İçeriğe geç

Üç Silahşörler : lise zamanı

Bölüm 1 · 4 dk okuma

Üç Silahşörler : lise zamanı

Bölüm 1

Koridor Diplomasisi ve Ansızın Patlayan Kriz

Öğle arasının rehaveti okul koridorlarına çökmüşken, 9-B sınıfının iki ayrılmaz parçası Medine ve Şevin, ellerinde meyve sularıyla yan sınıfın önünde dikiliyorlardı. Elif o sırada kütüphanede edebiyat ödeviyle boğuştuğu için ikili, okulun günlük kaos bültenini tek başlarına çıkarma görevini üstlenmişti.Tam o sırada, yan sınıftan gelen tiz bir çığlık ve ardından kopan gürültü koridorun durağan havasını bıçak gibi kesti. Medine, refleks olarak elindeki meyve suyunu Şevin’in eline tutuşturup gözlerini büyüttü: "Şevin, duydun mu? Sol kanattan yüksek desibelde bir arıza sesi geliyor. Koş, kaçırırsak vicdan azabı çekeriz!"İkili, profesyonel iki magazin muhabiri çevikliğiyle yan sınıfın kapısına doğru depar attı. Sınıfın önü çoktan meraklı gözlerle dolmuştu ama Şevin dirsek payıyla kendine ön sıralardan net bir görüş açısı yakalamayı başardı.Sınıfın tam ortasında, 9-C’den İlknur, saçlarını geriye doğru savurmuş, karşı karşıya durduğu üç kızın üzerine doğru adeta bir savcı edasıyla parmak sallıyordu. İlknur’un üstünde, sanki musluk altında kalmış gibi duran birkaç ıslak leke vardı ve yüz ifadesi üçüncü dünya savaşı çıkmış gibi dramatikti."Bilerek yaptınız!" diye kükredi İlknur, ses telleri sınırları zorlarken. "Kasıtlı olarak beni hedef aldınız! Bu okulda kimse benim üzerime su sıçratamaz, bu net bir provokasyondur!"Karşısındaki üç kız ise ellerindeki küçük su şişeleriyle suçüstü yakalanmış gibi duruyorlardı ama yüzlerinde öfkeden ziyade derin bir şaşkınlık vardı. Kızlardan biri, "Yahu İlknur, saçmalama," dedi gülmemeye çalışarak. "Biz kendi aramızda 'kim kimi daha çok ıslatacak' diye şişelerle oyun oynuyorduk. Sen tam kapıdan girerken arada kaldın. Yanlışlıkla oldu yani, ne provokasyonu?"Ama İlknur, kendi zihninde yarattığı o büyük komploya çoktan inanmıştı. "Yalan! Beni sabote etmek için planlanmış bir hareket bu! Göreceksiniz siz, rehberlik hocasını çağırttım, o buraya gelecek!" diyerek olayı okulun en yüksek yargı merciine taşımaya karar verdi.

Kapı eşiğinde olayı izleyen Medine, Şevin’in kulağına eğildi: "Kızım, İlknur olayı öyle bir anlattı ki, ben bile kızların gizli bir örgüt kurup okula su suikast timi getirdiğine inanacaktım. Altı üstü iki damla su gelmiş.

