Buster'ın çığlıkları kulaklarımı neredeyse sağır edecek.
Abbey: ''Limonlar , hasta limonlar. İyileşecekler . Değil mi Jack ?'' Diyordu . Onları dinlemek az da olsa rahatlatmıştı beni . Hayvanları daha da az düşünüyordum.
Jack : '' Düşünme ,düşünme ... Düşünme. Düşünme ... Yapamıyorum Abbey, affet beni.'' Dedi. Sesi acı ve pişmanlık doluydu .
Abbey , bir anda kendini yere attı. Vücudundan çıkan buharları görebiliyordum. Yanıyordu. Abbey'nin tiz çığlıkları kulağımı kemirirken Jack'in yanağındaki yaşları fark ediyorum. Sanki Abbey ile beraber yanıyordu. Abbey' e biraz daha bakarsam bayılacaktım. Onun için bir şey yapamazdım. Jack'in kabusunu yaşıyordu .
Uzaklaşmam gerek.
Diablo'yu arıyor gözlerim. Bu geniş ve büyük yerde yok olmuştu sanki.
Koşmaya başladım. Önümdeki hayvan cesetlerinin bıraktığı boşlukların üzerinde dakikalarca koştum. Koşarken, ayağım bir cesede takıldı ve bir köpek ölüsünün üzerine düştüm. Yüzüme tırmanan solucan delirmeme yetmişti. Kan...Köpeğin akıttığı kan sıcacıktı. Bu kokuyu , bir daha unutmayacaktım. Gözümdeki yaşlar yerlerini terk ederken sadece ölmeyi diledim o an . Ölmek istedim. Hissetmemek , koklamamak , duymamak , görmemek ...
Dayanamıyordum.
'H' tipi :" Ayağa kalk Lucia .''
Kalkamam . Bir ölünün üzerindeyim , yüzümde solucanlar var .
Vazgeçtim ben 'H' tipi . Devam edemiyorum.
'H' tipi :" Ayağa kalk ve çabala . Çabalamadan mı öleceksin . Devam edemem diye bir şey yok. Devam etmeye çalışmadan mı gideceksin ? ''
Yüzümde solucanlar var. Korkuyorum. Hem de çok 'H' tipi . Dayanamıyorum.
Yanaklarımda hareket ediyorlar . Gözlerimi açmaya korkuyorum.
Ku-kulağıma girebilirler .
Deliriyorum...
Böyle mi ölecektim ? Ne zaman bitecekti tüm bu kabus ? Bir ölünün üzerinde yüzümde birkaç solucanla ölmek istemiyordum. Böyle bitsin istemiyordum.
Ayağa kalkmaya çalışırken, ölmüş köpekle göz göze geldim . Ölmüş birinin gözleri... Canım yanıyordu .
Ölü biri size bakınca yaşayamıyordunuz sanki. Yerdeki ölünün kanının ,sıcak olmasına rağmen bedenim buz kesmişti. Kanım donmuştu, içim üşüyordu.
Elimi koyduğum yerde kan vardı sıcaklığını hissedebiliyordum . Ayağa kalktım. Bastığım yumuşak şey ölmüş bir köpek bedeniydi. Kendimden nefret ediyordum. Pelerinimle yüzümdeki solucanları temizledim . Bu esnada kocaman çığlıklarım süsledi, bu kabusu.
Koşmaya devam ettim. Nefesim kesilene kadar ,ciğerlerim bana bilenmiş bir bıçak gibi saplanana kadar koştum .
Etrafta sadece ölüm ve ölüm kokusu vardı.
Ne garip! Bunlar bana normal geliyordu. Bunu oturup bir yerlerde okusam herhalde böyle bir şey başıma gelse ölürüm ayağa kalkamam derdim ama kalkmıştım. Yaşıyordum. Ben bu koşullarda bile yaşayabiliyordum. Daha doğrusu yaşamaya çalışıyordum.
