Ben hatırladığım her ayrıntıyı anlatırken onlar da yanıma oturmuşlardı. Bu halimizle yerde yamuk bir çember oluşturuyorduk. . Bana doğrulmuş görünmez namlulara alışmıştım. Korkuyordum ama kendimi ölmeyeceğime mükemmel bir şekilde inandırmıştım . Zaten ölüm her dakika başımızda beklerken bu şekilde yaşamaya alışıyorduk . Korkularına, en kötüye alışmak; gerçekliğin, yaşamın ta kendisiydi.
Konuşmam bittiğinde
Kıvırcık saçlı olan etrafındakileri tanıtmaya başladı:
Önce sarı uzun ve düz saçlı ;yeşil gözlü ,zayıf ve boynunda yanık izleri olan kızı tanıttı . Çilleri , yüzüne düşmüş minik yıldızlar gibiydi gördügüm en güzel kız olabilirdi ''Bu tatlı kızın adı Abbey.'' diyorken Abbey kafasını öne eğerek hafifçe gülümsüyordu .
Bu gördüğün hipopotam benzeri insanımsının ismi Jack . Korkutucudur ama anlayışlıdır da . Aslında ,daha çok korkutucudur. '' diyordu . Jack, bahsettiği gibi iri ve uzun boyluydu . Saçları kızıl , gözleri elaydı. Aurasında "tehlikelidir, ateşle yaklaşmayın" yazıyordu sanki.
gözleri mavi ,saçları dalgalı ve açık kahve; Jack kadar olmasa da uzun ve iri olan '' Beni bu embesil tanıtmasın ; ben Diablo. '' dedi.
Kıvırcık olan, onu takmadan konuşmasına devam etti;
''Bu minik tatlı şeyin adı da Diablo . Ne kadar tatlı değil mi ? Şu tatlılığa bak . '' diyorken ona dokunmak için elini uzatmış daha sonra da elini değdiremeden hemen çekmişti .
Gerçekten de yüzü çok sinirli ve memnuniyetsiz gözüküyordu.
" Ve son olarak en mükemmelleri , en cesurları , en tatlı, en sevimli, en sempatikleri enleri istediğin kadar uzatabilirsin tabi ki ; Buster. Digerlerini takma! Sen bizimle kalmaya karar verirsen, yumuşayacaklardır zaten. ,marshmellow gibidirler normalde .... özellikle de diablo . Zaten sen Mükemmel olduğumuz için bizi seçersin .'' dedi kıvırcık saç . Buster, diğerlerine göre daha sıskaydı. Çenesindeki gamze yüzünü ikiye ayırmak istiyor gibiydi .
'S'tipi:" Mükemmel olduğumuz için diyor ya! Bir seçenek sizsiniz ,diğer seçenek ise ölüm. Ölüm yani... Ötesi var mı? Diğer seçenek ölümken bile kendilerine mükemmel diyebiliyorlar."
Bir şeyler demem gerekiyordu.
"Hadi Lucia kendini tanıtabilirsin . 6 cümle yeter anlatmaya başla." dedi pek mantıklı fikirleri olmayan 'A' tipi.
'Kendimi nasıl 6 cümleye sığdırayım 'A' tipi ?'
Bir şeyler demem için bakıyorlar .
Ne desem ? çok uzun olmamalı. Çok kısa da olmamalı.
'Adım Lucia . En sevdiğim renk yok . En sevdiğim hayvan yok. En sevdiğim şarkı da yok . Öyle işte . Dondurma severim. Duyduğum sesleri unutmam.'
Yok bu olmaz . Bu ne böyle daha iç karartıcı bir konuşma olamaz .
Şey nasıl ? Dur... Şu:
'Ben Lucia , düşünmek üzerine düşünmeyi severim. Birçok şeyden korkarım . Sabahları mantıklı düşünemem . Uykum varken istediğiniz şeyi söyletebilirsiniz bana. '
Bu da olmadı öyle her şey bir anda söylenmez ki !
Sevimli dursam daha iyi sanki . 'R' tipi devreye gir hemen . Neredeysen çık ortaya ve sevimli birkaç kelime kur .
'R'tipi :'Ben Lucia . Tüm canlılara hayranlık duyarım . Her renge farklı ve özel bir anlam yüklerim. Her mevsime aşığım. Çikolatalı, karamelli ve vanilyalı dondurmayı severim.'
