Lisa her zaman olduğu gibi yine saat 7.00’da uyanmış işe gitmek için hazırlanıyordu. Evden çıkmadan önce kendine hazırladığı tostundan bir ısırık almıştı ki telefonu çaldı. Telefona baktığında arayanın “Şef” olduğunu gördü. Lisa hemen telefonu açıp kulağına götürdü.
“Alo dedektif Jones.”
“Evet şef sizi dinliyorum.”
“Bir an önce size konum attığım yere gelin yeni bir cinayet işlenmiş.”
“Anlaşıldı şef hemen çıkıyorum.”
“Peki acele et dedektif Jones.” Telefonu kapatıp hemen dışarı çıktı kapıyı kilitleyip arkasını döndüğü anda bir korna sesi duydu. Kornayı çalan çoğu cinayette de olduğu gibi bu seferkinde de yanında olacak olan ortağı ve aynı zamanda en yakın arkadaşı David’i. Lisa arkadaşının arabasının yanına gitti.
“Selam dedektif Lisa Jones.” David bunları söylerken gülümsüyordu.
“Selam dedektif David Brown.”
“Hadi atla dedektif şefin kızmasını istemeyiz.” Lisa şoför koltuğunun yanındaki koltuğa geçti. Araba ilerlemeye başladı.
“David yeni cinayet hakkında bildiğin herhangi bir şey var mı?”
“Henüz bildiğim bir şey yok şef hemen attığı konuma gelmemi söyledi. bende seni alıp öyle giderim dedim. Sana bir şey söyledi mi şef peki?”
“Hayır bana da sana söylediklerini söyledi.”
“Anlaşıldı olay yerine varana kadar hiçbir şey öğrenemeyeceğiz.”
“Sanırım.”
Olay yerine gidene kadar kısa bir sessizlik oldu. Olay yerine geldiklerinde onları karşılayan şef oldu. Arabadan inip yanına gittiler.
“Şef maktulün cesedi nerede?” Diye sordu Dedektif Brown. “Ne bu halin şef? o kadar mı kötü cesedin durumu?” Dedi Dedektif Jones
“O kadar kötü değil ama siz de bir görseniz iyi olur.” Şef birden ilerlemeye başladı ve dedektif Jones ve Brown’ a ilerleyin diye kafasıyla işaret etti. David ve Lisa cesedin durumunu merak edip onu takip ettiler. En sonunda maktulün yanına gelince durdu. Maktul siyah kısa saçlı, takribi 1,70 boylarında bir erkekti . Maktulün kalbinin üstünde bir ok saplanmıştı ve ağzı param parçaydı.
“Bu vaka sizde .” Şef bu cümleyi kurduktan sonra arabasına binip olay yerinden uzaklaştı.
“Vaka bizde, güzel hadi işe koyulalım.” Dedi David. Maktulün yanında inceleme yapan polislerin yanına gittiler. Polislerden biri dedektifleri görünce yanlarına geldi. “Dedektif Jones ve Dedektif Brown öyle değil mi? Ben Jack Lynch.”
“Memnun oldum memur Lynch. Ne durumdayız peki anlat bakalım.”
“ Maktulün sabah saat 2 gibi öldüğünü tahmin ediyoruz kesin bilgi otopsiden sonra çıkacak. Maktulü şu karşı kulübede yaşayan kadın saat 06.30’ da bulmuş ve polisi aramış. Adı Teresa Todd, uzun zamandır burada yaşıyor muş.” dedi memur.
Lisa ve David kulübeyi memur Lynch gösterene kadar orda bir kulübe olduğunun farkında değillerdi.
“Peki maktulün üzerinden bir şey çıktımı.”
“Maktul dedektif olduğu için silahı vardı ama silah cesedinden 1 metre ötedeydi. Hayattayken silahını ateşlemeye fırsatı olmamış olacak ki çevrede hiç mermi kovanı bulamadık. Ayrıca avucunun içinde bir not vardı.” memur bir süre sustu.
“Evet memur Lynch ne yazıyordu o kağıtta.”
Memur 1 dk bekledikten sonra dudaklarının arasından bir kelime çıktı.
“BİLMİYORUM”
