Aslı'nın ağızdan
sabah olmuştu. Güneş ışınları yüzme nazikçe çarparken, tatlı uykumdan uyandım. yatağımda esneyip gülümseyerek kalktım, kalktığım gibi bir giriş yapmamı bekliyorsanız daha çok beklersiniz.
Allah aşkına, kim uykusundan Güneş ışınlarının tatlış tatlış gözünü vurmasına uyanmıştır ki? samimi olun, hayatınızda yalnızca bir kere bile olsa annenizin o melodisi süpürge sesiyle, bildiğiniz terlik ve laflarla, yüzünüzde hissettiğiniz buz gibi suyla,yatağınızı dayanamayıp yere postalamasıyla yadahalk okula, işe geç kaldın demesiyle,(normal saatten fazla söylenmesi ayrı bir durum zaten)uyanmışsınızdır.
ben yirmi altı yıllık hayatım boyunca her gün bu saydıklarımdan bir tanesini yaşayarak uyuyan bir insanım. Uykusuz hallime denk gelenlerin kaçacak yer aramaları çok normal çünkü aşırı asabi olurum.
Konusu açılmışken, bu sabah nasıl uyandığımın kısa bir özetini geçeyim sizlere. Sabah olduğunu Güneş ışınlarından değil annemin sırf beni uyandırmak için süpürgeyi parçalamak istercesine kullanmasından anlamıştım. yediğim lafların sonu yokken, kardeşlerim Feyza ve nermin'in üzerime atlamaları son noktaya gelmeme sebep olmuştu. İkisinin saçlarından tutup banyoya kadar götürmüş kapıyı kilitledikten sonra buz gibi suyun altına sokmuştum. gerisini onlar düşünsün canım, ben Deniz mahallesi'nin atanmayan deli öğretmeni Aslı'ydım. Benimle oyun oynayacaksa bile kuralları ben koyardım.
Ben biraz önce öğretmen ve atama dedim yanlış demediysem. Eyvah bugün İzmir'in koleji'ndeki öğretmenlik başvurusunun sonucu açıklanacaktı. Hemen giyip okula gitmeliyim yoksa babamın iğneleyici laflarını yine boyun eğecektim.
Pencereden dışarıya baktığımda ağzımdan küçük bir küfür savurdum. Hava yağmurluydu. Dolabın önüne geçip elbisemi çorabımı çizmelerimi giyindim. Saç ve makyajımı yapıp çantama gerekli eşyalarımı yerleştirdim. Bir İzmit kız olarak Karadeniz hayırdır ve iki yıl önce gittiğim Karadeniz turunda Trabzon'a aldığım Trabzonlu mamasını şans getirsin diye bileğime taktım. Şemsiyemi de elime aldıktan sonra saate baktığımda kendim neyinle gurur duydum. Yarım saatte hazırdım şimdi geriye babamla arabayı bir şekilde alıp yola koyulmaktı başka türlü yetişmem imkansızdı.
Bütün sevimliliğimi takınıp babamın yanına gitmek üzere odamdan çıktım. İlk önce eşyalarımı askılığa koyup mutfağa girdim, sade ve orta iki Türk kahvesi yapıp salona ilerledim. Annen de babam yine evimizi kutsal yerine çekilmiş kitap okuyorlardı.
Boğazımdaki gıcığı temizleyince, ikisi de kafalarını kitaptan kaldırıp bana baktılar ve ardından tekrar kitap okumaya devam ettiler.
Yaklaşık bir dakika sonra ilk önce annem, sonra babamın başına yavaşça kaldırıp bana çevirdiler.
" Hanım, benim gözler iyice bozuldu mu yoksa ben mi yanlış mı görüyorum? "
" Yok Harun bey, İnan ben de bir an yanlış görüyorum sandım ama bu gerçek. "
" Anneeee! Babaa! Ablam.."
Feyza ve nermin, beni şikayet etmek için salonu girmişlerdi ki ellerimizi tepsiyi görünce kalakalmışlardı,
" Nermin'in, ben yanlış görmüyorum değil mi? "
" Yok Feyza yok gitsin aynı kablosu içine düştük biz. Sana üç dediğimde Çığlık atıp uyanacağız tamam mı? "
" Tamam hadi bekliyorum. "
" biiir, ikiii, üççç!!! "
" AAAAAAAA!!!! "
Şu anlamsız olayı bir el atmanın zamanı gelmişti. Neden herkes bana uzaylı muamelesi yapıyordu? Alt tarafı ilk defa Türk kahvesi yapmıştım. Yani annem yaparken izlerdim ama üşendiğimden hiç bu işlere bulaşmazdım.
" AAAAA! Asıl size AAAAA!!! Neden Mustafa topaloğlu'nu görmüş uzaylı muhammedisi yapıyorsunuz bana? "
Annem sözümü bitirir bitirmez suluğu yanımda aldı. Elindeki tepsiyi sakin ve masaya bırakıp ellerimden tuttu.
" Sen farkında değilsin kızım ama yirmi altı yılda ilk defa bize kahve yaptın. Bu bizim için ne demek anlayamazsın..."
Biraz önce evden çıkmam lazımdı ve ben daha derdimi anlatmamıştım. Annemin sözünü keserek konuşmaya başladım.
" Anne aslında ben babamdan kiraz'ın anahtarını isteyecektim. Kolejdeki iş başvurumu sonucu öğrenmeye gideceğim. Otobüs ile gidersem yetişemem. "
İhh be, onun da söylebilmişim. Babamın izin vermeyeceğini bile bile yalvarır gözlerle kendisine bakmaya başladım.
