Akşam için hazırlanırken arkamdan sarılıp enseme öpücük konduran kocama döndüm.
Yine ona yakışan takımlarından birisini giyinmişti. Malum sıcaklardan ceket yerine genelde yelek tercih ediyordu.
-"Çok mu çok yakışıklı olmuşsunuz." dedim gülümseyip.
-"Siz de çok mu çok harikulade gözüküyorsunuz hanımefendi." dedikten sonra elimin üzerini nazikçe öptü.
Aynaya geri döndüğümde açık kalan düğmemi kapatıp üzerimi düzelttim. Yaz mevsimine uygun şirin bir elbise giyinmiştim.
-"Yine kısa kısa giyinmeye başladın mı ?" Arkamdan homurdanan Mirza'ya göz devirip dolaptan çanta seçmeye geçtim.
-"Ağustos ayında ne giymeliyim sevgilim ?"
-"Eve dönünce tartışırız."
Ona öpücük gönderip yatak odamızdan ayrıldım. Arkamdan gelirken aklıma gelen ayrıntı yüzünden suratım asıldı. En yakın zamanda hastaneye gitmeliyim.
Evin çıkış yolunda yürürken popoma yediğim şaplakla çığlık atıp kahkaha attım.
-"Çığlıklarını akşama sakla bebeğim." Arkamdan boynumu öpüp arabaya bindi. Yavuz bu haftalık yoktu bu yüzden arabayı kendisi kullanıyordu. Ön kapıyı açıp bindikten sonra havanın sıcaklığı karşısında bir dakika da terlemiştim.
-"Şimdi soğur." dedi düşüncelerimi okumuş gibi.
-"Ev serin olunca hava anlaşılmıyor." dedim elimle yüzüme rüzgar yaparken.
Büyük aile evine geldiğimizde kapı daha çalmadan açılmıştı. Arabadan inip hizmetliye gülümsedikten sonra içeriye geçtim.
-"Hoşgeldiniz !" dedi geniş aile bizi gördüğünde.
-"Hoş bulduk. " diyip hepsini teker teker öptüm.
-"Oturmadan masaya geçelim." dedi Reyhan anne. Bu yüzden hep beraber oturduk. Buraya geldiğimiz zamanlarda gerginlik olmaması için Hüma ve annesi evde olmuyordu.
Çeşit çeşit yemeklerin olduğu masada yemeğimizi yerken ağzıma tuhaf bir tat geldi. Midem inanılmaz derecede bulanırken zar zor yutkundum. Yemeğin sonuna kadar kendimi kasarken bittiği an elimi yıkama bahanesiyle hızlıca banyoya gittim. Kapıyı kapatacakken arkamdan gelen Defne içeri girmişti fakat ona bakamadan klozete eğildim. Kapı kapanma sesinden sonra saçlarımı tutmuş belime destek vermişti.
-"Yüzünün sararmasından anlamıştım. Ne diye o kadar bekledin ki ?!"
Öğürmekten yüz kaslarım ağırdığında geri çekilip lavaboda ağzımı çalkaladım. Çekmeceden açılmamış diş fırçası verince teşekkür edip dişlerimi hızlıca fırçaladım.
-"Yüzüme bak." dedim üzülerek. Bütün rimelim göz altlarıma akmıştı.
-"Sen bekle ben bir şeyler alıp gelirim." diyip banyodan ayrılınca ıslak mendille gereken yerleri temizledim.
Hiç halim kalmamıştı. Eve gidip dinlenmek istiyordum ama bu yaklaşık iki üç saat sonra ancak olabilirdi.
Defne'nin getirdiği makyaj malzemeleriyle yüzüme çeki düzen verip birlikte aşağıya indik. Herkes kahve içmek için bahçeye çıkınca bizde yanlarına gittik.
-"Nerede kaldınız ?" diye sordu Mirza kaşını kaldırıp.
Yanına otururken çekingen gözlerle bizi izleyenlere baktım.
-"Sohbete dalmışız." dedim.
Biraz sonra Özden kucağında bebeğiyle geldiğinde gözüm ona kaydı. İster istemez nasıl bir duygu olduğunu merak etmiştim.
-"Versene bana." Tam oturacağı sırada Mirza isteyince örtüye sarılmış Lila'yı ona uzattı.
Göz ucuyla baktığımda kıpır kıpır ellerini oynatıyordu. Mirza'ya bakıp gülümseyince bende hafifçe gülümsedim. Çok tatlı bir bebekti. Özden hala bana karşı soğuk olduğu için sevemiyordum.
-"Evin prensesi Lila olunca Defne'nin pabucu dama atıldı." diyip güldü Olcay.
-"Senin gibi çocuk muyum ben ?" İkisi asla anlaşamıyordu.
-"Sus kız."
