İçeriğe geç

Ucubeler Sirki

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Ucubeler Sirki

Bölüm 1

Yeni Kukla'nın İlk Günü

Bir gün uyandığın yer ev gibi hissettirmeyebilir...

..."Neredeyim ben?! Siz kimsiniz?!" Diye bağırdı. Korkuyla etrafına bakınıyor ve ne olup bittiğini anlamaya çalışıyordu. Etraf sadece loş bir ışıkla aydınlatılmıştı, etrafındaki kişi ve nesneleri zor ayırt ediyordu. "Sakin ol, her şeyi anlatacağım." Dedi baskın bir şekilde ses, kalındı ama bir o kadar da şefkatli ve rahatlatıcıydı. "Ne istiyorsunuz benden?!" Diye diretti. "Sesini kesecek misin?! Sana ayıracak vaktimiz yok!" Dedi sinirli bir ses. "Silas!" Dedi arkadan gelen ince ve kulağa melodi gibi gelen bir ses. "Bana. o. adla. seslenme." Dedi sinirli ses, bu sefer bağırmıyordu ama sesi kalın çıkmıştı, her kelimeyi vurgulayarak söylemişti. "İkinizde durun. Yeni kuklanın daha şimdiden bizi sevmemesini istemeyiz, öyle değil mi?" Dedi az önceki şefkatli ses. O sırada onun aklından şu geçti, Yeni kuklanın mı? "Evet" dediler birlikte,Silas denen kişinin sesi çok daha isteksiz ve sinirliydi "Sana her şeyi anlatacağım ama ilk önce sakinleşmen gerek." Dedi olabildiğince nazik bir şekilde. Biraz daha rahat hissetmen için kendimi tanıtmakla başlayacağım. Benim adım Leif. Peki senin adın ne yeni kukla?" Duraksadı. Ona hala kukla diyordu karşısındaki. "Ben.. Ben Raphael."

(Raphael'in Gözünden)

"Tanıştığımıza memnun oldum Raphael" sesi çok daha nazik ve iyi duyuluyordu. "Burası çok karanlık.." diye mırıldandım. Leif'in kafasını salladığını zorda olsa görmemle birlikte sesini duymam bir oldu. "Diesel, ışığı açar mısın lütfen?" Adı Diesel olan kişi tek kelime etmeden ışığı açtığında içime bir rahatlık hissi doğdu. Artık her şeyi gözlerimi yormadan, daha net görüyordum. Ama karşımdaki manzarayla biraz da olsa şaşırmıştım, karşımdaki her bir kişi garip bir kostüm giyiyordu. Karşımdaki kişinin Leif olduğunu tahmin ettim. Leif denen bu kişi, büyük bedenliydi, oldukça uzundu. Giydiği kostüm bir soytarıyı andırıyordu. Gerçi hepsinin kostümü bir soytarı şeklindeydi. Kostümü siyah çok az kırmızı ve açık maviden oluşuyordu. Uzun şapkasının uçlarında sarı ziller vardı. Etrafıma baktığımda bir şey fark ettim, bir çadırda mıyız biz? "Ne düşündüğünü biliyorum." Dedi Leif. "Evet bir çadırdayız biz. Sirkteki bir çadırdayız." Kafamı onaylar şekilde sallamakla yetindim.

O sırada arkadan isyankar bir ses geldi. "Bana söyleyecek bir şeyiniz yoksa ben gidiyorum!" Dedi öfkeyle. Bu Silas olmalıydı. Leif'e göre çok daha küçük bir bedene sahipti ama yine de çok uzundu. Kostümü siyah ve yeşilden oluşuyordu. Şapkasının uçlarındaki ziller ise yeşil renkteydi. "Hey sana diyorum!" Leif'e dönüktü. Leif ona ters bir şekilde baktı. "Saygılı olmalısın Silas, büyüğüne bağırmak hiç doğru bir davranış değil." Silas elini yumruk yaparak sıktı. O kadar sert sıkıyordu ki minik kan damlalarını görmek mümkündü.

"Kahretsin, gidiyorum ben!" Arkasını döndü ve sinirle odadan, daha doğrusu çadırdan çıktı. "Ona aldanma o hep öyle, saygısız ve bencil." Dedi az önceki melodik ses. "Ben Ivy." Dedi gülümseyerek. Pembe siyah ve beyaz renklerden oluşuyordu kostümü. Uzun siyah saçlara ve pembe perçemlere sahipti. "Sizden daha kaç tane var..?" Diye sordum bıkkınlıkla, sadece eve gitmek istiyorum.. "Bizden daha çok var, ama şimdilik bu kadarız." Dedi neşeyle Ivy. "Bu arada bu koca çocuk Diesel. Sanırım adını duydun zaten." Diyerek arkalarında bulunan çadırın ucundaki kişiyi gösterdi. Bu kişi uzun şaçlıydı. Mor ve siyah bir kostümü vardı. Saçları ise mor renkteydi. "O pek konuşmaz." Diye ekledi. Neden hepsi bu kadar uzun, diye geçirdim içimden. "Bugün sana çok ağır gelmiş olmalı. Hadi seni çadırına götürelim." Dedi Leif. Reddecek halim yoktu. Cidden yorulmuştum...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.