İçeriğe geç

Tutkuyla Harmanlanmış Bedenler

Bölüm 43 · 14 dk okuma

Tutkuyla Harmanlanmış Bedenler

Bölüm 43

4.0: “Hafızadan Silinen Bir Gece”

(Bölüm 14 Ocak 2017/ 11:29'da yayımlanmıştır.)

Şimdiki Zaman 3. Göz

Genç kız, üzerindeki ağırlık, vücudundaki ağrı ve bedeninde hissettiği soğukluk sebebiyle gözlerini yavaşça aralama ihtiyacı hissetti.

Sonunda görüş açısı netleştiğinde başındaki felaket ağrıyı yok saymaya çalıştı. Ama sadece çalıştı.

Vücudunun yarısının üzerine yatmış Acar'a kısa bir bakış atıp kalkmaya yeltenecekken çıplak olduğu gerçeğiyle donakaldı. Mutfak fayansının üzerinde ne işi vardı ki?

Üzerini yavaşça incelerken korktuğu bir şey oldu.

Elvin dünü hatırlamıyordu.

Hem bunların mutfakta ne işi vardı? Çıplak bir şekilde?

Acar'ı zor bela iterek kalktığında salonla birleşik olan Amerikan mutfağındaydı. Salonun halini gördü. Koltuktarın minderleri, fırlayan tüyler, içki şişeleri, yerle bir olan biblolar ve tablolar, çıkarılmış kıyafetler dünün izlerini taşıyor olmalıydı...

Kız hafızasından bugüne kadar hep memnundu. En sarhoş anı, Acarla ilk birlikte olduğu gece olmasına rağmen, yaşadıklarını hatırlıyordu. Bunlar ne yapmıştı ki?

Yerde çıkardıkları kıyafetleri üzerine geçirirken, parçalanmış südyeni takamadığından südyensiz kaldı. Karışan saçlarını elleriyle düzeltmeye çalışırken, salonun duvarını tamamen kaplayan aynada kendini gördü.

Tamamen akmış bir makyaj ve her yerinde bulunan morluklara hayretle baktı. Vantuzlanmıştı mübarek!

Ahtapot musun nesin Acar?

Kollarına burnunu yaklaştırdığında sonunda koku duyusu da açılmış olmalı ki yoğun içki kokusunu aldı.

-Elvin..." diye mırıldanan Acar da ayağa kalkmış tezgahın ardından dağınık saçlarla Elvin'e bakıyordu.

-Siktir...Ben niye çıplağım lan?" Diyerek yerde bulduğu baksırı hızla üstüne geçirdi.

Acar Devran da hiçbir şeyi hatırlamıyordu.

İkili beş dakika sonra ayakta durmuş, baştan sona salonu inceliyordu.

-Acar ben hiçbir şey hatırlamıyorum. Korkuyorum, ne oldu?" Dedi Elvin kocasının gövdesine sarılarak.

-En kötü daha fazla sevişmişizdir, ne yapacağız?" Elvin hayretle saçlarını karıştıran uyku mahmuru kocası Acar Devran'a baktı.

-Acar sen ne umursamaz bir insansın. Hiçbir şey hatırlamıyoruz farkında mısın?" O sıra Elvin duyduğu telefon sesiyle telefonunu aramaya başlamıştı.

-Farkına varmayı da hatırlamıyorsam demek ki." Kız hala yastıkları kaldırırken cevapladı Acar'ı:

-Ne diyorsun Acar yaa?" Sonunda telefonu bulduğunda arayanın Asu olduğunu görerek cevapladı:

-Efendim Asu?"

-Elvin...Allah'a şükür! İyi misiniz?" Elvin telefonu hoperlöre almıştı. Acar cevapladı telaşlı kızı:

-Niye iyi olmayalım gerizekalı?"

-Ağabey siz delirdiniz herhalde? Haberler sizden bahsediyor..Manyak mısınız siz? Hesaplarınızda paylaştığınız şeyler, attığınız ses kayıtları...Allahım!"

-Açtılar mı?" Dedi Görkem'in sesi.

-Açtılar açtılar." Dedi Deniz de cevaplayarak. Ne yapmışlardı ki?

