Not; But bölümü Chase Atlantic - The walls şarkısıyla okumanız önerilir.
İyi okumalar
Karşımda gördüğüm yüz eski sevgilim Jeon Jungkook muydu yoksa ben hayal falan mı görüyordum?
Sırıtarak bana baktı, buz mavisi gözleri korkutucuydu. Hafifçe mırıldandım.
"Jungkook? Burada ne işin var?"
O ise umursamazca konuştu.
"Seni görmeye geldim, güzelim. Ne? Bi sorun mu var?"
Nefes verdim ve konuştum.
"Seninle ayrılalı 2 yıl oldu ve çoktan beni unuttuğunu sanıyordum. Hem senin sevgilin de var zaten?"
Başını salladı ve bana doğru birkaç adım attı.
"Evet. Ama sevgilim olması seni özlemeyeceğim anlamına gelmiyor, bebeğim?"
Ah, bana şu bebeğim demesi yok muydu... Nefret ediyordum.
"Git ve beni aldattıklarına 'bebeğim' de, orospu çocuğu."
Normalde küfür etmekten nefret eden biriydim ama sinirim bozulunca maalesefki ağzım o kadar bozuluyorduki. Jungkook küfür etmeme şaşırmamış gibiydi, o alışıktı.
Kolunu belime daha sıkı sardı ve beni duvara doğru yasladı. Gözlerim şaşkınlıkla açılırken sertçe yutkundum.
"Jungkook... Beni bırak yoksa Minho'yu ararım."
Şu an dikkat ediyordum ki Minho, Jungkook'tan uzundu. Minho 1.88di ama Jungkook 1.82 yada 1.83 falandı.
Ama Jungkook herkesi dış görünüşüyle kolayca kandırabilirdi çünkü gerçekten yakışıklıydı ama Minho'dan daha fazla değil.
Jungkook sanki söylediğim çok komik birşeymiş gibi güldü ve konuştu.
"Minho mu? Şu çirkin tip mi? Onunla mı sevgilisin?"
Kahretsin, o iğrenç nefesi yine alkol ve sigara kokuyordu. Ama Mİnho sigara içse bile benim sigara kokusundan rahatsız olduğumu bilerek hep naneli sakız çiğnerdi.
Söylediği şeye sertçe yutkundum ama evet, yalan söylemek zorundaydım.
"Evet, sevgilim o benim. Ayrıca çirkin değil, sen onun siki kadarsın zaten."
Jungkook'un gülüşü tamamen soldu, kolu belimden boğazıma doğru ilerledi ve hafifçe sıktı.
"Ne dedin sen?"
Evet, şimdi naneyi yemiştim. Nasıl kurtulacaktım ben burdan?
İç çektim ve tam birşey söyleyecekken Jungkook'un dudaklarıma baktığını fark ettim. Ne düşündüğünü anladığımda onu itmeye çalıştım ama o benden daha iriydi.
Dudakları dudaklarıma tam değmek üzereyken kapı sertçe açıldı.
"Jisung?"
Ah, sonunda, Minho. Minho'yu bulanık gördüğümü fark edince ağladığımı anlamıştım. Minho'nun delirmesi için benim gözyaşlarımı görmesi yetmişti zaten.
Ve herşey çok hızlı gerçekleşti. Minho'nun Jungkook'a yumruk atması, birbirlerine girmeleri, benim hıçkırarak yere çökmem, birkaç kişinin daha tuvalete hızla girmesi. Hyunjin'in Jungkook ve Minho'yu ayırmaya çalışması. Felix'in yanıma gelip telaşla birşeyler söylemesi.
Kulaklarım çınlıyordu, nefes alamıyordum, titriyordum, ağlıyordum, kusmak istiyordum, etraf bulanıktı. Eller? Onun iğrenç elleri, nefesi, sözleri. Size söylemedim, değil mi? Jungkook tacizcinin tekiydi.
Gözlerim karardı ve kendimi saniyeler içinde karanlıkta buldum. Son duyduğum şey Felix'in; "Jisung!" diye haykırışıydı...
🌟
Heryer karanlıktı, birkaç mırıltı hissediyordum. Ve elimde bir sıcaklık vardı, elimi biri mi tutuyordu? Bilincim yavaşça yerine gelmeye başlamıştı ama başımdaki ağrı yüzünden geri bayılmak istedim.
Yavaşça gözlerimi araladım ve ilk gördüğüm Felix'in masmavi gözleri oldu, ardından bağırışı.
"Uyandı! Minho! Uyandı!"
Ardından başımı çevirince onun uykulu ela gözlerini gördüm, gülümsedi. Elimi tutan oydu, Minho.
"Güzelim, daha iyi misin? Başın çok ağrıyor mu? Miden bulanıyor mu? Astım ilacını ister misin?"
Ard arda sorularına hafifçe güldüm.
"Ben iyiyim. Ya sen?"
Sırıttı.
"Bana birşey olmaz, minik."
Felix bizi yanlız bırakmak için saçlarıma küçük bir öpücük kondurup odadan çıktı. (Yazar; Felix'i yemek istiyorum😭🤏)
Birkaç sessiz dakkikanın ardından gözlerim Minho'ya döndü, mırıldandım.
"Minho... Ben... Sana birşey söylemem... "
Odaya birileri daldığı için lafım bölündü. Ah, bu Seungmin ve Jeongin'di.
"Jisung! İyi misin! Ne oldu?"
Jeongin endişeyle yanıma yaklaştı. Seungmin ise iç çekti.
"Oğlum ben sana exini takipten çıkar diye kaç kere uyardım seni? Al işte, paylaştığın o storylere kim aşık olmaz ki? Bazen beyninin maymun boku kadar olduğunu düşünüyorum." (yazar; seungmin aynı ben ehehehe)
Minho ciddiyetle cevap verdi.
"Benim sincabımın beyni gayet büyük, tamam mı?"
Bazen çocuk gibi oluyordu ve onu yine öpesim geliyordu. Ah, o dudakları... Of, kendine gel Jis, kendine gel! (Yazar;öpüşün artık pls pls)
🌺
Sonrası doktoru falan dinledim işte. Bayılıp düşünce kafam biraz kanamıştı ama onun dışında iyiydim.
Sadece panik atağım tetiklenmişti ve kriz geçirmeye yaklaşmıştım, belki de geçirmiştim, hatırlamıyorum. Ama herkesin üstüme titremesinin sebebi muhtemelen kriz geçirmemdi.
★
Birkaç saat sonra taburcu oldum ve Felix'le yurt odasına gittik. Ne kadardır uyuduğumu sorunca 1 gün demişti. Şaşırmıştım ama çok değil çünkü hep sınavlara çalıştığım için uykusuzdum.
Yurt odasında 20.00'de ders çalışmaya başladık. Felix 4 saat sonra uyudu. Ama ben ise 04.00'te uyudum.
Yarın okul yoktu ama Minho'yla kütüphaneye gitmek için sözleşmiştik.
Yine ve yine, Minho'yu düşünerek uykuya daldım...


