İçeriğe geç

ÜÇ BUÇUK HARFLERİN DÜNYASI TARLAKOZUN TUZAĞI

Bölüm 1 · 5 dk okuma

ÜÇ BUÇUK HARFLERİN DÜNYASI TARLAKOZUN TUZAĞI

Bölüm 1

1. bölüm FISILTI

Yarı buçuk varlığından yayılan kokuyu silmek için mezarlıkta dolaşıyordum...

Ölülerin yerimizde olmaya öyle özenir ki çürüyen hücreleriyle derin derin içlerine çekerek bizden yayılan kokuyu. Annemi anımsadım mutfak tezgahına sirkeli sünger koyardı kötü kokuyu emsin diye ölülerde işte o sirkeli sünger gibiler. Yarım saat burda dolaştım mı dünyanın en hassas burunlu köpeği bile izimi süremezdi haftada bir tekrarlamam gereken kokudan arınma işini.

Kendal'ı bu mezarlık dolaşımlarım sırasında görmüştüm. Bazen gündüz, bazen gece. Onunla tanışmak, konuşmak, istedim. Onu kendime yakın hissettim.

son zamanlarda geceleri daha çok görür oldum. Ağaç diplerini, çalı altlarını kazıyordu. bu iş için geceyi seçmesinin nedeni arkadaşları bilmesin nedeniydi. Mezarlıkta meyve topladığı duyulduğundan bu yana zaten canı sıkkındı, birde bu iş duyulursa nasıl baş edecekti? iki yakın arkadaşı dışında çoğu kişinin kendisinden tiksindiğini biliyordu Kendal'ın iki yakın arkadaşı Aziz ve Oya... onlar alışmıştı bu çocuğun hayatı başka türlü yorumlayışına. şimdi yeni işinide (ağaç dipleri ve çalı kazıma) sadece Aziz biliyor; o da Mert çocuk, sırrını kimseye söylemez diye umuyor. Bütün bunları nerden mi biliyorum, çünkü bu çocuğu sevdim ve bir süredir ensesindeyim Kendal'ı gözüme kestirmemin bir nedenide cesareti. Geceleri yetişkinler bile göze alamaz mezarlıkta eşinmeyi. Tanışırsak belkide benden korkmaz. Ben ölü değilim ama yakınım o aleme, daha başka bir şeyim.

Mezarlara fazla yaklaşmıyor, daha çok ağaç altlarını kazıyordu. belki mezar toprağına yakın yerleri kazarsa solucan değilde bir ölüye dokunacağını sanıyor. Evet, Kendal solucan topluyor. topladıklarını ertesi gün satıyor; canlı yem arayan balıkçılara, akvaryunculara, özel hayvan besleyen başka insanlara. Yüz tanesini 10tl ye veriyormuş Kendal 100 tane toplayamıyor, 50 tane olsa bile çok seviniyor

Mezarlıkta dolaştım o gece uygun bir frekans yakalayıp çocuğa doğru fısıldadım yavaşça, korkutmadan insana en sıcak gelen titreşimden biri de kendi ismidir. O isimdeki bir sesli harfi uzatarak söylemek çağrıyı keskinleştirir. Evet, sesin enerjisi var; eğip bükebileceğim hükmedebileceğim bir enerjisi

"Kendaaal..."

Hayııır, ne kadar uğraşırsam da yaşayan biri gibi çıkartamamıştım boğazımdaki sesi. Derinlerden, ölülerden, cinlerden gelenlere benzedi. böyle olsun istememiştim, gerçek bir arkadaş sesi gibi ile ulaşmak istemiştim bu çocuğa. Kendal durdu, elindeki feneri benden terafa çevirdi. Yüzünde korku yoktu; buna çok sevindim, şimdi devam etmeliydim, kendinden söz etmeliydim, arkadaşsız kaldım demeliydim. korkmamalıydı. Korkarsa birdaha ne gece nede gündüz girerdi mezarlığa gündüz mezar sulamadan aldığı bahşişleri, gece solucanlardan kazandığını kaybetmesine neden olmak istemezdim.

-"Kendal buradayım biraz dinle beni"

-"Aziz senmisin? Ne sesini inceltiyorsun oğlum kız gibi."

Birşey demedim. şimdi Kendal'ın ürpertisini görebiliyordum, güler gibi yapmış ama çenesini birdaha toplayamamıştı.

-"Ben Aziz değilim"

-"kes oğlum şakayı çık ortaya hadi"

-"ortadayım zaten beni göremezsin"

-"Aziiiz, bırak oğlum saklambaç oynamayı! Bebe gibi, ne bu yaaa?"

-"ben Aziz değilim, ben tanıdığın değilim..."