Şevin güldü: "Klasik İlknur draması işte. Ama rehberlik hocası Derya Hoca buraya gelene kadar bu kavga bayar bizi. Atmosferin enerjisini yükseltmemiz lazım.Tam o sırada Şevin, Medine’nin omzuna asılı olan sırt çantasının askısını gözüne kestirdi. Sınıfın içindeki İlknur, "Hukuki haklarımı sonuna kadar savunacağım!" diye bağırırken, Şevin ani bir hamleyle Medine’nin çantasını omzundan çekip koridorda koşmaya başladı."Hey! Çantamı bırak, içinde yarınki kimya notları var!" diye bağırdı Medine. İlknur içeride "Bana yapılan bu haksızlığı kabul etmiyorum!" diye çığlık atarken, koridorda Medine ve Şevin arasında amansız bir çanta kaçırma yarışı başlamıştı. Medine, Şevin’i yakalayıp çantasını geri aldı ama bu sefer intikam yemini ederek Şevin’in çantasını kaptığı gibi ters yöne doğru koştu.Sınıfın içindeki gerilim ile koridordaki bu absürt kovalamaç birbirine karışmıştı. Diğer sınıflardan kavgayı izlemeye çıkan öğrenciler, bir içerideki İlknur’un "Disipline gideceksiniz!" nutuklarına bakıyorlardı, bir de koridorda birbirinin çantasını kapıp zikzaklar çizerek koşan Medine ve Şevin

Derken koridorun başında rehberlik hocası Derya Hoca belirdi. Derya Hoca’nın geldiğini gören İlknur, içerideki kızlara "İşte şimdi bittiniz" der gibi zafer dolu bir bakış attı. Kızlar ise hâlâ ellerindeki su şişeleriyle "Biz sadece oyun oynuyorduk" diye kendilerini açıklamaya çalışıyorlardı.Tam o esnada koridordaki çanta savaşı misyonunu tamamlayan Medine ve Şevin, Derya Hoca’nın sınıfa girmesiyle birlikte kapının hemen önünde karşı karşıya geldiler. İkisinin de nefesi kesilmişti ama enerjileri hâlâ tavan seviyedeydi.Şevin, Medine’nin gözlerinin içine baktı. O an aralarında kelimelere dökülmeyen, sadece çok yakın arkadaşların anlayabileceği o muzip frekans yakalandı. Şevin, sağ elini havaya kaldırıp serçe parmağını Medine’ye doğru uzattı. Medine hiç ikiletmeden kendi serçe parmağını Şevin’inkiyle kenetledi."Tey tey tey!" diye mırıldandı Şevin, ayağıyla yere ritim vurarak.Yan sınıfta Derya Hoca, "Evlatlarım, sakin olun, olayın aslı nedir?" diye sorarken, hemen kapının dibinde Medine ve Şevin iki kişilik bir halay kuyruğu oluşturmuştu. Şevin önde mendil niyetine cebinden çıkardığı bir parça ıslak mendili sallıyor, Medine ise arkada ritme uygun şekilde sağa sola adımlar atıyordu.İçeride İlknur, "Hocam, bunlar beni bilerek ıslattı, planlı bir saldırı bu!" diye savunma yaparken, hemen arkasındaki açık kapının hizasında Şevin ve Medine omuz omuza vermiş, koridor zeminini çökercesine halay çekerek geçiyorlardı. Sınıftaki öğrencilerin dikkatleri tamamen dağılmıştı. Kavgayı izlemeye gelen kitle, artık arkadaki halay performansını puanlamaya başlamıştı.Derya Hoca kafasını sınıftan dışarı uzattı, gözlüğünün üzerinden halay çeken ikiliye baktı ve derin bir iç çekti: "Medine, Şevin... Siz 9-B’nin neşesisiniz anladık da, içeride kriz var. Şu halayı az ileride çeker misiniz?"Medine, halay adımlarını bozmadan hocaya gülümsedi: "Hocam, negatif enerjiyi dağıtmaya çalışıyoruz, toplumsal barışa katkımız olsun dedik!"Sonunda kızların gerçekten sadece oyun oynadığı, İlknur’un ise her zamanki gibi durumu aşırı ciddiye alıp bir drama dönüştürdüğü anlaşıldı. İlknur rehberlik odasının yolunu tutarken, Medine ve Şevin çanta kaçırma ve halay operasyonunun verdiği haklı gururla, kantine doğru ritmik adımlarla ilerlemeye devam ettiler. Okulda yine sıradan, bol kaoslu ve son derece eğlenceli bir öğle arası geride kalmıştı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.