İçeriğe geç

Türkiye'nin İlleri

Bölüm 2 · 6 dk okuma

Türkiye'nin İlleri

Bölüm 2

1. Bölüm

Sabah alarmım ile uyandım demek çok isterdim fakat hayır...

"BİR İKİ BİR İKİ ÜÇ DÖRT"

*Elektro gitar ve davul sesleri odayı basar *

Yüzümde sinir gülümsemesi belirir. Ah harika yine bir sabahım daha böyle başladı. Aman ne mutluyum.

Yavaşça kalkıp aynaya geçtim. Elime tarak aldım ve saçımı taramaya başladım. Beyaz ve yeşil saçlarım birbirine girmişti. Sonra İzmir'den yardım isterim diye düşündüm ve tarağı yavaşça masaya bıraktım.

Gözüm üst ranzada uyuyan Çanakkale'ye takıldı. Vay be bu gürültü içinde hâlâ uyuyabiliyor.

Yavaşça ranzaya doğru ilerledim ve kendi yatağıma basarak yükseldim. Kızıl ve beyaz saçları omuzlarında, üstünde İstanbul'dan hediye gelen beyaz, üzerinde "Türkiye'nin Koruyucusu" yazan tişört, altında mavi bir şort ile sakin sakin uyuyordu.

Bursa: Pşşt Çanakkale

Kolundan biraz salladım. Yok uyanmıyor. Yanaklarını sıktım, daha sert salladım, burnunun ucunu sıktım ama yok bu adam uyanmıyor.

Yataktan inip elime bir bardak alıp, su ile doldurdum. Yatağa dikkatlice geri çıkıp son bir kez "Çanakkale diye seslendim", hâlâ uyumaya devam etti.

BUNU SEN İSTEDİN

Tüm suyu üzerine döktüm, sıçyarayak uyandı.

Çanakkale (üstü sırılsıklam bir şekilde Bursa'ya dönerek): NAPIYORSUN?

Kahkahalara boğuldum. Bu hâlimi gören Çanakkale sinirlenmişti ama düşmeyeyim diye kolumdan tuttu.

Bursa: Sana boşu boşuna Türkiye'nin Koruyucusu demiyorlar.

Çanakkale: Koruyucuya biraz saygınız olsun.

Bursa: Tamam, tamam özür dilerim.

Yavaşça yataktan inip kapıya doğru yürüdüm

Bursa: Kuruduktan sonra koruman gereken üç kişi var canım

Çanakkale (gülerek): Lütfen ama sanatta saygı duymak lazım.

Bursa: Sabahın köründe de mi?

Çanakkale: Eh haklısın aslında... duvara vurmasalar iyi

Gülmeye başladım, aklıma Ankara ile İstanbul'un Yunanlılar ile yapacağı kavga geldi.

Bursa: Sen varken işleri zor

Çanakkale: Ah lütfen Ankara benim iki katım falan.

Bursa: Benim gözümde eşitsiniz. O başkent hem öyle olması doğal.

Çanakkale gülerken odadan ayrıldım ve salona doğru ilerledim.

İzmir mikrofonu tutkuyla tutmuş, şarkı söylüyordu, saçını yine topuz yapmıştı, sarı kırmızı ve beyaz renkler birbirine girmişti. Üzerinde Türkiye bayrağı olan bir tişört vardı.

Ankara yanında saçlarını açmış bir şekilde gitar çalıyordu. Mor ve ötesi kıyafetini giymişti -bunu ona İzmir aldı- İzmir'in sesine gitarıyla eşlik ediyordu.

Arkada ise davul ile o ikisine davul ile ortak olan İstanbul vardı. İzmir ile aynı tişörtü gitmişlerdi (zaten beraber almışlardı) saçları yüzünü kapatıyordu.

Yanlarında bir hevesle onlara kemençe ile eşlik eden Rize ve Trabzon vardı. "Dövülcek iki kişi daha çıktı" diye düşündüm ve salona girdim.

Beni gördüğünde bir an İzmir'in suratı buz kesdi. Yavaşça Ankara'nın gitarının tellerine dokundu. Ankara İzmir'e baktıktan sonra yüzünü çevirdi ve beni gördü.

Ankara: Oh...uyandırdık mı?