Kendal o zaman kuşkulandı. Bildiği bilmediği duaları, yarım yamalak ve birbirine karışık etmeye başladı.

"-korkma bişey yapmam sana"

-"kimsin sen be?

-"ben Ara alemde kalanlardanım"

Dizleri çözüldü ve en yakın mermere oturdu. kaçıp gitmemesi de iyi. uzaktan köpek havlamaları geliyor. ama düşmanımız olan Tarlakaz 'un değil, onlar olsa bile beni bulamazlar çünkü mezarlık bütün kokumu sildi süpürdü.

Kendal'ı iki üç haftadır izliyorum. Çabuk pes etmezdi. Mezarlıkta ki seslerin, hışırıların, çıtırtıların ölülerden değil dirilerden geldiğini düşunürdü. Çoğu zaman da öyledir zaten, şu an sana anlattığım olay yanlızca bir istisna. Bizim işimiz insanları korkutmak değil, kendimizi korumak. Çünkü korkunun ne olduğunu peşimizdeki düşmandan dolayı iyi biliriz bunu bir başkasına yaşatmayı da kolay kolay istemeyiz.

Kendal'ı cesaretinden dolayı seviyorum. küçük kardeşlerine burası için hiç mezarlık demezdi 'bahçe'ydi burası..."bahçeye gidiyorum erik getireyimmi size?" dediği an kardeşleri gibi bende onu alkışlamak ister, ama nasıl olsa duymayacak avuçlarımın sesini diye vazgeçtim.

Şimdi bu korkusuz çocuğu boşu boşuna herşeyden ürken birine dönüştürmek istemiyordum. Ama yine de duramadım devam ettim.

-"Bak Kendal uzun zamandır konuşamıyorum bu beni yoruyor"

-"ne istiyorsun benden"

-"biriyle konuşmalıyım yoksa gerçek bir ölü gibi çürür giderim"

Bulunduğum mezar taşına doğru cesaretini toplayıp baktı.

"- Kimsin sen üç harfli mi?

-"Hayır... üç buçuk harfli"

Kendal'ın korkusu bir anda geçti ve deli gibi kahkaha atmaya başladı

-"Aziz sensin işte. Çıksana oğlum ortaya. Gece gece böyle şaka yapılırmı ya hahaha"

İnanmıyordu. Bu gece hayal gücünün kapısı kilitli, yalnızca aklı devrede. Başka bir zaman yine denemeliyim. Yarın Aziz'e kesin soracak, mezarlıkta neden ortaya çıkmadığını. O da şaşkın şaşkın bakacak çocuğun suratına

-"mezarlığa gelmedim ki" diyecek. Biliyorum Kendal beni birdahaki sefere daha dikkatli dinleyecek.

bir inanç geliştirmiştim:"her bir ölüyü hayatta tutar." İşte bu çocuk beni hayatta tutabilir Tarlakoza karşı bir duvar olabilir

Tarlakoz kim mi?

Görmedim, görsem zaten bunları size söyleyemezdim. onu görseydim sonsuz ve rüyasız uykunun içine yitip gider, gerçek bir ölüye dönüşürdüm oysa şimdi ara alemde üç buçuk harfli varlığımla yarım yamalak da olsa yaşıyor ve Tarlakozdan kaçıyorum

Henüz sen kendi alemini anlamamışken sana birde ara alem bahsi açmak, yerine oturmayan taşları iyice hoplatmak sayılır aslında ama işi oluşuna bırakırsan kolay olacak sevgili okur. Dünyadaki yaşamın başlangıcı hakkında insanlara nasıl farklı şeyler söylüyorsa ve sen, bazen bir ona bir buna inanıyorsan ara alem inancına işte böyle olacak. Benim inandığım şuydu: yaşamın başlangıcında ne olup bittiğine kimse tanık değildi, kimse...

Ara alemdeki yaşam başlangıcı da işte böyle, tanıksız. Şu an sen tanık olmaya başlardın ve ne söylesem ona inanacaksın. Kendal da öyle, ona anlatmaya başladığımda bana inanmak zorunda, çünkü başka birinden duyma şansı yok. kelimesi kelimesine inanacak ; ona yalan söylesemde, bazı şeyleri ondan saklasamda... Kendi aleminle benim alemimi kıyaslıyarak bir sonuca varacaksan aradaki en belirgin farkı söyleyeyim sana: fosiller.

onlar Dünya adlı gezegenin tanığı kabul edilir ve çoğu zaman doğruyu söylerler. Ama ara alem'e ait bir fosil asla bulunmaz, çünkü burda yaşayan ruhlardan geriye kırıntı bile kalmaz. Tarlakoz bizden geriye hiçbirşey bırakmaz.

~1. bölümün sonu~

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.