Bölüm Şarkıları:
Annie Lennox- I Put A Spell On You
Usher- Trading Places
***Bu bölüm 2 parçaya bölünmüştür.
ACAR DEVRAN'dan
Sesinden ısırmak istedim nasıl oluyorsa. İçimde birşeyler kabardı. Kadınları hiçbir zaman kullanma aracı görmemiştim. Ama bazı erkekler gibi bazı kadınlar da zevkini düşünebiliyordu. O kadınları kullanıyordum ki onlar da kendi zevkleri için beni. Karşılıklıydı yani. Haksızlık ya da kötülük yoktu. Fazlasını vaat etmemiştim. Onlara "Benle yatın size aşık olayım" da dememiştim.
Bu kızı gördüğümde gerçekten etkilenmiştim, istemiştim, kendimi kontrol etmem zorlaşmıştı ve daha önce kimseyi incelemediğim kadar incelemiştim. O'nu o kadınlardan ayıran bu da değildi sadece.
Gözleri kahvenin çok acı bir tonuydu. Saçları koyu kestaneydi. Minik kalkık burnu ve yanağında bir gamzesi vardı. Dişleri inci gibiydi, harika bir gülüşü vardı. Şişkin dudakları ve iri zeytin gözleri surat şekline tam oturmuştu.
Kaşları alınmıştı ama orta kalın arasındaydı. Audrey Hepburn'u anımsatmıştı. Bir kadın hayalimi çizsem belki sarışın yeşil gözlü bir kadın olurdu, ama bu kadın bunun büyük bir hata olacağını göstermek için vardı sanki.
Sadece dudaklarını kıvırdığında yanaklarının üstü elmacık kemiklerini belli ederek toplanıyor, bu gülüş küçücük gösteriyordu onu. Kızın doğal bir havası vardı. Ağzını açıp iki kelime etse kasıp kavuracaktı ortalığı sanki. Bütün insanları etrafına çekecekti.
Şimdi bu söylediğiyle beni istemeden heyecanlandırmıştı. Elinden tuttum, o masadan çantasını aldı; ben içkilerin parasını masaya bıraktım. Çıkışa ilerlettim. Valeden arabayı istedim.
Yakınlarda kaldığım otel vardı, buraya iş için gelmiştim. Çinli iş adamlarıyla yapacağımız anlaşma vardı bu yüzden uğramıştım Ankara'ya. Normalde İstanbul'da yaşıyordum. Arabaya bindik ve otele doğru sürmeye başladım.
Bir yandan da sağ kolum olan Recep'e gideceğim otelin önünde sabah 05.00 ten itibaren beklemesini söyledim. O saatten aşağı çıkmazdık.
Bu kızın adını,kaldığı yeri öğrenmek istiyordum.
Şimdilik.
Daha detaylı bir araştırma yapma isteğimi bastırmıştım.
Şimdilik.
Nedense birden sinirlendim , çünkü bu kıza çekiliyordum.
Göz ucuyla ona baktığımda daldığını, iç çektiğini gördüm. Elleriyle oynamaya başladığında ellerine baktım, küçüklerdi. Ayakları da küçüktü büyük ihtimalle. Bpyu da ufacık bir şeydi o ayakkabılar olmasaydı.
"Yaşın kaç?" Diye sordum. Makyajsız halini görsem 17-18 derdim en fazla. 18 dememin sebebi vücut hatlarıydı, sopa gibi kıvrımsız olsa daha küçük derdim.
Sorum, sessizliği kestiği için irkildi. Göz ucuyla bana bakarken "20" dediğini duydum. Ben 30 yaşındaydım. Bir an kendimi garip hissettim. Çünkü sanki kız daha genç, ben daha yaşlı olsaydım; bu kız bana evet derse, yine bu kızla olabilirdim. Tabiki sübyancı düşüncelerinde değildim ama aramızdaki çekimi anlatacak güç bende bile yoktu.
Bu kadar çekingen olup evet isterim cevabı vermesi oynadığını mı gösterirdi? Emin değildim. Kız Pandora'nın kutusu gibiydi ve ben açık bir adamdım.
Peki, tam açık da değildim ama en azından insan benim üzerimden fikir yürütebilirdi.