Bu da çok samimiyetsiz oldu.
Zeka belirtisi gösteren birkaç cümle mi kursam ?
'Ben Lucia , hayatım kuantum fiziği hakkımda araştırmalar yapıyorken başladı sanki. Çift yarık deneylerine çalışıyorken her şey daha iyi oturdu kafamda. Evren üzerine düşünmeyi , varoluşu araştırmayı severim . Bilimin açıklayabildiği her şeye 'tamam'ım . Kendi ürettiğim teorilere inanıyorum sebepsizce. Kanıtlayamasam da doğru kabul ediyor zihnim. ''
Bu da aptalmışım da kendimi yüceltiyormuşum gibi . Aşırı oldu .
- ''Ben de Lucia .Memnun oldum.'' dedim .
Bu muydu yani? O kadar hazırlık boşaydı.
Zihnim ile ağzım arasındaki kablo kopuktu galiba .
Halime güldüm içimden . Gerçekten sinirden kendi içime soyut bir kürekle tünel kazıyordum .
Daha sonra Diablo ilk kez konuşmaya başladı. Sanki 3 yaşındaymış da konuşmayı ilk kez öğreniyormuş gibi oldu bu sekilde anlatınca.
'D' tipi : ''Komik mi şimdi bu ? Değil ''
-'' Kısa kesiyorum .Seni bitireceklerdi ve biz sana bir bakıma, yaşama hakkı sunduk . Bizimle beraber ölümden berbat bir hayat yaşayacaksın . Gideceğimiz yer cehennem. İstersen şimdi ' hayır ' de ve çekip gidelim . Bir şekilde senin işini bitirsinler . Bana sorarsan bunu yapman en doğrusu ama sana kalmış . Ne diyorsun ? '' dedi .
Ne diyordu ? Hiçbir şey anlayamamış, tuhaf tuhaf bakıyordum yüzüne. Oluşan derin sessizliği Buster 'ın sesi bozdu :
-" Ne ? Abi bu böyle mi söylenir ? Bir de bana patavatsız derler . Aynı şeyi ben yapsam ölmekten beter edersiniz. Bir şey desenize '' diyordu diğerlerine .
-" Ben anlamıyorum . Yani hiçbir şey anlayamıyorum .'' Dedim . Şu an yaşadığım hiçbir şeye anlam veremiyordum . Yani ölümden daha beter ne olabilirdi ki ?
'D' tipi : "Sadece şu an mı sence ? Algılama sorunun varoluşundan beri var . Bu embesillik, sonradan oluşmuş olamaz .''
Abbey ; " Sonuna kadar dinle . Sorun olursa en sonuna sakla ''dedi . Benden onay bekliyor gibiydi . Kafamı salladım ve devam etti ; " Varolan her şeyin bir enerjisi vardır. Bu enerjiler bazılarında çok bazılarında azdır ; Bazıları diğerlerinin enerjisini de etkiler , bazıları ise diğerlerinin enerjisinden bağımsız yaşar . Bizim sahip olduğumuz enerjiler diğer enerji sahiplerini de etkiliyor. Seni keşfetmekte geç kalsak da senin bir şekilde her şeyin üstesinden geleceğine eminim . En azından bunu umuyorum . Benzer kaderlere sahibiz . Şu an yaşıyor olduğun acının benzerlerini hatta bazen daha da fazlasını hissediyoruz . Bizi keşfettikten sonra; bize, kontrol altında tutulduğumuz sürece yaşama hakkı veriyorlar. Yani şu an bizimle gelmezsen infaz edileceksin . Enerjimizin kontrolünü kaybedersek olanlar biz ve çevremiz açısından kötü olabilir . Bunu bir önlem gibi düşün . Korkmana gerek yok ama karar vermekte hızlı olsan iyi edersin . Karar senin .'' Dedi .
Çok sakin konuşuyordu . Söylediklerini algılamakta çok da zorlanmamıştım . Zihnimdeki düğümler birer birer çözülüyordu. Kendime defalarca sorduğum sorular cevap bulmuştu . Ona inanıyordum ya da inanmak zorundaydım. Bilmiyordum . Zihnim yeniden bulanıyordu . Neydi bu his? Korku mu ? Endişe mi? Daha önce hissetmediğime emindim '' Korkmana gerek yok . Unutma yaşayamadan ölemezsin'' dedi 'H' tipi yeniden . İçim az da olsa rahatlamıştı.
