İçeriğe geç

Tutkuyla Harmanlanmış Bedenler

Bölüm 49 · 15 dk okuma

Tutkuyla Harmanlanmış Bedenler

Bölüm 49

4.6: “Ağva”

(25 Ocak 2017/ 17.19'da yayımlanmıştır.)

Elvin DURU DEVRAN'dan

Acar'a o kadar öfkelenmiştim ki, arabada giderken en doğal hakkımı kullanarak ne olduğunu sormuş, karşılığında bir bağırma almıştım.

Eve ulaştığımız anda kapıyı açarak, onu beklemeden eve ilerledim. Anahtarla kapıyı açtığımda jet hızıyla o da girmiş, yüzüme bakmadan merdivenleri çıkmaya başlamıştı.

-Utanmaz arlanmaz bari ayakkabılarını çıkarsaydın!" Cevap yerine sert bir kapı çarpma sesi duymuştum.

Öfkeyle soluyarak ve topuklu ayakkabılarımı fırlatarak çıkarıp, merdivenleri hırsla çıktım. Çalışma odasında olduğunu tahmin ederek kapıyı çalmadan açtım.

-Ne var Elvin?" dedi yüzüme bakmadan bilgisayarda bir şeyler yaparken.

-Senden bir cevap bekliyorum Acar. Bana sorunun ne olduğunu söylemeni istiyorum." Cevap alamadım, hala bilgisayarda deli gibi bir şeylere bakıyordu.

Telefonu çaldığında, bana kısa bir bakış atıp telefonu açtığında:

-Nerede?" Diye sordu karşısındakine. Şu düşmandan bahsediyordu sanırım.

-Tamam, siz aramaya devam edin. Eve yakın olmadığına eminsiniz değil mi?" Duyduğu cevapla derin nefes aldı.

-Tamam, haber verin." Telefonu kapatarak bilgisayarına geri döndü.

-Acar bir şey sordum!" Dedim masasının dibine kadar girerek.

-Elvin seninle şuan uğraşamam, çık lütfen." Gözlerim yuvalarından fırlayabilirdi her an.

Çık ne demekti ulan? Kim çıkıyor? Nereye çıkıyoruz?

-Ne zaman uğraşmak isterdiniz? Gece uygunsunuz inşallah? Başka emrin var mı paşam? Cevap ver bana!" Sandalyesinden kalkarak bana bağırmaya başladı:

-Elvin sus artık, başımda birsürü dert var ve seninle uğraşacak vaktim gerçekten yok. Çık git şuradan!"

Öfke damarlarımda kan niyetine akıyordu sanki ve Acar'ı tam şuan linç etmek istiyordum.

Masadaki kalemliği ve dosyayı sinirle duvara fırlattığımda gözlerini sakinleşmek için kısa bir an kapattı.

Gövdesinden ellerimle onu ittirdiğimde hala cevap bekliyordum.

Ne öküz biriydi bu böyle! Anlatsa ölür müydü?

-Ben senin karın değil miyim ya? Benden bir şey saklayamazsın." Gözlerini açarak göğsündeki ellerimi tuttu.

-Elvin'im, orada bize zarar vermek isteyen biri vardı. Lütfen, beni biraz yalnız bırakabilir misin?" Sabrının son kırıntıları olduğunu görsem de alttan alacak sabıra sahip değildim henüz.

-Evlenmeseydik o zaman Acar? Hep yalnız kalırdın. Ne yapıyorsan yap tamam mı? Hiçbir şey istemiyorum senden." Deyip odanın kapısına ilerlerken, duvara attığımda yere düşüp açılan dosyaya gözüm ilişti.

Bakışlarım donuk bir hal alır, ısınan kanım donmaya başlarken algılarım açıldı.

-Siktir..." diyen Acar'ı duysam da yere eğilip kağıda bakmaya başladım.

Bu Umut'un resmiydi.

-O...o yaşıyor mu?" Dedim bakışlarımı resmin üzerinden çekemezken.

