Kimya öğretmeni Hange Zoe'nin sınıfa girmesiyle sınıftakiler ayağa kalktı. Öğretmenin yanında çilli, kahverengi saçlı bir kız duruyordu. Göz altları hafif şişmiş bir şekilde uyku dileniyordu adeta.
Christa kızda tanıdık gelen bir şeyler hissetti. Mavi gözler kahve gözlerle buluştu bir anlığına. Christa o sıcak gülümsemesini sunarak cenneti yaşattı Ymir'e.
Ymir sadece en arkadaki sıranın boş olduğunu görünce bozuldu. Ne bekliyordu ki? Historia'sı tabiki harika biri olduğu için yalnız oturmazdı. Elbette arkadaşı olacaktı bir sürü.
Sınıftakilere kendini kısaca tanıtıp en arkadaki sıraya oturdu. Derse odaklanamıyordu. Gözü sürekli Historia'sının olduğu yere kayıyor ama uzun uzun bakmaya cesaret edemiyordu bir türlü.
Nihayet tenefüs zili çaldığında kafasını sıraya gömdü. Omzunda hissettiği narin dokunuşla yavaşça kafasını kaldırdı. O an kalbi yerinden çıkacaktı sanki. O kadar hızlı atıyordu ki.
Christa sırasına kadar onunla tanışmaya mı gelmişti? Harika olduğunu daha ne kadar kanıtlayabilir diye düşündü Ymir.
"Merhaba Ymir, ben Christa. Sınıfımıza hoş geldin." ve o muhteşem gülümseme...
Ymir konuşmayı unuttuğunu hissetti bir an. Bu kadarı bile fazlaydı onun için. Yüzünün kıpkırmızı kesildiğinden emindi ve bunu bilmesi sadece daha da kızarmasına sebep oluyordu.
"M-merhaba" Lanet... Kekelemiş miydi o? Daha neler! İçindeki o özgüvenli kız gitmiş yerine utangaç eziğin teki gelmişti sanki. Nasıl bu hale getirebilirdi Christa onu? Sadece bir gülümsemeydi. Nasıl bu kadar etkilenebilirdi bir gülümsemeden? Ama hayır. O sadece bir gülümseme olamazdı. Sanki cennetten dünyaya düşmüş bir melekti Christa. O sıcak gülümsemesi, altın sarısı saçları ve masmavi gözleriyle insanların içini ısıtmak için görevlendirilen bir melek gibiydi. Kızdı bir an Ymir. İnsanlara değil sadece bana gülsün bu melek dedi içinden. O güzel sarı saçlarını ve mavi gözlerini en önemlisi o sıcacık gülümsemesini bir tek ben göreyim.
"Tanıştığıma memnun oldum. İstersen sana okulu gezdirebilirim."
"Olur." Bu sefer kekelememenin sevinciyle ayağa kalkıp Christa'yı takip etmeye başladı.
Christa ona okulu gezdirirken elleriyle etrafı gösteriyor ve dudakları Ymir'in anlamadığı şeyler söylüyordu. Nasıl anlayabilirdi ki? Gözleri Christa'daydı. Sadece ona ve güzelliğine odaklanmıştı. Ayakları kendi isteği dışında hareket ediyordu sanki. Kızı takip ediyorlardı.
"Evet, yemekhane dışında her yeri gösterdim sana. Öğle yemeğini birlikte yeriz, seni arkadaşlarımla tanıştırmış olurum." ve gene o sıcak gülümseme...
Ymir kızı kafasıyla onayladı. Ders zilinin çalmasıyla birlikte tekrar sınıfa girdiler. Ymir bu sefer ders boyu Christa'nın yanında oturan kahverengi saçlı kıza baktı düşmanca gözlerle.
Bir anda matematik öğretmeninin ona seslenmesiyle ayağa kalktı.
"Sonunda, sağır olduğunu düşünmeye başlamıştım. Tahtaya çıkıp soruyu çöz."
Ymir sinir olmuştu bu adama. Boyu kadar konuşmalı diye düşündü. O bile kız olarak uzundu bu adamdan.
Tahtadaki soruyu çözmeden önce sınıfa baktı. Christa'nın gülümsemesi çarptı gözüne. Heyecanını bastırmak için tahataya çevirdi kafasını ve soruyu çözmeye başladı. Soruyu çözebildiğini görünce Ymir'i rahat bırakmaya karar vermişti Levi.
