Karşımda bana utançla bakan adama çevirdim gözlerimi yaptığı şeyden pişman ama bir o kadar da arsızca bakıyordu gözlerimin en içine hafifçe dudağımın kenarını kıvırıp arkamı döndüm. Daha fazla suratına bakmayı midem kaldıramazdı.
Karşı yola geçip taksi beklemeye başladım. Bu olanları eve gidip her ne kadar anneme anlatmak istesem de anlatamazdım çünkü yıkılırsın, perişan olurdu.
Dış kapıyı açıp apartmana girdim. Sanki merdivenleri çıkıcak gücüm yok gibiydi bir asansör ne iyi olurdu bu binaya (!) Kapıya gelince sessizce anahtarı takıp açmaya çalıştım. Tek isteğim annemin uyuyor olmasıydı ki bu imkansızdı çünkü gece yarısını geçmeden asla uyumazdı.
"Hoşgeldin kızım. " arkamı dönüp annemin gülümseyen yüzüne baktım her ne yaparsam yapayım her zaman affeden oydu.
"Özür dilerim anne, geciktim biraz." mahçup bir şekilde yüzüne baktım.
"Önemli değil ama baban birlikte geliceğinizi söylemişti?" yüzüne anlamsızca baktım.
"He evet o gelir şimdi telefonla konuşuyordu. " anneme yalan söylemekten nefret ediyordum ama babam yüzünden sürekli yalan söylemek zorunda kalıyordum.
Annem tam bişey söylicekken kapı çaldı babam gelmişti.
"Hoşgeldin canım. " annemin saf gibi ona karşı hala iyi niyetli olmasını içim almıyordu.
"Hoşbuldum hayatım. " babam gözümün içine bakarak konuşuyordu.
Gözlerimi devirip odama geçtim gerçekten sahte aile pozları kesicek halim yoktu. Kendimi yatağıma atıp gözlerimi kapattım. Gözümün önüne babamın o kadınla cilveleşip gülüşmeleri geldikçe kendimden tiksiniyordum.
Bunu gerçekten ne kadardır sürdürüyordu ?
Yavaşça yataktan doğrulup ceketimin cebinden telefonumu çıkardım. WhatsApp'dan bir mesaj vardı. Çok da takılmadan telefonu komidinin üzerine koydum.
Üzerimi değiştirip tekrar yatağıma girdim. Bugün yeterince yorucuydu.
Gerçi ben bir daha o adamın yüzüne nasıl bakıcaktım?
*
Üzerimdeki pikeyi ayağıma iteleyip tavanla bakışmaya başladım. Kapının çalmasıyla bakışlarım oraya dönerken içeriye giren annemle dün gece gördüklerim tekrar zihnime hucum etmişti.
"Kuzum hadi okula geç kalıcaksın. Bugün ilk günün bak kıyafetlerini de ütüledim. " elindeki okul formamı dolabının kapağına asarken konuşmayı sürdürüyordu.
"Hadi sen hazırlan ben de kahvaltını hazırlamaya devam ediyim. " diyip kapıya yöneldi.
"Babam gitti mi?" sanki soruma cevap vermek istemez gibi duymamazlıktan gelip arkasından kapıyı kapattı.
Yatakta oturur pozisyona geçip yüzümü sıvazladım. Ne halt edicektim ben? Bu bildiklerim bana çok fazla geliyordu.
Ağır adımlarla banyoya girip kısa bir duş aldım. Bugün yeni okuluma gidicektim.
Babamın işi yüzünden şehir şehir gezdiğimizin için yine okul değiştirmek zorunda kalmıştım.
Siyah okul eteğimi giyip üzerine okulun yaptırdığı beyaz sweati geçirdim. Güzel kombindi.
Makyaj masama oturup işe önce saçlarımı kurutmakla başladım. Sadece uçlarına maşa yapıp hafif de bir makyaj yaptım. Etrafı topladıktan sonra mutfafa ilerledim.
Annem tek başına masada oturmuş çayını içiyordu. Şaşırmış mıydım? Hayır.
"Afiyet olsun annem. " yüzünde tek bir mimik bile oynamadan öylece yüzüme baktı.
"Benim işim var sen kahvaltını yapıp okula git. " cevap vermemi bile beklemeden evden çıkıp gitti.
Babamı öğrenmiş olabilir miydi?
Ağzıma bişeyler attıktan sonra çantamı alıp ayağıma beyaz sporlarımı geçirdim. Eksik bişey var mı diye kontrol ettikten sonra vestiyerdeki asılı anahtarı alıp evden çıktım.
Biraz yürüdükten sonra cebimden telefonumu çıkarıp okulun konumunu açtım.
Hem yürüyüp hem de etrafıma bakarak okulu bulmaya çalışıyordum. Buraları biliyordum ama pek değil çünkü yaz tatilinde taşınmıştık ve ben doğru dürüst dışarı bile çıkmamıştım. Bu yüzden arkadaşım da yoktu.
Mahalledeki köpek ve kediler dışında..
Biraz daha ilerledikten sonra karşımdaki büyük binaya bakışmaya başladım. Klasik bir devlet okuluydu sadece biraz fazla bela kokuyordu.