Acar kolumu tuttuğunda elini ittirdim.

-Bir ikizi varmış." Dedi. Kaşlarımı çatarak, dolu gözlerimle anlamsızca bakmaya başladım. "Sana anlatacağım bak..."

-Artık bir cevap istemiyorum Acar. Bence de biraz yalnız kalmalısın." Dedim kapıya elimdeki kağıtla ilerleyerek.

-Nasıl istersen.." demesiyle gözümden bir damla yaş akmıştı.

Benim yıkılmış bir halde gitmeme izin veriyordu yani?

Kabus görmeye tekrar alışacaktım sanırım.

Çalan kapıyla beraber gelen Petek'in kollarında ağlamaya başladım.

***

3.GÖZ

Genç kızın, Petek'in kollarında ağlaması geçince elindeki içeceklerle beraber misafir odasındaki yatağa oturmuşlardı.

-Elvin, üzülme tamam mı? Bak biz hep sizinleyiz. Hem sana bir şey olmasına Acar asla izin vermez." Dedi Elvin'in elini tutarak. Elvin'in gözleri ağlamaktan şişmişti.

Bir ara Acar yanlarına inmiş ve Sarpla buluşacağını söyleyerek kızı Petek'e emanet etmişti.

Rahatça içindekileri kıza akıtmasını istiyordu, genç adam.

-İnşallah Petek..İnşallah Acar'a da hiçbir şey olmaz."

-Bak eğer korkuyla yaşarsan, onun istediğini yaparsın. Sen cesur bir kızsın Elvin. Umut yok Ada yok. Bu pislik de gidecek. Bu ne olduğu belirsiz, psikopat, şerefsiz ve ve domuz kılıklı ve..." Elvin Petek'in küfre çok alışkın olmadığı için tıkanan haline bakarken, şiş gözlerine ve kırmızı burnuna rağmen bir kahkaha patlattı. Petek'e sıkıca sarılırken gülümsedi.

-Aşkım benim, tamam üzülmem." Geri çekilerek derin bir nefes aldı. "Hem sanki kıyamet! Acarla biz bunu da atlatırız. Bekle yüzümü yıkayıp geliyorum. Sonra anlatacaksın bu bebek meselesini." Diyip Petek'i utandırarak lavaboya gitti.

Yüzünü birkaç kere yıkayarak, aynaya baktı.

-Hiçbir şey olmayacak." Kendine gülümsedi. Buna tüm kalbiyle inanıyordu. İnanmak zorundaydı yoksa kontrolünü kaybedebilir, panik atak geçirebilirdi.

Ve Petek'in yanına döndü.

-Siz ne zaman birlikte oldunuz?" Diye direkt konuya açık bir giriş yaptı. Petek gözlerini kaçırarak cevapladı kızı:

-Siz Barcelona'dayken beni bir kere aramıştın ya. Sarp beni yemeğe çıkarmıştı hani..." Elvin hatırlayarak kafasını salladı devam etmesi için.

-O gece işte, biz de anlamadık. Bir anda alev aldı gibi bir şey oldu..Of Elvin oldu işte. Ne yapacağım?" Elvin kıza bakarak kahkaha attı.

-Ne gülüyorsun ya??"

-Kız kudurdunuz mu? Aceleniz neydi, evleneydiniz önce..." lafını tamamlayamadan tekrar gülme krizine girince, içeceğini komodine koydu.

Petek kendi içeceğini de koyarak burç yastığıyla vurdu Elvin'e:

-Ya Elvin..Gülmesene, hadi söyle ne yapayım sence?" Elvin derin derin nefes aldı ve öksürerek ciddileşti.

-Bence direkt yarın evine git, yemek hazırla. Söyle işte, romantik ortam felan derken..." Petek düşündü bir süre.

-Haklısın aslında...Elvin bilmiyorum ya istemezse?" Elvin ters ters baktı kıza:

-Yaparken istiyor, olunca mı istemeyecek? Söyle sen kızım, saklarsan içine dert olur." Petek kafasını salladı haklısın dercesine.

