Bölüm 25 Kasım 2016 tarihinde yayımlanmıştır.
3.GÖZ
Babasıyla zamanında çekilen bütün fotoğraflarının duvara yapıştırıldığı odayı gördü. Babasıyla çekildiği bir fotoğrafı, kocaman ortada asılıydı.
Elvin güneşten dolayı kamerayı zor görmüş, gözlerini kısarak baksa da gülümsemesi yüzüne oturmuştu.
Babası ise güneşe gram aldırmadan sırıtıp kızını sıkıca sarmıştı.
Gözünden yaşlar sağanak gibi akarken, elini fotoğrafın üzerinde gezdirdi. Odada bütün 1 yılı vardı.
Babasının ona bir kokteyl için aldığı ama yırtıldığı için atılan elbise bile buradaydı. Babasının her aldığı kıyafet sağlamdı, bu hariç. Hemen askıya koştu.
-Bunu...Nasıl? Bu yırtılıp atıldı?" Dedi eli elbisenin üzerinde gezerken.
-Tekrar çizip, diktirdim." Dedi Acar elleri ceplerindeyken. "Gel."
(Bence 17 yaşındaki bir kız için, ponçik bir elbise 😂) evet devam edelim.
Kızı elinden tutarak koltuğa oturttu. Tekrar hıçkırdı Elvin.
-İstanbul'daki...Babamın koltuğu."
-Asıl...Bu..Bu sana ait Elvin. Baban bunu Cihangir amcana bıraktı. Bunu sadece ben, sen ve amcan biliyor. Amcan da ben de okumadık ama." Elvin hemen verilen kırmızı deri kaplı defteri açıp, babasının inci gibi olan el yazısına baktı.
Ona ait miydi?
Hem gülüp hem ağlayarak, ki şuan psikoloji diye bir şey varsa Elvin'de yoktu, Acar'a sarıldı.
-Çok...Çok...Çok.....Çok teşekkür ederim." Dedi. Acar içinde ilk defa işe yaramış gibi hissederek sırtını sıvazladı kızın.
-Bebeğim, ağlama. Burası senin, bu oda, bu tünel. Mekanın iç tarafındayız doğru ama yürüyen set tarzında hazırlandı. Nereye olursa olsun gelecek seninle. Ne olursun, Elvin bak bana." Dedi kızın yüzünü iri elleriyle tutarak.
-Çok teşekkür ederim. En güzel hediyem sensin. En güzel hediyem."
Güldü Acar. Sonra yalandan ciddileşti:
-Şşşt tabloma haksızlık etme. Baksana o da benim kadar güzel ve çekici duruyor." Elvin anlamayarak kafasını salladığında Acar'ın gözlerini takip etti. Karşıda yapılan bu tablo açılış kokteylinde dans ettikleri ve sallanan koltukta otururlarki anların resmedilmiş 2 haliydi.
-Bunları sen mi çizdin?" Dedi Acar'a bakarak. Böyle bir sanatkarla olduğunu bilmiyordu.
Sanatkar ve Rus.
-Evet, biraz uğraştım, yüzünü kusursuz çizebilmek için. Beğendin mi?"
-Bayıldım, yaptığın her şeye..." elini savurarak etrafı gösterdi. "Bütün bunlara... Keşke diyorum bazen...Keşke babam, sen, ben yemek yiyebilseydik." Dedi hüzünlü de olsa gülümseyerek.
-Resmimiz var." Dedi Acar takım elbisesinin cebinden katlanmış resmi çıkararak. "Bak."
Bu bir photoshoptu. Mert'in kafası yerine kendi kafasını koymuştu. Elvin kahkahalarla gülmeye başladı. Karnını tutarak bakıyordu.
Çünkü Acar daha yapılı ve uzundu.
Allah aşkına, Mert beyaz tenliydi!
-Vücuda dikkatle bakma, ben daha uzun daha yapılı haliyim...Ve esmer...Ve bordo pantolon giymeyen hali... Hay sikeyim seni Şükrü, hangi yaptığın iş düzgün çıktı acaba?"
***
Acar ve Elvin el ele tutuşarak arkadaşlarının yanına dönmüşlerdi. Muhabbet o kadar koyulaşmıştı ki, çiftin geldiklerini hiç farketmediler bile.
Asu ve Ali'nin konuşmaları gözünden kaçmadı Elvin'in, Acar'ınkinden kaçmış olmasını umarak.
Onlar da rahat koltuklara oturduğunda Acar kendi ağzına da Elvin'inkine de çerez atıp, kolaya uzandı.
-Konu nedir beyler?"
-Oğlum, dedi Derin heyecanla, geçen yıl yaptığımız tatili konuşuyorduk. Çok güzeldi."