Yavaşça girişine yürürken bir yandan da insanları inceliyordum. Herkes kendi işine bakıyordu.
Yer yer 3'erli 5'erli arkadaş grupları tek başına oturan insanlar ve sanki özel okulu gelirken yolunu kaybedip yanlışlıkla buraya gelmiş gibi havalı kız grubu..
İnsanlara çok takılmadan okula girdim. Şimdiki işim müdürün odasını bulmaktı. Odayı sormak için birilerine bakıyordum dhaa doğrusu en zararsız olan bir insan görmeyi.
"Pardon?" yoldan çevirdiğim kız dönüp gülümsedi.
"Ben okula yeni geldim de müdürün odasını arıyordum. " bu gereksiz bilgi yerine direk odayı sorsam daha mantıklı olabilirdi aslında.
"Bir üst kata çık ama sol merdivenden çıkman gerekiyor sola dön karşına çıkar zaten." gülümseyerek konuşması hoşuma gitmişti.
Tarif ettiği şekilde müdürün odasını bulmaya çalışırken arkamda kopan çığlıkla yerimden sıçradım. Aniden arkamı döndüğümde ses bir kız topluluğunun arasından çıkmıştı. Daha dikkatli bakınca kavga ettikleri anlaşılıyordu.
Koridor bir an da kalabalıklaşınca kenara geçtim. O sırada müdür odasından orta yaşlı bir adam çıktı. Müdür olduğu belliydi.
"Bir gününüz de olaysız geçsin be." müdürün sesini duyan kalabalık yavaş yavaş dağılırken bir kız yerde diğer kız ise onun saçını tutuyordu.
"Bıraksana evladım kızın saçını." kız müdürün yüzüne dik dik bakıyordu. Müdür buna daha çok sinirlenmiş olacak ki bir an da bağırdı.
"Eğer o elini o kızın saçlarından hemen çekmezsen seni şuan okuldan atarım ve hiçbir okulun almasına da izin vermem." kız korkuyla elini diğer kızın saçlarından çekti.
Müdür sinirle soluyup gözlerini etrafta gezdirirken beni ne zaman farkeder diye düşünüyordum ki gözleri beni buldu.
Hafifçe gülümsedim o da aynı şekilde gülümsememe karşılık gülümsedi.
Kafasını koridora çevirdiğinde herkes gitmiş ve koridor boşalmıştı. Yavaşça bana yaklaştı olduğum yerde biraz daha dikleştim.
"Okulda yeni olmalısın." dedi sakince. Az önceki sinirli halinden eser yoktu.
"Evet ben sınıfımı öğrenmek için odanızı arıyordum." diyip sustum.
Eliyle odasını işaret edip önden yürümeye başladı. Beklemeden ben de arkasından ilerledim.
Odaya girince kapıyı arkamdan kapattım. Eliyle koltukları işaret edince karşına oturdum.
"Kayıt yaptırmış mıydın?" müdürün konuşmasıyla kafamı ayaklarından yüzüne çevirdim.
"Evet. Adım Selin Çakır." dedim gülümseyerek.
"İzmirden aldırmıştın naklini dimi." dedi sakince.
"Evet hocam." kafamı elindeki kağıtlara çevirdim.
"11/C sınıfın." dedi kağıtlardan kafasını kaldırırken.
Koltuktan kalkıp çantamı sırtıma geçirdim.
"Bekle ben götürücem seni sınıfına bulamazsın sen şimdi." cümlesini bitirince koltuğa tekrar oturdum.
Önündeki kağıtlara biraz daha uğraştıktan sonra koltuğundan kalktı. Aynı şekilde ben de kalkıp çantamı tekrar omzuma attım.
"Gel bakalım götürelim seni sınıfına." sevecen konuşması hoşuma gitmişti. Sessizce arkasından ilerlemeye başladım.
Bir kaç yukarı çıktıktan sonra sağa doğru döndü ve sessiz koridorda müdür önde ben arkasında ilerlemeye devam ettik. Anlaşılan ders başlamıştı.
Bir sınıfın önünde durup kapıyı tıklattı. Bir an da gerilemeye başlamıştım çünkü tanımadığım insanlarla aynı ortamda olmaktan nefret ederdim.
Müdür önden ben arkasından sınıfa girdik. İlk işim sınıftakilere göz gezdirmek oldu.
Ah tanrım şu kız grubu gerçekten bu sınıfta mıydı? Şansıma tüküreyim.
"Hocam okulumuzun yeni öğrencisi Selin." müdür eliyle beni işaret ederken tüm gözler bana dönmüştü.
"Merhaba Selin arkadaşlarına kendini tanıt istersen." sınıftaki hoca konuşurken müdür sınıftan çoktan çıkmıştı.
"Selin ben. İzmirden geldim." diyip hocaya baktım. Gülümseyerek sınıfa döndü.
"Bak en arka sıra boş oraya geç istersen." hocanın söylediği yere geçip oturdum. Hala sınıftaki herkes bana bakıyordu.
Neden?
****