Bilinci kapalıydı beni duyamıyordu.
Ses telleri yırtılırcasına çığlık atmaya devam ediyordu.
Kendi yanaklarını tırmalıyor derisini koparıyordu. Tırnaklarının içi deri ve kan dolmuştu. Korku filmlerinden fırlamış gibiydi. Ara sıra hırlama benzeri bir ses çıkarıyordu ; sanırım , boğazı gerçekten acıyordu bağırırken.
Ben onun ,bu haline ;bakamıyordum bile.
'H' tipi:" Korkma. O senin arkadaşın.''
Korkmuyorum. Korkamam.
Durmadan hareket eden kollarını tutmam zor olsada bir şekilde başarmıştım. Kendisine zarar vermek için benimle savaşıyordu . Onun bilinçsiz hali normalinden daha güçlüydü. Tutamıyordum. Diablo yaklaşıp kollarını kavradı. Sıkıca arkasında birleştirdi. Kıvranıyordu . Ama kendini parçalamıyordu en azından .
Buster' ı orada bırakıp Jack'in yanına koştum.
Jack , Abbey i kucağına almış 'özür dilerim ' diyerek ağlıyordu. Abbey... Berbat bir haldeydi.
-"Jack, soğukkanlı ol . Abbey'i bana bırak ve Diablo'ya yardım et . ''
-" Lucia , enerjimi paylaştım. İyi olmuyor . Her geçen saniye daha kötü. Bir şey yap. Bir şeyler yapın.''
En az Abbey kadar acı çekiyordu... En büyük acıydı kendinden çok sevdiğinin acı içinde olduğunu bilmek .
Jack yardım edemediği birini bırakıp, yardım edebileceği birinin yanına gidecekti. Doğrusu buydu. Zihnindeki savaştan galip çıkabilirse ;Abbey'nin, iyi olacağına emindim.
Jack'in ,Abbey'i bırakması çok zordu. Onu bunun için ikna etmek daha da zordu. Abbey'nin boynundan hala dumanlar çıkıyorken ve çığlıkları devam ederken , onu bırakıp gitmesini istemek zordu.
-"Jack bunu yapmak zorundasın. Abbey'i şu an bırakmazsan daha kötü olacak . Doğru olanı yap. Kalbini değil aklını dinle . Buranın amacı bizim zihnimize ne kadar söz geçirebildiğimizi ölçmek . Biliyorum. Zor . Hatta çok zor , en zoru . Abbey' i bu halde bırakamazsın. Sadece doğru olduğunu düşündüğün şeyi yap. Abbey'i burada benimle bırak . Buster 'ın yanına git . ''
Jack birkaç saniye düşündü. Daha sonra Abbey kucağındayken koşmaya başladı.
Hiçbir koşulda Abbey'i bırakmayacaktı anlaşılan . Jack koşuyordu, ben de peşinden gidiyordum. Bacakları upuzundu. Kucağında Abbey olsa da çok hızlıydı.
Ölmüş hayvanları tepelemek umrunda değildi o an .
Buster 'ın yanına gittiğimizde Diablo'nun onu zapt etmekte zorlandığını gördüm. Buster 'ın çığlıkları daha da yükselmişti. Yaklaşıyorduk.
Jack ,Abbey'i yavaşça yere bıraktı ardından bana ; 'Abbey sende ' bakışı ,attı.
-''Abbey benimle bir şey olmayacak. Merak etme .'' dedim.
Abbey'nin boynuna zarar vermeyecek şekilde kafasını kaldırıp, dizime koydum. Boynundaki yanık izi daha da belirgindi. Dumanlar azalıyordu.
Jack ,doğru olanı yapmıştı. Kimseyi geride bırakmadan herkesi kurtarmaya çalışmıştı. Bu iyiydi. Eğitimi tamamdı. Abbey'nin boynu iyileşmeye başlıyordu.
Jack , Buster 'ı kendine getirmeye çalışıyordu.
Abbey , kucağımda acı dolu iniltiler çıkarırken Jack ve Diablo'nun ne yaptığını anlayamıyordum.
