(Bölüm 2 Ekim 2016/ 00.35'te yayımlanmıştır.)
Bölüm Şarkısı:
Chris De Burgh-Lady in red
Beyonce- Broken Hearted Girl
İyi okumalar 😍😍 Yorum yapmayı (Mutlaka, lütfen) oy vermeyi unutmayın. Seviyorum sizi. Yazın bana,konuşuruz. Yorum yapanlara teşekkür ediyorum. Şarkıları dinleyin özellikle 2.si. )
Elvin DURU'dan
Son hafta da su gibi geçmiş Cuma akşam üstü uçağıyla İstanbul'a gelmiştik.
Eve dönmek garip bir histi. Babamın bir zamanlar yaşadığı yer olduğundan, yurdun da bu şehirde olmasından dolayı burayı en başından beri evim olarak benimsemiştim. Ne yaşanmış olursa olsun...
Denizle benim odama eşyalarımızı çıkarmış, bir şeyler yedikten sonra uyumuştuk. Mert ve amcamla geldiğimizde sohbet etmiş, Ada ve yengemle muhattap olmamıştık pek.
Mert'i, amcamı ve her ne kadar kabul etmesem de Acar'ı özlemiştim. Ona karşı hissettiklerimi, saklamadan anlatacaktım.
Telefon konuşmamız yol süresince aklıma gelip durmuş, görüşeceğimiz için içimde filizlenen heyecandan midem düğümlenmişti.
***
Çarşamba Günü (Saat 20.00)
Ekranda tedirginlikle baktığım isimle, bir elim telefonumu diğer elim böğrümü bulmuştu. Kalp atışlarım hızlandı ve telefonu tutan avucum terledi. Birkaç saniye sonunda neyse ki arayabilmiştim.
-Alo.."
-Elvin? "
-Acar, selam." Tıkandım bak, telefon elimde büyüdü sanki...
-Selam güzelim, hangi dağda kurt öldü?" Al işte şeytan diyor kapa yüzüne. Katlanacağız artık, arayan benim ne yapalım.
-Boşver dağı, kurdu. Ben seninle bir şey konuşacaktım."
-Konuşalım, nedir konu?" Sesi sakin ve boğuk çıkmıştı. Sanki o rahat oldukça, benim kanım kaynamış gibiydi. Ama en iyisi direkt uzatmadan, konuya girmekti.
-Sen bana aşık mısın, galiba?" Sessizlik. Harika. Çok mu direkt girdim acaba? N'apsam kuzenim yazdı falan mı desem? Uyur-ararım, tıpta yeni terim mi desem?
-Sen mesajı okumuşsun." Bu sefer temkinli ve sorgular gibi konuşmuştu.
-Foşik foşik zeka fışkırıyor maşallah, önceki hayatında Einsteindın herhalde." Sinirim bozulmuştu. O da konuya girse, kafamdaki soruları cevaplasa olmuyor muydu?
-Demişim işte diyeceğimi neyi soruyorsun ki bebeğim?" Bir an Acar Devran kadar rahat olabilmeyi denedim.
-Aşığım kısmını değil, galiba kısmını soruyorum. Emin olmadığın bir şeyi bana neden söylüyorsun ki?"
-Çünkü daha önce hiç aşık olmadım. O yüzden şok anımda yazdığım bir şeydi. Ama şuan eminim hissettiğim şeyden."
-Ne hissediyorsun?"
-Orasını sen söyle." Kaşlarım çatıldı.
-Ne demek bu?"
-Hep açık oynayan benim demek Elvin Hanım. Sıra size de gelmedi mi acaba?" Allah, acaba telefonu tak diye kapatsam mı? Ya da topu ona atayım.
-Bunlar telefonda konuşulacak konular mı Acar Bey?"
-Arayan sizdiniz." Kendi kaleme gol mü yedim? Hayır tabii ki.
-Aşkınızı smsle anlatacak kişi sizdiniz. Sizin için telefonda halledilebilecek konular demek ki. Ama benim hissettiklerim telefonda söylenmek için değil. " Bingo!