Burnumdan nefret ettim o an. Sıktığım bir parfümün kokusuna bir kaç dakikada alışır ,kokuyu hissetmememi sağlardı . Şimdi ise bu iğrenç kokuyu bana yedi basamaklı sayılarla çarparak sunuyordu. Bunu yapan beynim miydi ,burnum muydu tam emin değildim . Bu yüzden kendimden nefret etmeye başladım.
Koşmaya devam ettim.
Oradaydı...
Diablo'yu bulmuştum.
Arkası dönüktü . Yere çömelmişti.
Acaba bu yer , onunla nasıl bir oyun oynuyordu ?
Biraz daha yaklaştım .
Bir mezar gözüktü . Minik bir mezar .
Çocuk mezarıydı . Üzerinde ''Mia Reckly .'' Yazıyordu .
Mia' nın mezarı .
Mia'nın öldüğünü düşünüyordu, zihninin karanlık tarafı. En büyük korkusu onu yaşatamamaktı.
'Ben hep buradayım' diye not düşmüşlerdi mezarın altına .
''Abin hep yanında minik . Korkma, tamam mı ?''diyordu Diablo.
Bu oda gözyaşlarımızın yerinde durmasına izin vermiyordu.
Yanına çömeldim.
Öylece, Mia'nın gerçek dışı mezarını izledik.
Konuşmadık. Kelimelere gerek yoktu.
Toprağı yaşatan mı ölülerdi ? Ölüleri yaşatan mı topraktı ?
Mezarlardan da korkardım eskiden . Ben hala yaşıyorlar sadece ruhları kaybolmuş sanardım. Kendilerine ait olanı arayıp arayıp bulamadıklarını, düşünürdüm. Ölüm korkuturdu beni eskiden, şimdi ise yaşamaktan korkuyordum . Ne ironik ! Ölüm daha tatlı geliyordu artık. Yaşayamayan biri ölmeyi diliyordu. İronilerle doluydu hayatım .
'H' tipi : ''buradan çıkmanın bir yolunu bul.''
Demesi kolaydı tabi. Burada nasıl mantıklı düşünebilirdim ki ?
'S'tipi :" Mantıksız düşün o zaman . Yeter ki düşün .''
Tüm tipler birlik olup beni uyarıyorsa, durum vahim demekti. Daha fazlasına dayanamıyordun Lucia . Düşünmeye çalış.
Bu yerin amacı bize doğru kararlar verdirmekti. İkinci sefer beni etkilememesinin sebebi buydu sanırım .
Zihnimin kontrolünü ele alırsam iyi olacaktı.
Sadece ben değil hepimiz bunu yapacaktık ve her şey düzelecekti.
''Diablo ayağa kalk, Abbey, Jack ve Buster daha fazla dayanamaz. Onların yanına gideceğiz . Onların da mı mezarını izlemek istiyorsun ?''dedim.
Acımasızcaydı ama şu an verilebilecek en doğru karar buydu . Ölmüş birinin -kardeşi bile olsa - arkasından ağlamak yerine yaşayanları kurtarmak olmalıydı önceliği .
Bu seçimi kendisi yapacaktı .
-''Diablo, sana diyorum .Ayağa kalk . Geliyor musun ? Gelmiyor musun ? ''
Yüzünü bana çevirdi . Acı dolu baktı yüzüme.
içim parçalanıyor...
Gözlerindeki mavi ağladığından daha da açık mavi tonlarına kaymıştı.
Benim de canım yanıyordu. Ama başka bir kurtuluş yoktu.
Elimi uzattım. Tutunarak ayağa kalktı. Mia'nın mezarına son kez baktıktan sonra. 'Görüşeceğiz, minik.'' dedi ve koşmaya başladık.
Buster ve Abbey'nin çığlıklarını takip ediyorduk . Soluğumuz kesilmişti. Koşmak zorundaydık. Çığlıklar daha da hiddetlenmişti. Yaklaşıyoruz .
Buster ' ı gördüğüm an kısa süreli bir şok geçirdim .
Ölülere basmak umrumda olmadan koştum ona.
''Yapma Buster !" Diye bağırdım nefesim yetmiyordu istediğim sesi çıkarabilmeye...