İçeriğe geç

TUTKU

Bölüm 27 · 10 dk okuma

TUTKU

Bölüm 27

27

Omuzlarıma koyduğum ince orta boyda ceketi arabaya binerken çıkarıp arkaya koyduktan sonra oturduğu yerden üzerimi inceleyen Mirza'yla göz göze geldim.

-"Ne bu hal Duha ?" dedi gözleriyle üzerimi işaret edip.

Masum masum bakışlarımla omuz silktim.

-"Neyi varmış ki ?"

Burnundan sertçe soluk verip önüne döndü. Direksiyonu sıkan ellerinden çoktan sinirlendiğini görüyordum.

-"Yok zaten sorun orada! " diye bağırıp beni hoplattıktan sonra arabayı çalıştırdı.

Alt tarafı düğüne gidiyoruz diye biraz şık olmak istemiştim. Azıcık dekoltesi varsa ne olacaktı ki ?

-"Sevgilim düğün bu." Sevgilim derken kızarmıştım. Uzanıp yanağını öptüğümde ciğerlerimi bayram yerine çeviren losyon kokusu geldi.

Sevgi sözcüklerini pek fazla hatta hiç kullanmadığımdan duyunca bir anlık bakmış tekrar dönmüştü.

-"Tamam da düğünde açık giyilecek diye bir kural mı koymuşlar ?!"

Mirza kıyafete çok takılmazdı. Ama artık daha çok söylenir duruma gelmişti.

-"Şimdi giderken tartışacak mıyız ?" diye sordum.

-"Yok gün sonunda tartışırız." Yüzü belli ki bugün gülmeyecekti.

Ama benim en son isteyeceğim şey buydu. Dizinde duran eline uzanıp elimi avucuna yerleştirdim.

-"Sende fazla özenli olmuşsun ben kızıyor muyum hiç ?" Yalandan alınmış ses tonuma dudağı hafiften kıvrılmıştı ama belli etmedi.

Dudağımı ısırıp gülmemek için kendimi tuttum.

Gerçekten fazla yakışıklı olmuştu.

Her zaman yelek giyerdi ama bugün giymemişti. Kar beyazı ceketinin yakasında altın rengi zincir vardı. Kemeri ve saatiyle uyumlu duruyordu. İnanılmaz seksi olmuş diyebilirim. Asıl benim onu kıskanmam gerekiyor !

Ben ise yanında sadece siyah elbisemle kalmıştım. Derin bir bacak dekoltemle birlikte kalçamın üzerinde biten sırt dekoltem de vardı.

Saçlarımı sadelikle tepeden at kuyruğu yapmış , ayakkabı olarak zarif şeffaf tek bant topuklu giyinmiştim. Soğuyan hava beni bu halde aşırı derecede üşütmüştü.

-"Üzerindekini giyiyorsun ve çıkartmıyorsun." dediği gibi gözlerimi büyüterek ona döndüm.

-"Ya Mirza !"

Bana başını sallayıp psikopatı andıran bir bakış attı.

-"Ne Mirza ne ? Adam akıllı giyinseydin sende ! Ayrıca annemlerin yanından kalktığını görmeyeceğim."

Reyhan hanımlarda mı gelecekti ?

Yine mi kasıla kasıla oturacağım ya !

-"Eve bırak beni istersen ?" dedim düşen modumla beraber.

-"Nerden çıktı bu ?"

-"Böyle tartışacaksak gelmem daha iyi." dediğimde susmuştu.

Avucunda duran elimi sıkıp dudaklarına getirdi. Öpücük kondururken ben zaten iptal olmuştum. Çok tatlı ve aynı zamanda sert değil mi ?

-"Küçücük boyunla hatta yaşınla beni nasıl böyle delirtmeyi başarıyorsun ?" diye kızgın tavrıyla sordu.

Aslında kendisi durup dururken deliriyor.

-"Sen sinirli bir adamsın." dedim yandan karizmatik olan yüzünü incelerken.

