# Bölüm 9: Yanlış Anlaşılma
(Rümeysa)
Telefonun ekranına birkaç saniye boyunca öylece baktım.
*"Mutlu oldunuz mu?"*
Altındaki fotoğrafa tekrar baktım.
Ben ve Çağatay.
Bahçede.
Birbirimize bakarken.
Ve hemen altında:
*"Çünkü birazdan her şey değişecek."*
"Çağatay..."
"Evet?"
"Biz stalklanıyor muyuz?"
Çağatay telefonu elimden aldı.
Fotoğrafa baktı.
Sonra etrafa baktı.
Sonra tekrar fotoğrafa baktı.
"Galiba."
"Harika."
"Harika mı?"
"Hayır, kesinlikle harika değil."
Bir süre ikimiz de sessiz kaldık.
Sonra Çağatay'ın yüzü değişti.
"Bir dakika."
"Ne?"
"Bu fotoğrafı kim çekmiş olabilir?"
"Bilmem."
"Bahçede bir sürü insan vardı."
"Çağatay, Sherlock Holmes olmana gerek yok."
"Ben dedektiflik yapıyorum."
"Sen daha dün matematik sınavında ikinci sorunun cevabını benden aldın."
"Konuyla ne alakası var?"
"Dedektiflik yeteneklerini sorguluyorum."
Çağatay gözlerini devirdi.
"Tamam, tamam."
Telefonumu bana geri verdi.
"Belki de biri bizim sevgili olduğumuzu düşünüp şaka yapıyordur."
"Biz sevgili değiliz."
Çağatay bir anda sustu.
"Değil miyiz?"
"Değiliz."
"Az önce senden hoşlandığımı söyledim."
"Evet."
"Sen de benden hoşlandığını söyledin."
"Evet."
"Ee?"
"Ee ne?"
Çağatay ellerini iki yana açtı.
"Normalde insanlar böyle şeylerden sonra sevgili oluyor."
Bir an düşündüm.
"Biz daha birbirimize açılma aşamasını yeni geçtik."
"Yani?"
"Yani..."
Omuz silktim.
"Biraz yavaş."
Çağatay başını salladı.
"Tamam."
İki saniye sonra:
"Yarın sevgili olabilir miyiz?"
Gülmemek için dudağımı ısırdım.
"Sen gerçekten çok sabırsızsın."
"Üç yıldır bekliyorum."
"Üç yıl mı?"
"Yani..."
Bir anda yüzü kızardı.
"Abartı."
"Az önce üç yıl dedin."
"Ben mecaz yaptım."
"Çağatay."
"Tamam! İki buçuk."
Kahkahayı bastım.
"Sen inanılmazsın."
"Sen de bana gülüyorsun."
"Çünkü komiksin."
"Ben romantik olmaya çalışıyorum."
"Olma."
"Neden?"
"Başaramıyorsun."
Çağatay elini kalbine götürdü.
"Kalbimi kırdın."
"Kalbin hâlâ yerinde."
"Fiziksel olarak evet."
Tam o sırada telefonum yeniden titredi.
İkimiz de aynı anda ekrana baktık.
Yeni mesaj gelmişti.
*"Nihayet sevgili oldunuz mu?"*
Çağatay'ın gözleri büyüdü.
"Bu kişi gerçekten bizi izliyor."
Ben ise mesajı birkaç saniye inceledim.
Sonra aklıma bir şey geldi.
"Bir dakika."
"Ne?"
Mesajı gösterdim.
"Bu kişi bizim sevgili olmadığımızı biliyor."
"Evet?"
"Ve az önce konuştuklarımızı da biliyor gibi."
Çağatay kaşlarını çattı.
"Yani?"
"Yani..."
Bir anda aklıma biri geldi.
"Elif."
Çağatay'ın yüzü düştü.
"Elif mi?"
"Evet."
"Hayır."
"Neden?"
"Çünkü Elif böyle şeyler yapacak kadar..."
Bir an durdu.
"...manyaktır."
İkimiz de sustuk.
Sonra aynı anda:
"Elif!"
Koridordan koşarak çıktık.
Bahçenin köşesinde Elif'i gördük.
Elinde telefonuyla oturuyordu.
Bizi görünce başını kaldırdı.
"Ne?"
Çağatay hemen yanına gitti.
"Sen benimle uğraşıyor musun?"
Elif'in kaşları çatıldı.
"Ne diyorsun sen?"
Rümeysa olarak ben araya girdim.
"Az önce bize mesaj geldi."
Elif telefonu eline aldı.
"Ne mesajı?"
Telefonumu gösterdim.
Elif mesajı okudu.
Sonra birkaç saniye boyunca yüzüme baktı.
Ardından kahkahayı patlattı.
"Ne gülüyorsun?"
"Çünkü..."
Gülmekten konuşmakta zorlanıyordu.
"Çünkü bunu yapan kişi ben değilim."
Çağatay kollarını bağladı.
"Kanıtla."
Elif telefonunu bize uzattı.
"Ekran görüntüsü aldım."
Mesaj uygulamasını açtı.
Ve gerçekten de farklı bir numara görünüyordu.
Elif'in yüzündeki gülümseme yavaşça kayboldu.
"Bu kim?"
Üçümüz de birbirimize baktık.
Sonra telefonum tekrar titredi.
Yeni mesaj.
*"Beni bulmaya çalışmayın."*
Bir saniye sonra ikinci mesaj geldi:
*"Yoksa yarın okulda bütün sınıfa bir şey göstereceğim."*
Elif'in gözleri büyüdü.
"Ne gösterecek?"
Ben yutkundum.
Çağatay telefonuma baktı.
"Her neyse..."
Derin bir nefes aldı.
"Yarın öğreniriz."
Elif kollarını bağladı.
"Ben de geliyorum."
Çağatay ona baktı.
"Sen niye geliyorsun?"
"Çünkü merak ettim."
"Bu benim meselem."
"Artık değil."
Elif bana döndü.
"Rümeysa, yarın birlikte gidiyoruz."
Çağatay hemen araya girdi.
"Hayır."
"Niye?"
"Çünkü ben Rümeysa'yla gideceğim."
Elif sırıttı.
"Sevgilisi misin?"
Çağatay sustu.
Ben de sustum.
Elif'in sırıtışı daha da büyüdü.
"HA!"
"Kes sesini Elif."
"Demek daha sevgili bile değilsiniz!"
Çağatay'ın yüzü kıpkırmızı oldu.
Ben ise istemsizce gülmeye başladım.
Ve o an fark ettim.
Mesajın kimden geldiğini hâlâ bilmiyorduk.
Ama ertesi günün kesinlikle sakin geçmeyeceği belliydi.
Özellikle de Elif'in bizimle gelmesine izin verilirse...
Ki büyük ihtimalle gelecekti.
(Yazar notu: özür dilerim bölüm çok geç geldi hastayım ve ben burda tek kisi çalışıyorum editorum tatilde mesajlarimada bakmiyo oc neyse merhamet edin efendim alin size yeni bölüm)