-Gereksiz anlardı." dedi Sarp burun kıvırarak. Tatildeyken hastalandığı için hiç haz etmemişti üstelik. Acar'ın omzuna kolunu attı Devrim:
-Güzel anlardı. Değil mi Acar?" Elvin, Acar'a dönerek tepkisini bekledi. Acar kısaca Elvin'e bakıp, Devrim'e döndü.
-Belanı..." omzundaki kolunu fırlattı. "Siktirtme." Sessizce mırıldandığı küfür karşısında, Derin de kardeşine kol çıktı.
-Eeee.....Yazın yediğin hurmalar..." Elvin olayı anladığı için az biraz Acar'dan uzaklaştı. Sarp hemen lafa karıştı:
-En son götü tırmalanan sendin Derin'im. Ecem'in suratına çarptığı tokadı unutmadık."
Acarla Sarp bu sefer piçce gülüp ayağa kalktılar kısa süreliğine. Göğüslerini birbirine kabaca vurup, geri oturdular.
Devrim, Elvin'e eğildi:
-Yanlış anlama Elvin, şaka yapıyoruz. " diyerek kızın omzuna dostça dokundu. Elvin, Devrimle Derin'in arasının düzelmesine sevinip gülümsedi onlara.
-Elvin, Mert'in teklifine ne dedin?" Dedi Görkem konuyu değiştirmek amacıyla. Elvin arkadaşına, Acar'a kaçamak bakış atarak cevap verdi:
-Hala bir şey demedim. " masadaki herkes biliyordu. Sarplar Acar, Denizler Elvin sayesinde.
-Gel be yenge. Her hafta mangal günü yaparız. " diyerek göz kırptı Elvin'e Karya.
-Yaparız valla! " dedi Sarp da arkadaşının fikrini destekleyerek.
-Höst ulan !Çağırıyorsunuz, tabii duydunuz hamarat. Mezeler yaptıracaksınız aklınız sıra! " Acar'ın dediğiyle ne alakası varlar, yok canım vallahi yalanlar, bu çocuk kötü düşünüyorlar havada uçuştu.
-Hakkınızdır, biz de bayılıyoruz. " dedi Ali.
-En son Elvin'in yaptığı güveci yedim. Yediğim en güzel güveçti. " dedi Görkem de.
Acar biraz da olsa kıskançlık hissetti.
Kendisi de Elvin'in güvecini yemek istiyordu.
Bir büyük tencere.
Ve Elvin sadece ona yemek yapsındı. Bu düşünceyle kolunun altına Elvin'i alıp geriye yaslandı.
-Ee Elvin, gezdirirsin bizi artık. O kadar geldik." Diye söze katıldı Savaş Devran.
-Tabii, dedi Elvin. Hep birlikte gezeriz. " bir süre daha sohbet muhabbet devam ederken Sarp'ın telefonu çaldı ve lavaboya gitti. Döndüğünde:
-Evet gençler, dedi yalandan boğazını temizleyerek "Anneannem bizi çağırıyor."
Elvin tuhaf tuhaf baksa da gruptaki çoğu kişi anlayan mırıltılar çıkarmıştı.
-Emir büyük yerden, en kötü 2 güne gidiyoruz. Hem... Elvin yabancısı değil nasıl olsa."
-Nereye?" Diye sorarak, katılma ihtiyacı hissetti genç kız.
-Rize."
-Rize."
-Rize."
-Rize mi?"
-Rize mi?" Diyerek birbirine baktı Elvin ve Acar.
Bu durumda grubun Ankara'yı gezme planları iptal olmuştu ve Rize için hazırlıklar yapılmalıydı. Elvin'in babadan kalma evi de vardı üstelik.
Deniz ve Asu, Elvinle beraber Elvin'in evinde kalacaklardı bu gece. Eve vardıkları ve Acarla zor koptukları andan sonra, gelir gelmez ayakkabıları çıkarıp, odalara giderek makyajlarını sildiler. Saçlarını topuz yapıp, pijamalarla salona geçtiler.
Kapı çalınca getirilen hediyeler için boş odaya bıraktıran Elvin, sonrasında kızlarla yemek için buzluktan en sevdiği çikolata parçacıklı dondurmayı çıkardı. Üçü de televizyon açıkken, yanyana oturmuş dondurma kaşıklıyordu.
-Elvin, hediyemi açtın mı? " diyen Asuyla hemen ayaklandı Elvin.
-Aa gidip açayım, diyerek odaya koşarak gitti ve Asu'nun kutusuna yöneldi. Kutuyu açtığında aralara mükemmel incilerin yerleştirildiği, kelebekli bir gerdanlık seti ve yüzüğüyle karşılaştı. Elini mücevherin üzerinde gezdirip notu eline aldı:
" Bir inci kadar sert ve güçlü, asil ve de güzelsin.
Bir kelebek kadar narin ve özel...
Dünya'nın en güzel yengesi...
En güçlü kadınına...
Boynunun güzelliğine erişebilir umarım.
-Deniz A.D."