-'' Ölmeyi tercih et . Beni dinle ,pişman olmayacaksın. Gelmen işime yaramasına rağmen bunu sana son kez söylüyorum. Bizi reddet ve öl. Bu sana vereceğim son tavsiye '' dedi Diablo.
-" Ben ölmem ki .'' dedim gülümseyerek . Ben gülümserken Diablo ; ciddi mavileriyle olabileceği en ciddi şekilde bakıyordu. Anlayamamıştım bu bakışı ; bir şey mi istiyordu ?
-'' Bu ,sizinleyim demek mi ? ''
-'' Hayır , Buster . Sadece ölmem demek . Benden ne istediğinizin farkında mısınız ? Bilmediğim bir yere , tanımadığım insanlarla gitmemi söylüyorsunuz . Gerçekten iyi olduğunuza emin misiniz ? '' Dedim.
-" Öncelikle herkes ölür . Ben ölmem diye bir şey yoktur. Ben de salatalığım o zaman. Şimdi salatalık mı oldum ben ? Hayır... Ve ne tanımaması? Tanıştık ya az önce . Ben, dünyanın en mükemmel şeyiyim . Buster 'ım unuttun mu ? Yeniden balık olduğunu düşünmeye başlıyorum . ''
Gerçekten anlamıyordum .' Zaten ölmem' deyip onların peşine takılmak ne kadar doğru olabilirdi ki ? ' Bir şey söyle 'H' tipi '' diye seslendim içime . İhtiyacım vardı ya ölüm kadar sessizdi zihnim şimdi .
-" Biz sana hiçbir şey vadetmiyoruz . İstediğin hayatı veremeyebiliriz . Mutlu olamayabilirsin . Bizimleyken de ölebilirsin . Güvenmek zorunda değilsin. Bizimle olmak zorunda değilsin . Ne istiyorsan onu yap neyi seçmek istiyorsan onu seç . Pişman olacaksan da senin seçimin olacak . Mutlu olacaksan da .'' Dedi Jack Aralıklı kelimeleriyle . O her boşluk bıraktığında kendimin ve diğerlerinin nefes alış verişlerini dinliyordum.
Kafamdaki sesler susmuş ve beni yalnız bırakmışlardı. Böyle bir anda nasıl susabilirlerdi ki ? Hepsinden nefret ediyordum.
Buster ;"Lucia ,onların ne dediğini umursama . Şimdi bizimle gelmezsen sana seçecekleri ölüm şeklini hayal bile edemeyeceğine eminim . Hiçbir şeyde iyi olmayabiliriz . Sana garantisini verebileceğim tek şey arkadaşlığımız . Bunu görünmeyen, asla zarar görmeyen ve kopmayan bir iple bağlanmış kutsal bağlar olarak düşün . Ben senin ipini görmüş gibi oldum . Bizimle gel . Kainattaki en mükemmel Buster' ı dinle.'' Dedi gülümseyerek . Bu normal bir gülümseme değildi . Sadece kasların harekete geçişinden ibaret değildi . İçinde acı , endişe , mutluluk, sevgi ... her duygudan ;her histen vardı .
O gün zihnim sessizdi . Bu huzurlu boşlukta karar vermek daha kolaydı .
Seçimimi çoktan yapmıştım . O ipleri gören tek kişi Buster değildi . Garip bir şekilde güven veriyorlardı. Ha bir de diğer seçenek ölüm'dü. Unutmamak gerek. insanoğlu/kızı, ölümü her koşulda unutmaya şartlanmıştı sanki. Ben o gün onlarla beraber olmayı seçmiştim . Pişman mı olacaktım ? Olurdum . Mutsuz mu olacaktım ? Olurdum . Yaşayamayan biri için bunlar zor şeyler değildi sanırım. Bu benim seçimimdi . Tüm sonuçlarına katlanacaktım.
İçimdeki deli cesareti ile '' Sizinleyim'' Demiştim .
Ölmeyecektim...-sanırım -
'D'tipi: ''Buna sevinmek için henüz erken .