-Neyse, ne aldın davet için anlat bakalım sen bir..."
-Sanane be? Aldım işte bir şeyler. Kapatıyorum, uyuyacağım ben. "
-Sekiz buçukta mı?"
-Evet."
-Güzelliğin uykudan herhalde." Bak bak laflara bak. Yüzümde salak bir tebessüm oluştu. Kişiliğime fazla salak durarak zıt düştüğünden, hemen yok ettim.
-Evet, Sana da tavsiye ederim iyi geceler.
-İyi geceler yavrum, görüşeceğiz.Açık giyinme. " Dedikten sonra kapatmıştım. Ve bana mesaj atmıştı.
"Sen bana çirkin mi demek istedin?"
Yeni anlamıştı. Tam da ondan beklenecek hareketti.
***
Cumartesi sabahı ise kahvaltıdan sonrası hızlı geçmişti. Şimal Adayla birkaç kez karşılaşmış, kötü bakışlarına maruz kalmışsam da gülümseyerek gitmiştim. Acar'ın onunla ilişkisinin bitmesine gerçekten çok sevinmiştim belli etmesem de. Dış görünüş olarak yakışsalar da, karakter olarak Acar'a hiç yakışmıyordu bana kalırsa.
Güzelce duş alıp, bolca kremlendim. Kuaför ve makyöz gelmiş, saçlarımı ve makyajımı halletmişlerdi. Saçlarıma önce bakım uygulayarak, kahvelerimi ışıl ışıl yapmışlardı. Kıvırcık ve uzun saçlarımı bir tel bile kalkmayacak şekilde düzleştirmiş, sonrasında uçlarına maşayla su dalgası şekli vermişlerdi. Yüzüm temizlenmiş, fondöten ve kapatıcıyla pürüzsüzleşen tenimi kontürlemişlerdi.
Gözlerime acı, kahverengi bir tonla dumanlı göz makyajı yapmış, dudaklarıma kan kırmızısı elbisem renginde ruj sürmüşlerdi. Bacaklarıma vücut fondöteni sıkmış, krem sürerek parlatmışlardı. Kulağıma minik pırlanta küpe taktıktan sonra elbisemi giymiş ten rengi topuklularımı da ayağıma geçirmiştim.
Elbiseyi göstermek amaçlı resimdir. Kadın Elvin karakteri değildir.!
Deniz'in de yan odadan harika pastel tonlardaki makyajı, koyu yeşil kısa elbisesi ve siyah topuklularıyla gelmesinin ardından aşağı inmiştik. Mert'in arabasına bindiğimizde bize ıslık çalmıştı, yolda da gidene kadar bayağı bir laflamıştık.
Geldiğimizde arabadan inip, normalde arkadan girsem de bu sefer halıdan yürüyerek içeri girecektim. Deniz'i dinlemiştim. Babamı temsil ediyordum ve onun kızına da kaçak göçek var olmak yaraşmazdı.
Yürürken fotoğraflarımızın çekilmesine ve annemin kim olduğuyla ilgili sorulara aldırmadan içeri girdik. Kalbim sanki mideme düştü ve sindirilmeye başladı. Heyecandan birkaç kere yutkundum ve şakaklarımın terlediğini hissettim.
Girer girmez gözüm Acar'ı ararken, onunla göz göze geldim.
Beni incelerken ben de onu incelemiştim.
Üzerine oturan simsiyah bir takım giymiş, beyaz jilet gömleğinin düğmelerinin çoğunu açık bırakmıştı. Siyah saati, siyah deri klasik ayakkabıları, baştan aşağı her şeyi uyumluydu. Alttan çimdik yiyince kendime geldim.
-Kız yedin adamı yedin gözünle..."
-Ayy, saçmalama Deniz, zevzeklik etme..."
-Sen sapıklık yapıyorsun ama, hallere bak hallere kızarıyor bir de. " ben de hafiften kafasına vurdum.