İki kız bir süre daha konuştuktan sonra, Elvin Petek'in uyuması için kızın saçlarını okşarken uyuyakalmıştı.

Bu sırada Acar da içki içtiğinden sendeleyerek eve girdi. Babası kapıyı açmasa, kapı önünde sızabilirdi.

Yatak odasına girdiğinde, Elvin'i göremeyince hızla diğer odalara bakmaya başladı. Misafir odasında Petek'in yanıbaşında uyuyakalan kızın yanına gidip, kızı kucağına aldı.

Tabii sarhoşluğun etkisiyle düz gidemeyip, kapı eşiklerine Elvin'in kafasını çarpa çarpa gidince kız acıyla uyanmak zorunda kalmıştı.

-Acar?"

-Hı..." diye mırıldandı Acar, kız hala kucağındayken ışığı arayarak. Elvin adamı büyük bir dertten kurtarıp odanın ışığını açtı ve kucağından indi.

-İçtin mi sen?" Acar kafasını aşağı yukarı sallayarak dolaba ilerledi.

-Acar..." dedi Elvin huzursuz sesiyle.

Genç adam tişörtünü çıkarırken, adamı az biraz dikizlediğini kimseye itiraf etmek zorunda değildi neyse ki.

-Bence bizim bu kadar gerilmemizin bir sebebi yok. Biz birlikte oldukça...yani birbirimizin yanında oldukça kimse bir şey yapamaz. O'ndan korkmamalıyız. Sence de öyle değil mi?" Dedi baksırıyla kalan adama bakarak.

Adam yatağın içine girip kıza kollarını açtığında, kız ışığı kapatarak adamın yanına sokuldu.

-Ben ondan korkmuyorum güzelim...Benim korktuğum şey seni kaybetmek... Ama asla kaybetmeyeceğim, şimdi uyuyalım ."

Kız adamın güven dolu göğsünde bir gece daha uyuyabilmenin huzuruyla gözlerini kapattı, içinden bu huzuru hiç kaybetmemek için Allah'a dua ederken.

***

ACAR DEVRAN'dan

2 Hafta Sonra

Hayatınızda en zor geçirdiğiniz 2 hafta ne zamandı diye sorsanız, cevabım şuanda hala geçiriyor olduğum bu 2 hafta olurdu.

Elvin gün içinde sabahları erkenden kalkıp işe gidiyor, ki giderken bana yine de kahvaltı hazırlıyordu, akşam 20 gibi geliyordu.

Yemekler dışında resmen hiç konuşmuyorduk. Arkadaş ortamımızda bile arkadaşlarımızla sohbet ediyorduk.

Birbirimizle değil.

Resmen bir evde iki yabancı gibi olmuştuk ve hepsi benim suçumdu.

Petek'in bizde kaldığı günün sabahı sadece bir not bırakıp Elvin'i 3 gün annemlerde kalmasını sağlayarak ve koruma koyarak, yalnız bırakmıştım. Sebebi bir iz bulmamdı.

Silahla ormanda Umut'un ikizi Ufuk'u aramıştım.

Ufuk'u yakalamış, hatta yüzüne bıçakla izi kalıcı bir kesik de açmıştım ama 2. Kattan camdan atlayarak elimden kaçmıştı.

Peşinden gitsek de denize atladığını düşünüyorduk. İzini kaybetmiştik.

Gün geçtikçe izlere kafayı takmış bir şekilde onu arıyordum. Bir taraftan da Elvin'i sürekli olarak kontrol ediyordum.

Onu en çok üzdüğüm 2. An ise dün salonda uyuyakalmamdı hiç şüphesiz.

Kasıtlı olarak ondan ayrı uyuduğumu düşünmüştü.

Bunu Asu'ya anlatırken duymuş, yanına gidecekken Enes'in iş için yanına gelmesiyle gidememiştim.

