Öğlen uykusundan uyanan minik Kardelen duyduğu sesler yüzünden etrafına baktı. Uykusunu tam alamadığı için huysuzlanmaya başladı. Etrafına baktı ama onunla ilgilenecek kimse yoktu ağzındaki emziğini çıkardı ve bacaklarını beşiğin diğer tarafına atarak beşikten indi. Mutfakta her zamanki gibi Betül TÜRKÖNDER ve en büyük oğlu 10 yaşındaki Bartu tartışıyordı. "Sana kaç defa benimle düzgün konuş diyeceğim Bartu. Ben senin annenim, annen" öfkeyle burnundan soluyordu Betül hanım. "Başkası annem olsun sen annem olma. Sen kötüsün" "Bana bak! Alırım seni ayağımın altına. Sana bunları Arda öğretiyor değil mi? Onunla bir daha oynarsan bacaklarını kırarım!" "Arda öyle şeyler demiyor! Bana karışma-" Oturma odasından gelen cam kırılma ve ağlama sesi ile herkes sustu. Koşan ayak sesleri yükseldi ve Bartın mutlaka girdi. "Anne, Abi içeri top girdi. Cam kırıldı. Kardelen kanıyor" daha cümlesi bitmeden Bartu hemen koştu. Camın önündeydi Kardelen. Yüzü kan içinde, ağıyordu. Hemen Betül hanım anbulansı aradı. ──────⊹⊱✫⊰⊹──── Olayların ardından bir hafta geçmişti. Ve Kardelen'in yüzünde kalıcı iz olmuştu. O günden sonra annesinin nefretini üzerine çekeceğinden habersizdi. Betül Hanım'ın güzellik takıntısı vardı. Ve küçük Kardelen'in yüzündeki kalıcı iz, onda nefret uyandırmıştı. ──────⊹⊱✫⊰⊹────── Hayatı boyunca hep zorbalanmış ve görmezden gelinmişti. İtilip kakılmıştı. O da diğerleri gibi bir çocuktu. Ama canavar muamelesi görmüştü. Lojmanda ki çocuklardan, okuldaki arkadaşlarından sürekli zorbalık görüyordu. Anlamıyordu Kardelen. O da diğerleri gibi çocuktu. Neden ona canavar diyorlardı. Bir gün "babiş, ben canavar mıyım" dedi telefonda babası Ayhan Türkönder ile konuşurken. "Hayır Kar Çiçeği'm. Senin gibi tatlı bir kızdan canavar olmaz. Sen onlara kulak asma ben eve gelince aileleri ile konuşurum. Üzme kendini Kar Çiçeği'm" babasının sözleri ile gülümsedi. O güzel gülüşünün solacağını bilmeden. Telefonu kapatıp Betül Hanım'a haber vermeden dışarı çıktı. Tek arkadaşı olan Eylül Alkaya dışarıda bebekleri ile oynuyordu. Minik adımları ile yanına gitti. "Eyloş bende seninle oynayabilir miyim?" başını kaldırdı Eylül. "Aaa Kaydelen, tabi ki de oynayabilirsin" Eylül'ün abisi Arda ve Bartu arkadaştı. Ama Arda Eylül'de Kardelen ile oynamasını sevmiyordu. Yüzündeki yara çok çirkindi ve kardeşinin öyle biri ile oynamasına karşıydı. "Eylül! Ben sana Kardelen ile oynamayacaksın demedim mi abicim?" birden duydukları ses ile iki kız çocuğu başlarını kaldırdı. "Ama abi-" "Ama abi yok. Oynamayacaksın dedim. Kalk eve gidiyoruz. Bir da yüzü izli ile oynama anneme söylerim bak" Arda kahverengi gözlerinde belli olan bir iğrelti ile Kardelen'e baktı ve Eylül'ün oyuncaklarını bir eline alıp diğer eli ile kardeşinin kolunu sertçe tutup eve çekiştirdi. ──────⊹⊱✫⊰⊹────── O günden sonra Kardelen daha içine kapanık ve başını hep eğen bir kız oldu. Evde annesinin iğrenti dolu bakşları, dışarıda yabancıların ona dönen gözleri. Hepsinden kaçmak istiyordu. Sığınacağı sadece Abileri ve Babası vardı ama babası çoğu zaman evde bile olmazdı. Çoğu zaman yanlız hissederdi. O anlarda abilerini düşünür ve rahatlardı. Olayların azalmaya başladığı bir dönem, aldıkları bir haber ile TÜRKÖNDER ailesi yıkılacaktı. ・。.・゜✭・.・✫・゜・。.*. : 。Küçük bir aksilikten dolayı giriş kısmı olması gerekenden kısa oldu lütfen kusuruma bakmayın✦ ♡ ✦
Bölüm 15
Giriş
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.