Gülümseyerek güzel yazıyı yerine koyup kutuyu çekmecesinin en güzel yerine yerleştirdi. Salona gidip, kıza sarıldı.
-Yavrum benim çok teşekkür ederim." Asu karşılık verse de Denizle gülmeye başladılar.
-N'oluyor be?"
-Yavrum mu?... Ahahahahha....Sen gelmeden ağabeyime benzemeye başladığını konuşuyorduk." Dedi Asu.
-Ve benziyorsun." Diye tamamladı Deniz. İkisi tekrar gülerken Elvin ikisinin kafasına da sertçe yastıkla vurdu.
-Ahh!"
-Ahh!" Telefonunun sesini işitip ekrana baktığında, kızlar Acar olduğunu anlayarak tekrar kahkaha attı. Parmağını kaldırıp gözlerini kısarak konuştu Elvin:
-İyi bir dövüşçü olduğumu hatırlatmak isterim." İki kız da eliyle fermuar işareti yapıp dondurmalarına dönerken telefonu açtı Elvin.
-Efendim bebeğim? " dediği şeyle kızların "Sevgi kelebeği!" Diyerek gülüşmelerini de duymuştu tabii ki. Ağızlarını burunlarını kıracaktı ama şuan biraz prenses olması gerektiğini düşünüyordu.
Telefon konuşmasından sonra ikiliyi bir güzel pataklayabilirdi.
***
Sonunda Asu Elvin'in arabasıyla, Acar Karya ve Sarpla, Savaş Devrim ve Derinle Rize'ye yola çıkmış molalarda dura dura varmışlardı.
Elvin Sarp'tan evin yolunu iyice öğrendi ve önce kendi evine uğrayıp odasını temizlettireceğini söyleyerek onlardan ayrıldı. Hem Acar'ın onunla gelip, yaşlı kadını bekletmesi yakışık almazdı.
Sarp'ın anneannesi için büyük, ahşap cumbalı evin önünde durup arabalardan indiler.
Kapıyı çalıp beklediler. Sonunda kapı açıldı ve kapının arkasından uzun siyah bir etek giyen, kollarını dirseklerine kıvırmış, yazmalı, sarışın ela gözlü bir kadın çıktı.
-Sarp'ım!" Diyerek onu öptü. Ve geri kalanlarını da öptükten sonra hepsini içeri aldı. Salona geldiklerinde börek, çörek ve Karadeniz mutfağıyla dolu masaya geçmeden önce soluklanmak için koltuklara geçtiler.
-Özledum sizu uşaklar!"
-Biz de seni özledik..." diyen Acarla hiddetlendi teyze:
-Sen hiç konuşmayasun hele! En çok da sana kızgunum!" Acar hemen iri cüssesiyle tombik ama Elvin'den bile kısa olan kadına gidip sırnaştı.
-Bizim seninle aramızda kopmaz bir bağ var anneannem! Bana mı kızgınsun şimdi da? " Acar'ın dediğine gülüp dizini mıncırdı teyze:
-İnsan sevduğuna darılur! Ben da sana ondan darilurum! Ha bu kızcağuz ne çekeyur kim bilur? " dedi Asu'yu kast ederek, genç kız derin bir iç çekti:
-Ahh teyzem hiç sorma vallahi."
-Teyzem o cadı beni yiyip bitiriyor." Bir süre daha konuşma devam ederken kapı çalındı. Sonunda Elvin gelmişti. Salona yavaş adımlarla girdi.
Elvinle gözgöze gelen kadın baştan aşağı onu süzdü. Yaşlı kadına yaklaşan Elvin, kadının eline uzanıp öperek başına koydu.
-Merhaba Emine teyze." Adını Sarp'tan öğrenmişti. Yaşlı kadın yüzü gülümseyerek baktı Elvin'e. Acar açıklama gereği hissederek ayağa kalktı.
Yaşlı kadının gözünden kaçmadı bu durum.
-Anneanne, Elvin Acar'ın... "
-Neyun olur bu delikanli senun ? " dedi Elvin'e Acar'ı göstererek Emine kadın.
-Yarişkimi." Dedi Elvin gülümseyerek. Kadın ayağa kalkıp Elvin'e sıkı sarıldıktan sonra, kıza banyoyu tarif etti ellerini yıkaması için.
Elvin gittikten sonra Acar hemen kadına yanaştı.
-Anneannem ne dedi o? " yaşlı kadın genç adamın bu haline kikirdedi.
-Sevdam dedu deli uşak, sevdam dedu! " diyen kadınla yüreğinin ısınıp patladığını hissetti Acar. Rusça:
-Küçük kadınım." Diye mırıldandı sessizce, kızın arkasından bir kez daha ona aşık olurken.
**
Bölüm Sonu😘😘😘
İsterseniz yorum bırakabilirsiniz. Beğendiyseniz yıldıza basabilirsiniz.
İyi geceler. Sevin,sevilin.❤️❤️❤️