Ankara’nın yaz sıcağından kaçıp tatil yapmak için babannemlerin evine doğru yola çıkmak için hazırlanıyorduk. Saat sabahın beşi olduğu için hala ayılamamıştım ve arabada giderken de uyumayı planlıyordum. Üstüme rahat bir eşofman takımı giymiş bir koluma yastığımı sıkıştırmış kapının pervazına yaslanmış bir biçimde annemlerin evden çıkmasını bekliyordum. Sonunda gerçekten yola çıkabilmiştik. Erkek kardeşimle biraz itişe kakışa da olsa rahat bir şekilde araba koltuğuna yayılmıştım. Ve biraz daha uyumak için gözlerimi kapattığım sırada araba şarkının ritmiyle beraber sarsılmaya başladı. Ah ne güzel şey ama erkek kardeşim kekoların dinlediği baslı müzik listesinden bir şarkı açmıştı ve babamda ona uyup sesi fullemişti. Cidden annemin ne zaman bağıracağını merak etmeye başlamıştım. Saatime baktığımda altıya on vardı ve bu işkence tam yarım saattir devam ediyordu. En sonun da ben bağırdım ve arka koltuktaki teybin kumandasıyla sesi tam yarı yarıya kıstım. Erkek kardeşim olduğu yerden doğrularak saçımı tuttu. Ve arabanın içini bir curcuna almış oldu. Ah hadi ama ben ne güzel uyuyacaktım bu geri zekâlı yüzden canım uykumda kaçmıştı. En sonun da babam hem benzin bittiği için hem de annemin bizi ayırmasına ortam sağlamak için bir benzinlikte durdu. Annem tam beklediğim gibi arka kapıyı açıp erkek kardeşimin kulağından tutarak arabadan çıkardı. Şuan iki koltuğun arasında yerde saçım başım dağılmış bir vaziyette oturuyordum. En sonunda annemin aklına ben gelmiş olacağım ki benimde kolumdan tutarak arabadan dışarı attı. Benzinlikteki tüm pompacılar durmuş ve bizi izliyorlardı. Onlardan hıncımı çıkarmak istercesine sertçe bağırarak “Televizyonda dizi mi var abiler ne o hiç mi aile kavgası görmediniz Allah’ınız aşkına önünüze dönüp işinize bakın” ve olduğum yerde tepinmeye başladım. Annem kolum etini büzdükten sonra elimden tutarak beni tuvalete doğru sürüklemeye başladı. Tuvalete girdikten sonra çokta nazik olmayacak bir biçimde saçlarımı topladı. En sonun da o nahoş halimden çıkmıştım. Yüzüme bir iki su çarptıktan sonra anneme baktım.
“Sen kardeşine niye uyuyorsun kızım. Çocuğun her yerini morartmışsın sonra sevgili babaanneciğin bana kızacak hiç aklına sevgili torunun yapabileceği gelmiyor ki.”
“Ama anne orada iki kuruşluk keyfim var zaten onu da baslı müzik açarak mahvediyor ne yapsaydım yani.”
“Anlıyorum seni ama sen büyüksün ona uymayıver.”
“Ama…”
“Sus. Anneye cevap verilmez! Neyli dondurma istiyorsun söyle onu alıvereyim.”
Cidden konunun dağılma hızına hayran kalmıştım. Az önce bana gözlerini belerte belerte bakan o değilmiş gibi şimdi minnoş bir kedi misali bana neyli dondurma istediğimi soruyordu. En sevdiğim vanilya ve çiçek aromalı dondurmayı söyledikten iki saniye sonra annem kayboluvermişti. Bende tuvalete girdikten sonra arabaya doğru yürümeye başladım. Artık o uyuşuk halimden eser yoktu. Arabaya bindikten sonra kardeşimde somurta somurta yanıma oturdu. Abla yüreği işte ona kıyamadığım için başından tutup göğsüme çekip sıkıca sarıldım. O da duraksamadan sarılmama karşılık verdi. Sonra babam arabaya bindi elindeki poşete büyük bir açlıkla saldırıp benim ve kardeşimin dondurmalarını aldım.

