Bölüm 20 Kasım 2016/ 19:17 tarihinde yayımlanmıştır.
Sondaki yazıyı okuyun Milkurlar. Medyada doğum günü şarkısı. Çok gülüyorum buna ve doğum günümde bile kullanmışlığım vardır. 😘😘
ACAR DEVRAN'dan
Minik kelebeğimi denizsiz Ankara'sına göndermemin üzerinden zaman geçmişti. 5 gün sonrasıysa Elvin'in doğum günüydü.
26 Haziran.
Ve bu günlerde regl dönemindeki kız kadar agresif, eline oje yaptığı için amerikan kapı tokmağını ayağıyla açmaya çalışan Asu kadar endişeliydim.
Lise ve üniversitedeki birkaç arkadaşını, Ali, Görkem, Deniz'i ,Mert olayı yüzünden mangalı iptal ettiğim kendi arkadaşlarım Sarpları, Elvin'in amcasını,çünkü yengesini getirmek hiç iyi olmazdı ve her ne kadar istemesem de Mert'i çağırmıştım.
Şimdi Ankara'da olan adamım partiyle ilgili arıyordu. Hemen açtım.
-Ne diyorsan çabuk söyle Şükrü."
-Efendim, mekan hazır. Süslemelerle ilgili her şey hazır. Araba hazır. Sadece sizin kendinizin yapacağı özel ayarlamalar kaldı. "
-Pasta?"
-......."
-Lan Şükrü,pasta!"
-Efendim ben onu unut...." tam şuan boynumda damar seğirmesi kuvvetle muhtemeldi.
-Senin yapacağın işi de, seni de sikeyim Şükrü!" Kapıya tekme attım. Tabi arkasından bir "Ahh!" Sesi gelmişti.
-Efendim ben...."
-Kapat! Kapat ulan kapat, çıldırtma beni! Kapaaat!" Diye kükrememle kapanma sesini duydum. Tekrar aradım.
-Ulan bir de kapatıyor musun laan!"
-Ama efendim, siz kapatın dediniz ben..."
-Sana düzenlemeleri de ayarla dedim! Pastayı da bul dedim it herif! Git diğer bütün ayarlamaları yap. Pastayı ve özel ayarlamaları halledeceğim ben." Diyerek telefonu kapattım.
İki elimi çalışma masama koyup nefesimi düzenlemeye çalıştım. Kafasını tutarak içeri giren Asu'yla çakıştı gözlerim.
-Ağabey yuh ama bir ayarın olsun ya! Kafam duvarla kapı arasında gidip geldi!"
-Özür dilerim güzeller güzelim. Kusura bakma." Dedim vücudunu kolumun altına alıp başını öperek. Belime sarıldı sıkıca.
-Neden geriliyorsun ki bu kadar? Bizimkileri de hep sen ayarlarsın. Ama hiç bu kadar sinirlenmezsin, aksilik çıkmaz ki!" Dedi merakla bana bakarak. Ofladım.
-Anlamıyorsun ki yavrum...Bugüne kadar kiminle, neyini kutladı sanki bu kız? Ben sadece Denizle ve Alileri zorlayarak, basit bir doğum günü kutlaması yaptığını öğrenmedim mi sanki? Onlar bile zor öğrenmiş tarihi Deniz sayesinde. Ben istiyorum ki onun da unutamayacağı anı, doğum günü olsun. Mutluluktan ağlasın. Hayatında ilk defa bile olsa."
-Ağabeyciğim ya!! " dedi Asu kafasını göğsüme gömerek. "Senin gibisini nasıl bulacağız biz diğer kız topluluğu? Şu düşüncenin güzelliğine bak yaaa!" Uzaklara baktım o benim yüzüme bakarken:
-Bulamayacaksınız...Bu yüzden evde kalacaksınız. Bu Elvin'e özel. Hele sen..." dedim parmağımı sallayıp ciddi bir şekilde yüzüne bakarken "Hele bir erkek getir bacaklarını ortadan lades kemiği gibi ayırırım senin." Dedim ona sarılmayı bırakıp telefonuma odaklanarak.