Bir şeyi gözden kaçırdığımı kendime itiraf ettim.

Ben Elvin'i elimden almasın diye Ufuk'u ararken, Elvin ellerimden benim yüzümden kayıp gidiyordu.

Onu üzüyor, kendimden uzak tutuyor ve hak ettiği ilgiyi gösteremiyordum bile.

Spor yaparken, dinlediğim müziği bile duyamayacak kadar düşünceliydim.

Ağırlığı yerine takarak, doğruldum.

Terden üstüme yapışan tişörtü üstümden çıkararak, havluyu omzuma attım. Suyu hızla içerken, yanıma oturan Alp ile su boğazımda kalmıştı.

Alp mi?

Sırtıma vurarak gülümsedi.

-Alp? Harbi mi oğlum?" Kafasını salladı gülerek.

Amerika'da okurken, her sorunun üstesinden beraber geldiğim, kardeşim gördüğüm bir insandı Alp.

Evliydi ve 4 yaşında bir kızı vardı.

Amerika'da yaşadığı için çok görüşemiyorduk yıl içinde. Düğünüme de gelememişti kızı ateşlendiği için. Şimdiye nasip olmuştu.

-Kardeşim, sen evlendin hala vücut çalışıyorsun." Dedi sarılarak. Ayrıldığımızda güldüm ben de:

-Ee formumu koruyorum. Sen hiç gelmiyorsun bu kardeşini ziyarete, şerefsiz." Sesli bir kahkaha atarken vitamin bara ilerledik.

İçeceklerimizi söyledikten sonra döndüm ona gülerek. Yanımızdan geçen iki kadını kaşlarıyla işaret edip güldü bana:

-Hala kadınları etkiliyorsun be oğlum!" Çaktırmadan baksam da Elvin'den başka bir kadının bana beğeniyle bakması midemin kaldıracağı türden değildi.

-Bunu Elvin'in yanında söyleme sakın. Hem, biri sana bakıyordu."

-Bunu Çiğdem'in yanında söyleme sakın." Dedi o da.

Sarp'ın yanımıza gelmesiyle Alp bir "Ooo" çekti. Aralarında geçen sarılmadan sonra 3'ümüz çeşitli konular hakkında konuşmaya başladık.

Petek'in hamile olduğunu öğrendiğinden beri daha çok gülüyordu bu çocuk.

1 ay sonra da evleneceklerdi tabii. Ailelerine söylememişlerdi.

Sonunda hepimiz ayaklandığımızda hatunları yanımıza alarak yarın sabah erkenden benim evin önünde buluşma kararı aldık.

Rezervasyonları kararı aldığımız anda ayarladık.

Alp ve Sarpla Ağva'ya gitmeyeli birkaç yıl olmuştu çünkü.

***

Eve girdiğimde spor çantamı bir kenara bırakarak, ayakkabılarımı çıkardım. Mutfaktan sesler geldiği için Elvin'in orada olduğunu anlayarak odaya çıktım.

Güzel bir duştan sonra kıyafetlerimi giyerek aşağı indim. Elvin hala mutfaktaydı.

Yanına gittiğimde tezgahın başında gördüğüm kadına gülümsedim.

Yanına ilerleyerek iki elimle belinden tuttuğumda bana kırgın bir bakış atıp önüne döndü.

Elinden tutup kendime çevirerek, tezgahın yanındaki yüksek taburelerden birine oturdum. Onu da kucağıma oturtarak tabi.

-Seni kırdım biliyorum." Kafasını aşağı yukarı salladı.

-Seninle ilgilenmedim de." Tekrar onayladı. Ama sesini duymak istiyordum.

-Üzdüm de seni bir de."

-Mümkünse kendini bir yerden at çünkü ben yapamam." Dediğinde güldüm.

-Ben dün koltukta uyuyakaldım güzelim." Gözlerini gözlerime iyice odaklayarak baktı.

Kırılan birkaç duygunun arasındaki tebessümü görmüştüm gözlerinde.