-Kız narin davran azıcık, aaa geliy..."
Hala konuşuyordu bir de!
-Sus kız utanmaz. Çakacağım ağzına şimdi göreceksin."
-Elvin." Gözlerim kocaman açılsa da hemen normal ruh halime büründüm, arkama döndüm yavaşça.
-Hadi ben kaçtııım." Diyerek geçen davette tanıştığı Su ismindeki kızın yanına ilerlemişti Deniz. En çok satanlarda bu hafta.
-Acar..." elini belime yerleştirerek beni kokteyl masalarından birine yöneltti. Bir şampanya ve tabaktan kanepe aldım. O da içkisini alınca her ne kadar başka yere bakarak şampanya içsem de onun beni izlediğini göz ucuyla görüyor, içtiğimi zor yutuyordum. Sonunda dayanamadım.
-Bakma öyle. Ne bakıyorsun öküzün trene baktığı gibi?" Kafamdan geçenlerle ağzımdan çıkanlar çok farklıydı. 2 haftanın ardından onu görmek... Çok farklı hissetmeme neden oluyordu. Sakalları mı uzamıştı biraz?
-Bakmamı istemiyor musun?"
-Hayır."
-Peki ben de bakmam o zaman." Dedikten sonra gerçekten de bir elini cebine yerleştirerek içkisini yudumlamış, uzaklara bakmıştı. Bakmıyorken konuşmak en iyisiydi.
Gözüme sallanan kanepeyi kestirip onu kolundan tutarak oraya çekmiştim. Sorgularcasına bakarken oturdum. O da yakınıma oturmuş, yüzüme bakıyordu.
-Elvin n'olu..." kafasını elimle tam tersime çevirmiş lafa başlamıştım bir yerden:
-Böyle dur. Yüzüme bakma, konuşacağım, dinle. Bak...Ben başta seninle yaşadığımız o ilk geceyi o şekilde düşünmemiştim yani, hayatıma bu kadar gireceğini... Hayatımda babamı bile ilk gördüğüm zamanlarda alışamamışken, sana da alışmak istemedim. Kabullenemedim. Senin hayatıma girmeni de istemedim. Ama..."
-Bayanlar ve baylar, Duru Şirket Kuruluşunun 60. Yıl Daveti'ne hepiniz hoşgeldiniz." Haydaa... Tam sırasıydı amca yani.
-Sen devam et güzelim."
-Sonra konuşuruz olmaz şimdi, gel hadi. " Ayağa kalkıp, mecburen masaya geçtik.
Amcamın konuşması bittikten sonra gelen herkesle konuşmuş, selam vermiştim. Tekrar Acar'ın yanına geldiğimde yanındaki uzun boylu kız dikkatimi çekti.
-Elviiiinnn! " Yüzünü gördüğüm an tanımıştım.
-Aa, Asu? Nasılsın?"
-İyiyim, tanışmıştık da biz ağabey. Sen nasılsın tatlım?" Acar da ikimizi ağzı açık izliyordu. Galiba bazı şeyleri araştırmamıştı. Upps.
-İyiyim ben de nasıl olayım. Yoruldum vallahi..."
-Güzel organizasyon olmuş, ama geçen yılki gibi değil... Sanırım o senin yaratıcılığından, bu yıl Ada yapmış diye duydum."
-Evet geçen yıl ben yapmıştım, bu yıl Ada. Beğenmene sevindim, ne kadar da güzel olmuşsun."
-Sen de öyle, baksana ağabeyimin ağzı yere düştü." Demesiyle Acar, kafasına hafifçe vurmuştu. Kafasını ovuşturarak ters ters baktı Acar'a.
-Neyse ben bir arkadaşımın yanına gidecektim. Görüşürüz Elvin!" Diyip koşarcasına uzaklaşmıştı Asu. Gülmüştüm.
-Tanıştığınızı bilmiyordum. Sever misin Asu'yu?"
-Çok konuşmadık ama cana yakın bir kız, ablam gerçi benden 2 yaş büyük."