En son hatırladıkları şey...

Önceki Gün

Genç kız üzerindeki siyah uzun, sırtı açık şifon elbiseye bakıp topuzundan bir kaç tutamı çıkardı.

Dudaklarına sürdüğü ruju değiştirerek, bordo ruju sürdükten sonra sandaletlerini giyerek odadan çıktı.

1,5 haftadır Barcelona'dalardı. Acar'ın doğum gününü burada kutlamışlardı. Sadece ikisi.

2 gün sonra da Paris'e gideceklerdi.

Balayı onlar için son hız devam ediyordu. Elvin Acar'ın daha önce bildiği şeyleri kendisine anlatması için, araştırma bile yapmıyordu bazen.

Gezdiği bir yer, tattığı bir yemek, bildiği tarihi bilgiyi Acar'ın anlatmasını dinlemek Elvin için en güzel şeydi.

Anlatırken annesine heyecanla yaptıklarını anlatan bir erkek çocuğu gibi oluyordu.

Bu adamı dinlemek varken kim ne yapsındı blogları, ekşi sözlükleri?

Şimdi de Acar'ın yanına gittiğinde adamın, kendisinin ona çok yakışacağını düşünerek adama aldığı capi taktığını gördü.

Bu şapkayı ters takmak o bıraktığı sakalıyla birleşince ona o kadar yakışıyordu ki Elvin, üzerine atlayıp "Beni mutlaka ara!" Demek istiyordu.

-Elvin'im, hazırsan çıkalım. Bugün La Rambla'yı gezdireceğim sana." Elvin gülümseyerek kafasını salladı.

İnternetten bakmıştı ve müthiş bir yer olduğunu biliyordu. Kendisi de çok istiyordu gitmek.

-Gidelim aşkım." Dedi adamın uzattığı kolun altına girerek. Beraber arabaya bindiklerinde ve şoför caddeye daha girmeye mesafe varken onları bıraktıklarında Elvin sormadan Acar cevapladı:

-Arabayla gidersek zevki olmaz meleğim."

Beraber el ele yürürlerken..

Elvin DURU DEVRAN'dan

Mutluydum. Sokakları gezerken her adımda yanımda olan çiçekçileriyle içim açılmıştı zaten. Kocaman gülümseyerek ilerlerken Acar durmuş, bembeyaz gülleri elime tutuşturmuştu. Ödedikten sonra ilerlerken, gülleri koklayıp gülümsedim:

-Teşekkür ederim." Durdu.

-Etme, sana benziyorlar diye aldım." Biraz daha ilerledikten sonra gördüğümüz sokak sanatçılarını izlemek için durduk.

-Asu'ya benzemiyor mu şu?" Dedi bana dans eden yüzü yeşile boyanmış bir kadını gösterdiğini düşünürken.

-Saçmalama Acar, Asu böyle değil ki!" dedim şiddetle karşı çıkarak. Gülüp omzumdaki eliyle omzumu sıvazladı.

-Güzelim şurdaki yılışık kediyi diyorum zaten."

Kız kardeşine bu kadar takılsa da onu canını verecek kadar çok seviyordu.

Ali'ye sert çıkıyor, Asu değerlisi olduğundan soğuk duruyordu ama Ali'ye bir şey olsa en çok üzülecek kişilerdendi Acar.

Gülerek ilerlemeye devam edecekken adamla kadına para bırakmayı unutmamıştı. Sokak üzerinde olan büfe tarzı bir yerden sandviç alarak ilerledik.

Sanata saygılı adam yahu!

Sonunda iki yanı yemyeşil ağaçlarla sıralı caddenin başına geldiğimizde anlamıştım burası olduğunu. Acar da anladığımı bilerek gülümsemiş, adımlarını hızlandırmıştı.

(La Rambla- Barcelona)

Caddeye girdiğimizde 5-6 kişinin olduğu bir çeşmenin başına yönelmiş beni de çekelemişti.

-Canalete çeşmesi, inanışa göre buradan su içildiği zaman Barcelona'ya tekrar gelirmişsin."

-Doğru mu bu?" Dedim su içen çinli bir turiste bakarak.

