♪♪♪♪Cavetown- Sweet Tooth ♪♪♪♪
''Kimse , bir diğerinin içindeki ateşin tamamını göremez .''
ꕥ•ꕥ•ꕥ•ꕥ
Etrafımız yemyeşil , upuzun ağaçlarla doluydu. Buraya sıfır ışık ormanı denmesinin sebebi buydu sanırım. Ağaçlar, çok sıktı , hepsi dip dibe dizilmişlerdi . Işık neredeyse geçmiyordu aşağıya.
Ağaçlar , yaşamı temsil etmeye başlamıştı zihnimde. İyi hissediyordum. Bu uzun yeşillik , güven veriyordu. Yeşillerin arasında çok sık olmasa da daha önce bir dergide gördüğüm Ateş ağaçları da vardı. Bu ağaçlar pek uzun değildi, kırmızı ve turuncu renkleri, gerçek olamayacak kadar güzeldi. Rüzgarın sesi kulaklarımı tırmalıyordu. Etraftaki hayvan sesleri içimi ürpertiyordu.
Derin bir nefes aldım. Ağaçların kokusu içime dolarken ; zihnimin sesine kulak vermeye başladım. Acaba nasıl bir gariplik dönüyordu?
Hiçbir şey bilmeden yaşamak ; Ne garip değil mi ? Yolun tamamını göremeden hatta bu yolun nereye gittiğini bile bilemeden devam etmek...
Kaybettiklerimiz , kazandıklarımız; hepsi bizim. Devam etmek zorunda değiliz ama neden etmeyelim? Yaptığım her hata , o an için dünyanın en büyük suçu gibi geliyor. Sanki, toparlayamam ; asla düzelmez gibi . Keşke ,kendime ;tam da o anda 'Geçecek ' demeyi becerebilsem.
Yeni kural: Her hata anında 'Geçecek' demek .
'D' tipi :'' Ya geçmezse ?''
'S'tipi: '' Geçmiş gibi yaparız.''
Küçükken en büyük hayalim ; özgür olabilmekti. Bir insan tamamıyla özgür olabilir miydi ki ? Özgür olabileceğimi sanmazdım. Hiçbir şeyi yönetemiyorken özgür olamazdık. Özgürlük imkansız gibi gelirdi ve ben bu olasılıksızlığı en içten duygularımla dilerdim.
'D'tipi:" Olamadın.''
Çalıştım . Özgür olabilmek için elimden geleni yaptım. Ben, kendi zihnine bile söz geçiremeyen biriyim değil özgür olmak !
Yapamadım işte... Kuşları , balıkları, kedileri izledim. Onlar özgürler miydi?
'H'tipi:" İnsanlar olmasa daha da özgür olacaklarına eminim.''
Mahvediyorduk . Her şeyi . Bu yerin her zerresini . Herkes farkındaydı ama kimsenin umrunda değildi. İnsanlar, bir şey kendilerini etkilemediği sürece müdahale etmezlerdi. Bazen , kendilerini etkilese bile sessiz kalırlardı.
''Ya! Hayır ya ...''
Kuş kafama pisledi.
'D'tipi: '' E kuşta biliyor işte pisleyeceği yeri ...''
'S'tipi:" Yukarıdan bakıldığında tuvalete benziyorsan demek ki !"
Bu sayede , zihnimden de ayrılmış oldum.
''Yeni banyo yapmıştım ya !''
Buster :''Niye bana değil de sana yaptı boşaltımını? '' derken gülmekten ölecekti neredeyse.
Çantamdan bir bez parçası çıkardım. Bir kısmını mataramdaki suyla ıslatıp yamuk saçlarımı silmeye başladım. İğrenç kuş, özgür falan olmayın siz. Sizin özgürlük anlayışınız benim kafama pislemek mi? Ha ! Aptal kuş. Kuş akıllı seni . Fazla özgürlük diğerlerinin kafasına dışkı oluyordu galiba.
'S'tipi:" Bir kuşa , kuş akıllı demek ... Tam da Lucia'lık hareket .''
Buster:"Yoruldum,ben .'' Diyordu ölü bir ses tonuyla. Sesini ölü gibi çıkarma yeteneği vardı.
'S'tipi:" Ölülerin konuşabilecegini sanıyor... yazık !''
"Henüz bir saat bile geçmedi. Ne yorulması . Nazlanma!'' Diyordu Dave sinir dolu boğuk sesi ile.
Diablo , Ivy'nin bıraktığı kağıdı okuyordu . Sanırım hala şüpheleri vardı.
" Hala başımıza bir şey gelmemiş olması normal mi ? '' dedi endişeli bir sesle.
Değildi. Belki de ... Yanlış yoldaydık.
'D'tipi: '' Tabi , Lucia'nın fikri ile yola çıkarlarsa ...''