-Abla dersen çok kızar. Seveceğini tahmin ettim. O da deli." Kulağıma eğildi. Nefesi, tenimi karıncalandırıyordu.
-Bir de...IQ'su paça boyumdan büyük sayılı insanlardandır." Sesim çıkmamıştı. Çalan "Lady in red" şarkısıyla elimden kavradı ve beni dans bölümüne götürdü. Birkaç kişinin bizimle ilgili konuştuğunu farketmiştim.
İnsan bari çaktırmaz yani. Gözüme gözüme bakıp fısıldaşıyorlar.
-Öfkeli görünüyorsun."
-Meraklı insanların bakışlarından sıkılıyorum."
-Boşver şimdi." Diyip kafamı göğsüne yatırdı.
-Alev alevsin be." Derken saçımla oynamıştı. Allah alev aldı buralar ! Allah yakmasın...
-O gecedeki gibi değilsin çocuk... " derken elini belime daha sert bastırarak tek beden yaptı bizi. "Belki saçma bulursun ama artık benim kadınım olduğunu içten içe bilme şerefine nail olduğumdan vücudun dünyadaki en kadınsı, en iyi vücut geliyor. Sana, sıcaklığına bulandığım andan beri hissettiklerimi, anca açıklığa kavuşturabildim. Hatalar da yaptım. Sana baktıktan sonra kimseye bakmayı içim almıyor. Uzak duracağım her kadından, eminim. Çünkü, sadece sen bana kadınmışsın gibi geliyor."
"Başka erkeklerin sana beğeniyle baktığını yakalıyorum, bu beni çileden çıkarıyor. Sende gördüğümü, kimsenin sende görmesini istemiyorum. Ateş gibisin, kırmızı giydiğinden gelen bir şey değil bu. Kendiliğinden... Ateş kadar saf, yakıcı, cezbedicisin.
Daha önce aşık olmadığım için anlamamıştım. Çünkü herkese nasip olmaz, der babam. Aşk bir insana ömrü boyunca hiç uğramayadabilirmiş. Sen bana aşkı getirdin. Aşık olmadan öldü demeyecekler en azından. " nefesim kesilmiş, dans bile edemiyordum. O ise, kalın, kadife örtülü sesiyle devam etti:
-Sahiplenmek, gözünden sakınmak, dokunmak için delirmek, onu hep yanında görmeyi arzulamak, çok özlemek, içine sokmak istemek ve daha birsürü karışık şeyler aşksa, ben sana aşığım Elvin Duru." Bir süre tıkansam da cevap vermem gerektiğinin farkında bir şekilde derin nefes alarak söze girdim.
-Başta istemedim hayatıma girmeni doğru. O gece bana dokunduğunda, çok garip hissettim bilmiyorum. Sen olmasan da başkası olurdu, dedim ama bunu sen mükemmel kıldın. Başkası değil.
Tesadüf yoktur,tevafuk vardır derler. İlk karşılaşmamız da tesadüf değildi, o gece de. Sen hem bedenime hem ruhuma dokundun. İkisine de dokunan tek kişisin Acar... " kafamı kaldırıp gözlerine baktım.
-2 yıldır Ankara'daki evimde yalnız yaşıyorum, ama öküz cüssenle nasıl doldurduysan evi sen gidince bomboş kaldı sanki. Saatini çıkarmışsın uyurken, o da duruyor misafir odasında hala. " söyledikten sonra kocaman gülümsemiştim. Çünkü saat bana büyük geldiğinden deri kısma bir delik de ben açmış, bir hafta boyunca da hiç çıkarmamıştım. Ama bunu bilmesine hiç gerek yoktu, şuan o saat oradaydı. Yalan söylememiştim.
-Beni kırmak istemedin şakayı yaparken. Ben buna inanıyorum. Bu cümleyi daha önce babam ve Deniz dışında kimseye kurmadım ama ben...seni seviyorum."