-Bence doğru çünkü içtim ve işte buradayız." Dedi gülerek. "Hadi gel."

Avucuna doldurduğu suyu bana uzattığında içtim. Bir bardak kadar içmiş miydim acaba?

Bu ilişkide minik elli olan taraf bendim sonuçta.

Kendisi de içtiğinde ıslak eliyle saçlarını karıştırmış, omzuma elini atarak yürümeye devam etmişti. Caddeyi yürümeye devam ederken çiçeklerle dolu bir caddeyi koklamak tekrar çok hoşuma gitmişti.

-Rambla de sant josep bu kısmın adı. Seveceğini biliyordum." Gülerek ilerleyecekken beni durdurup bu sefer de bir buket sarı papatya almıştı.

-Acar aldın zaten buna ne gerek vardı ki?" Konuşurken beni dinlemiyordu bile. Buketten kopardığı papatyayı tel tokamla kulağımın üstüne tutturmaya çalışıyordu.

Takıp, yüzüme sırıtıyor bir şekilde bakarak yakıştığına karar kılmış olacak ki saçıma bir öpücük kondurarak cevapladı:

-Olsun bunu da al." İnşallah bu gidişle bütün çiçekleri toplamazdık.

Mario gibi toplaya toplaya ilerliyorduk be!

Caddede gezmek çok güzeldi. Binaları incelemek, burada yaşadığı çevredeki insanlarla iletişiminden anlaşılan insanlara bakmak, sokak dansçısını izleyen ağlayan bir kızla göz göze gelmek...

Elimdeki beyaz güllere ve kıza baktığımda Acar'ın sesiyle ona baktım:

-Hadi götür, ver." Dedi koca beyaz gül buketinin içinden birini alıp buketi işaret ettikten sonra kızı gösterek.

Ne düşündüğümü nasıl biliyordu ki?

-Seni çok iyi tanıyorum Elvin." Bunu nasıl duymuştu peki?

Tövbe yarabbi. Canını yediğim adam.

Kıza ilerleyip buketi uzattığımda ağlamasına rağmen, görünce hafifçe gülümseyerek bakmış ve İspanyolca olduğunu tahmin ettiğim bir şeyler söylemişti.

Ben de ona gülümserken, bu sırada dansçının uzattığı mendille utanarak yüzünü eğdiğinde oradan ayrıldım.

İnşallah dansçıyla sevgili olurlardı, amin!

-Ne dedi?" Dedi Acar gülerek.

-Anlamadım, ama bence iyi bir şeyler." Dedim ben de gülerek.

İlerlerken kıza baktığımda dansçı kızın elini öpüyordu.

-Aferim sana peri kızı." Dedi Acar kulağıma eğilerek. Bazı şeyler paylaşılınca insana daha çok mutluluk veriyordu.

Caddenin Gran teatre del liceu ismindeki Barcelona opera binasının olduğu bölüme geldiğimizde Acarla selfie çekerek yolumuza devam ettik.

Çiçekleri koklarken de resmimi çekmiş:

-Çiçek özü." Yazarak paylaşmıştı.

Selfie çubuğunu telefona takıp, omzuna atmış arkadan caddeyi çoğunluk alarak çektiği resmimizi de ben paylaşmıştım.

Çok güzel olmuştu.

Kolombus anıtının önünde de fotoğraf çekerek ilerlemiş, bir pazarla karşılaşmıştık. Biliyordum burayı.

- La boqueria pazarı." Pazardan Acar'ın isteğiyle bayağı çeşit meyve aldıktan sonra, ki beyimize aşçı dayanmıyordu, hediyelik eşya satan dükkanlara girdik.

Değerli mücevherlerim olsa da genellikle takarken daha çok bayıldığım bilekliklerden kızlara ve kendime almıştım.

Anahtarlık, barcelona yazılı bir küre, 3-4 tişört, kızlara ve kendime çok güzel flamenko ayakkabıları almıştım. Çok beğendiğim porroları da. (Porro Barselona'da satılan özel tasarım bir şarap bardağıymış.)

Gaudi tarzı eşyaların yanında, çanta ve şal da almıştım.

