Medya: Pars
Yurt dışına yapılacak olan gizli silah yüklü tırdan gekecek haber için saatlerdir bekliyordum. Saatler sonra ancak Mert'e ulaşabilmiştim. Abim Ateş bütün işimi mahvetmrden bu işi yer altından bir şekilde halletmeliydim.
Ateş'ten kaç gündür ses çıkmıyordu ve bu hiç de normal bir şey değildi. Telefon çaldığında telefonu açtım ve telefonu kulağıma koydum. Sana bir iyi bir kötü haberim var. İyi haber, iş tamamdır. Kötü haber, Ateş'in adamları da burada."
Kahretsin! Duyduğum haberle sinirlerim tepeme çıkmıştı. O anki sinirle yumruğumu masaya vurdum. Kahretsin, beni takip ediyordu. Sinirden öyle gözüm dönmüstü ki içeriye giren Ahu'yu bile o an görmemiştim.
Abimle adeta bir düsman gibiydik ve yıllardır süren bu düşmanlık hiç de bitecek gibi durmuyordu. "Bu işi bitir Mert." Telefonu kapattığımda odanan çıktım ve merdivenleri inip evden çıktım.
Gelen telefon şirkettendi. Lanet olsun, bir türlü rahat bırakmıyorlardı. "Efendim Turgut abi." Derin bir nefes sesi verdiğinde konunun tatsız olduğunu anladım. "Efendim, abimiz. Bugün evleniyor ve törene sizde davetlisiniz. Eğer bugün akşama kadar yanınızda törene katılacak genç bir kadın bulamazsanız babanız hayalleriniz sen vazgecmenizi söyledi."
Arabayı sert bir frenle durdurduğumda sinirle yumruğumu direksiyona geçirdim. "Ne demek bu? Benim neden bundan haberim yok?" Turgut abi kekelemeye başladığında bu durumdan hiç hoşlanmamıstım. "Turgut abi, cevap ver."
Bir nefes verdi ve son kez konuştu." Ne söylediğimi duydunuz Pars Bey. Ne anladıysanız o, eksiği fazlası yok."
Arabayı eve doğru sürdüm. O kıza her ne kadar güvenmesem de tek şansım buydu. Yıllardır kovaladığım fırsatı kaybedemezdim. Arabayı garaja park efip eve girdim. Ahu beni bekliyordu.
"Ahu, seninle konuşmamız gereken bir şey var." Pabiklediğini anlayabiliyordum, büyük ihtimalle onu işten atacağımı düşünüyordu. Odaya geçtiğimizde kapıyı kapattım ve karşısında durdum. "Bu gece yapılacak olan törene seninle katılmak istiyorum."
Bunu duymayı beklemediğini biliyordum.
Medya Ahu
Degişik bir adamdı. Bir anda kötü davranırken bir anda bana bir anlaşmayla geliyordu. Bu işte çalışmak için bu anlaşmayı kabul etmem gerektiğini biliyordum. "Ne anlaşması bu? Tam olarak nereye gidiyoruz?"
Bir adım daha attığında bemj duvarla kendi arasında sıkıştırdı. Sıcak nefesi yüzüme çarpıyordu. "Evlilik anlaşması. Bu anlasmayı kabul edip etmemek senin seçimin."
Kısa bir an durup düşündüm. "Bu işi kaybedemem. Anlaşmayı kabul ediyorum." "Yukarıya çık ve hazırlan kül kedisi. Benim odamda hazırlanabilirsin."
Elindeki kutuyu açtı ve yüzüğü parmağına taktı. Yukarıya çıktığımda bir gelinlik yatağın üzerindeydi ve bu gelinlik gerçekten muhteşemdi.
Aşağıya indiğimde nikah memuru gelmişti. İmzar atıldığında artık resmen evlenmiştik.