Kızın ellerinden birini alıp bacağımın üstünde koydum. Yavaşça yukarıya götürünce elini çekti. Gülümsedim gerçekten neden gelmek istedi ki? Ona döndüğümde ellerini göğsünde kavuşturmuştu,bana bakarken döndüğüm için gözgöze geldik.
-Neden bu kadar utangaçsın? Utangaçsan neden geliyorsun? Oyun oynamayacağız farkındasın değil mi?
-Tabii ki farkındayım. Ben utangaç değilim, sen kudurmuşsun. Canım istedi geliyorum işte. Yapalım ne yapacaksak."
Kurduğu en uzun cümle buydu. Onu küçümsememe sinirlenmişti. Bana kuduruk da demişti. Küçük hanımın tribini çekiyordum.
Dudağımın bir kenarı kıvrılırken hızlıca söylediği cümlelerden sonra aralık kalmış dudaklarına baktım. Baktığımı fark edip hızla kapattı ve camdan dışarıyı izledi.
Heyecanını kırmam gerekiyordu elimin altında titremesini istemezdim. Bu yüzden elimi bacağına koyup okşamaya başladım. Odağım yoldu. Yavaşça ilerlettim elimi bu sırada elbiseyi de yukarı çektim.
Minik sıcacık elini elimde hissettiğimde ona baktım. Birşey söylemek istiyor gibi bir hali vardı. Elimi, eliyle beraber çekerek avucunu öptüm, elini çekti gözlerini kaçırıp:
-Şeyi bu arabada yapmayacağız değil mi ?" Dedi. Bunu sanki 5 yaşındaki çocuk gibi sorduğu için ister istemez gülümsedim.
-Neyi?
-Yapacağımız şeyi..
-Ne yapacağız biz ?
Cevap vermedi onu fazla kıvrandırmamak için lafa girdim:
-İstediğin özel bir yer varsa sana bırakırım? Araba ya da otel. Benim aklımda otel vardı ama araba olsun istiyorsan..
-Evet evet otel iyi fikir doğru bencede, hem sıkışırız arabada." Kahkaha atmaya başladım. Gerçekten bu kız normal değildi. O yüzden benleydi şuan.
O da kahkaha atmaya başladı. Beraber gülüyorduk, kızın fazla kaçırdığı belliydi. Cümle kurarken fazla zaman kaybediyor ve şuan elini öpmeme mor olduğu halde bu yaptığı gafa feci şekilde gülüyordu. Ayrıca küçücük haliyle koca bardak birayı içmişti.
Otelin önüne parkedip elini tuttum, otele girdik, görevli "İyi geceler Acar Bey" dedi ve kartı alarak odaya çıktık. Artık adımı da öğrenmişti. Gerçi bildiğini düşünüyordum. Saat 23.00 ı gösteriyordu.
Kapıyı açtığımda onun gerildiğini hissettim. Bir şeyler düşünüyordu. Dalgındı. Yanına gidip düz koyu kestane saçlarına uzandım. Lastik tokayı çekip katlı saçlarının omuzlarından düşüşünü, beline uzanışını izledim. Bu hatun fenaydı.
ELVİN DURU' dan
Hayatta, gerçek annemin de koruyucu ailemin de bana beslemediği bir duygu olsa da kesinlikle sevgi denen bir duygu vardı.Hayatımda gerçek anlamda bulunan 5-6 dostumun olduğu gibi gerçekti. Birgün evleneceksem de bunun sevgi temelinde olacağını biliyordum.
Aşk insanı sevgi kadar mutlu etmezdi. İlk görüşte aşk olabilirdi. Aşk dengesizdi. Çünkü aşkın hep bir sonu olurdu bana kalırsa. Aşk bir yerde biterdi ve sevgi yoksa o ilişki artık ayakta durmazdı. Benim için böyleydi çünkü hiç aşık olmamıştım. Bunu sadece gözlemlemiştim.
Hoşlandığım olmuştu, biriyle çıktığım. Ama körü körüne aşkı tatmamıştım hiç. Başka gerçek duygu da tutkuydu. Birine karşı hissettiğiniz tutku sizi bir yerlere sürüklerdi. Bana kalırsa onunda bir sonu vardı çünkü ele geçince onun da sonu gelirdi.
Bu akşam saat 18.30 da Umutla kafede buluşacaktım. Arkadaşlarıyla görüşecektik. Evde hazırlanırken telefonumun sesi geldi. Arayan en yakın arkadaşım Denizdi.
