Saatler sonra... sabaha karşı 4.50 sıfır ışık ormanının sonuna yakın kesimler :
Léa'nın anlatımıyla ;
Hava dünyadaki tüm ciğerlere yeni bir kafes örecek kadar soğuktu etraf hala aydınlanmamış güneş bile doğmak istemiyordu böyle bir güne. Sesler ve sessizlikler birbirine karışırken ormandaki iki adam hızlı adımlarla yürümeye devam ediyorlardı .
''Ne diyorsun sen bunu nasıl yaparsın ?'' Diyordu genç, suçlu konumunda gördüğü amcasına .
''Senin düşünemedigin her şey benim zihnimde evlat !'' Dedi adam , ona ne kadar sinirli olsa da sesi babacandı. Sigarasından aldığı nefesi içine çekerken yeğeni hala kucağındaki kızı izliyordu .
''Kendinden başka kimseyi düşünmezsin sen ! '' dedi genç ;o da en az Dave kadar sinirliydi . Kucağındaki kız her geçen saniye daha da ağırlaşıyor ve aynı şekilde her geçen saniye daha da güzelleşiyordu gözünde . Onu bulduğunda gencin kalbi hızlanmıştı - o kadar hızlanmıştı ki duracak sanmıştı- ama sebebini kendisi de bilemiyordu . Kız yaralıydı ... çabucak iyileşmesi için dua etti tanrısına .
Orta yaşlı adam, gence biraz daha yaklaşıp omuzlarından tuttu ... tavırları sarhoş gibiydi ama sarhoş olmak için somut hiçbir şey yapmamıştı .
''Beni yargılamak sana mı kaldı ? '' derken yalpalamıştı neredeyse Lucia'yı taşıyan yeğeninin üzerine kapaklanacaktı. Içinden ''bu kıza acıyorum ''dedi Dave . Içinin de dışı gibi yalpalamaya başladığını düşündü ardından 'ona nasıl acırdı? '
''Ondan uzak dur Kai . Senin gibi bir gerizekalı ile işi olmaz . Sadece görevine odaklan . Başına bir şey gelmesin . Erkeklerden hoşlanmadığını söylemişti bana bir keresinde ... yani biraz zekân olsa bile kurtarmıyor anladın mı? '' derken sigarasından bir nefes daha aldı Dave.
Söylediği yalan ona kötü hissettirmemisti aksine çok memnundu . Kai 'yi tanıyordu . Saftı . Ve onu da korumak zorundaydı.
''Öyle bir düşüncem yok. '' dedi Kai .
Yalanlarla dolu sohbetlerinin gidişatını belirleyen Dave , Kai 'yi ve fikirlerini kestirip atarak ; ''ben gidiyorum sonrası sen ve diğerlerine kaldı . Lucia'ya ' diğerlerini bulmaya gittiğimi seninle güvende olacağını ve zamanı geldiginde yanına geleceğimizi söyleyeceksin.'' dedi .
Kai , kafasını aşağı yukarı anladım der gibi sallarken ''kendine dikkat et ihtiyar '' Diyordu ... Dave Kai'nin yanından uzaklaşırken 'Sen de evlat '' demişti . Kai, bu adamı neden sevdiğini hala bilemiyordu ; Bunu başka bir zaman uzun uzun düşünecekti ...
Kai , lucia ile beraber yola koyuldu . Güneş doğmaya başlıyordu .güneşe bakıp gülümserken; kucağındaki ağırlık ona pamuk kadar hafifmiş gibi geldiğinde yeniden bu hissi hatırladı ...
Bu kız , kafestekine benziyordu ama
belki de bir mucize olurdu ve Lucia'yı kurtarabilirdi . Denemeye değerdi ... O'nun için iyi bir arkadaş olacağına dair söz vermişti kendisine ...
Vazgeçmek bu kadar kolaydı işte bir cümle bazen bir görüntü , bir ses içinizdeki tüm umutları bitiriyordu oysa insan çok isterdi ; yalan olduğunu bile bile inanmayı...
''Kalbine büyüdü'' demişti Lucia'ya beth teyzesi ; kedisi ölmüştü ama kalbinde büyüyordu ona göre ...
'Kalbim küçücük ama nasıl sığacak ki ' demişti ufak lucia .
'Hayır sen öyle sanıyorsun benim tatlı lucy'm '' derken yanaklarını sıkmıştı miniginin .yaşlı kadın, Lucianın mimiklerini , ifadelerini izlemeye doyamıyordu minik kız hep etrafına neşe ve enerji saçıyordu .
Beth teyze onun için bir anneden farksızdı ... hayatındaki tüm anneleri kaybettiği için kalbinde büyüyen bir sürü kişi vardı: kedi Zanny , Beth teyze , annesi , babası , hep hayal ettiği ama gerçekten var mı bilmediği ablası...
'O gün kaybettiğine emindi Lucia ;
Ama olsundu , kalbinde büyürdü değil mi ?'
Sessizliklerin hakim olduğu orman ağaçlara kalmıştı yeniden... Belki de yeşilliklerin yalnız kalma duasıydı tüm bu olanlar ...
................🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃🍃..................