmi oğlum torunum dahi olsa bu eve kimse girmeyecek diye" diyip korumalara bağırmıştı

"Efendim çok zorluk çıkardılar,polis falan dedile-"

"Sus topuğuna sıkarım sus" diye havaya 2 el açtı Dedem herkes irkilmişti, exler dışında

"Dede Ada burda biliyoruz, alıp gideceğiz" diyerek sakince konuşmaya çalışan fakat kendini zor dizginleyen Fırata baktım

"Vay paşama bak sen, demek burda olduğunu biliyorsun, okumayı konuşmayı, dinlemeyi biliyormusun peki Fıratçığım heh? güvenmeyi? inanmayı?"

Konuş be dede arkandayım

Bir anda nerden çıktığını bilmediğim babaannem konuştu

"Size adanın bokunu bile vermem, basın gidin evimden," çok ciddiydi duruyordu ama babaannem dedemin aksine şiveli konuşuyordu, bok demek yerine poh demesi beni neredeyse güldürecekti.

"Anne bak" Elif hanım konuşmaya girecekti ki babaannem susturdu onu " sus anne deme bana, annelikten soğudum senin bu güzel yavrucuğa yaptığın annelikten sonra, bu kız burdan gitmek istemediği sürece, polisinide getirirseniz vermem size, "

"poyraz" polisi ara diyen Kemal beye baktım , benimkilerin başı derde girmesin diye sakladığım yerden çıktım o polisi aramadan

herkes bana bakarken

"Ada'm" diye bi ses çıktı nerdeyse herkesten

annem bayılmak üzereydi

bakmadım ona

tıpkı o bana bakmadığı zaman ki gibi

gözlerimi bakmayı

bakışlarımı görmeyi

haketmiyordu

kimseye bakmadan dedemin yanına gittim kolunun altına girdim

"Olurda polisi ararsanız, ömür billah hiçbiriniz affetmem, bununlada kalmam , yapmamı umut ettiğiniz şeyi yapar Ailenizi yıkarım, yemin ederim yıkarım, Elinize bu sefer gerçekten sebep geçmiş olur en azından, şimdi o elindeki telefonu bırak, başını kaldır "

Poyraz kafasını kaldırdı, göz göze geldik

" Sıkıyorsa ara, hadi ara, neden aramıyorsun, götün yemiyor değilmi? arasana, arasanıza," güldüm seslice

"Size öyle şeyler yaparım ki keşke Adayı böyle birşeye dönüştürmeseydik dersiniz, keşke O gün ölseydim de öyle şeyler demeseydim dersiniz keşke , keşke, keşke , sizi keşkelere boğarım,"

" Anladınız mi beni, boğarım, şimdi hepiniz defolun gidin evimden, ben size uçağa binmeden önce son şansımı verdim

dedim ki ;

Birşeyin deyin son şanınız , yoksa hayatınız boyunca yüzümü göremessiniz dedim mi? Dedim.

ki ciddiydimde

o suratımı birdaha asla göremeyeceksiniz, karşınızda size sevgiyle bakan bir ada asla olmayacak, bitti, herşey bitti, Ulan ben size kanıt atmasam siz hala arkamdan konuşuyor olacaktınız , Hani bir daha o eve geri giremezdim, noldu Fırat paşa, ne diye geldin beni geri götürmek için, Hani bana bir daha güvenemezdiniz , ne diye kapıma geldiniz?, hani kırılan bir kaç bardak bile benim için değmezdi , ne diye kapımın önüne geldiniz, ederim bir kaç bardak değilde fazlasımıymış? Hayırdır?,

Ben size o kanıtları bana güvenin bana inanin diye atmadım bana geri dönün diye atmadım, Pişmanlıktan her gün ölüp geberin diye attım, ama ne kadar yüzsüz olduğunuzu unutmuşum, Kapıma gelme cesaretinde bulunacağınızı düşünmemiştim, yazık size ömrünüzün geri kalan kısmında, yaşayacağınız vicdan azabına üzülüyorum, ben ailen var sanmıştım ama yokmuş, bitti " ellerimi birbirine çarpıp hiçbirine bakmadan içeri girdim

arkamda bir harabe bıraktığımın farkındaydım

Bana pişmanlıkla bakan gözleri beni sadece tatmin etmişti

Bu yanımla ben bile iyi anlaşamazken, onların tanışması iyi şeylerin alameti değildi

Peşimden gelen Efe ve Demir abim benimle beraber içeri girdiklerindeyse sadece sarılmıştım

Melek Ada mod on

geri açılmıştı

"Daha beterini yap bebeğim" diyen Demir abime gülümsedim

"En çok ta benim suçsuzluğum onları rahatsız edecek"

kafamda tilkiler dönüyordu

ağır seylerdi

ama bana söylenenlerdr ağırdı

İntikam almadan onları affetmem mümkün değildi

eski melek Ada için mümkündü, hatta çok basit birşeydi

ama şeytan Ada , önüne Acun Ilıcalının serveti konsa bile İntikamsız kimseyi affetmez

Kimsenin gözünün yaşına bakmazdı

Bölüm sonu

13 yorum