Bazen gerçek duygularımızı ve düşüncelerimizi çevremize yansıtmayız bunun bir sürü sebebi olabilir fakat en yaygın sebeplerinden biri dinlenmemekten korkmaktır hayatınız boyunca hep dinleyen taraf siz olduğunuzda anlatma işinde hep biraz eksik olursunuz.
Anlatma sırası size geldiğinde kuracağınız cümleleri özenle seçmeye çalışırsınız fakat sonunda anlaşılmamaktan korktuğunuz için vazgeçersiniz aynı benim yaptığım gibi.
Fakat sorunlarınızı, aklınızdan geçenleri anlatamadıkça o yükün altında ezilirsiniz...
Bazen o kadar dolarsınız ki duvarlarla konuşmaya başlarsınız, daha sonra kendi hayal dünyanız size daha rahat gelmeye başlar. Gün ortasında aniden derin düşüncelere dalmaya, çok meşgul bir zihne sahip olmaya başlarsınız.
Anlatmadığınız için de insanlar size sorunlarınızı sormayı bırakır, çünkü siz hep ilk yüzünüzü yani; her ortamda neşeli, ışıtlısını asla kaybetmeyen o kişiliğinizle bilinirsiniz...
Oysa zihninizde kopan fırtına ile mücadele etmekten yorgun bir bedene kılıf geçirdiğinizin farkında bile olamazsınız. Ve bunun farkına vardığınızda büyük bir boşluğa düşersiniz.
Peki düştüğünüz bu boşlukta artık düşünemediğinizi fark etmenin sizi derin ve karanlık bir kuyunun dibine sürüklemesine karşı koymayacak mısınız?
Fakat klasik cevabınız şu olacaktır; "hayır, yoruldum"
Cevabınız aslında daha uzundu fakat siz yine anlaşılmayacağınızı düşünerek spontane bir cevap vermeyi tercih ettiniz. Nasıl bir döngünün içine girdiğinizin farkında mısınız?