-Ama...Ama bu haksızlık! Evde kalacağım ben yaaa!" Omuzlarından tutup odanın çıkışına sürükledim.
-Çok konuşma hadi hadi git bana aşağıdan Receple Kemal'i çağır. Hadi çabuk. 5 dakikaya burada olsunlar." Kapının dışına çıkarttım.
-Ama bu haks...." kapıyı yüzüne kapattığımda yine çarpmıştı. Sanırım.
-Ahhhhhh! İki oluyor, ağabey! 2! 2! "
****
-Evet askerlerim!" Dedim odada bir ileri bir geri gidip, gömleğimin kollarını sıvarken.
Receple Kemal son günlerdeki halime tırsarak bakıyordu.
-Bugünlere beraber geldik... Değil mi? Bugüne kadar bir eksiğini bıraktım mı Recep?"
-Hayır, Acar Bey." Dedi Recep. Kafamla onayladım.
-Seninle az oldu, tam olarak tanışalı Kemal. Ama senin de bir şeyini eksik ettik mi şimdiye kadar?"
-Hayır, etmediniz." Dedi o da aynı şekilde.
-O zaman, dedim ellerimi arkamda birleştirip BENİM PASTAM NEREDE ULAN!" İkisi de irkilip birbirine baktı. Kemal konuştu:
-Efen...dim n-ne pastası?"
-Elvin'in doğum günü pastası Kemal. Lokma mı döktüreceğim kıza! Doğum günü var ne yapacağız?!" Dedim ikisine de dik dik bakarak.
Güleceklerdi ama ciddiyetimi gördüklerinden yaşamayı seçmiş, ciddileşmişlerdi.
-Ben.." dedi Recep. "Ben en iyi pastayı bulurum Acar Bey!"
-Sus Recep sus, zaten o epilasyon olayı hala aklımda.. Bu görev sizin... ikinizin. Bana Ankara'nın en güzel, en taze, en büyük frambuazlı pastasını bulun. İkinizden hangisi yaparsa bunu ödüllendireceğim." Dedim elimle kapıyı göstererek. Arkamı dönüp, masama ilerledim.
-Efendim...ödül ne acaba?" Dedi Kemal, ben de onlara döndüm tekrar, Recep'in de merak ettiği çaktırmamaya çalışsa da belliydi.
-Hım...Güzel soruymuş, henüz....düşünmedim.Şimdi..DEFOLUUUN!"
İkisi de hızla çıktı.
Derin bir nefes alıp sakinleşerek, telefondan Elvin'i aradım.
-Alo tırtılım. " gülme sesini işittim.
-Alo. Aşkım." Senin ağzını yerim diyince kıro oluyordum bir de.
-Napıyorsun? " sayfa sesleri işittim.
-Hiiç, son sınavım var yarın ona çalışıyorum. Mücevher çizimlerini de bitirdim. "
-Tam bir ineksin. " dedim masadaki kalemle oynayarak.
-Sus be..Sen napıyorsun? "
-Napayım, işte... Öyle çok yakışıklıyım yine." Dedim vereceği tepkiyi hissedip sesimi incelterek, aynı şeyi aynı anda söyledim onunla.
-Ayy götüm!"
-Ayy götüm! " kahkaha attı.
-Alıştım artık." Dedim. Alışmıştım direk düşündüğünü söylemesine.
-Yerim seni." Dediği şeyle, ciddi ses tonumu kullanarak konuştum.
-Nasıl? Nasıl...Yersin mesela? Üstümde ne olsun?" Güldüğünü işittim.
-Acar ya iğrençleşme!"
-Hiç ıyklama cadı, bir hayal ettin kabul et."
-Tamam az biraz etmiş olabilirim."
-Dedin hiçbir şey giymese, altında bir baksır olsa dedin."
-Demedim öyle bir şey!"
-Dedin, çikolataya dedin, bana bana dedin."
-Ay ne geveze şeysin sen ya! Kapatıyorum, sapığa bak." Ayarlamaları yapmam için benim de kapatmam gerekiyordu. Bu yüzden yolumu yaptım.