Sakallarının boyunu az da olsa kısaltmış saçlarını biraz kestirmişti.

Başını iki yana salladı. Yol boyunca tatlı ufak atışmalarımızla oldu. Hande'yi düğün salonuna giderken evinden almaya kalabalık bir araba konvoyu ile gitmiştik. Bir ara Oğuzhan yaklaşmış araba camından el sallamıştı.

Anlaşılan geniş bir arkadaş çevreleri var.

Eski görüntüsü olan mahalleye arabalar girdiğinde şaşırmıştım.

-"Hande burada mı oturuyor ?" diye sordum hala elim elinde olan Mirza'ya.

Başıyla onayladı.

Bir kaç dakikanın ardından beyaz renkte önümüzde giden gelin arabası durdu.

-"Ceketini giy. Yada sen çıkma otur." dedi Mirza emniyet kemerini çözerken.

Bende çözüp arkaya uzandım.

-"Hayır gelmek istiyorum."

Böyle bir ortamda olmak , görmek istedim.

Ceketimi giyinip çantamı koltuğa koydum ve indim. İnene kadar zaten Mirza benim tarafıma gelmiş elimi tutmuştu.

-"Çok heyecanlıyım lan." Aydın nefes nefese yanımıza geldiğinde arabalardan yükselen korna sesleriyle zar zor duymuştum.

-"Şu kızın babası canımızı sıkmadan gidelim sonra heyecanlanırsın." dedi yanımızda beliren Taner. Ardından bütün arkadaşları etrafımıza doluşmuştu. Önünde durduğumuz evin kapısından türlü renkte abiyeler giyinmiş kadınlar çıkıyordu. Ayrıca kapıda bizim dışımızda da bir sürü insan vardı.

-"Yenge naber ? Ne güzel olmuşsun fıstık gibisin !" Oğuzhan'ın kolunu omzuma atmasıyla geri çekmesi bir oldu çünkü Mirza ona tek bir bakış atmıştı.

-"Teşekkür ederim Oğuz sende çok yakışıklı görünüyorsun." dedim gülümseyip.

Yanımda uzun boyuyla dikilen Mirza kulağıma eğilip

-"Kızdırma beni." diye fısıldadı.

Kıskanç sevgilim benim ! Ah ne de yakışıyor kıskanmak !

-"Hadi girelim." dedi Ali öne çıkıp.

Aydın'ın omzuna destek verircesine vurup önden geçirdi. Kalabalıktan sıyrılıp kapıya yaklaştık ve bir kaç basamaklı merdivenin önünde Aydın'ın arkasında durduk. Kapatılmış kapıya Aydın vurdu. Açılmıştı fakat ufak bir aralıktan yüzü yoğun makyajlı kız başını uzattı.

-"Kapının açılmayacağı tuttu enişte." dedi sırıtarak. Bir yandan Mirza'yı süzmesi gözümden kaçmadı.

Aydın kaşlarını çatıp düşününce elini cebine attı.

-"Dur cüzdanım arabada kaldı."

-"Sağdıçın yok mu senin ?" dedi kız saniyesinde.

Aydın daha elini cebinden çekerken Mirza elimi bırakmış ceketinin iç cebinden kağıtla sarılı para destesini çıkarmıştı. Belirli yüklü miktarı çekip kıza uzattı. Gözleri parlayarak aldığı paraya bakarken kapıyı da geri açmıştı.

Evin içine Aydın girecekken bembeyaz gelinliği üzerinde gözleri yaşlı Hande kapıda belirdi. Tam çıkıyordu ki kolunu geriden birisi çekip önüne geçti. Sarsık adımlarla yürüyen yaşlı bir adamdı.

-"Yapma Rıza ayıptır." dediğini duydum arkadan birisinin ama adam iğrenç bir gülüşle kapıdan çıktı.

-"Oo hoş gelmişsiniz ! Sonunda biricik kızımla evleniyorsun tebrik ederim." Aydın beyaz ceketini düzeltip geri adım attı.