-Bilerek uyumadın yani?"

-Tı....Uyumadım." Gerçek olduğunu ayırt edemeyeceğim kadar kısa bir an gülümsedi.

Dudaklarımı kulaklarına yakınlaşarak, çok sevdiği ve bir keresinde "karam" kadar yoğun bulduğunu söylediği ses tonumla konuştum:

-Sıcacık yatağımda, senin sımsıcak vücuduna sarılmak varken neden kendimi aptal bir koltuğa mahkum edeyim? " iç çektiğinde gülümsedim. Kafasını geri çekti benden uzaklaşmak adına, ama elleri çoktan boynumda yerini almıştı.

-O koltuklar aptal değil, gayet akıllılar. Kir bile tutmuyorlar. Ayrıca beni 2 hafta unuttun resmen!"

-Seni unutmak mümkün mü Elvin?" Gözlerini kaçırarak konuştu:

-Dün benden gizli aldığın, şekilli yatak örtüsünü bile sermiştim." Kahkaha patlattım.

Ev için alışverişe gittiğimizde saten kırmızı bir yatak örtüsüyle, seks pozisyonlarının olduğu iki adet yatak örtüsü almıştım.

Elvin'in şekilli demesi, pozisyonların olduğu örtü olduğunu gösteriyordu.

-Keşke koltukta uyumasaymışım o zaman." Eliyle omzuma vurdu. Aklıma gelmesi iyi oldu o örtülerin.

O saten takımı da geldiği gün sermişti ama Elvin'in tam üstüne atlayacağım sırada "Aşkım reglyim." Demesiyle ne örtü pervolle yıkanmış kadar canlıydı, ne de bende mutluluk denen şey kalmıştı.

-Elvin sevişmemiz gerekiyor bence." Dedim onu kucaklayarak.

Küçük bir çığlık atarak, kapıya yönelmişken art arda omzuma vurdu eliyle.

-Olamaaz! Ocakta yemeğim var. Sana ellerimle mantı yaptııım!" Gülerek yere bıraktığımda hızla çıplak ayaklarıyla ses çıkara çıkara tencerenin başına gitmişti.

3 tabak mantıdan sonra, daha güzel bir hasret giderme için Elvin'i kucaklayarak merdivenlerden çıkarıp, odaya taşıdım.

Yatağa uzandırıp, tişörtümü hızla çıkardığımda Elvin gülmüştü.

-Neye gülüyorsun hatun?" Dedim ellerimi iki yanına koyup üzerine eğilirken.

-Şu hareketin çok seksi geliyor!!" Galiba hatunu delirtmiştim. Gülmeye başladım.

-Gülme yaa vallahi öyle!" Ağırlığımı bir elime verip, diğer elimle onun giydiği oduncu gömleğin düğmelerini açarken dudaklarına bir öpücük kondurdum.

-Başka neyim seksi geliyor, cadı?" Kafasını yataktan doğrultarak, o öptü dudaklarımdan bu sefer.

-Geliyor işte. " Dediğinde dizlerim üstünde durup onu soymaya başladım.

İç çamaşırlarıyla kaldığında yatak örtüsünü inceleyerek onu belinden kaldırıp, kucağıma oturttum.

Elimle yatak örtüsünü işaret ettim:

-Seç birini."

Ve gecemiz böyle başlamış oldu.

***

Sabah Elvin'i uykusundan uyandırıp Ağva'ya gideceğimizi söylediğimde uyku sersemi halinden bir anda sıyrılmış, 20 dakikada hazırlanmış, 5 dakikada çantasını hazırlamıştı.

Tüm bunlar olurken bana söylenmeyi de ihmal etmemişti. Motor kullanarak Ağva'ya doğru yola çıkmıştık.

Artık yeni bir haber gelmeyene kadar Ufuk itini düşünmeyecektim.