-''Yolun başındayız.'' Dedi Dave ve öksürmeye başladı. İçli içli öksürüyordu. Sanırım bunun sebebi vazgeçemediği sevgilileriydi.
-" Dave haklı. Her an her şeye hazırlıklı olmalıyız.'' diye devam etti Jack.
Çanta sırtımı acıtmaya başlamıştı. Sanki biz yürüdükçe ağırlığı artıyordu. Abbey'nin yerinde olmak istedim o an. Çantasını Jack taşıyordu. Ne kadar 'ben taşırım bırak sen ' dese de Jack vazgeçmemişti. Hatta izin verse Abbey'i bile taşırdı yol boyunca.
-" Bir şey soracağım. Soruyorum. Biz Kuyu'da kahvaltı ve gofret dışında bir şey yemedik farkında mısınız ?"
-" Ben, yedim. Kendi adınıza konuşun.'' dedi Dave , tüm pişkinliğiyle. Ardından yeniden öksürmeye başladı.
-" Sen nasıl göz kulak oluyorsun bize? ha ! İnsan, kendi yiyip; öğrencilerini aç bırakır mı ? ''
-" Öğrencilerim yemek yemeyi unutacak kadar aptalsa ben ne yapabilirim ki ? ''
Yemek yemeyi unutmuştuk. Cidden komikti. O an hepimiz kahkahalarla gülüyorduk salaklığımıza . Ölüm yolculuğuna çıkıyorsun ve karnını doyurmayı unutuyorsun. Komikti.
'H'tipi:''Trajikomik''
Beş kişiydik. Beşimizin de aklını yemekten daha önemli şeyler kurcalıyordu belli ki ! Neyse , daha kötü ne olabilirdi ki?
'S'tipi:" Embesil bu kız . Bakın , ciddiyim. Embesil. Net yani. Deme işte şunu. Bu cümleyi her kurduğunda oltaya gelmiş balık gibi çırpınıyorsun. İnsan , biraz ders alır ya !''
Daha sonra , güzel bir yer bulup yemek molası vermeye karar verdik. Çantaları birkaç dakikalığına olsa da çıkarmak çok iyi gelmişti.
Buster:'' Oh be dünya varmış! '' derken yıllardır aç kalmışçasına krakerlerini öğütüyordu. Son kraker bükücü.
''Çilekli yemiyor musun ? ''
''Yo, hayır . Çilek sevmem pek . Al. '' deyip çilekli bisküvilerin olduğu paketi Diablo'ya uzattım. Sanırım çilek aromasını seviyordu. Buster kadar vahşice olmasa da severek yiyordu bisküvileri.
''Çabuk olun !'' diye söyleniyordu Dave, zehrini dudaklarının arasına sıkıştırırken.
Bu zehir olayını sevmemiştim. Açıkçası nefret ediyordum tüm bu zararlı alışkanlıklardan . Benim gözümde intihar etmekten farksızdı. Bile bile kendilerine zarar veriyorlardı. Bir kağıt parçasının arasına sarılmış bitki mi alıp götürecekti tüm sıkıntıları? Saçmaydı. Bir şeyleri saçma sebeplere bağlıyorlardı sadece . Dave'in ses tonu ve öksürükleri bile vücudunun haykırışıydı sanki 'Sigarayı bırak'...
Zehri ateşle buluşturmak için kafasını hafif öne eğecekken Buster sigarayı dudaklarının arasından çekip aldı. ''Hamileyim diyorum anlamıyor musun ? İçemezsin benim yanımda '' diyordu .
Dave konuşmadı. Bir kaç kez öksürdükten sonra tam konuşmaya başlıyacaktı ki Diablo: ''Doğru düzgün nefes bile alamıyorsun. Şu öksürüklere bak. En az birimizin yaşaması gerek. Buna izin veremem'' diyerek Dave 'in çantasındaki tüm paketleri ormanın bir köşesine bıraktı. Orman dörtgen ya ! Tam 16 paket sigara vardı çantasında. Düşmana ,sigara fırlatacaktı herhalde; önce ciğerlerini mahvetme planı falan mı vardı ? Kaleyi içten fethetmek ! Dave, karşı gelmedi , beşe bir olunca tabii...
Molamız bitmişti. Yeniden yürümeye başladık.
Jack hakkında düşünüyordum. Hâlâ çözememiştim onu. Mavi pelerili neden Jack 'i seçmişti ki ?
Buster, balık olan Buster ile iletişim kurmaya çalışırken Jack, Abbey ' e 'iyi misin?' deme ritueline başlamıştı.
Abbey'nin koluna girip ''Biraz da benimle yürü yoksa çabuk yaşlanacaksın, Abbey.''dedim. Sanırım, Jack beni bile kıskanmıştı. Biraz tuhaf bakıyordu. Çok tuhaf
...