Kavuşmak
Akın'ın kafasında planı netti. Kameralara girip yarım saatliğine sadece onların katının kameralarını etkisiz hale getirecekti.
En büyük sıkıntı Ozandı. Onunla cilveleşme görevini Uzaya devredince, tek yapması gereken asansörle teknenin bağlı olduğu iskeleye inmekti.
Uzay ve Akın sözleştikleri saatte harekete geçtiler. Tufan'a odasında istirahat edeceği yalanını söyledikten sonra beklemeye geçti.
Gözü sürekli satteydi genç çocuğun. Saniyeleri sayıyordu sevdiği adamı yeniden görebilmek için.
Sonunda bilgisayar odasına geçip süreyi ayarlayarak asansöre kadar sorunsuz ilerledi. İskele ve sonunda teknedeydi.
Kaptan köşküne doğru adımlarken yerinde çakılıp kalmasını sağlayan o sesi duydu.
Ozan: Hayırdır yenge yolculuk nereye? Yada firar mı demeliyim?
Her adımı planlamıştı oysaki. Uzay o iyi miydi?
Ozan: Uzayın sana yaptığımdan sonra güle oynaya bana cilve yapıcağına inanmamı beklediniz mi gerçekten?
O iyi mi? Eğer ona bişi yaptınsa seni doğduğuna pişman ederim, duydun mu beni!
Ozan: Sakin ol şampiyon! Uzay benim, ben canımı yakmam, kimseninde yakmasına izin vermem.
Ozan lütfen onu görmem gerek. Onunda bana ihtiyacı var.
Ozan: Kes sesini ve yukarı çık. Cezar gelmeni söyleyene kadar dediği gibi onu beklemeye devam et. Ya hiç mi akıl yok sizde ha?
Ben... Akılıyım tamam mı? Sadece çok merak ediyorum onu.
Ozan: Akıllı! O babacığının adamları karşı tarafta senin böyle bir mallık yapmanı bekliyorlar. Bu mu Akın senin aklın? Benden habersiz, korumasız macera yaşamak mı?
Sen beni neredeyse öldürüyordun be! Beni o pisliklere vermek istediğini söyledin kendi ağzınla! Cezar... O sana güvenmemi söylemeseydi.
Sustu gözleri dolmuştu Cezarı düşününce. Nerde ne haldeydi şimdi, Akını istemiyor muydu? Yada uyanamamışmıydı?
Ozan: Üzgünüm tamam mı? Ben öfkelenince.... Neyse Ne! Cezar iyi uyandı mal aşık. Seni soruyor durmadan. Ortalık biraz sakinleşsince ben seni ona götürücem.
Gerçekten iyi mi? Beni sordu beni dimi?
Ozan: Birdiler iki oldular. He yenge he hayde yukarıda ararız konuşursun kocanla.
Tamam teşekkür ederim.
.
.
.
Uzayın yakalanışı
Uzay sessizce çalışma odasında bilgisayara gömülmüş adama baktı. Bu bakışta ona duyduğu özlem, merhamet ve öfke vardı.
Usulca elini boynuna attığında bir anda kolundan çekilip kendini kucakta bulmuştu.
Uzay: Bıraksana ayı kolum acıdı.
Ozan: Bebek hayırdır? Arkadan sessiz yaklaşmalar falan?
Uzay: Seni merak ettim, suç galiba gidiyim ben.
Ozan: Uzayyyy...!
Bu Uzay da pek çok anlam vardı aslında. Neden burda olduğunu biliyorum, yapma, akıllı ol, şimdi hesap sormanın sırası değil.
Uzay öfke ile derin bir soluk alıp çocuk gibi kollarını birleştirdi adamın karşısında.
Uzay: Senden nefret ediyorum kocacım.
Ozan: Seni çok seviyorum bebek. Şimdi yakalamak gereken bir kaçak var. Uslu uslu oturup beni bekle.
Uzay: Onun bir daha canını yakarsan!
Devamını getiremedi, yeniden 12 yaşındaki o güçsüz çocuk olmuştu. İnsan sevdiğinin karşısında güçlü durmazdı ki. Açık bir kitap olduğumuz içindir ki, üzerimizdeki en iyileşmez yaralarımızı sevdiklerimiz açardı.