Petek ve Elvin, Çiğdemle çok iyi anlaşmış, beraber kahvaltı ederken ortak isimler hakkında konuşmalarıyla beraber deli gibi dedikodu yapmaya başlamışlardı.

Akşama doğru hava gerçekten ilk defa Eylül ayında bu kadar soğumuştu. Akşam yemeği için restorana gidecekken, kızları çağırmak için yanlarına gidiyordum.

Duyduğumuz konuşmayla beraber, akşam yemeğine giderken ağzım kulaklarımdaydı.

Konuşma: (3.GÖZ)

Elvin kucağında Çiğdem'in küçük kızı Su'yu zıplatırken, kızın yanaklarını ısırmadan da duramıyordu. Acar tam da bu sırada duymaya başlamıştı olanları işte.

-Petek hamilelik nasıl?" Dedi Çiğdem gülümseyerek. "Sarp nasıl davranıyor?" Petek gülümsemekten ağrıyan yanaklarıyla cevapladı kadını:

-Çok güzel ve çok garip bir his Çiğdem...Sarp müthiş bir baba olacak, bilmiyorum içimde bize ait bir şey büyüyor ve doğrusu hala alışamadım. Ama çok mutluyum, hep yüzüm gülüyor zaten bu düşünceyle." Acar da dinlerken gülümsemişti.

Petek iyi kızdı, Sarp'ı adam edebilmişti.

Mutluluk onun en doğal hakkıydı Acar'a göre.

-Ne güzel tatlım, hep mutlu olun inşallah...Elvinciğim, özel değilse sana bir şey sorabilir miyim?" Kafa sallayan kızla lafına devam etti "Çocuk düşünüyor musunuz?" Acar Çiğdem'in sorusuyla tam bu noktada devreye girip, soğuk bir şekilde konuyu bir şekilde kapatacakken Elvin'in cevabıyla duraksadı.

-Şu sıralar evet Çiğdem...Acar o kadar harika birisi ki, ondan bir çocuğum olmasını çok istiyorum. Bu 2 hafta birtakım sorunlar yaşadık ve düşündüm ama onu...bilmiyorum onu o kadar seviyorum ki ondan gelecek bir çocuk beni her şeyden daha çok mutlu eder." Petek Acar'ın sormak istediği soruyu sordu kıza, genç kızla arasındaki samimiyete güvenerek.

-Acar'ı kaybetmemek için, o istediği, ya da zorunda hissettiğin için değil Elvin, değil mi?" Genç kız kafasını salladı sağa sola.

Acar bu sırada tuttuğunu bilmediği bir nefesi serbest bırakmıştı. Ve sırıtıyordu.

-Hayır hayır kesinlikle değil...Çok düşündüm şu 2 hafta pek konuşmadık açıkçası. Ama en basitinden uyurken üstümü örtmesi, çoğu zaman bana sarılışı bile o kadar...sevgi, aşk dolu ki!

Benim başından bu duruma sıcak bakmama sebebim kendimdeydi....Çiğdem sen bilmiyorsun ama ben...Anne yönünden hiç şanslı bir kız değildim. Anne sevgisi bilmediğim için çocuğuma da gösteremem diye düşündüm, onu eksik bırakırım diye korktum." Tam bu sırada Sarpla Alp de gelmiş ama Acarla beraber sessizce dinlemeye başlamışlardı.

-Şimdi ne değişti?" Dedi Çiğdem cevabı bildiği halde gülümseyerek. Kendisi de anne yönünden hiç şanslı olmamıştı aslında.

Yapmaya çalıştıkları şey Elvin'e bu konuda güven vermek ve durumu netleştirmekti.

Acar onlara minnettardı çünkü kendisi bu konuyu Elvin'i üzmemek için gerekirse bir ömür boyu açmazdı.

-Şimdi..Olgunlaştım Acarla sanırım. Belki anne sevgisi görmedim ama anneliği tadınca ben Acar'ın beni sevdiği gibi aşkla, sevgiyle çocuğumu seversem...O zaten dünyadaki en şanslı çocuk olur.