Beni anladıklarına emindim. Bu yerde hangi koşulda olursak olalım , doğru kararı vermeye çalışmamız gerekiyordu. Anlaşılmıştım. Ne güzeldi anlaşılmak ! Birilerinin seni anladığından emin olmak .
Kulağıma dolan çığlıkları zihnimin sesi bastırıyordu ama kanın keskin kokusu hala gitmedi burnumdan .
Bu yer cehennem gibiydi . Hatta gibisi fazlaydı ; direkt cehennemdi burası .
Abbey her geçen dakika daha da iyi oluyor. Eğer yapabilseydim enerjimi onunla paylaşırdım. İyileşmek daha çok acı veriyordu ona , emindim . Herkes bilirdi , yıkmak yapmaktan daha kolaydı...
Ne zordu savaşmak . Ne ile neden savaştığını bile bilmeden.
Güçlüler mi savaşırdı hep ? Bence güçlü olanların savaşı değildi bu. Sadece güçlü olmak zorunda bırakılmıştık. Canımız yanarken düşünebilmek ,sevdiğimizin canı yanarken güçlü olmak zorundaydık .
Savaşı başlatanlar acı çekmezdi ki zaten. Ne için savaştığını bile bilmeden savaşanlar acı çekerdi, savaşırlardı , ölürlerdi... Savaşı başlatanlar kahraman olurlardı. Binlerce kişi ölürdü, belki daha fazlası ama onlar kahraman olurdu. Öldürmek yasak değil miydi bu yerde ? Öldürmek yasak dedikten sonra silahlar üretmek ne kadar mantıklıydı?
Savaş size yaklaşmadan anlamıyordunuz . Ölüm size '' Merhaba, ben buradayım ;senin için...'' demeden farkına varamıyordunuz bu tehlikeli oyunun. O an daha iyi anlamıştım. Bu oyun en tehlikelisiydi. Korkuyordum. Ölmekten değil ; birilerinin ölümüne sebep olmaktan. Bu yapbozun tamamını görebilenlerin hain planlarının bir parçası olmaktan korkuyorum. Yapbozun tamamını görebilenler benim gibi bozuk parçaları istedikleri yere savuruyordu. Nereye tutunabilirsek orada kalıyorduk . Tutunamazsak-
Devam etmeme gerek yok . Kısacası korkuyordum .
Korkak biriyim ben. Küçükken saklambaç oynamaktan bile korkardım. Saklanmaktan değil . Bulunamamaktan.
Birileri beni bulamaz diye başlamazdım bile oyuna. Bazen ebe olurdum, arkadaşların ısrarı ile yüzümü o ağaca dönüp ellerimi kapadığımda onları bir daha asla bulamayağımı düşünürdüm. Ağlardım . Dalga geçerlerdi . Önemli değildi . Kaybolmalarından iyiydi bu olasılık. Saçma gelebilir ama; korkmak, korkaklık değildir bence . Korkan insan her olasılığı düşünen hatta olasılıkların bile olasılıklarını hesaplayan insanların; verdiği tepkiler, hissettiği dürtülerdi sadece . Asıl korkak kişi korktuğunu kabul etmeyendir bana göre. Hatta bu kişiler korkmaktan bile korkarlar . Yani korkak değilim ama korkuyorum.
Uzun cümlelerle kafanızı karıştırıp kendi düşüncelerimi size aktarmak gibi bir planım yok .Bunu da nerden çıkardınız ?
Sadece, içimdekileri söylüyorum o kadar.
Zihnimdeki sohbet devam ederken,
Jack ve Diablo ; Buster' a her ne yapıyorlarsa , etrafımızdaki cesetlerin yandığını görüyorum.
Burası bu haliyle cehennemi andırıyor. Sıcaklığı yüzümde hissedebiliyorum. Jack, Buster ve Diablo yanımıza yaklaştılar. Buster daha iyi gibiydi. Yüzündeki yaralar iyileşmeye başlamıştı bile. Yanımıza çöktüler. Yerde yeniden yamuk bir çember oluşturduk. Jack , Abbey 'i kucağına alıp kulağına bir şeyler söyledi.