Mirza gerilirken kimsenin bu adamdan hoşlanmadığını anladım. Bu Hande'nin üvey babasıydı.

Herkes suspus olmuş bakarken Mirza elinde kalan desteyi adamın eline tutuşturdu.

-"Al çekil git uğraştırma bizi."

Adamın küçük düşürülmesi karşısında kızacağını düşürken hiç itiraz etmeden parayı sayarak gözden kayboldu.

Çok iğrenç !

Hande akan göz yaşlarını silerek merdivenlerden indi. Aydın'a sarılırken özür dilediğini duymuştum.

Arabalara doğru yürüyorduk ki arkadan bir kadın yaşlarını silerken Aydın'a seslenince geri dönüp yanına gitti.

-"Gel Hande sen bin arabaya." Oğuzhan arabanın kapısını açıp Hande'ye yardımcı olarak oturmasını sağladı.

Mirza beni de gönderip kendisi Aydın'ın yanına geçti. Üçü bir aradayken kapıyı açan kız kırıta kırıta Aydın'la Mirza'nın arasına girdi. Görüş açımda olduğu için direk görmüştüm ve bu benim çok fena sinirlenmeme yol açtı.

Kız bildiğin sırnaşmaya çalışıyor !

Arabadan inip yanına gidecektim ki Mirza bu tarafa yürümeye başladı. Kollarımı göğsümde birleştirip camdan dışarı baktım.

-"Ne oldu ufaklık ? Yine çatılmış kaşlar."

Yola çıktığımızda ona ters ters baktım.

-"Hiç ne olucak ki ?"

-"Küçük tripçi." Yanağımı sıkmasıyla eline vurdum.

-"Makyajımı bozuyorsun !"

-"Sen yüzünde boyalar olmadan da güzelsin. Ama bir daha böyle kıyafet giyeceğini sanıyorsan yanılıyorsun. Çok istiyorsan benim yanımda giyin."

Şuan tam olarak onu ısırsam nasıl olur ?

Bu adamı çocuk gibi sevesim var !

-"Senin içinden nasıl kıskanç bir adam çıktı ?" diye sorunca gülerken kısılan gözlerine yeniden aşık olduğumu söyleyebilirim.

-"Bana değil kendine sor." diyip avuç içimi uzun uzun öptü.

Salona gelinceye kadar elimi bir an olsun bırakmamıştı.

Geldiğimiz düğün mekanı güzel bir yerdi. Kapalı alandı fakat içerisi çok hoş dekore edilmişti. Mirza'nın sıkı sıkı tuttuğu elime bakarken geldiğimiz masada oturanlara döndüm. Bize dik dik bakan Deniz ve eşine çok dikkat etmeden diğerlerine selam verdim. Defne beni yanına çekerken Reyhan hanıma gülümsüyordum.

-"Birbirinize çok yakıştığınızın farkında mısınız ?"

Defne'nin beni utandıran cümlesini yalnızca ben duyduğum için sevindim. Aksi halde yüzümdeki fondötene rağmen yanaklarımın kızarıklığı belli olabilirdi.

-"Bir sorun var mı yok mı diye bakayım gelirim olur mu ?" Oturduğum sandalyenin arkasını tutup kulağıma eğilen Mirza'ya bakmak için dönünce fazla yakın olmamızla hemen uzaklaştım.

-"Olur." dedim utanç içerisinde.

Uzaklaşırken Defne çoktan yeni bir sohbet konusu bulmuştu. Çok geçmeden Olcay diğer yanıma oturdu. Bir tek Rıfat bey yoktu. O da biraz rahatsız olduğu için gelememişti. Öyle söylediler.

-"Duha ?" Olcay' ile aramızda bir anda fark etmeden beliren Deniz'i görünce şaşırdım. Gözlerimi kırpıştırıp başımı çevirdim.

-"Efendim ?" dedim sesimi yükselterek.

-"Biraz konuşabilir miyiz ?" diyince şüpheyle Olcay'a baktım. Gözlerini açıp kapattı.

