- ''Ben de geleyim mi ? ''
Dedim mi bunu cidden ? Yok yok... dememişimdir ya ! Olmamıştır böyle bir şey.
''Nereye ? '' dedi Jack ... anlamamış oh !
''Ben de sıkıştım .'' İç ses vefat siz devam edin ... son sözlerim : bu kızın aptallığı halis mi ?
Hepsi gülüyordu. İnanın şu an o kadar hızlı koşabilirdim ki ... hiçbiri yakalayamazdı.
''Dave bu kıza ne yapmışsa bozulmuş ya ! Fabrika ayarlarına geri getirin abi ya bir şey yapın " derken anlımda düğmeler varmış gibi basıyordu .
Jack sen ciddi misin der gibi bakıyordu hala .
Hepsi çişimin suçu . Gelmeseydi olmazdı bunlar ...
'S'tipi : ''şimdi de 'çişi' suçla bir o kaldı senin suçlamadığın . Çiş şimdi 'çıksam da kurtulsam şunun içinden diyordur. ''
Her neyse . Ne oldu diyecek sözün yok galiba .
''Dürüst olayım mı? '' dediğimde Diablo hemen yanıtladı benim masumane sorumu...
-'' Daha önce öyle değil miydin ? ''
-'' Yok yani şeyyy... öyle değil. Yani öyle ama- '' dediğimde Diablo'nun gülümsediğini fark ettim. İyice şebek oldun he !
Derin bir nefes aldım ve derdimi anlattım : ''Korkuyorum . Yani karanlıktan... çok çişim geldi de sizden de feneri isteyemedim ... çok da sıkışınca; Jack de öyle deyince şey oldu işte ... '' Dedim . Buster oturduğu yerden kaya kaya karşıma konumlandı. Yüzü kavunun üzerine oturtulmuş bir marul gibi değil de kavunun üzerine oturtulmuş ciddi bir marul gibiydi artık .
Bir kaç defa 'öhö öhöm' dedikten sonra konuşmaya başladı:
-'' yüzüme bak ! '' dedi birden .
Zaten bakıyordum ama bunu deyince birden dudaklarım hareket etti kontrol edemedim ve bir kahkaha attım ... öyleydi işte bazen gülmek için sebep gerekmiyordu . Yüzüne bakınca gülesim geldi hemen. buna başka insanları inandırmak güç olsa da böyle yüzüne öylece bakınca gerçekten komik oluyor .
Anladık . Komikmiş eee? Abbey de kıkırdıyordu ; hemen Buster ın arkasında olduğundan görebiliyordum.
'' Şimdi gözlerini kapat ve ben aç diyene kadar açma . '' dedi ve hemen dediğini yaptım sorgulamayalım bakalım....
''Şimdi de doktor mu oldun?'' diyordu Diablo ... Jack ise '' 6 sene ne de çabuk geçti öyle diyordu . ''
'' yüzümü gözünün önüne getir . Hayal et ... olduğumdan daha yakısıklı ve çekici hayal edebilirsin ama aksi bir durumu kabul etmiyorum .'' Derken ciddi bir ses tonu vardı ... malum yüzünü göremiyorum tasvir de edemiyorum dolayısıyla .
Önce bir kavun ve marul hayal etsem de birkaç saniye sonra Buster'ın silueti belirdi zihnimde .
''Böyle kaslı maslısın Buster ... iyi mi ?'' Derken kıkırdıyordum .
''İyi iyi... Şimdi de bir güneş hayal et .''
Daha önce hiç güneş hayal etmemiştim . Güneş ne renk ki ?
''Güneş ne renk ki ? '' dediğimde; Diablo'nun sinirli dondurma tonları dolmuştu kulağıma: '' Güneş renginde . '' çok yardımcı oldun birader daha iyisini yapamazdın emin ol... nesin sen renk dedektörü falan mı ? Bu tespit...cidden inanılmaz...
Tamam, bir adet kavun olmayan Buster ve güneş rengindeki güneş .... oluşturuldu . İşlem başarılı .
''Tamamdır ... sonraki adım? '' derken elimi slıyordum bu sallamanın anlamı ise ; 'gönder gelsin'di .
''Şimdi benim ağzımı kocaman aç . '' dediğinde gözlerim kapalı bir halde ellerimle karşımdaki kıvırcığın ağzını arıyordum. Hızlıca burnunu bulduktan sonra hemen ağzının iki dudağını yakalayıp açmaya çalıştım.
Kıkırdama sesleri gelirken bir el benim elimi aşağıya doģru itmişti .
Gözlerimi açmadan '' yanlış kişinin ağzına mı dokundum ben ? '' diyordum .
'' Hayır , ama benim değil yani benim ama hayalimin ağzını açacaksın . Lucia , ne oldu sana böyle? Sen çok zeki bir kızsın . '' dedikten sonra başımı okşamıştı...'
vah vah !' Diye mırıldanmayı da unutmamıştı tabii.
Kavun olmayan ve ağzı açık olan bir Buster ve güneş rengindeki güneş . Oluşturuldu . İşlem başarılı !
''Olduysa devam ediyorum . " Dediğinde kafamı 'oldu, devam et sallanma' anlamında salladım.
''Şimdi, ben yani hayal olan ben güneşi yiyorum. ''
'Yuh! '' Dedim . Bu benim hayal gücüme bile fazlaydı.
''Hadi hadi !'' Derken kendimi zorlayıp ona bir güneş yedirttim.