-Tamam ben ettim."
-Ne ettin?"
-Hayal ettim. Düşün bak üstünde kırmızı mini gecelik."
-Aaa ama! Kudurdun sen yine, kapatıyorum ben."
-Çilek çikolata yiyorsun... Sonra bana diyorsun "Erkeğim." Diyorsun bak bir hayal et."
-Ben? Ben mi yapıyorum bunları? Erkeğim ne be ? Senin bir tarafların açıkta kalmış. Ay tam bir öküzle beraberim."
-Çekiyorsun beni böyle."
-Oldu, sen özel anındasın galiba ben kapatıyorum. " masadaki fotoğrafımıza bakarken ciddileştim.
-Çok özledim yavrum."
-Bende...Çok ." Dedi iç çekerek. Tamam, şimdi biraz hayal kurmuş olabilirim. Yine de bazı ayarlamalar için kapatmam gerekiyordu.
-Elvin. Kapatıyorum şimdi ama ararım tekrar."
-Tamam. Seni çok seviyorum."
-Bende. " dedim. "Çok, hatun."
***
Uçağa binip Ankara'ya gelmiştik. Bugün 26 Hazirandı. Elvin'e bir şey söylememiştim. O her zamanki gibi Deniz'in zorlamasıyla bir yerlere gitmeyi düşünüyordu eminim ki. Özel paketleri Deniz aracılığıyla iletmiştim. Dün de bugüne çok önemli bir toplantım olduğu, ertesi gün geleceğim yalanını uydurmuştum.
-Helal be aslanım, sen de kaptırdın demek ki gönlünü!" Dedi Sarp sırtıma vurarak.
-Öyle.." dedim arabayı kullanmaya devam ederken. "Kaptırdım."
-Hadi bakalım, kontrol edelim hazır mı her şey." Dedim arabayı park ederken. 6 erkek 2 ayrı arabalardan indik.
Mekana girdik.
Elvin'in bir ton resimleri, süslemeler, 21 yazısı, İyi Ki Doğdun süslemesi, balonlar, fotoğraf çekim yerleri, sahne, duvar yazıları, hakkında yazılan her güzel şey, lise andaçı, kırmızı halı, ışıklar, konfeti makinesi, aynı zamanda baloncuk gibi saçma sapan bir şey çıkaran makine, sis makinesi... Her şey hazır ve kusursuzdu. Açık büfe, içecekler, yiyecekler, masalar ve oturma alanları hazırdı.
Elvin için gönderilen tüm hediyeler bir tünel içinde, isim ve notla oluşturulan bölümlere yerleştirilmişti. Benimki hariç.
Miniğimin, dıştan katı görünmesine rağmen o kadar seveni vardı ki...Yetimhanede büyüdüğü arkadaşları, yetimhane müdürleri, okuldaki öğretmenleri, okuldaki arkadaşları, bağış yaptığı kuruluştaki yöneticiler, şirket çalışanları ve daha birçok kişi ona hediye göndermişti. Bugüne kadar doğum günü kutlasaydı, şuan bir ev dolusu hediye çıkardı. Bunu anlamıştım.
Recep ve Kemal'in bulduğu iki doğum günü pastasını da üfleyecekti Elvin. Çünkü ikisi de mükemmeldi. Numuneleri tattığımda farketmiştim. Ödülleri de partiye gelmekti.
Zaten geleceklerdi, ama onlar bunu bilmiyordu sonuçta. Bu yüzden ödül sayılırdı.
Elvin'in yetimhane müdürünü de getirtmiştim. Başta böyle bir günde onda eskileri çağrıştıracağını düşünsem de Elvin'i çok seviyordu. Onun için çağırmıştım.
Toplamda otuz küsür kişiydik. Basın da duymuştu eminim ki. Duysunlardı. Elvin arkadan bir yerden, halı üzerinde girecekti nasıl olsa.