Ozan: Kardeşine dokunmıycam söz sevgilim. Şimdi asma o güzel yüzünü bişiler ye günlerdir aç geziyorsun. İyice zargana gibi oldun dolanıyorsun ortalıkta.
Uzay: Çirkin mi oldum üç günde? Hani her halime tapıyordun yalancı çoban!
Ozan: Her halin benim bebek. Altımda kırılıp kalmadan korkuyorum.
Göz kırpıp çıktığında Uzay tatlı tatlı gülümsüyordu ki. Aklına düşen Akınla gülüşü soldu. Yakalanıcaktı bu kesindi.
.
.
.
Telefon çalıyordu Akın parmakları ağzının içinde, tırnakları yenmekten kenar etleri acıyordu artık.
Ne var Ozan ne? Sana Akın dışında acil hiç bişi için arama demedim mi? Yoksa o...
Sevgilim....
Küçüğüm, güzelim benim. İyiyim şştttt Akınım ağlama.
Ağlamak istemiyorum ama akıyor bunlar napim? Çok korktum çok koruyorum. Gel yada geleyim nolursun.
Çok mu özledin kocanı sen?
Çok özledim, hem söz verdin tut sözünü!
Bir gün daha sabret benim küçük prensim. Ozan seni bana getiricek sonrasında.
Yine iş mi? Yaralanmışsın o mu yaptı?
Sen güzel aklını yorma bun meselere. İyiyim şimdi önemli olan bu. Seni isteyerek bırakmam.
Seni seviyorum.
Seni seviyorum ufaklık.
Telefonu kapattıktan sonra Ozan Uzay ve onun için yemek göndericeğini söyleyip çıkmıştı.
Bir gece daha dedi Akın, yalnızca bir gece.
.
.
.
Yeniden denizin üstünde, bu kez farklı bir teknede tersine dejavu yaşıyordu. İlk iki seferin aksine içi heyecan ve mutlulukla doluydu.
Ozan: Her ne olursa olsun yanımdan ayrılmak yok. Benim dışımdaki kimseye güvenme yalnızcs Tufan. başka kimseye güvenmek yok dışarda. Al bunu iyi sakla.
Akın, Eline tutuşturulmuş silahla olayın sandığından da ciddi olduğunu anlamıştı.
Denileni harfiyen yapıp, uslu uslu sevdiğine kavuşmak için bekliyordu. Zaman birine kavuşmak istediğinde normalden yavaş akardı her zaman.
Şimdide öyle oluyordu. Akrep yelkovanı tersine kovalıyor, yakalamak üzereyken elinden kaçırıyordu.
Düşünce denizinde kaybolmuş çocuğu Tufan'ın seslenişi kendine getirmişti.
Tufan: Çok dikkatli ol yengem. İçerisi dışardan daha güvenli ne gariptir ki. Senin için canı mı veririm bunu unutma.
Neden Tufan? Cezar bu kadar mı önemli, canından da mı kıymetli senin için?
Tufanun gözlerinde ilk defa hüzün gördü. Öyle bir hüzündü ki Sadece bakmak bile Akının canını yaktı.
Tufan: Sen kıymetlisin Ufaklık.
Akın sorgulamak için ağzını açmıştıki geldiklerini söyleyen Ozanla susmak zorunda kaldı.
Ozan: Geldik.
Okadar seri hareket etmişlerdi ki ne ara zırhlı araçla binmişti fark edemedi. Yarım saatlik bir yolculuğun ardından sonunda taş duvarlarla örülü bir malikanenin önünde durdular.
Ozan: Önden buyur yenge ikinci kat sağdaki ilk oda.
Akın'ın önünde artık hiç bir engel yoktu. Koşarak eve girdiğinde merdivenleri jet hızıyla ile çıktı.
Cezar aniden açılan kapı, kapının önündeki sevdasına şaşkın bakıyordu.

Hoşgeldin küçük prensim.
Akın tıpkı bir çocuk gibi omuzu yaralı adamın dizlerine kapanıp içindeki tüm acıdan ağlayarak kurtulunca ya kadar akıttı göz yaşlarını.
Cezar ufaklığı sakinleşene kadar sevdi kara saçlarını. Akın nemli gözlerini dikerek konuştu.
Beni bırakmadığın için teşekkür ederim.
Sonsuza kadar sevgilim balına belayım.
Bölüm Sonu....
Yeni bölümden görüşmek üzere 👋