Zorunda mıyım ben
Herkes tarafından görülmemeye
Zorunda mıyım ben
Sevmeden büyümeye zorunda mıyım ben
Kalbimin acısıyla yaşamaya
Zorunda mıyım ben
Ruhumun cenazesini her gün hissetmeye
Zorunda mıyım ben
Her gün acılar içinde ölüme sürüklenmeye
Zorunda mıyım ben
Bunlara daha fazla katlanmaya
Zorunda mıyım ben
içimdeki iki kişiyi daha dinlemeye
Zorunda mıyım ben
Her gün intiharı düşünmeye
Evet mahkûm oldum ben
Ölene dek yalnız kalmaya
Yalnızlıktan eriyip bitmeye
Kalbimin acısına
Nefesimin kesilmesine
Yerlerde sürünmeye
Ağlamaktan nefes alamamaya
Mahkûm oldum ben
Evet sonunda annem gerçekleri yüzüme vurarak anlatmaya başladı. Okula başlamadan önce keşana taşınmamız belki daha iyi olur diyordum ama artık kesin olarak keşandan nefret ettiğimi söyleyebilirim. Yeni arkadaş çevresi zaten kurmam neredeyse imkansız. 1 kişi dahi tanımıyorum keşandan. Zaten okul yılı içerisinde tamamen edirnede olduğum için keşanda hiç sosyalleşemedim. Gelibolu tam aksine 10 sene yaşamış olduğum, bütün arkadaşlarımın (olan arkadaşlarımın) orda olduğu yer. Geliboluda her yaz denize gitmek yerine keşanda evde oturmak istemiyorum. Evet gece yarısı ve bunun için annemle tartıştıktan sonra ağlıyorum. Aylardır ağlayamıyordum ama bugün işte ağlıyorum. Babam yüzünden tüm arkadaşlarımı geride bırakıp hiç çevrem olmayan biryere taşındık. Bunun için ne annemi ne de babamı affedemeyeceğim işte. Belki bencildin diyeceksiniz ama kardeşim ve annemde aynı durumu yaşıyorlar. Sonuna gelelim artık. Keşan benim mapusum. Gelibolu ise özgürlüğümdü. Annem ve babam benim özgürlüğümü elimden aldılar. Ben ise sesimi bile çıkaramadan oturuyorum sadece. Elimden başka ne gelir ki?