Her şeyin hazır olduğuna emin olduktan sonra dağılıp otellere yerleştik. Akşama kadar tüm kalan şeyler ve misafirlerin varlığından emin olduktan sonra hazırlanmaya başladım.
Kiton-K 50 özel üretim tamamı siyah takım elbisemi giyip, Patek Philippe Sky Moon Tourbillon Ref. 5002 saatimi taktım. (Adam milyonlarla yaşıyor arkdşlr.)
Saçımı son kez kontrol edip, parfüm sıktım. Stefano Bemer ayakkabılarımı giyip telefonumu alarak odadan çıktım.
Porsche 918 Spyder arabamın yanına ilerlerken Recep'i aradım.
-Elvinler çıktı mı evden?"
-Evet efendim, şimdi arabaya biniyorlar. "
-Güzel, takipte kal." Arabaya atlayarak 5 dakika içinde geldim.
Herkes hazırdı.
Sonunda kapının dışına çıktım, içerideki ışıkların hepsini kapattım. Dıştan bakan biri basit ışıklı bir mekan gibi görecekti girişten dolayı. Köşeye saklandım.
Yaklaşık 5 dakika sonra arabasından inen meleği gördüm. Aldığım elbise, o kadar yakışmıştı ki dünyayla ilişkimi kestim.
Süt teninde duran kıpkırmızı elbise, kalçalarını ve göğüs hatlarını ortaya çıkarmıştı. Beline kadar uzanan maşalı saçları, kırmızı ruju, buradan belli olan upuzun kirpikleriyle harika olmuştu. Narin eliyle eteğinin ucunu hafifçe kaldırıp, ten rengi platformlarıyla halıda ilerledi.
!Resim elbiseyi göstermek amaçlıdır. Elvin karakteri değildir!"
-Ayyy bitse de gitsek, nefes alamadım vallahi Deniz. Ne var abartılacak? Söylemesen hatırlamayacağım." Diyip sonunda yanımdan geçerek, kapıya ulaşmıştı.
Ben arkasında kalmıştım, beni görmemişti henüz.
Arkasından yaklaştığım sırada Deniz kapıyı açtı ve bende duvardaki ışıklandırmaların anahtarına bastım.
Konfetiler ve sis makineleri aynı anda işini yaparken içerideki halıda daha yürüyemeden şok olmuştu. Ben de arkasından yaklaşıp beline sarıldım.
-İyi ki doğdun Elvin!" Şarkısını kalabalık söylerken ve dj garip bir "İyi Ki Doğdun" şarkısı açmışken, kulağına eğildim.
-İyi ki doğdun güzelim." Kulağının tam altından öptüm.
Anca ayılıp bana döndü şok olmuş yüz ifadesiyle. Hala ağzı açıktı. Üst dudağını hızla öpüp güldüm, çoğu kişi gülmüştü ve müzik hala devam ediyordu. Pastaların yanımıza yaklaşması için el işareti yaptım. Halı hizzasında, yanımıza geliyordu.
-Seni...Çok ama çok, çok seviyorum!" Diyip bana sıkıca sarıldığında, seviyorum lafında kalsam da anında karşılık vermiştim. Islıklar çalar, gülüşmeler artarken sonunda ayrıldık.
-Seni..." dedim yüzüne gelen koyu, dalgalı saçlarını geriye atarak. Ellerini boynumda tuttuğunda, belinden sıkıca kavradım. "Seni yaratana ölünür."
***
Eveet yarın da 2 bölüm atacağım. Sonra da bir duyuru yapacağım. Oylara bir şey diyemem, herkes beğenmek zorunda değil tabii ki ama lütfen lütfen yorum yapın Acarla Elvin'e. Ne diyorsunuz? Neler olacak sizce? Kaç bölüm daha devam edeceğiz?
Acar hakkında ne düşünüyorsunuz? (olumlu olumsuz belirtin.)
Elvin hakkında ne düşünüyorsunuz?
Sizce Sarplar Elvin hakkında ne düşünecek?
Özelden de yazın. Bu aralar bol bölüm atacağım inşallah.
Sevin, sevilin. ❤️❤️❤️