İçeriğe geç

Türklerin Doğusunda

Bölüm 1 · 3 dk okuma

Türklerin Doğusunda

Bölüm 1

Bir ölüm var! İsmi "Berra"

Yeni bir gün doğuyordu sokaklardan detarjan kokuları yayılıyordu. Küçük çocuklar Diyarbakır'ın merkezinde bilyeler ile oynuyorlardı,uzaktan bir sesle geldi - Sıra bende oruspu çocuğu hakkıma girme! Bu çocuğun ismini daha bilmiyoruz yakında öğreneceğiz. Sokağın öbür ucundan yaşlı bir adam geliyor, kafasında kasketi ve elinde bastonu tam bir tipik yaşlı. İki adım sonra yanında ki evin önünde duruyor ve kapıyı çalıyor o sırada orta yaşlarda eşarplı, mavi gözlü, kısa boylu bir kadın kapıyı açıyor ve yaşlı adama sessizce söyleniyor - baba içerde kıyamet kopuyor lütfen bir hal çaresine bak! Yaşlı adam bunları duyduktan sonra yüzü düşmüş bir şekilde evin kapısından içeri giriyor ve arkasından kapılar kapanıyor. Yiğit ismi sizce de epey heybetli bir isim değil mi? Sanki o ismi taşıyan insanlar o ismin altında ezilecekmiş gibi düşünsenize ismi Yiğit olan birinin korkak bir kişiliğe sahip olması? Sizce saçma değil mi? Epey saçma hemde, az önceki bahsettiğimiz çocuk ismi Yiğit bu ismin altında ezilmiş bir çocuk ve kalkmaya çalışan bir çocuk, daha 7 yaşında ve yaşına göre boyu ortalama olan bir çocuk siyah saçlı, yeşil gözlü, yüzünde ağzının kenarında jilet yarası benzeri yarası olan bir çocuk görünüşte epey karekterini anlayabileceğiniz bir çocuk gibi gelebilir ama öyle değil. Yiğit yaşamı boyunca mutlu olduğu anları kötü olduğu anları geçemedi. Hep bir başarısızlığa uğradı her cephede kaybetti yaşamı bir hiçti adeta daha doğar doğmaz ailesi tarafından çocuğu olmayan başka bir aileye ödenmiş borç olarak verildi. Ailesinin ona değer vereceğini düşünürsünüz değil mi sonuçta kendi çocuklarını başkalarına veriyorlar ama öyle olmadı doğar doğmaz diğer aileye verildi ve hemen unutuldu hatta yeni bir çocuk yapmaya bile girişmiş olabilirler. Yiğit önemsenmeyen hastalıklı bir çocuk o bu hayatın gerçekleri denen gemiye kendi neslinden ilk binen kişiler arasında, üvey ailesinden ona iyi bakmasını dilersiniz büyük ihtimalle ama gerçekler öyle değil üvey ailesi zaten batağına içinde olan bir aile, ailenin babası Yusuf plastik çöp toplama işinde çalışıyor, annesi ise ev hanımı böyle basit bir aile ama onurlu bir aile üvey anne açısından bunları söyleyemesekte Yusuf paha biçilmez bir insandı o sokakları tanıyan ve gören birisiydi her zaman Yiğite sokaktan bahsederdi. Hayatı ona anlatmaya çalışırdı ama Yiğit zaten aşinaydı bu hayata ve şimdi arkadaşlarıyla bilye oynamak üzerinde duruyordu kazandığı bilyeleri diğer zengin mahallede ki arkadaşlarına satıyordu. Ticari zekası iyi olan çocuktu ama hala saftı bugün olan bilye maçında tüm arkadaşlarının biletlerini sıfırladı ve zengin mahallesine gitmek üzere yol aldı. Mahalleye girmişti genelde ne zaman bu mahalleye girse insanlar ona yabancı gibi bakardı ama Yiğit bunlara alışıktı, umursamaz ve fakirlik gururunu koruyarak direk arkadaşlarının oyun oynadığı kısma doğru koşmaya başladı ve umduğu gibi arkadaşlarını orda buldu. Aslında onlara arkadaş denemez sadece Yiğitin bilye sattığı çocuklar hiç yakın bir konuşmaları olmadı sadece birgün Yiğit sıkıcı bir yaz günü oturduğu şehiri tanımak isterken denk geldiği güzel mahallede oturan muhallebi çocuklarıydı ve aniden gelen istekle çocuklara - Bilye satıyorum almak isteyen var mı? Dedi bunun üzerine çocuklar tiksinir gibi baksada grubun önde gelen çocuğu Selim kendi arkadaşlarına bilyeleri almaları için teşvik etti ve Yiğite tekrar gelmesini söyledi. Bu günlerden birisiydi işte Yiğit bu mahalleye 10 defa gelmişti bu ise 11'nci gelişiydi ve beklemediği şeyleri yaşanacağı bir 11'nci gündü. Yiğit çocukların yanına geldiğinde her zamanki gibi bilyeleri verdi ve parayı bekledi ama çocuklar ve Selim ona ileride ki küçük tarlanın oraya bıraktık dediler. Dinlenirken orda unutmuşuz diye de bahane uydurdular, Yiğit küçük tarlaya girmişti dediğimiz gibi saf bir çocuktu daha ve parayı orda bulacağını sanıyordu. Arkasına baktığında Selim ve arkadaşları gülüyordu, Yiğit başta buna anlam veremese de üstüne düşünmedi ve daha da içine girdi tarlanın orda poşet vardı ve poşetin içinde mi? diye çocuklara sordu, çocuklar ise evet!!! Diye bağırdılar, yiğit hiç düşünmeden elini poşetin içine daldırdı ve orda parayı hissetmek yerine acıyı hissetti. Yiğitin üzerine yorgunluk çökmüştü, gözleri yavaş yavaş kapanmaya başladı ve bayıldı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.