Buster konuşamıyordu. Bu odaya girdiğim ilk halim gibiydi. Yere serilmişti. Diablo kendi zihnindeydi o an bedeni burdaydı ama ruhu uçup gitmişti sanki uzaklara gözünü 1 saniye bile busterdan ayırmıyordu...
Etrafımızda yanan hayvan ölüleri ile cehennemde gibiydik şu an .
Birer ölüden farkımız yoktu , sadece nefes alıyorduk; nefes alabilen ölülerdik O an.
Ölüler istasyonuna giden trenin cehennem durağındaydık .
Ölmek istemiştim bugün . Ölmüş hayvanları ezmiş , birkaç masum solucan öldürmüştüm. Bunlar şu an çok normal geliyordu bana . Kötülüğe ilk adımımı atmıştım sanırım . Şimdi solucanları öldürmek normal gelmişti. Belki bir gün ...
Belki bir gün insan da öldürürdüm . Buna potansiyelimin olduğunu anlamıştım.
Ne fark vardı ki zaten?
Bir solucanı acımadan öldüren . Ölmüş köpeklere basan vahşi biri her şeyi yapabilirdi. Her şeyi...
Korkulanlar listeme ,kendimi de ekledim .
Listeye 5. Sıradan giriş yapmıştım. Aslında dört de olabilirdim ama tahmin edebileceğiniz gibi; dördüncü sıra boştu .
Ne garipti. Böyle anlarda zihnim hep sessizdi.
Yamuk çembere yansıyan, sarı ve parlak ışığı gördüğümde tavanın yeniden açıldığını fark ettim.
Kimseden ses çıkmıyordu.
Biri atlamıştı aşağıya . Sanırım bu bahsettikleri kişiydi .
Bizi cehenneme terk eden kişi ...
Dave.
"Eğitimi tamamlama süresi 5 saat 38 dakika 56 saniye ... Berbat haldesiniz . Eğitilemezsiniz. Şu halinize bakın acıyorum size .''
Sesi gırtlağında yaşayan bir sümüklü böcek varmış gibi çıkıyordu. Çok fazla zehir içtiğini tahmin etmek zor değildi. Bu boğuk sesin başka bir sebebi olamazdı herhalde .
Dave : uzun ve siyah saçları olan , bıyık ve sakal bırakan, gözleri kısık 30 -35 yaşlarında bir adamdı. Kısa sayılmazdı ama uzun da değildi. Sıskaydı ve vücudunun o an gözüken yerlerinde garip desenler vardı. İsmini hatırlamaya çalıştım o an . Neydi ya bunun adı ?
'H' tipi : ''Lichtenberg şekilleri* ."
Evet ya ! Teşekkürler 'H' tipi.
Vücudunun gözüken kısımlarından anladığım kadarıyla Lichtenberg şekillerine sahipti.
Bakışları ve konuşmasının sizi kendisinden soğutması 15 saniye falan sürerdi en fazla .
Jack, büyük bir hiddetle Dave' e saldırmıştı . Jack dev gibiydi. Dave 'i yıkması bir kaç saniyesini almıştı. Yüzünü yumrukluyor, karnını tekmeliyordu.
Jack , intikam alıyordu. Bu eğitim değildi. Olamazdı.
İşkenceydi bu ölüme terk edilmiştik.
Jack , Dave 'e öldüresiye saldırırken Dave :
-" Ben olmazsam, yolculuğunuz yalan olur . Bana ihtiyacınız var . Eğer üzerimden şimdi kalkmazsan canını acıtmak zorunda kalacağım ,embesil dev. ''
Abbey , Jack'i çağırıyordu ve durmasını söylüyordu bu sırada . Jack , Dave ' e bir kaç yumruk daha salladıktan sonra Abbey'nin yanına gitmişti.
Dave bana doğru bakarak : '' İlk ders 2 saat 26 dakika 57 saniye , ikincisi ise 6 dakika 38 saniye . Çabuk öğreniyorsun ufaklık.'' Dedi .