Düşünüyorum da o Acar ve benden bir parça ile oluşmuş bir insan olacak. İkimize ait bir şey...Bunu gerçekten istiyorum, artık eminim. Ama Acar'a nasıl açarım bilmiyorum." Tam o sırada bir köpeğinin kendini ortaya atmasıyla Çiğdem köpekten korktuğu için çığlık atmış, beyler müdahale etmişti.

***

Akşam yemeğinden sonra Ağva'da rezervasyon yaptırdıkları odalarına çıktılar.

Odalar şömineliydi ve Elvin şömineye bayılırdı. (Tamam belki burada da kendi huyumu yazmış olabilirim.)

Hava çok soğuk olmasa da şömineyi yakmış, şaraplarını alarak karşısında oturmuşlardı.

Acar genç kızın saçlarını okşarken, askılı bluzundan açık kalan omuzlarına dokundu yavaşça.

Elvin kocasının göğsünden kalkıp, bardağını kenara koyarak Acar'a bakmaya başladı.

Acar bilerek hiç oralı olmuyormuş gibi davranmış, Elvinle göz göze gelince kafasını "Ne iş?" Der gibi sallamıştı bir de!

-Ağh! Acar ama ya...Şömine var, yerde ayı postu!" Acar kaşlarını kaldırıp indirdi şarabını dikip, bitirerek.

-Tı...Dana postu o güzelim."

-Ay her ne haltsa yani!" Acar kızın öfkesine gülerek konuştu:

-Ne demeye çalışıyorsun ki sen? Açık konuş." Dedi bir anda ciddileşip, kızın kolundan tutarak.

Elvin bazen adamın bipolar olup olmamasından şüpheleniyordu. Yine de buna aldırmadan elini adamın tişörtünün ucunda gezdirdi.

+18

-Sevişsene benimle delikanlı." Acar kızın orijinal söylemine kahkaha atarak kızı postun üzerine yatırdı.

-Elvin...

-Hı...

-Bu harbi ayı postu." Elvin, adamın tişörtünü hızla çıkarmasını izledikten sonra tekrar iç çekti.

-Ay isterse domuz postu olsun! "

Adam şömine alevinin aydınlattığı yüzünde, gözlerindeki yırtıcı bir aslan parıltılarıyla kızın tişörtünün yakasını elleriyle kavrayarak parçaladı.

-Hiiii! Oha ama artık." Adam zerre aldırmadan dudaklarını kızın südyenden görünen göğüslerinin üzerinde hoyratça oynatmaya başladı. "Çamaşırı anlarım da tişört yırtmak ne goril ya! Bir sınırın olsun canım."

-Elvin.." Acar'ın sessizce seslenişiyle:

-Hıı..." dedi Elvin. Eriyordu şuan.

Adam kızın südyenini çıkarıp, göğüslerini iki eliyle kavradığında, sıkıp bırakırken kızın sesli nefes alışverişleri arasında konuştu:

-Bu göğüsler ne yavrum be... Nicki Minaj'ı mı kıskandırıyorsun?" Elvin, adamın boynuna gömüldü gülerken. Boynunu ısırdı genç adamın.

-Deli yaa..."

Sonunda çırılçıplak kalmış, şöminedeki ateşten daha harlı bir ateşle birbirilerine bakarken Acar elindeki prezervatifi huzursuz bir şekilde Elvin'e uzattı:

-Ben kullanmayı hiç istemiyorum, ama sen illa kullanmak istiyorsan..." genç kız prezervatifi ateşe atıp, bacaklarını adamın beline sararak vücudunu adama yapıştırdı.

-İstemiyorum."

Acar kızın sıcak ve dar derinliklerine girip, dakikalar sonra patladığında ikisi de bir gerçeği unutmuştu.

İkili, dün de korunmamıştı.

***

ACAR DEVRAN'dan

2 hafta sonra

Şirketten yorgun bir şekilde eve gelmiş, kapıyı açmıştım.