Girdiğim bir ayakkabı mağazasından yine aynı şekilde kızlara ve kendime aldığım ünlü espadril ayakkabıları saymıyordum bile.

-Alışveriş için yarın da gideceğiz hatun." Dedi Acar bana gülümseyerek. Burada gerçekten çok alışveriş yapmıştım.

Hele centre commercial arenas'da yaptığım alışveriş bayağı çılgıncaydı.

İnsan çok fazla gezince mutlaka bir şeyler alıyordu. Sevdiklerini de unutmuyordu.

Acar Ali'yi bile düşünüp, kendine ve çocuklara aldığı tişörtlerden almıştı. Düşünceli yiğidim!

Plaça reial meydanında şoförle buluşup, aldıklarımızı arabaya koyarak yemek yemek için ilerledik. Neredeyse akşam olmuştu bile. Acıkmıştık.

Acarla buraya geldiğimiz ilk gün Caelis isimli bir restauranta gittiğimizde de çok beğenmiştim yemekleri.

Paella ismindeki yemekleri de garip gelse de ne bayıldım diyebilirdim, ne de sevmedim.

Denizden babam çıksa yerim, diyebilen kızlardandım.Babama bunu ilk söylediğimde gülmüş, sen benim kopyamsın demişti.

-Torre d'alta mar ." Daldığım düşüncelerden dolayı:

-Hı?" Diye bir ses çıkardım.

-Yemeği diyorum orada yiyeceğiz. Seversin."

-Beni tanıyorsun. Öyle diyorsan, severim." Dedim gülümseyerek.

***

Bayıldığım bir manzarada yediğimiz yemek sonrası şoförün getirdiği elbise ve ayakkabıyı giyinerek, topuzumu açmıştım.

Barceloneta sahiline yakın bir bara gittiğimizde hem tüm gün gezmekten yorulmuş hem de hala enerji doluydum.

Bara girdiğimizde lavaboya gideceğimi Acar'a söyleyerek yanından ayrıldım. İşimi halledip yanına geldiğimde bir kadınla konuştuğunu gördüm.

Sorun konuşması değil, kadının Acar'a fazla samimi dokunması ve Acar'ın da gülümsemesiydi.

Tam şu an, tam şu saniye sayın izleyiciler sağ gözümün seğirmiş olması gerekiyor.

Yanlarına doğru ilerleyip rahat koltuğa oturduğumda Acar kendine sek viski bana da büyük ihtimalle meyve kokteyli almıştı.

Kadın beni baştan ayağa süzdükten sonra yapmacık bir şekilde gülümseyerek elini uzattı.

Kahretsin estetiği yoktu ve gerçekten güzel kadındı. Aslında böyle bir şeye aldırmazdım.

Ama bu kadın neden beni ilgilendiriyormuş gibi hissediyordum?

-Merhaba Elvin. Ben Jessica." Dedi bozuk bir türkçeyle.

Aman resmen ithal fahişe!

Canın cehenneme!

-Merhaba." Dedim elini sıkarak. Kadından hoş bir elektrik almıyordum. Acar elini belime koyarak kendine yanaştırdı beni.

-Elvin, şey...Jessica benim Amerika'dan arkadaşım. Burayı işletiyormuş da. Tesadüfen karşılaştık." Yersen, dememek için kendimi zor tuttum.

-Yersen."

Demek ki tutmadım.

-Ne demek bu Elvin?" Dedi Acar gülümsemesini bozmadan, yüzüme anlamaya çalışarak bakıp.

-Hiç." Dedim. Ve bir daha konuşmadım.

Ama onlar sanki ben hiç yokmuşum gibi "eski günlerde" olan şeylerden konuşmaya, arada bana ayıp olmasın diye adımı geçirmek dışında, içkilerine ve arada sinir olduğum gülüşmeli temaslara devam ettiler.

İçki bahanesiyle kalkıp barmenden mojito istedim. Onu bitirdikten sonra bir tane daha istemek yerine tekila shot söyledim.

Onlar hala konuşuyorlardı.

Belki de dans ettiler kim bilir?

Balayına da çıksınlar.

Sinirli değilim. Kesinlikle.