Açtım, sesi kötü geliyordu.
-Elvin, buluşacağınız kafeye gelir misin şimdi lütfen çok acil. Duyman gereken şeyler var.
- Noldu ki ?" Telefonda acil bir konu konuşmanın saçma olacağını düşünerek "Dur geliyorum tamam. " dedim ve telefonu kapattım.
Hemen telefonumu ve cüzdanımı yanıma alıp evden çıktım. Kafe yürüme mesafesindeydi. 5-10 dakika sonra kafeye girecektim ki hemen biri beni kenara çekti.
Deniz.
- Kızım dur iki dakika ya hiç ajan ruhu yok sende de!" Gözlerimi devirdim. Beni kafenin arka kapısından içeri soktu ve tezgahın altına sakladı. Tezgahın hemen önündeki masanın konuşmalarını duyabiliyorduk.
Umut'un yanında önceden gördüğüm, ve bugün beni tanıştıracağı arkadaşlar arasında oldığunu düşündüğüm 3 arkadaşı konuşuyordu. Saat daha 18.00ydı yani erkenden gelmişlerdi.
- Oğlum, ben de Elvin'i tavlardım. Ama o kızla uğraşacağım zamana 5 kız bulurum.
- Eminim oğlum, eminim ondan dolayı istemedin. Aramızda ilk Umut söylemese ben de düşünürdüm.
- Daha iyi keseyim diye aynı spor salonuna yazılmıştım lan. Harika bir vücudu var kızın. Sert tavırları, kalçaları, göğüsleri falan. Tek kusuru boyu kısa. Umut dediği gibi bu kıza binsin mecbur vericez aramızda 50'şer bin ₺" bunu dedikten sonra sinirden elim titresede devamını dinlemek istedim.
Çünkü bazen insanlar cümlelerin devamında farklı bir şey söyleyebilirdi ya da o an Umut'a en azından insan olarak değer verdiğim için konduramamıştım.
Ayrıca bildiğim kadarıyla kadınlar Havva'dan beri araba değildi. Umut Bey önce bir yavaş binsin diye geçirdim içimden. Yoksa bineceği şey ben değil, en uzunundan bir kazıktı.
- Aynen oğlum. 3 ay dedi bak bitişe 2 hafta kaldı. Kız eğer lisede yapmamışsa bakire diye düşünüyoruz. Çıktıklarına felan sorduk 2-3 kişi zaten toplam onlar da hiç bir şey yapmamış. İlk kim alırsa o kazanır dedik diye gaza gelip 3 ay dedi angut. 2 haftada nasıl yatağa atıcak acaba?" Dediklerinde daha fazla dinlememe gerek yoktu çünkü bu sefer Sinem diye bir kızın vücudu hakkında konuşmaya başladılar.
Onların yanına gidip ağlayıp, saçma sapan cümleler sarfetmeyecektim. Buna gerek yoktu. Deniz'e gelmemesini söyleyip dışarı çıktım. Telefonumdan Umut'a mesaj attım."Gelmiyorum bugün işim çıktı." Ona küfretmenin de mantığı yoktu 2 aylık emeğini boşa çıkararak onu yok saymak en büyük şeydi zaten. İntikamım kısmen buydu. Ona edecek laflarım vardı. Diyeceklerimi sindiremeyip, yine üstelerse de; kıymetlisine bir tekme vurur, eğilince de suratına bir yumruk çakar gönderirdim.Tabi kendimi kaybetmezsem.Bir tekel bayi den bira alıp yürümeye başladım...
Yaşadıklarımın hepsi tekrar aklıma gelirken, yapacağım şeyi kınamadım. Bir toplu erkek grubunun kadınları bu şekilde küçümsemesi hala yanlıştı. Bir kadının cinsel ilişkilerini iddia konusu yapmak da öyle. Bekaret almak iddia yapılacak bir olay da değildi. Fiziksel görüntülerini konuşmak da adamlık değildi. Erkeklik olabilirdi. Beni gerçekten seven insan, zaten küçüklükte sadece rahmimi korumaya yarayan bi et parçasını önemsemezdi.
***
Bölüm Sonu😘😘😘 Düşüncelerinizi kaba olmadan, mutlaka belirtin.
IG: tutkudevran
Sevin,sevilin. ❤️❤️❤️