Bursa: Kesinlikle

Trabzon ve Rize bana "ama biz sadece bir kere çaldık" bakışı atmaya başladı.

Bursa: Siz ikiniz ile işim yok, benim işim bunlarla.

İzmir yavaşça mutfağın kapısına ilerledi. Bana baktı, suratında "aha şimdi ayvayı yedik" gülüşü vardı.

İzmir: Çanakkale?

Bursa: Etkisiz hâle getirildi canım

Üçü birden koşmaya başladı, üçe kadar sayıp bende arkalarından koşturdum. Mutfağa daldık.

Mutfakta Giresun Sezen Aksu "Annemi İsterim" açmıştı. Bir anda içeri koşar girince Aydın elindeki tepsiyi yere düşürdü.

İzmir: Özür dileriz

Koşmaya devam ettik, bahçeye çıktık. İstanbul bir ağaca atlayıp Ankara'yı da yukarı çekti. İzmir ise aşağıda kalmıştı.

İzmir: SATICILAR

Koşmaya devam ettik, İzmir nefes nefese kalmıştı, tan onu yakalayacakken...

Denizli: Hop yine ne yaptılar da sabah, sabah bu kadar öfkelisin?

Denizli kolumdan tutmuştu, İzmir ise Manisa'nın arkasına saklanmıştı.

Denizli kısa beyaz-mavi saçlarını bağlamıştı. Üzerinde klasik horozlu giysileri vardı. Horozları çok seviyordu. Bazen Egeliler ona şakasına Horozlu derdi.

Manisa ise o baş belası ikizinin aksine saçlarını açmış, mavi bir elbise giymişti.

Bursa: Hadi ama ikizinin arkasında saklanmasana.

İzmir: Olmaz

Manisa gülmeye başladı, Denizli de beni bıraktı.

Denizli: Hadi ama cezasını yeterince çekmiş, zaten hem sende yorulmuşsundur.

Gülmeye başladım.

Bursa: Tamam, tamam. Böyle komşuların olduğu için şanslısın İzmir.

İzmir bana bakıp gülümsedi sonra yavaşça Manisa'nın arkasından çıktı

İstanbul: BİZ BURDA KALDIK AMA

Arkamıza döndük, İstanbul ile Ankara baya yükseğe çıkmıştı ama geri inemiyorlardı. Dördümüzde gülmeye başladık.

İzmir: İYİ OLDU BENİ SATTINIZ ŞİMDİ CEZANIZI ÇEKİN

Ankara: YA BUGÜN TOPLANTI VAR, AYRICA TÜRKİYE BİZİ BURDA GÖRSE NE KADAR KIZAR BİLİYORSUN DEĞİL Mİ?

Bursa: Tamam tamam indirelim şunları, sonra Yunanlılara rezil oluruz.

Çanakkale de bahçeye gelmişti, o ikisini ağacın üstünde görünce bi anda kızdı.

Çanakkale: SİZ ORDA NE YAPIYORSUNUZ?!

Ankara & İstanbul: ÇANAKKALE!

İzmir ile beraber yanlarına gittik, Denizli ile Manisa ise içeri girdi.

"Onları ordan nasıl indiricez?" diye Çanakkale'ye yöneldim.

Çanakkale: Kedi indirir gibi indiricez artık.

İzmir: Zaten kediler?

Üçünüzde gülmeye başladık

İstanbul: ÇOK KOMİK

Çanakkale: Şaka bir yana TİBDER'i (Türkiye İtfaiyeciler Birliği Derneği) çağırmamız gerek.

Ankara: Bunlarda iyice bize kedi muğamilesi çekiyor.

"ANKARA"

"İSTANBUL"

Antalya ve Konya koşturarak içeri girdi. Konya'nın kısa beyaz saçları dikkatle taranmıştı. Üzerinde ise sarı bir tişört, altında mavi bir kot pantolon vardı. Antalya ise uzun saçlarını gözünden çekmeye çalışıyordu. Kahverengi ve beyaz çok güzel saçları vardı. Üseirnde çiçekli bir elbise vardı. Ellerinde market poşetleri vardı, arkalarında ise onlara yetişmeye çalışan Sivas. Kahverengi-beyaz saçları yüzüne geliyordu, zaten yakın zamanda kestiricekti. Üzerinde alal acele geçirilmiş bir tişört ve şort vardı.

