"Gidiyorum " dediği tam dört ay olmuştu. O gün son kez görmüştüm onu. Hâlâ nereye gitti neden gitti bilmiyorum.
Dört ay içinde Arda'yla da pek görüşmüyorduk. Nadiren konuştuğumuzda da laf arasında çok kez Yakamoz'u sormuştum ama bu zamana kadar beni hep geçiştirmişti. Bu süre içinde hayatımda pek bir değişim olmamıştı. Hâlâ bir yerlerden Yakamoz'a ulaşmaya çalışıyordum. Özlemek çok zordu ve 'Yakamoz'u özlemek' çok daha zordu. O gittiğinden beri sık sık psikolog ve psikiyatri randevularım oluyordu.Uzun bir süredir gitmediğim doktorumla yine haşır neşir olmuştum yani.Doğruyu söylemek gerekirse hiç bir işe yaramıyordu. Sadece annemin fikriydi. Panikataklarım tekrar başlayınca en iyisinin bu olduğunu düşündü. Beni üzgün gördükçe soruyor ve asla cevap alamıyordu. Sormakta da haklıydı çünkü dört aydır bambaşka biri gibiydim . Ne eski neşem kalmıştı ne de gevezeliğim. Heyecanlanınca ve mutlu olunca asla susmayan ben artık neredeyse konuşmuyordum. Sanırım zaten mutlu da olamıyordum. O olaydan sonra tekrar böyle olmamak için çok uğraşmıştım ama Yakamoz'dan sonra kalbime pek söz geçiremedim anlaşılan.
Kulağımda Furkan Manav'dan Yıldızlar Anlatsın şarkısı çalarken yeniden elimdeki kitaba odaklanamadığımı farkettim. Canım çok sıkıldığı anlarda telefona sarılır ya Öykü'yü ya da Mete'yi(Emre Mete) arardım.
Mete ile tanıştığımız 2 ay oluyordu.Az bir süre içerisinde çok samimi olmuştuk. Ne zaman kendimi kötü hissetsem kesinlikle yanımda olurdu. Ona çok güveniyordum ama Yakamoz'dan bahsetmemiştim . Belki de onun hakkında kimseyle konuşmak istemediğimdendi. Sadece bazen Öykü konusunu açıyordu ve ben geçiştiriyordum. Arda'ya da O'nu sormayı bırakmıştım.
Telefonu elime aldım ve rehberde Mete'yi aramaya koyuldum. Tam o sırada telefonum çaldı.
'Cool Çocuk 😎 arıyor...'
Bu Mete'ydi. Onu telefona bu şekilde kaydetmiştim. Mutsuz olduğumu hissetmiş olmalıydı yine. Yüzümde hafif bir tebessüm oluştu. Kalp kalbe karşı işte. Mete beni dört ay içinde gülümsetebilen belki de tek kişiydi. Telefonun yeşil tuşunu kaydırıp kulağıma götürdüm.
"Küçük hanım nasıllarmış bugün?" Yine gülümsedim.
"İyiyim. Yani iyi değildim ama senin enerjin karşısında kötü olamıyorum." Mete bu sözüm üzerine güldü.
"Ne mutlu bana o zaman. Seni bugün biyere götürmek istiyorum güzellik. İtiraz kabul edilmiyor."
"Nereye?"
"Sürpriz!"
Telefonu yüzüme kapattı. Normalde geri arar ve iki saat ,telefonu yüzüme kapattığı için cırlardım ama şu an içimden gelmiyordu.Ne kadar meraklı olduğumu ve kapatmazsa o söyleyene kadar başının etini yiyeceğimi biliyordu.
Moralim Mete ile birlikte biraz düzelmiş olsa da hâlâ aklım Yakamoz'daydı. Her ne kadar keyfim yerinde olmasa bile tabii ki 'Cool Çocuk'u kıramazdım. Saati bile söylemeden suratıma kapattığı için tekrar aradım.
'Cool Çocuk 😎 aranıyor...'
Telefonu ikinci çalışında açtı.
"Nereye gideceğimizi söylemem boşuna yalvarma."
Bunu söylerken sesi o kadar bıkkın çıkmıştı ki kahkaha attım.
"Korkma ısrar etmiycem. Kaçta alırsın beni onu sormak için aradım."
"Oh be! Yarım saat telefonda başımın etini yersin diye korktum."
"Aşk olsun Mete ne zaman yedim başının etini." güldüm.
"Olsun güzelim." Bir kaç saniyeliğine sustu. Sonra devam etti."Seni yarım saate alırım. Hazır ol."
"Tamam. Peki şey... nereye gideceğimiz hakkında bir ipucu..."
Yüzüme kapattı.İki oldu ama he! Mete arayana kadar depresyonda olduğum aklıma geldi. Biraz önceye göre çok daha iyi hissediyordum.Mete gerçekten beni neşelendirebilen tek kişiydi ve o olmasa Yakamoz'un yokluğu çok daha çekilmez olabilirdi.
_