Gülüp başımı eğdim. Göğsüm ve boğazım sızlıyordu. Bu şekilde geçirdiğimiz saatlerin sonunda evimize geldiğimizde Mirza beni kucağına alıp yatağa kadar taşıdı.
-"Kokunu özledim."
Ellerimi yanaklarına koyup gözlerine baktım.
-"Hep yanındaydım ki." diye mırıldandım.
İç çekip dudağıma uzandı. Ama öpmeden bir santim bırakarak öyle kaldı.
-"Sen yanımdayken de özlüyorum. Bayılıyorum sana." Burnunu yanağımdan boynuma sürükleyerek getirirken nefesimi tutuyordum.
Yalnızca bir dakika içerisinde beni çırılçıplak hale getirmişti. O ise yalnızca pantolonunu aşağıya sıyırıp soyunmadan aynı hızla içime girdi. Hızı karşısında yüksek sesle inlerken böyle zevk veren olayın ilk başlarda nasıl acı çektirdiğini hatırladım. O inanılmaz acı şimdilerde delirten bir zevke dönüşmüştü.
Ona sarılı halde nefeslerimiz birbirine karışırken inleyerek omzumu ısırdı. Bir kaç saniye dinlenme fırsatı buldum derken tek hamleyle bedenimi yüz üstü çevirip yaptığı zevkli işe bu pozisyonda devam etti.
Haykırışlarım odayı doldururken yorgunluktan nefes almaya halim kalmamıştı. Mirza'nın kucağında banyoda küvete oturduk. Yorgunlukla göğsüne kıvrıldım. En sevdiğim yorgunluk bu olabilir.
Boynumda nefes alıp veren adama tüm kalbimi verebilirdim.
-"Seni çok seviyorum." dedim içimden gelerek.
-"Bende çok seviyorum güzelim." Parmak ucuyla saçlarımı geriye atarken sırtımı iyice göğsüne yasladım. Su küvete tamamen dolduğunda kapattım ve keyfini çıkarmaya başladım. Hareket ettikçe çıkan su sesi huzur vericiydi.
'
Ertesi gün Mirza'nın işe gitmesini bekledim. Evden çıkarken durağım elbette hastane oldu. Erkenden gittiğim için ve özel hastane olduğu için beklemeden kan verdim.
Yolda aradığım Rüya hastaneye geldiğinde peşine takılmış olan Olcay'ı görmemle şok oldum.
-"Olcay'ı neden getirdin ?!" diye sessizce kızdım.
-"Ne yapabilirim tutturdu geleceğim diye !"
-"Yenge hayırdır ? Ne işin var burada ? " diye araya giren Olcay'a omuzlarımı düşürerek baktım.
-"Hemen Mirza'yı arama lütfen. " diyerek başlayan cümlemi zorla tamamlayıp şüphelendiğim durumu utanarak söyledim.
Şimdi ise sevincini bana sarılarak göstermekte. Birazdan kollarını sıkmaya devam ederse bayılıp öleceğim.
Onun arkasından Rüya da sıkıca sarılmıştı. Sonucun çıkmasını kafeteryada beklerken elimi ayağımı nereye koyacağımı şaşırıyordum. O kadar heyecanlıydım ki. Bir o kadar da korkak.
Bir hemşire sonucun çıktığı haberini verdiğinde bütün bedenim titredi. Rüya'dan destek alarak doktorun odasına kadar yürüyüp geldim. İçeriye üçümüz birlikte girdik ve koltuklara oturduk. Elindeki dosyadan kafasını kaldıran doktor bey gülümsedi.
-"Evet dört haftalık gebesiniz Duha hanım. Tebrik ederim."
Her şey olabilirdi de burada bayılacağımı hiç sanmazdım. Gözüm kararmıştı ve koltuğa boynum düşüvermişti. Uyandığımda gözlerimi aralayıp baktım. Etrafım kalabalıktı ama ilk ayırt ettiğim Mirza oldu.
Ardından aklıma düşünceler doluştu.
Hamileyim.
-"Güzelim...sevgilim iyi misin ? "
-"Sonunda uyandın !"
-"Yenge çok korkuttun bizi."
Kurumuş dudaklarımda dilimi gezdirip yutkundum.
-"Ben...iyiyim." dedim ve Mirza'nın yardımıyla yattığım sedyede doğruldum.
Önüme gelen saçlarımı kulağımın gerisine iliştirip kaymış yakamı düzelttim. Düz dönüp ayaklarımı sarkıtınca Mirza önüme geçti ve yüzümü kavradı.
-"Neden bana haber vermedin ? Yada neden söylemedin ?"
Kızarmış yüzümle utanç doldum.
-"Özür dilerim söylemeliydim ama kendim gelip öğrenmek istedim."