Artık Ufuk'u aramıyor, sadece kendisinin bir hamle yapmasını bekliyordum ve açıkçası pek de ipimde değildi artık. O ne zaman gelirse onu zaten bekliyor olacaktım. Hazırlıklıydım.

Merdivenleri çıkıp yatak odasına geldiğimde, üstlerimi çıkarırken Elvin'e seslendim. Ama cevap alamadım.

Evde olması gerekiyordu.

Tekrar seslendiğimde banyodan gelen hıçkırık sesiyle hızla oraya yöneldim.

Hızla kapıyı açıp girdiğimde Elvin gözlerini bir noktaya sabitlemişti.

Kızarmış gözlerinden dolayı daha demin ağlamış olduğunu anlamıştım. Ama şimdi şok halinde gibiydi.

Ufuk'un bir şey yapmış olmasından korkarak, yere, yanına oturup sordum:

-Elvin...Neyin var ne oldu?" Sesimle transtan çıkmış gibi, gözlerini hızla gözlerime çevirdi.

Suratı yavaşça gülümsemeye başlarken sıktığı avucunu açarak bana uzattı.

Yaptığı resmi ailesine gösteren küçük çocuklar gibi.

Ben de bir şey olmamasının rahatlığıyla derin bir nefes alıp gülümseyerek eline baktım.

6 tane garip çubuk gibi bir şey elindeydi. Bir dakika. Bu..Hamilelik testi miydi?

-Evet." Dediğinde sesli düşündüğümü farkettim.

-Acar ben birkaç gündür hasta gibiydim ve..ve emin olmak için 6 tane aldım bilmiyorum hepsi pozitif ve...HAMİLEYİM!!!"

Yerimden yavaşça ayağa kalktım.

Kapıya doğru ilerlerken dedikleri beynimde yankılandı.

Kafamı hızla yerde oturan ve tavrımdan dolayı biraz kırgın duran Elvin'e çevirdim.

-Elvin, harbi mi lan?" Gülerek, kafasını aşağı yukarı salladı. Şoka girdiğimi anlamıştı.

Hızla yanına gidip kucağıma aldım.

Zaten onu taşırken zorlandığım söylenemezdi.

-Acar....Dur...Hoplatmasana...Yaaa...." durup yüzünün her köşesini öpmeye başladığımda o da mutluluktan gülüyor ve gözünden yaşlar akıyordu.

Bundan daha mutlu olduğum bir an kesinlikle yoktu.

Elvin'in içinde ikimizden bir can taşıdığını öğrenmiştim.

Ve ben sadece eşofman altımla, üstüm çıplak bir şekilde bütün siteyi "Baba oluyorum." Diye bu yüzden gezmiştim.

Böyle bir manyaktım, yapacak bir şey yoktu.

Artık ailem 3 kişilikti.

Ve o 1 kişi Elvin'im sayesinde aramıza geliyordu.

***

Bölüm Sonu😘😘😘 Yazım hatalarını okurken hemen belirtin ki düzelteyim.

2900 kelime...

Oy bekliyorum❤️

Yorumu hep bekliyorum.... ❤️

Gözünüz aydın 😂😂

Önümüzdeki bölüm hem mutlu edecek, hem de üzecek sizi maalesef.

Ama dediğim gibi çok mutlu yazıyorum şu bölümleri, tek istediğim anı yaşayın.

Yani okurken mutlu/mutsuz o anda olun ve yaşayın.

Zaten mutsuzluğunuz en fazla 2 saat sürer, tepkileri ölçmek ve yorumları okumak için 2 saat bekler hemen diğer bölümü atarım. Sizi bug'da bırakmam.

Bu yüzden önümüzdeki 2 bölüm üzülmeyin diye "aynı gün" içinde gelecek.

Ama şu günden itibaren çok yoğunum, o yüzden geç gelecek maalesef.

Seviyorum sizi, siz de en az benim kadar:

Sevin, sevilin. ❤️❤️❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.