-Güzellik, 4?" Diye ingilizce konuşan barmeni onaylayarak 4. Bardağı da yuvarladım. Bu şekilde sayı artmaya devam ederken az biraz kafadan gitmiştim galiba.

Artık JessAr çifti umrumda değildi. (aha şizofren de ettiniz kızı affffferim size.)

-Elvin?" Acar'ın sesiyle ona kısa bir bakış atıp birama döndüm. Eliyle bardağı çekmeye çalışırken, elini ittirdim.

-Defol."

-Elvin ne oluyor?" Yanımdaki çantadan para çıkarıp, koyarak ayaklandım.

-Hiç. Sen Jessicayla otur ben gidiyorum." Dedim çıkışa ilerleyerek.

Arkamdan geldiğini biliyordum, tabiki onsuz gidemezdim bu kafayla. "Türkiye'ye yürürsem kaç dakika?" kafasına sahiptim şuan.

-Elvin, dur bir." Kolumu tutsa da çekip yüzüne ifadesizce, donuk bir şekilde bakmaya başladım.

Kendimi yetimhanedeki Elvin gibi hissediyordum içkiden ve kırılmışlıktan olsa gerek.

Sevgiyi tatmamış,yalnızlığının getirdiği bir asilik taşıyan, soğuk ve sert Elvin gibi..

Bu düşünceyle daha da yalnız ve mutsuz hissetmeye başladım.

Getirilen arabaya bindiğimizde kafamı cama yaslayarak, sessizce yolun geçmesini bekledim.

Geldiğimizde arabadan onu beklemeden indim. Bir süre sonra belimden tutan Acar'dan uzaklaşıp ayakkabılarımı elime aldım ve taş yoldan yürüyüp evin kapısını anahtarla açtım.

Salona girdiğimde ellerimi şaklatarak ışıkları açtım. Çantayı ve ayakkabıları bir köşeye atarak, kendimi koltuğa bıraktım. Ellerimi saçlarımın arasına sokarak, dirseklerimi dizlerime yasladım.

Birkaç saniye sonra Acar, dizimin dibine çökmüş elimi tutmaya çalışıyordu.

-Elvin ne oldu? Neden böyle davranıyorsun?" Omzumu silktim.

-Hadi ama...Anlat bana bebeğim.."

-Neyi anlatayım Acar? Benim niye yanımdasın ki?"

-Elvin ne biçim bir soru bu, sen benim karımsın farkındasın değil mi?"

-Ben farkındayım Acar." Dedim sesimi yükseltip aynı zamanda ayağa kalkarak. "Ama sen değilsin. Jessica gidince hatırladın değil mi beni?" Gözüme perde inmişti öfkeden, bu yüzden sayıp sövebilirdim.

-Saçmalıyorsun Elvin. Sonra konuşalım. Tartışmayalım." Dedi arkasını dönüp ilerleyerek.

-Şerefsiz, defol git." Dedim masanın üzerinden elime geçen aksesuarı alıp ona doğru savurarak. Duvara çarpıp parçalanmıştı porselen aksesuar.

Kendimi durdurmak istemediğim için elime geçen bibloları teker teker fırlatmaya başladım. Sonunda ellerimi tuttuğunda bırakması için çırpındım.

Salondaki masanın üzerine doğru gerindiğimde, burnumun dibine kadar girmişti.

-Otur şuraya sakinleş."

Bunu dediğinde onu ittirip masaya oturdum. Kendisine bir içki çıkarıp, kafasına dikti.

-Sarhoşun halini sarhoş mu anlıyor göreceğiz." 30 dakika kadar sonra 2. Şişesini yarıladığında içtiği içki çok sert olduğundan olsa gerek, bakışları daha donuk ve sert olmuştu.

-Jessica eskiden arkadaşım." Dedi mırıldanıp, eliyle saçlarını karıştırarak. "Neden anlamıyorsun ki?!!!" Bağırıp şişeyi duvara fırlattığında irkilsem de çaktırmadım.

-Çok normal bir şey öyle değil mi? Acaar, yapma Allah aşkına. Ben eski bir arkadaşımla, erkek ama dikkatini çekerim, öyle yakın olup konuşsam ve seni unutsam ne olur farkında mısın?"