Bursa: Heh takım tamamlandı

İzmir gülmekten yere yatmıştı, onu kolundan tutup kaldırdım

Ankara: Bize kedi diyene bak, kedi gibi tutuluyor

Konya: BU İKİSİ AĞACIN ÜSTÜNDE NE YAPIYOR?

Anlatya: NAPICAZ?

Çanakkale: Sakin sakin canım şimdi TİBDER'İ çağırırız halleder.

Sivas: Ağaca ne ara çıktılar?

İzmir: Bursa yine bizi kovalıyordu.

Sivas: Bursa'nın hızını düşünürsek baya iyiler bu konuda.

İstanbul: Tabii ne sandın

Herkes gülmeye başladı Çanakkale hariç. TİBDER ile sohbette dalmışlardı.

Ankara: Geliyor mu bari? O kadar konuşuyorsun

Çanakkale: Evet, evet geliyor merak etme.

İstanbul: İyi bari.

İzmir bir an durdu sonra bana yaklaşıp "İstanbul çekmişti Ankara'yı değil mi?" diye fısıldadı. Bende ona aynı ses tonu ile evet dedim. Yüzünde kocaman bir sırtış ile bana bakıp "O ikisi inince beraber sinir edelim mi?" diye sordu. İkimizde gülmeye başladık.

Ankara (sinirle): UMARIM TİBDER HIZLI OLUR ÇÜNKÜ BEN BU İKİSİNİ KENDİ ELLERİM İLE PARÇALIYCAM.".

İzmir: Hadi ama Angara gülmek de mi yasak?

Ankara: BİZ BU HALDEYKEN NE GÜLÜYORSUNUZ?

Ona doğru sırıtıp " Ah bilmek istemezsin" dedim. Bana sorgulayan bakışlar atmaya başladı. TİBDER'in sesini duyduk. Çanakkale orda kaldı biz ise içeri geçtik.

Konya: Kahvaltı hazır mı?

Malatya (sitemli bir sesle): Birileri mutfağa koşarak girmese belki hazır olabilirdi.

İzmir ile mahçup mahçup gülümsedik. Sonra bir anda arkamızda Uşak belirdi.

Uşak: Ya da birileri bir saat bahçede durup, poşetleri getirmemek konusunda ısrarcı olmasalardı.

Konya, Antalya ve Sivas tedirgin bir gülümseme takındı.

Antalya: Ama İstanbul ile Ankara ağaçta kalmıştı.

O an herkes bi bir saniye bize şaşırmış gözler ile bakınca ekledim

Bursa: Ah evet ama TİBDER onları kurtarıyor şu an.

Trabzon: Onun içinde tabak koyayım o zaman.

Trabzon dolaba yönelirken bizde kahvaltı için yardım etmeye başladık. İzmir ile soğan doğramaya çalışırken içeri İstanbul, Ankara ve Çanakkale girdi. Trabzon içerden seslendi

Trabzon: TİBDER nerde?

Çanakkale: Onlar zaten yemişler ondan gittiler.

İzmir: Kedicikler kafanızda yaprak kalmış.

Çoğu kişi gülmeye başladı, Ankara ile İstanbul ise onlara sinirle bakıyorlardı. Aksaray gülümseyerek abisinin yanına gitti.

Aksaray'ın Ankara gibi sarı-beyaz saçları vardı, ama abisinin aksine oldukça uzunlardı. Güzel beyaz ve üzerinde sarı şeritler olan elbisesini giymişti. Gülümseyerek Ankara'ya:

"Hadi ama basit bir şaka için kızmıycaksın değil mi?" dedi.

Ankara ona gülümsedi.

Ankara: Tamam dediğin olsun.

Ankara ile İstanbul içeri geçerken İzmir kolumdan tutup beni çekmeye başladı.

Bursa: Soğanlar?

İzmir: Denizli halleder bizim başka işlerimiz var.

İzmir bi anda Ankara ile İstanbul'un omuzlarından tuttu.

_______________________________________________________________

Evet ilk bölümümüzün sonuna gelmiş bulunmaktayız.

Maalesef kısa oldu çünkü baya geç bir saatte yazıyorum.

Umarım beğenirsiniz.

İlk bölümü okuduğunuz için teşekkür ederim.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.