Şimdi gözleri burnu ağzı ve popişi parlıyordu . Daha önce hiç bu kadar komik bir şey görmemiştim . Kahkaha krizlerine girerken ... karnıma kramplar girmişti. Disko topu gibi bir şey olmuştu .saçma ötesi komik.
''Ya bu ne ? Niye böyle bir şey hayal ettim ben ? '' derken gözlerimi açıvermiştim . Ama hala gülüyordum
Baya tramva gibi oldu bu . Gibisi fazla . Psikolojim tedavi şart artık .
Kollarını bana sardığında ben de ona kocaman sarılmıştım. Buna çok ihtiyacım vardı yani sanırım . Kavunlu marul mutlu etmişti . Kulağıma sadece benim duyacağım bir sesle ;
''Her karanlıktan korktuğunda bu görüntüyü hatırla ... gülmekten korkamayacaksın . '' dedi ve kollarını benden ayırdı .
Hâlâ gülüyordum . Yeter ama dışkısını çıkardın be kızım! Bu kadar gülmeye işeyeceksin şimdi altına !
''Matarasında su kalan var mı ?'' Dedi jack . Aklıma Buster .... balık olan . Gelince birden yüzüm yine yer çekimine karşı koymamaya başladı.
Buster la göz göze geldiğimizde bana sanki " o çok iyi bir balıktı ve çok mükemmel zamanlar geçirdi . Şimdi en mutlu olacağı yerde '' dermiş gibi baktı . İnanmak istedim .
Abbey bana feneri uzattığında Bir maraton koşucusuymuşum gibi hızla çişe koştum .
....
İşimi hallettikten sonra yanlarına dönerken arkamdaki çalılıklardan bir ses duydum...
''Kim var orada ? '' kafamda yaylı gerilim müziği çalıyordu . Ya! zaten karanlık . Lütfen daha fazlası olmasın . Işığı o tarafa tutsam da kimse gözükmüyordu .
''Benim ben . Korkma ! İşim bitsin geliyorum . Git sen ! '' dedi Abbey . Ses biraz yukarıdan geliyordu . Ya da ben öyle duyuyordum kim bilir ?
Zor bir gün geçiriyorum zaten ... zihnimle fazla uğrasmamak en iyisi.
''Tamamdır ! '' Diye bağırdım ben de .
Orada ne işi var ki ? Neyse ... belki de onun da tuvaleti gelmiştir... ya da üzerini değiştiriyordur. Kim bilir.
Belki de üzeri müsait degildir diye feneri hemen o taraftan çekip yeniden önüme tuttum. E yani ... mahremiyet ! Bu kadarını da akıl et .
Yanlarına gittiğimde şok olmuştum açıkçası... Abbey benden geride olmasına rağmen ne kadar hızlı bir şekilde gelmişti buraya . Işık yüzlerine degerken çok komik duruyorlardı .
''Dave ne tarafta olabilir ? '' diyordu Jack ; Diablo ya bakarak .
Diablo ise derin derin düşünüyordu . Gözünü yerdeki bitkilerden çekip yeniden Jack e odakladigında: '' bence sağ ya da sol diyemeyiz . İlerde olduğundan bile emin değilim . Onun sağ olup olmadığını ormanın sonunda öğreneceğiz . Ormanda onu arama gibi bir lüksümüz yok !.. şanslıysa ormanın sonunda buluşuruz . ''
Haklıydı galiba ...onu asla tek başına bırakmamalıydın Lucia.
''Abbey ne kadar hızlısın. ''Dediğimde
Yüzüme anlamsız ve tuhaf bir biçimde baktılar . Hepsi.
Mütevazı kız işte Lucia . Herkes sen mi ?
'' Neden bu kadar mutevazısın . Benden gerideydin oysaki ne kadar hızlı gelmişsin öyle!" Dedim. Heyecanla . Cümlemin sonunda gülümsemeyi de unutmadım.
'' Ne zaman senden gerideydi ki '' dedi Jack. Herkes de salağa bağladı he !
'' Az önce ben çişimi yaparken ... arka taraftaki çalılıkların oradaydı ya ... konuştuk hatta Abbey sen de bir şey desene. '' dedim ...
Abbey hala ifadesiz bir biçimde bana bakıyordu .
''Ben dedim size bu kızda bir şeyler var diye... iyi misin sen Lucia ? Abbey hiç yanımızdan ayrılmadı ki !" Dedi Buster ...
Zihnimde dönüp duran ... hiç durmadan yankılanan 5 kelime :
'Abbey hiç yanımızdan ayrılmadı ki ! '
'Abbey hiç yanımızdan ayrılmadı ki ! '
'Abbey hiç yanımızdan ayrılmadı ki ! '
'Abbey hiç yanımızdan ayrılmadı ki !
Sanki kafamdan vurulmuşum o an .
Ben o anı yaşamıştım. Nasıl yaşanmamış olabilirdi ki !
Yalan mı söylüyorlardı ? Arkadaşlarım yalan söylesin istemezdim ama bir seferlik de olsa söylesinlerdi... varsın söylesinlerdi.
'H'tipi : '' zihnini oyala Lucia... bu senin için en iyisi . Aklının değerini sadece onu kaybettiğinde anlarsın .''
Kaç tane parmağım vardı ki ? 5 mi? 10 mu ? Sayayım mı?
Bir , iki , üç , dört , dört , dört , dört....
Üçten sonra ölüm .
Dörtten sonra dört.
...................🐴🐴🐴🐴🐴🐴......................