-Elvin, ben seni nasıl unutabilirim kızım kafayı mı yedin sen?" Dedi yerinden kalkıp üzerime doğru yürüyerek. Masadan aşağı zıplayıp ben de üstüne yürüdüm.

-Nasıl unutmadın ya? Yanıma neden gelmedin o kadar zaman? Ne konuştunuz da gelmedin?" Birkaç saniye öfkeyle soluduktan sonra cevapladı:

-Elvin, kötü şeyler yaşamış, onları anlattı. Gözüm üzerindeydi hep. Kimse sana ben varken bir şey yapamaz zaten. Kızı 1 kere gördüm, ortalığı inletiyorsun!" Diye bağırdığında güldüm.

-Bağıran sen inletmiyor da ben mi inletiyorum! Delirtme beni, o kadınla aranda bir şey yaşanmış mıydı Acar?" Gözlerini devirip ellerini saçları arasından geçirdi. İşaret parmağımla göğsüne vurdum bir kaç kere.

-Acar sana diyorum! O kadınla aranda bir şey geçti mi?! Onunla yattınız mı?" Eğer böyle bir şey varsa ve o kadınla hala konuşabiliyorsa gerçekten çıldırabilirdim.

Kıskanç yanımı çok fazla bilmiyordu ama ezberletecek kadar sinirlenirdim.

Ben sevdiğim insanları sonuna kadar kıskanan, ama Acar söz konusu olunca çok da çaktırmayan bir kızdım.

-Yatmadık Elvin. Senden saklamayacağım, flörtümüz oldu. Ama 19 yaşımdaydım! Çok zaman geçti, kötü şeyler yaşamış. Anlattı sadece. Eskiden de öpüşmek dışında bir şey yaşanmadı onunla aramızda. Yaşansa seninle neden tanıştırayım? Şerefsiz miyim ben?" Hızlı nefes alışverişimin yerini yavaşlayan nefesler alırken arkamı dönüp koltuğa ilerledim.

Kolumdan çevirerek belimden tuttu.

-Şşş...Kıskanmış mı benim bebeğim?" Diğer eliyle yüzüme dokunmaya çalıştı. Kafamı çevirdim. Belimdeki elini çekmeye çalıştım.

-Çık, git Acar ya. Elin ecnebileriyle öpüşüyor. Pislik." Dedim geri çekilmeye çabalarken. Burnumun dibine kadar girip konuştu:

-Kıskanınca çok seksi oluyorsun ama."

Bu kadar yakınımdayken düzgün düşünmek alkolle beraber imkansız hale geliyordu.

Dudakları dudaklarıma uzandığında, karşılık vermek dışında bir şey yapmadım.

-Bir daha zamanında öpüştüğün bir kadınla o kadar samimi olursan eğer, bana dokunamazsın. Duydun mu beni?" Dedim kulağına yanaştığımda.

-Senin dışında bir kadına dokunamam, bakmam bile ben güzelim."

-İyi edersin." Saçlarından kavrayarak kendime çektikten sonra masaya doğru uzandığımızı hatırlıyorum.

***

Şimdiki Zaman - Elvin'den devam

-Acar ben bu kadarını hatırlıyorum."

-Ben de bal, ben de." Acar salonu iyice arayıp laptobunu bulduktan sonra yanıma geldi.

-Bakalım neler paylaşmışız? Haberler neymiş?" Dedi hesaplarına girmek için intenete bağlanırken.

İnstagramda göğüs arama kafasını koyarak, ki Allahtan göğüslerimi elimle kapatmışım, fotoğraf çekinip, "Home." Yazıp atmak nedir?

Peki ya benim, Acar'ın boynundan tekila öncesi tuz yalarken ki resmim?

Biz bunların hepsini dün mü yapmıştık?

Asuyla Deniz'e attığımız ses kayıtları daha beterdi.

"Biz balayı çiftiyiz, çok eğleniyoruz, herkes sevişmeli!" Temalı ses kayıtları berbattı.

Haberlere bu "Yılın Tutku Dolu Çifti" diyerek hem instagram resimlerimiz, hem bara girişimizdeki resim hem de la rambla da çekilmiş bir resmimiz koyulmuştu.

