Koz Cezar
Hastaneden elleri kelepçeli bir şekilde yine aynı teneke kutu içine bindirilerek götürülüyordu Akın.
Jileti geçirdiği sinir krizi sonrası bir daha görmemişti. Sevinse mi üzülmemi bilmiyordu. Bölf yapmış, şimdi ise sonuçlarını görme zamanıydı.
Saatler gibi gelen yolculuk sonrası yine gemideydi. Deniz üstünde olup sadece avludan denizin kokusunu duyumsamak tam bir hayal kırıklığıydı.
Belkide bilerek bunu amaçlamışlardı. Burası Ada kuleydi! Burda umuda yer yoktu.
Jandarma: Al bunu, ayakkabının içine koy beş dakika sonra inicez. Dikkat et babanın selamı var.
Eline tutuştulan sustalıyı düzgünce ayakkabısına zulalamıştı. Demek ki Jilet blöfünü yemiş, yada riske girmek istememişti ilk aşamada.
Verilen sürede gemi Ada'ya yanaşmıştı. Yine aynı devir teslim işlemleri.
Dejavu....
Akın sıra ile açılan demir parmaklı kapıları ilk geldiğinde saymıştı. Tam tamına 28 kapı.
26...
27...
Ve....28....
Gardiyan: Welcome the Home!
Akın bu nasıl şaka diye içinden geçirdi ve sadece gözlerini devirerek adama bakmayı tercih etti.
Açılan kapı ile tüm bakışların odağı yeniden Akındı. Uzay hızla yanına gelip sarılmıştı.
Akın henüz tam iyileşmeyen kaburgaları ile inlemeye benzer bir ses çıkartmış, Uzay eli ateşe değmiş gibi ellerini geri çekmişti.
Uzay: Çok çok özür dilerim. Kaburga kırığı! offf çok acımış olmalı.
Tamam geçti sayılır sıkma canını bu kadar.
Şehmuz piç sırıtışı ile ardındaki üç çam yarması ile ona doğru geliyordu. Uzay yanından bir adım bile kımıldamamıştı.
Uzay git burdan hemen!
Uzay: Hayır burda durucam.
Şehmuz aralarındaki mesafeyi yavaş ama emin adımlarla kapatıyordu. Akın sol tarafında bir hareketlilik hissedince gayri ihtiyari oraya döndü.
İklim... Hilmi ne bok yiyorsunuz? Üçünüzde gidin hadi.
Şehmuz hiç hız kesmeden geliyordu. Bir kaç adım kalmıştıki yukardan Ozanın gür sesi yankılandı.
Ozan: Akın kardeş!
Şimdi odak noktasında Ozan ve ağzından çıkıcak olan sözlerindeydi. Ozanın dilinden dökülen her kelimenin sahibi, CEZARDI!
Uzay: Lan kardeş mi dedi benim ki?
Hilmi: Siktirtme belanıda sus lan iki dakika.
Ozan : Cezar....
Sustu bilerek yapıyordu kurucağı cümlenin dengeleri değiştireceğinden emin gür çıkıyordu sesi.
Ozan: Seni hoşgeldin demek için akşam yemeğine bekliyor, geçikme.
Şehmuz: Sikeyim böyle işi!
Öfke ile geldiğinin iki katı hızla terk etti meydanı. İklim şoktan ilk çıkandı.
İklim: Bu ilk değil mi? Yani sikiş sokuş daveti bile davet değildir Cezar için başı ile gel der gelinir.
Hilmi: Yemek mi dedi harbi o? Hani böyle bildiğimiz ağızdan yenen faydalı besinler topluluğu.
Yemek dedi evet. Bu yemek saat kaçta oluyor bilen var mı?
Uzay gülümsüyordu bu çocuk çok yaman bişi çıkmıştı.
Uzay: Saat tam 8:00 de Cezar geç kalınmasından nefret eder.
Akın göz kırptı oğlana.
Bizde tam vaktinde orda oluruz kardeşim.
Uzay: İğğğğ çok klişe. Benimki gerçekten de kardeşim dedi duyduk dimi?