Diğerleri gibi kin tutuyordum ona. Bizi cehenneme atıp daha sonra da izlemişti. Daha kötü ne olabilir diyorsam oluyordu. Yüzüne bile bakmadım.
Buster ' a bakıyordum;
Şu an normal bir insana göre iyiydi ama bir Buster ' a göre, berbat bir haldeydi. O enerjik hali sönmüştü sanki. Ayağa kalkıp şakalar yapması , az da olsa şu ortamı yumuşatması için her şeyi yapabilirdim.
-''Enerjini kendine sakla Lucia. Ben en iyiyim biliyorsun. Uyuyorum biraz sadece .'' Dedi kelimeleri, kesik kesikti sesi kısılmıştı dediklerini anlamakta zorlanmıştım .. Sanırım , farkına varmadan enerjimi ona aktarmaya çalışıyordum .
-" Uyurkonuşur musun sen ? ''
-''Uyurkonuşuryargılar 'ım. Yargılandın şimdi.Konuşturma ya! uyuyorum ben.''
-"Bay her şeyde en iyi, konuşamıyor mu bana mı öyle geliyor ? ''
-"Bay kendini her şeyde iyi sanan hiçbir şeyde iyi. '' diye düzeltti Diablo.
-"Bay muhteşem'i ,kıskanan çok kişi var . Peki, bu bay muhteşemin umrunda mı ? Püfff duymuyor bile. ''
-" Bay muhteşem, öyle mi ? Az sonra bana beni kucağına al Diablo , öp iyileşsin Diablo , vay Diablo, oy Diablo demeyeceksin o zaman . ''
-" Aşkım, sen trip mi atıyorsun bana ?''
-" Yok yok iyileşti bu . Hiçbir şey olmaz buna . ''
-" Hepinizi gömerim ben aşkım. ''
Jack daha önce hiç duymadığım bir ses tonuyla gülmeye başladı . Gülüşü bir kaç saniye sonra kahkaya dönüştü. Tiz ve sürekli bir kahkahaydı. Deliriyor herhalde dedim içimden .
Jack ,bir kaç dakikada Joker 'e dönmüştü. Kahkasıyla beraber :
-" Ya bak hahhaaha bu nasıl bir cümle ? Hahahhahaha Hepinizi gömerim ben aşkım . Gömmek kötü bir şey ya hahahahaha sonra da aşkım diyor hahahahaha niye aşkım diyor ki ?hahahahaha '' diyordu.
Boşluklarını garip kahkasıyla doldurmuştu. Çok garip bir andı. Hiç komik olmamasına rağmen sırf Jack'in gülüşüne gülüyordum. Jack'in nasıl bir espri anlayışı vardı anlayamamıştım.
Dave :" Çocuksunuz siz . '' Dedi boğuk ve soğuk sesiyle .
Ölmemek , savaştan çıkıp gülebilmek çocukluksa ;çocuktuk, evet.
Cehenneme gülen çocuklardık.
Yaşayabilmek için delirmek gerekiyordu sanırım. Bu dünya aklı başında insanların yaşayabileceği bir yer değildi. Hatta aklı başında olanı da delirtirdi bu yer.
Hiç bitmeyecekmiş gibi gülüyorduk. Delirmiştik. Delirtmişlerdi . Komik bir şeyde yoktu ki !
Dave 'de halimize gülüyordu .
Yanan, ölmüş hayvan kalıntıları; hasta ruhların gülüşünü izliyordu. Cehennemin içini kahkahalarımız dolduruyordu. Cehennemde bile gülebilenlerdik . Hem de ortada hiçbir sebep yokken . Bir anda delirip bir anda akıllanacaktık.
Beraberdik . Ne olursa olsun .
___________🐜🐜🐜🐜🐜🐜🐜__________
Lichtenberg şekilleri*: ısınan materyallerin üzerinde ya da içerisinde bazen görülen elektrik deşarjların dallanmasıdır.
Kaynak : evrim agacı
https://evrimagaci.org/yildirim-yaralari-lichtenberg-sekilleri-nedir-1311
....⁴....₄....⁴....₄....⁴....