Kaşları çatılırken ellerini çekti.
-"Neyi kendin öğrenmek istedin ?"
Rüya'nın öksürmesiyle ona baktım. Mirza'nın çaprazında durmuş kaş göz işareti yapıyordu.
Kahretsin bilmiyor !
Ellerimi sedyeye bastırıp kıpırdandım.
-"Yani şey...şeyi."
-"Duha hanım ? Daha iyi misiniz ? Sizi ultrasona alamadan bayıldınız. İyi hissediyorsanız gelin de minik bebeği bir kontrol edelim."
Nefeslerimizi tutmuş ifadesiz duran Mirza'ya kilitlenmiştik. Vücudunda bir tek kirpikleri hareket ediyordu. Saniyeler sonra sertçe yutkundu ve başını ağır ağır gelen doktora çevirdi.
-"Ne ?" dedi.
Doktor da afalladı.
-"Bilmiyor muydunuz ? Üzgünüm pot kırdım sanırım kusura bakmayın." diyerek uzaklaştı.
Sedyeden inip Mirza'ya yaklaştım ve korka korka elimi sert göğsüne koydum. Anında bana baktı. Farklı bakıyordu.
-"Bende bunu öğrenince birazcık bayılmış olabilirim." dedim utana sıkıla.
Dudaklarını aralarken kaşları çatılmıştı.
-"Hamile misin ?" diye fısıldadı.
Başımı aşağı yukarı salladım.
Sevindi mi üzüldü mü şimdilik anlayamıyorum. Çünkü bende tam ortadayım.
-"Doktorun yanına çıkalım sonra konuşursunuz olmaz mı ?" dedi Olcay.
Mirza bir şey söylemeden aldığı derin nefesi verdi ve elimi tuttu. Ardından ona gideceğimiz odayı söyleyip sessiz kaldım. İçeriye bu defa ikimiz girdik ve doktor yeniden güler yüzüyle karşıladı.
-"Buyrun Duha hanım uzanabilirsiniz." diyip tekerlekli sandalyesine oturdu.
Gösterdiği yere uzanırken gözlerim Mirza'daydı. Sol tarafıma gelip durdu. Gözleri dalgındı , aklı karışıktı. Görebiliyordum.
-"Karnınızı açalım." Tam elini gömleğimin ucuna atmıştı ki Mirza itip kendisi yukarı kadar sıyırdı.
Doktor bozuntuya vermeden karnıma sürdüğü sıvıdan sonra aleti gezdirmeye başladı.
-"Evet bakalım miniğimiz neredeymiş." diye kendi kendine konuşurken ben heyecandan terlemeye dönmüştüm. Her ne kadar hazır olmadığımı bilsem bile içimde bir canlı oluşu değişik hissettirmişti.
-"Bak ! Burada minicik görebiliyor musun ?"
İrkilip gösterdiği yere baktım. Dediği gibi ufak bir karaltı vardı. Hafif tebessüm ederken gözlerim nedensizce sulanmıştı.
Güç almak için elini tuttuğum kocam da ekrana bakıyordu. Keşke ne hissettiğini görebilsem.
Doktorun yanından ayrılırken ikimizde sessizdik. Rüya ve Olcay'la vedalaşmış arabaya binmiştik. Yavuz arabayı sürerken çok susadığımı hissettim.
-"Yavuz bana su alır mısın ?" diye rica ettim.
-"Tabi Duha hanım bir dakika. " Arabayı kenara çekip marketten koşarak aldı ve geldi. Yolun geri kalanında Mirza konuşsun diye bekledim.
Aklım karışıkken yine de onu düşünüyordum. Çünkü ne düşündüğü benim için önemliydi. Artık konuşmalıydı !
Evin önüne geldiğimizde onu beklemeden inip ilerledim ve kapıyı açtım. Yatak odasına girecekken kolumu çekmesiyle kendimi göğsünde buldum. Nefesimi kesercesine sıkıca sarılıyor kendine bastırıyordu. Saçlarımın arasını durmadan öperken şaşkınlıkla kalakaldım.
-"Teşekkür ederim." diye fısıldayışını zar zor duydum.
-"Mirza..." Yüzünü görmek için geri çekilecektim ama izin vermedi.
-"Bana bunu yaşattığın için teşekkür ederim." dedi tekrardan.
Şaşkınlığı bir kenara bırakıp parmaklarımın ucunda yükseldim ve boynuna sarıldım. Bir süre sakince kaldık. Bu kısacık sarılması dahi beni bir nebze toparlamıştı.
-"Ben duş alsam iyi olur." dedim geri çekilirken.
Yanağımı öpmek için eğildi.
-"Bende Yavuz'a yiyecek bir şeyler aldırırım." diyip öptü ve gitti.