-Yani sürekli yanında olmak istemek, özlemek, çok özlemek, o paça boyunu geçmeyecek IQ luları yerin dibine sokmak istemek, aklına gelen anıları hatırladığında bile heyecanlanmak, çeşit çeşit yemekler yapıp sadece ona yedirme isteği duymak, 1.60 boyunla kocaman adamın hayatına girmeye çalışmak aşksa; sanırım, ben de sana aşığım. Yani galiba." Gözlerinin içi gülüyordu. Benim de en az onunki kadar güldüğüne emindim.
Çok düşünmüştüm ve pişman bile olacaksam hayatımda 1 kere de olsa kalbimin sesini dinlemiştim. Dediği gibi aşk herkese nasip olmazdı. Ona güveniyordum. Beni kandırmazdı.
Asu'nun yanımıza yaklaştığını 2 kere seslenince anca anlamıştık.
-Ooo sizin kafalar uçmuş. Ağabey..."
-Çenen çıksın be Deniz ne var ulan ne!" Demek sinirlenince Deniz diyordu Asu'ya.
-Biri arıyor telefonunu sürekli, bir bakar mısın?"
-Bu muydu yani?"
-Ağabey, biri arıyor diyorum ya, 10 saattir çalıyor."
-İyi tamam. Elvin, güzelim sen geç otur ben geliyorum." Dedikten sonra yanağıma öpücük kondurdu ve yanımdan uzaklaştı.
Deniz yanıma gelip Mert ile gideceğini söylemişti. "Seni de sevgilin bırakır. Eve gelince konuşuruz." Demişti bir de cadı. Hayır ne ara sevgili olduysak deli mi ne? Daha konuşmamız bitmedi bu duyuyor. Biz sevgili olduğumuzu bilmeden o biliyor. Kıza bak.
Kenarda bir sandalyede oturduğum sırada yanıma Ada yaklaştı.
-Selam Elvin, nasılsın?" Hislerimi saklamadım.
-Sen gelene kadar iyiydim."
-Aaa biz kuzeniz canııım."
-Kekimi ye beni yeme." yapmacık güler yüzlü hali alaylı sesimle, bir anda ciddileşmişti. Hasta gibiydi. Histeri krizi mi geçiriyor bu deli acaba, Allah'ım sen koru!
-Çatlak mısın?"
-Senin gibi yırtık olmaktan iyidir."
-Acar'a da kendini bu sokak ağzınla mı becerttin acaba merak ediyorum."
-Ne saçmalıyorsun se..."
-Hadi ama, o instagramdaki resmi görmedim mi sanıyorsun? Acar Devranla evde kaçamak ha?"
-Benimle ilgili hiçbir şey seni ilgilendirmez." kalkacakken geri oturttu.
-Tabii ki. Ama sen o bit kadar boyunla, ona yetebileceğini düşünmüşsün herhalde. Kaçamak ona yetmemiş anlaşılan, senden sonra soluğu bende aldığına göre."
-Kes artık Ada. Senin karşında salak yok. İlişkiniz bitti sizin. Sen takılıp kalmışsın herhalde. Git şuradan, küçülme fazla."
-Fena adam ya şu Acar. Peki Ankara'da Mövenpick otel? Yanlış mıyım? " bozuntuya vermedim.
-Araştırmışsın herhalde? Kıyamam."
-Git sor Acar'a. Ama sana onu da söylemez şimdi, ben de seni akıllı sanırdım. Git otelin görevlilerine sor. Hatta kameralara ulaş baktır. Git, yap, hadi durmasana! İlişkimiz bitmişmiş. Komik seni. Annenin izinden gideceğini biliyordum."
-Öyle mi? Tamam aydınlattın,siktir git şimdi. Banane Acar'dan? Senin annen orospu olmadığı halde, sen nasıl böyle bir şey çıktın ben ona şaşırıyorum. Senin mantığına göre annesi orospu olanın, kendisi de öyle değil mi? Hadi defol, yapıştırmayayım seni yere." Korkmuş ama hala öfkesi yerinde bir şekilde uzaklaştı. Duyduklarım bir balyoz darbesi gibi beynime inmişti.