Ben hala bunları inceleyip:

"Yılın düğününü yapan çift, gözde olmaya devam ediyor. İkili balayı için gittikleri Barcelona'dan çektikleri resimlerle sosyal medyayı salladı. Tutkulu anlarına şahit olduğumuz çiftin balayı dönüşü röportajı merak konusu. Çiftin hayatlarına göz atalım..."

Haberini okurken Acar yanıma balayında yanımızda taşıdığımız kamerayla geldi.

Suratında şu piçimsi gülüşü vardı.

Al işte. Acaba ne yaptık? Gerçi Acar sırıtıyorsa büyük ihtimalle yetişkin içerikli bir şeylerdi ya.

-Güzelim izlemen lazım! Harikayız!" Elinden çekip kameraya bastığımda video başladı.

Evet Beyonce'nin Dance For You şarkısında dans edip içki içiyorum bu normal. Evet burası normal.

Kamerayı koyduğumuz konumdan görülen bir kucak dansını koltukta elindeki içkiyle oturan Acar'a yapıyorum.

Çaktırmadan Acar'a baktığımda göz kırpmasıyla yüzüme ateş bastı.

Kamerayı ileri sararak izlemeye devam ettik. Salona koyulan uzun ahşap masanın üzerine uzanıyorum. Ve Acar'ın:

-Tekila oyunu." Deyişiyle 2. Kısma başlıyoruz. Başta sadece sevdiklerimiz, fobilerimizle başlayan oyun bir süre sonra sorusuz olarak devam ediyor. O birbirinden tuz yalamaları ve içki içişleri hiç saymıyorum bile.

-Ben mutfağa gideceğim." Diye yarı baygın konuştuğum bir videoda Acar'ın:

-Mutfak güzel fikirmiş." Demesiyle 3. Kısım da belli oluyor böylece.

Sanki cinsel açlık duyan hastalıklı kişiler gibiyiz.

-Bence o kadar kötü değil." Dedi Acar mutfak kısımlarını da ilerletip sonunda benim "Sonraki videolarımızda görüşmek üzere, Acar bir şey diyecek misin?" Dedikten sonra Acar'ın boynumu emmeye devam etmesiyle "Demeyecek sanırım." Diyip kapatmamı da izledikten sonra.

-Evet şimdi ver de sileyim." Dedim kameraya elimi uzatarak.

Allah'ım pornosu çıkan Kim Kardashian gibi hissediyordum.

Bayağı sapıtmıştık. Ama daha kötüleri olmadı Allah'a şükür.

Çıplak ya da bir yerimiz açıkta bir şey atmadık.

-Bence bunlar kalsın yavrum. Arada açar izleriz." Ters ters bakıp, çekerek sildim kameradan videoyu.

-Ha tekrarlarız diyorsun." dedi beni sinirlendirmek için.

Ama ben de güldüm istemeden.

-Acar sus yaa." Dedim gülmeye devam ederken.

-Elvin o değil de.." dedi Acar ciddi bir şekilde yüzüme bakıp, kafamı "Ne?" Anlamında salladığımda "O dansı bir daha yapsana tam izleyemedim."

Sonra onu evin içinde kovalamam, şu izler için krem sürmem ve bavul toplamamla günü evde oturarak geçirmiştik.

Bu adam bana da kafayı yedirtmişti.

Yarın Paris'e gidecektik.

Barcelona'da çeşmeden su içtiğimize göre bir daha gelecektik bu şehre. Umarım daha olaysız olurdu.

Hoşçakal Barcelona, hoşçakal fıttırdığım güzel kent!

***

Bölüm Sonu 😘😘😘 Hata varsa belirtin lütfen düzenleyeyim.

2505 kelime! Daha ben size ne yapayım ayoll...

Yorum??

Yorum??

Yorum??

Yb sormayın ama lütfen...

Acar?

Elvin?

Bizimkiler delirmemiş mi sizce de?

Mutluyum, sevinçliyim.

Sabah atacağım ki kahvaltıdan sonra okuyun.

Saat 03.06 uykusuzluktan öleceğimm.

Sizi seviyorum.

Siz de

Sevin, sevilin. ❤️❤️❤️

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.