Suyun altında durduğum zaman boyunca aklım , gözlerim karnıma kayıp duruyordu. Ne yapacağımı bilmiyorum. Hamilelik süreci hakkında hiçbir fikrim yoktu. Yada daha önce hiç bebek bakmamıştım. Bunlar gözümü çok korkutuyor.
Suyu kapatıp havluya sarındıktan sonra banyodan çıktım. Giyinme odasında ilk önce iç çamaşırlarımı giyinip ıslak saçlarımı kurutmadan topuz yaptım. Bu sıcakta bir de onları çekemeyecektim. Altıma şort üzerime bol bir tişört giyinip Mirza'ya bakınmak üzere ilerledim. Televizyon sesi duyunca alt kata indim.
Televizyon odamız alt kattaydı. Burada yine farklı boş odalarla birlikte Mirza'nın çalışma odası da vardı.
Mirza'nın koltuğa uzanmış televizyon izlediğini görünce yürüyüp yanına oturdum. Belimden çekerek göğsüne yatırdı.
-"Bekliyor muydun ?" diye sorunca ilk başta anlamadım. Sonra düşündüm.
Başımı iki yana salladım.
-"Mide bulantılarımdan şüpheleniyordum ama sanırım daha buna hazır değildim." diye itiraf ettim.
Boynumu öpüp geri çekildi ve gözlerimin içine baktı.
-"Her şey güzeldi. Fakat şimdi çok daha güzel olacak güzelim."
Tebessüm ettim. Dudağının kenarına buse kondurduktan sonra ayağa kalktım.
-"Karnım çok acıktı."
-"Öyleyse gidip yiyelim." diyip arkamdan kalktı ve peş peşe üst kata çıktık.
Yavuz'un tezgaha bıraktığı poşetlerde ki yemekleri hazırladım ve masaya Mirza'nın karşısına oturdum. Gözünü benden ayırmadan izlediğini görünce ellerimi çenemin altına koyup onun gibi ona baktım.
-"Niye beni izliyorsun ?"
-"Sana sahip olduğum için ne kadar şanslı olduğumu düşünüyordum."
Gülümseyip uzandım ve elini sıkıca tuttum.
-"Bende iyi ki sana sahibim."
-"Annemlere sen mi söylemek istersin ?" diye sorunca elimi çekip çatala uzandım.
-"Bilmem sen bilirsin. Benim için fark etmez." dedim.
Acaba umurunda olmadığım annem ne diyecekti ? Bir şey diyeceğini sanmıyorum ama yinede ona söyleyecektim.
-"Tamam ben söylerim." dedikten sonra yemeğimize başladık.
Masayı toparladığım sırada telefonumun sesini duymuştum. Ellerimi sudan geçirip odaya gittim. Alıp baktığımda Alp arıyordu.
-"Efendim ?" diyerek açtım ve yatağın ucuna oturdum.
-"Bebeğim ne yapıyorsun ?"
-"Evdeyim Mirza ile kuzen. Sen ne yapıyorsun ? " diye sordum.
-"Benimde şimdi işlerim bitti. Defne'yi alacaktım alışveriş yapıyormuş hanımefendi. "
-"Bize gel istersen. Defne de işi bitince gelir. Kahve içeriz." dedim.
-"Olabilir. Onunla konuşurum gelirim belki. Görüşürüz o zaman. "
Telefon görüşmemizden sonra Demirhan abime de mesaj atıp çağırdım. Odadan çıktığımda havuzun kenarında şezlonga uzanmış olan Mirza'nın yanına gittim. Oturacak alan olmadığı için bacaklarının üzerine oturdum.
-"Alp aradı onları çağırdım. Sorun olur mu ?"
Başını iki yana salladı. Geriye attığı kollarını uzatırken yavaşça üzerine yüz üstü yattım. Kollarıyla belimi sararken yüzümü boynuna gömdüm ve muhteşem kokusunu soludum.
-"Sana biraz kilo aldırmamız lazım. Böyle küçücük halinle nasıl bebeğimizi içinde büyüteceksin ?"
Ah doğru ben hamileyim değil mi ?
Başımı kaldırmadan dudaklarımı büzdüm. Zorlu bir süreç geçireceğim.
-"Korkuyorum." dedim yalnızca.
Doğrulurken benide kucağına oturtup çenemi tuttu ve dudaklarını dudağıma bastırdı.
-"Yanında ben varım. Neden korkuyorsun ? Bir bebeğimiz olacak ve bu çok inanılmaz bir şey. Eminim kısa sürede buna alışacağız sevgilim. "
İçimden inşallah diye iç geçirirken derin bir nefes alıp rahatlamak için dolgun dudaklarına kendimi bıraktım.
•••
Bu bölüm diğerlerinden birazcık daha kısa oldu üzgünüm...