Duygusuz ve sert konuşsam da paramparça hissetmiştim. Oysa daha 10 dakika önce nasıldım. Bir süre daha oturdum. Derin bir nefes alıp ayaklandığımda, Acar yanıma gelmişti. Buraya kadardı demek ki. O kurduğu güveni, her şeyi yıkmıştı.
Bana Ada'dan duyurmayacaktı bunu. Önce benim sonra da kuzenimin bedenine mi sahip olmuştu yani? Kendi anlatmalıydı. Ama o yalanı seçmişti. Ben de Acar Devran'dan gitmeyi seçiyordum. En azından sevgime asla saygısızlık etmezdim ben.
ACAR DEVRAN'dan
Sapığın biri defalarca arayıp arayıp beni gereksiz yere oyalamıştı. Kolumda bir el hissedince arkamı dönmüştüm. Ada.
-Ne istiyorsun?" Yüzündeki gülümseme nedensizce canımı sıktı.
-Hiiç, davetten sonra ne yapıyorsun?"
-Sana ne?"
-Sevgilinle planın mı var yoksa?"
-Ne kastediyorsan açık konuş ya da defol git zaten sinirliyim." Dedim telefon sapığını kastederek.
-Niye sinirlisin oysa Elvinciğin çok mutluydu."
-Sen neden bahsediy..."
-Gerçekler ağır geldi ama ona sanırım. İlişkimizin devam ettiğini öğrenince yani." Siktir. Yapmış mıydı? Yapardı.
Kolunu ittirip hızlıca etrafta aradım, sonunda kenarda bir sandalyeden ayağa kalkarken onu gördüm.
-Elvin, dur!" Yanına yetişip kolundan tuttuğumda ittirdi elimi. Kahretsin, öğrenmişti!
-Bırak..."
-Dinle bir dur bak!" Kolunu daha sıkı tuttum.
-Biliyorsun yani konuyu. N'oldu yetiştirdi mi sevgilin? Akşam için plan mı yaptınız nasıl kekledik diye, bırak beni!"
-Saçmalama ne sevgilisi? Ne planı? Dinle bak bir, ben seni seviyorum." Elini tekrar savurmuştu. Parmağını bana doğrulttu.
-Sus. Yalan söyleme bir daha! Seni seven benim, senin beni sevdiğin falan yok. Ben senden sonra kimsenin altından çıkmadım. Sevdiğini söyleme. Sakın!
Anladığım gibi değilse sorayım o zaman, benden sonra Ada'ya dokundun mu? İlişkiniz oldu mu?" Dedikten sonra uzun bir süre yüzüme baktı. Orada aldığı cevapla sözlü cevabı mı da duydu:
-Oldu ama bak..." lafımı kesen tokat ya da ses değildi.
Gözyaşlarıydı. Önceden bir babası bir de az kalsın tecavüze uğrayacağından ağladığını gördüğüm kız şimdi, benim yüzümden ağlıyordu.
Bir cennet çiçeğinin göz yaşları incileriydi.
Gözünden akan, irislerini ortaya çıkaran sert, ağır incilerin her biri benim fırtınalı sularıma sesli bir şekilde gömüldü.
Fırtına dindi.
Hava açtı. Güneş bulutların arkasında sessiz kalmayı tercih etti.
Ama o incilerin her biri ağırlık yaptı denizimde.
Boğazım düğümlendi. Göğsüm yumruklanmış gibi oldu.
Kendini durdurmak için dudaklarını bastırması, eliyle gözyaşlarını kendi kendine silmesi ve arkasını dönmesiyle beraber kalbimin siyah bir bot altında ezildiğini, patlak domates gibi ses çıkardığını hissettim. Aşkımızı daha başlamadan yıkmıştım. Ve bunun yükünü nasıl kaldıracağım konusunda en ufak bir fikrim yoktu.
***
Sonraki bölümde görüşmek dileğiyle!
Sevin,sevilin❤️❤️❤️