Kötü bir şey olmamasını dileyerek ayağa kalktım ve elbisemi düzelttim. Mirza ceketimi çıkarttığımı görünce biraz kızacaktı.

-"Şu taraf daha sakin galiba." Kendi kendine mırıldanan Deniz'i takip ederken geldiğimiz yer salonun çıkış kapısının yan tarafındaki açık alandı. Burada şehir manzarasının bir kısmı görünüyordu.

Soğuktan titreyen kollarımı göğsümde birleştirip başımı kaldırdım. Karşıma geçip ellerini cebine soktu ve derin bir nefes aldı.

-"Öncelikle konuşma tarzım ve üslubum için bir özür borcum var. Özür dilerim eğer seni kırdıysam." diyerek başlaması beni bir hayli şoka uğrattı.

Deniz'den bunu hiç beklemiyordum. Ömrünün sonuna kadar benden nefret edeceğine neredeyse emindim.

-"Önemli değil." dedim dalgınlıkla.

Aslında önemliydi ama bunu konuşmak istemiyorum.

Gözlerimi inceleyerek devam etti.

-"Biz kardeşler arasında her zaman tartışma yaşarız fakat Mirza ile daha önce hiç bu duruma gelmemiştik. Yani hiç birimiz böyle yabancı olmadık. Düşünmeden konuştum , hareket ettim. Yanlış bir şeydi. Mirza ile de konuşacağım ama ilk senden özür dilemek istedim. Ben sizin bu kadar ciddi olacağınızı bilmiyordum. Sen böyle...nasıl desem Mirza'ya göre küçük olunca hevestir diye düşünüp kızdım. Hem seni kırmasını istememiştim hemde onun bir hata yapmasını. Ancak görüyorum ki siz çok iyi bir çift oldunuz. Bu sevginiz de gözlerinizden belli oluyor. Görmemek aptallık olur." dedi en sonunda gülerek.

Bende hafifçe gerginlikle gülümsemiştim.

-"Hayırdır Deniz ? Ne oluyor burada ?!" Nereden çıktığını anlamadığım Mirza bir anda belirdi ve Deniz'i göğsünden geri itti.

Yanlış bir şey yapmaması için bir elimle elini diğer elimle dirsek içini kavradım.

-"Konuşuyorduk." dedim ceketini sıkıca tutarken.

Bana değil de direk Deniz'e boğacak gibi bakıyordu.

-"Eğer can sıkan laflar ettiysen seninle fena hesaplaşırız Deniz." dedi işaret parmağını ona doğrultup.

Beni böyle koruyup kollaması aşırı derecede hoşuma gidiyor.

-"Hayır yalnızca özür diliyordum. Yeterince canınızı sıktığımın farkına vardım. Senden de özür dilerim. Yargılamadan daha iyi dinlemeliydim." derken Mirza'nın gerilmiş vücudu biraz olsun gevşemişti.

O da en az benim kadar şaşırdı eminim.

-"Şimdi ne değişti ?" Mirza benim yerime daha farklı yaklaştı.

Deniz başını iki yana salladı.

-"Değişen bir şey yok. Sadece mantıklı düşündüm. Seninle böyle olmaktan hoşnut değildim. "

-"Pekala tamam içeri geçelim." Belimden ittirirken beni bir an önce içeriye sokmanın yolunu arıyordu.

-"Sana üzerini çıkarmaman konusunda konuştuğumu sanıyorum öyle değil mi ?"

Masaya dönene dek bu gibi sözler etmişti ama bir kere gülümseyince gözlerindeki yumuşaklığı gördüm.

-"Ee bir dans edersiniz herhalde." Tam oturacakken Defne konuşunca duraksadım.

Ah hayır ! Utançtan düşebilirim.

-"Düzgün giyinseydi olurdu ama hakkını kaybetti küçük hanım."