Hilmi: Hımmm Uzay Akın bu durumda senin eltin mi?
İklim: Saçmalama be Cezarın manitası olması lazım ki eltisi olsun,o henüz eltisi değil. Görümcesi oluyor Ozan kardeşim dedi ya.
İklim?
İklim: Efendim tatlım söyle.
Ordan bakınca benim cinsiyetim ne görünüyor?
İklim: Aşkolsun balım sapına kadar erkek yani de ne alaka?
Elti, görümce bunlar kadınların akrabalık ilişkileri ya hani.
Hilmi: Oooo Akın sen manitalığa okeysinde isme mi takıldın? Hadi kahve içelim okkalısından.
Harbi mi? Var mı lan burda kahve? Var de var de lütfen.
Üçüde Akının bu bir anda değişen duygu durumuna kahkaha attılar.
Uzay: Çok sevdiğini duyunca hoşgeldin, geçmiş olsun hediyesi biz aldık senin koğuşuna hediye olarak.
Kralsınız kral!
Dört kafadar oturmuş yuvarlak masada sabah kocalarını işe yollamış dedikodu yapan teyzeler gibi oturuyorlardı. Bu duruma gülüyordu Akın.
Hilmi: Açıkta bişi mi var ne güldüm öyle?
Tabi az önce düşündüklerini bu adamlara söylememeye karar verdi. Onun yerine aklındaki soruyu sordu.
Siz kahvaltıda yürek dalak mi yediniz lan?
İklim: İğğğğ sakat at hiç sevmem.
Uzay: İlkinde neden müdahale etmediniz madem diyor Akın.
Hiç öyle bir beklentim olmadı kardeşimde neden şimdi bu riske girdiniz değer mi?
Ben değmem diyordu aslında. Dilinden çıkmasada bunu demek istediği ortadaydı.
Hilmi: Numan yani 2. Bölgenin yöneticisi kocam olur kendileri. Müdahale şansımı 4 öküzle engelledi.
İlerde kolları sargılı olan dört adamı gösteriyordu. Akın gülümsedi bu manzara ile.
İklim: Ayı Rıfat beni yatağa bağladı hemde fantezi kelepçelerimizle! İnana biliyor musunuz? Ben ne yaptım peki, bir hafta öptürmedim bile kendimi.
Sonraki hafta?
İklim: Koca koca arasında küslük olmaz dedim verdim. Karşılığındada burdayım işte kahve içiyoruz! Aynı masada!
Akın mesajı almıştı.
Uzay: İlkinde korktum.
Hilmi: Uzay ve korku ben şok!
Uzay acı acı gülümsedi. Detay vermek istemedi.
Uzay: İkincisinde pişmanlıkla yanmaktansa, korkularımın üzerine gitmeyi seçtim sadece.
Akın birden konuya girdi. Biliyordu merak ettiklerini, ama sormaya çekildiklerini de biliyordu. Oda kendi anlattı.
Zordu... Hastane yani. Kalbim durdu iki kez, döndürdüler sorulmadı babacık yaşamamı istediği için yaşıyorum şimdilik. Çok bağlanıp da yokluğumda üzülmeyin diye söylüyorum. Birde yanımda kim varsa ölür, öldürür o.
İklim: Ayyy içim karardı ha. Uzay bu koğuş niye testesteron kokuyor?
Uzay: Akın yokken o işi burda gördükleri için olabilir mi?
Genel ev mi lan koğuşum iğrenç.
Hilmi: Hallederiz, bir nevi öyleydi kardeşim. Benim öküz huysuzlanır şimdi gidiyimde ağzına vereyim... Sigarasını lan fesatlar.
Akın yıllar sonra çıkarsız, anlık, içten bir gülüşün tam ortasında başını merdivenlere doğru çevirdi arkadaşları giderken.
Akın için Bu gece o geceydi. Kozu kendinin, belirleyip oyunu kuracağı gece.
Bölüm Sonu....
Yeni bölümde görüşmek üzere👋