Odadan çıktığımda etrafa kısaca göz gezdirmek istedim. Evi büyüktü. Sade mobilyalar tercih edilmişti ve daha çok gri ve beyaz tonları kullanılmıştı. Ben etrafı incelerken bir anda karşımda bir kadın belirdi.
"Merhaba, Ayaz bey size odanızı göstermemi istedi. Lütfen beni takip edin. " dedi. Burada çalışan bir görevli olduğu belliydi. Ayrıca sanırım Ayaz dediği kişi beni kaçıran bu manyaktı.
Kadını takip ettim ve o beni yanlız bıraktıktan sonra yatağa oturdum ve ne yapacağımı düşündüm. Bu lanet yerden bir an önce kurtulmak istiyordum. Aklıma gelen bir fikirle pantolonunun ceplerini yokladım. Bir şey bulamayınca kaşlarımı çattım. Kahretsin! Telefonumu evde yatağın üstünde bırakmıştım!
Keşke alsaymışım, diye geçirdim içimden. Acaba etrafta bir telefon falan bulabilir miydim? Buradaki görevlilerin telefonunu kullanabilirdim. Hızlıca ayağa kalkıp kapıyı açtım ve oradan çıktım. Merdivenlerden inerken çevreme bakındım ama hiç kimseyi göremedim. O sırada gözüme masanın üstünde duran bir telefon çarptı. Masaya doğru ilerledim ve telefonu elime aldım, telefonun şifresini bilmiyordum ama acil aramalar için şifre istemiyordu, tam numarayı girecekken ensemde hissettim sıcaklıkla arkamı döndüm. Ayaz'ı görmeyi beklemiyordum.
"Ne yaptığını sanıyorsun? Ver şu telefonu hemen! " deyip elimden almaya çalıştığı sırada koşarak yanından sıyrıldım , arkamdan geldiğini biliyordum ve karşıma ilk çıkan odaya girecektim. Kapıyı açmaya çalıştım ama bir türlü açılmadı. Kilitliydi. Ardından bana yetişti ve telefonu elimden hızlıca çekti. Dudaklarının kenarı kıvrılmıştı.
"Benden kaçamazsın. "