Ben dile getirmeden Mirza itiraz edip beni oturttu. Ardından Olcay'ı yan tarafa yollayıp yanıma oturdu ve çoğu insanların ilgisini çekti. Yaklaşık on dakikadan sonra dans kısmı bitmiş çalan oyun havalarıyla insanlar ortaya doluşmuştu. Doğruyu söylemek gerekirse klasik müzik dinleye dinleye bunaldığım için bana daha çok eğlenceli gelmişti.

Bir anda elleri iki yana açık oynaya oynaya gelen Oğuzhan'a kıkırdarken arkasında beliren Aydın gülümseyip Mirza'nın kollarına yapıştı.

-"Oğlum bırak saçmalama." Mirza ittikçe ikisi zorla ayağa kaldırırken hepimiz gülmekten sırıtmaya geçmiştik.

-"Ya Oğuz yemin ederim dayaklıksın." demişti Mirza son sözü olarak.

Dirseğimi masaya yaslayıp onu izleyeceğim şekilde başımı çevirdim. Defne'de benim gibi izlerken Olcay kalkıp yanlarına gitmişti.

Taner , Ali ve Uğur da ortaya geçince diğer oynayanlar kenarlara çekilip büyük bir daire oluşturmuşlardı. Gülmek yerine hepsinin karizması karşısında hayranlıkla gülen genç kızlar yüzünden yüzüm asıldı. İçlerine düşecekler !

Bir de hevesli hevesli izlemezler mi öleceğim.

Onların ortasında gülümseyen Hande'nin yanına evin kapısını açan kız gidince iyice deli oldum. Oynama bahanesiyle Mirza'ya doğru yavaş yavaş ilerliyordu.

Kaşlarımı çatarken yüzümün önünde Defne belirdi ve görüş alanımı kapattı.

-"Sen o kızı kesmeden kalkalım bence." dedi ve bileğimi tuttu. Kalktığı gibi mini olan elbisesi dolayısıyla bacakları açığa çıktı.

Ah doğru ya Alp , Defne'ye mesaj atmıştı ! Nasıl unuturum.

-"Sana Alp'le ilgili soracaklarım var unutturma." dedim arkasından yürürken. Kızaran yanaklarını gizlemek için yüzünü eğdi.

İnsanların arasına girdiğimizde ağır abi havasıyla ayak uydurmaya çalışan Mirza'nın gözleri beni buldu. Yine bakışları koyulaşmış yüzü sert ifadesini almıştı. Ceketini düzeltip arkadaşlarının arasından çekildi.

Bana doğru yürürken istemsizce nefesimi tuttum. Of çok yakışıklı çok.

-"Kızım sen beni katil mi edeceksin ?" dedi yaklaşır yaklaşmaz.

Aynı anda dirseğimi kavramış kenara çekmişti.

-"Yapmasana insanlar bakıyor." dememe rağmen takmadan beni masaya geri getirdi.

-"Anne şu kızı al yanına kalkmasına izin vermiyorsun. Yoksa ben burda bir çok kişiyi hastanelik edeceğim." Omuzlarımdan bastırıp sandalyeye oturtunca yüzüm bozuldu.

Tamam kıskanması bir yandan güzeldi ama diğer yandan beni rezil ediyordu.

Reyhan hanım Mirza'ya onaylamaz sözler sarf ederken gözlerim Deniz ve Özden'e gitti. Bana bakıyorlardı ama eskisi gibi nefret dolu değildi. Yinede Özden'in pek sıcakkanlı olduğunu söyleyemem.

-"Abi acıtıyorsun."

Defne'nin sesini duyunca ona baktım. Mirza onun da kolunu çekiştire çekiştire yanıma oturtmuştu.

-"Şurda tanıdıkların yanına gidiyorum. Bir şey olursa gelme sen ara." Bana söylemişti ama bakmadım.

Kızmıştım.

Türümün tek örneği değilim ki. Onun yanındayken birisi baksa ne olacak ! İyice delirmişti. Dediği gibi ya o katil olacaktı yada biz yeni düzelttiğimiz aramızı bozacaktık.

•••

Bölüm sonu

3 yorum