Ders bir süre sonra bittiğinde Christa yanında sıra arkadaşıyla Ymir'in yanına geldi.
"Ymir, bu Sasha."
"Merhaba." dedi Sasha elindeki bisküviyi yerken.
"Önce ağzındakini bitirmeye ne dersin?!"
Sasha biraz bozulmuş görünüyordu Ymir'in bu söylediğine. Christa ise şaşırmıştı. Tatlı bulduğu kızın bu kadar kaba biri çıkmasını beklememişti.
"Ymir sen gerginsin sanırım. Lütfen iyi anlaşalım." dedi Christa.
Ymir kötü hissetti kendini. Üzmüştü Historia'sını işte. Her şeyde olduğu gibi gene eline yüzüne bulaştırmıştı işi.
"Özür dilerim. Gerginim biraz." Bekle! Özür mü dilemişti o az önce? İnsanların, kabalığından yanına bile yaklaşmadığı Ymir özür mü dilemişti? Christa'nın onu bu kadar etkilemesi korkunçtu. Ürkmesi gerekir miydi?
"Önemli değil, bu arada Christa sana sorun olmazsa Ymir'le otursan. Ben onun yerine, Connie nin arkasına oturacağım çünkü."
Ymir bütün bir ders düşmanca baktığı kızı sevmeye başlamıştı bu dediğini duyunca. Christa oturmak ister miydi peki onunla? İsterdi herhalde. O bir melekti, reddetmezdi kimseyi.
"Ymir için uygunsa neden olmasın?"
Ymir sevinçten havalara uçacak gibi hissetti. O da onunla oturmak istemişti işte. Daha ne isteyebilirdi ki?
"Olur." Bu kadar umursamazca konuşabildiğine şaşırmıştı Ymir. Hayalleri tek tek gerçekleşirken bu kadar iyi rol yapması ürkütücüydü.
Öğle arasına kadar olan derslerin hiçbirini dinleyemedi Ymir. Gözü hep Christa'daydı. Sanki bir an bile olsa gözlerini ayırırsa alıp götüreceklierdi onu.
Zilin çalmasıyla birlikte Christa bir işi olduğunu söyleyip gitmişti. Ymir bozulmuştu bu duruma. Nereye gitmişti? Takip etse en fazla ne olabilirdi ki? Belki yakalanırdı ama bir bahane uydurması çok da zor olmazdı herhalde. Gerçi ne bekliyodu ki snaki! Hep onunla olamazdı zaten Christa.
Christa bir süre sonra geldiğinde birlikte yemekhaneye indiler. Christa ile karşılıklı yemek yiyebileceği için içi içine sığmıyordu Ymir'in. Sonra hayallerini yıkan o sesi duydu.
"Christa, sevgilim?"
Ymir arkasını dönünce sarışın çakma bi bad boy ile karşılaştı. Bu lanet olası piç kim ve neden Historiama 'sevgilim' diyor?
Christa sevgilisinin yanına adımlayıp kollarını onun boynuna sardı. Ymir gözleri önünde çiftin öpüşmesini izledi acı ile. Kalbi kırılmamış parçalanmaktan toza dönmüştü. Onun sevgilisi mi vardı? Ama. ama... Bu piçten daha çok seviyordu onu. Bir delinin sevebileceği kadar. Aklı başında birinin sevebileceğinden de çok. Ama Christa bu piçle sevgiliydi. Gözlerinin dolduğunu hissetti Ymir. Hayır hayır hayır... Burada ağlayamazdı. Başkalarının yanında olmazdı. Kararını vermişti. Onların ayrılması lazımdı. Historia'sını üzmek istediği son şey bile değildi. Ama o daha mutlu ederdi Christa'yı. Daha çok sever, daha çok ilgi gösterir, daha çok değer verirdi.
"Ymir, iyi misin?" Ymir kafasını kaldırıp sevdiği kızın mavilerine baktı.
"İyiyim." Sesi istemsizce sert çıkmıştı. Chirista'yı üzmek istemiyordu ama bu durum sinirlendirmişti onu.
"Peki, öyle diyorsan..." Christa arkasında duran sarışının elini tutup yanlarına çekti.
"Tanıştırayım. Sevgilim Reiner."