" Al kızım buyur anahtarlar, paran var mı? Dur ben biraz vereyim sana belki lazım olur. "
Şaşkın güzel babama bakıyordum. Dünyada annem ve bizden sonraki en değerli olan bir tanecik arabası kirazı bana mı verecekti? Emin olmak için bir kere daha sordum. Yok yok ben hala kabus görüyor bulmalıydım.
" Babacım, sen iyisin değil mi? Kiraz'ını bana sürmem için vericeksin Öyle mi? "
Babam sakin tavrını hiç bozmadan başını evet anlamında salladı ve bir elimi anahtarı diğer elime paraya sıkıştırdı. Mahçup bir şekilde gülümse yeter teşekkür ettim ve eşyalarımı almak üzere vestiyere doğru ilerledim. Ceketimi giyinip çantamı aldıktan sonra evden çıktım.
Acele adımlarla kiraz'a doğru ilerleyip kapısını açtım. Çantamın yan koltuğa attım şoför koltuğuna oturdum. Karşı komşumuz müstesna teyzenin sümüklü kızı Nadide, kıskanç gözler bana bakıyordu. Kendisini hiç sevmediğimi bildiği halde öpücük atarak arabayı çalıştırdım geldim. Eee, Sabah sabah beni dikizlemek neymiş görsün bakalım. Havalı bir şekilde mahalleden ayrılırken, birden yolumu kesen Ceyhun ile göz göze geldim. Yine her sabahki seramoniye başlıyorduk.
" Mahallemizin deli öğretmeni,
Şuh bahtsız kalbim tek sahibi.
Ne olur benimle evlensen,
Şu garip ceyhun'a dünyaları versen. "
Bak ya, yine dalga geçer gibi sıralıyor döktükleri. Manyak mıdır nedir? Her Sabah aynı şeyi yapıyor. Benim de acilen bir dörtlük bulmam lazım. Hmm buldum galiba.
" Her sabah bunu yapıyorsun,
sevmiyorum diyorum anlamıyorsun.
sana sümüklü nadide'yi alalım,
nikah şahidiniz ben olayım. "
Ceyhun'un yüzü sinirden kıpkırmızı olurken iki çift lafı mı daha edip arabayı tekrar çalıştırdım.
" Benden sana yar olmaz bunu anla. Bir daha karşıma çıkarsan hiç acımam haberin olsun. "
( Kafiyenin dibine geldim bee, helal olsun Aslııı!!! )
Ceyhun bana aval aval bakmaya devam ediyordu. Yahu, istemiyordum işte bir anlasa. Sevene saygım sonsuzdur ama kendisinin yaptığı bir değil bin değil. İkide bir yol kesip laf atmalar hiç yakışmıyor mu koskoca Adama?
~~~~~~~~
Yaklaşık yarım saat sonra kumrusunu sevdiğimin trafiğini aşmış, okula varmak üzereydim. Radyoda Sıla'nın şarkısını duyunca sesini biraz daha açtım.
" Hadi kalk gidelim hemen şu anda. Kapat telefonunu bulamazsın arayan da..."
Hem çok gençlik edeyim okulun kapısından girmek üzereyken akıntıya girer ile biraz daha hızlandım. Sonunda havalı bir giriş okulun bahçesine girebilmiştim. Okulun bahçesini ilk başladığımda bu kadar abarttın mı gereksiz olduğunu kanısına vardım. Güzel ve güvenli bir park alanı bulmaya çalışırken, bir yandan da heyecanımı bastırmaya çalışıyordum. Birden büyük bir su birikintisine girmemle, kiraz'ı durdurmam bir olmuştu.
Biraz önceki gördüklerimin Rüya olması için nelerimi vermezdim. Ah benimle alay eden arkadaşlarıma selam olsun. Benimle az " Aslı fotokopi nerede? " Diye dalga geçmiyorlardı.
" Aslı, keşke fotokopini de yanına alsaydın be kızım. Bunu bırakıp kaçardı en azından. Ne olur yanlış görmüş ol ne olur. "
Ben bu iğrenç ötesi şeyi söylediysem bilin ki çaresi kalmışım, elim kolum bağlanmış demektir Allah aşkına nesini seviyorsunuz şu buz dolabı olan esprimsi şeyin? Aslında şu an espriyi espriyi bırakıp başıma açtığım sorunu halletmek zorundayım. Ayy ben neden böyle saçmalıyorum???
Korkutulu bakışlarım ile emniyet kemerimi çözdüm ve arka tarafıma döndüm dönmez olaydım, şu okulun bahçesinden içeri girmez olaydım. Yarabbim nasıl sinirli bakıyor öyle. Yok yok sinirliden öte galiba beni bu evrenden silmek istiyor. Yani bakışlarına onu anladım. Arabamı kapılarını kilitleyip kendimi saklamaya çalışırken içimden kendime sövüp duruyordum.
" Hayır yani alt tarafı duş almışcasıne ıslattım adam bunda ne var ki? Sonuçta benim başıma gelseydi bana bunu yapanın benden çekeceği vardı. Onu bu dünyadan toz zerresinin olmasına bile müsaade etmeksizin silerdim. Allah seni ne yapmasın Aslı. Hayır haklı da değilsin ki diklenesin. Off nasıl ineceğim ben şu arabadan? Görüşmeye de geç kalacağım. "
Ben kendi kendime saydırmaya çalışırken, camımın üç kere tıklamasıyla başımı yukarıya kaldırdım ve Azrailim olmaya aday o gözlerle buluştu gözlerim.
Eveeeeet ilk bölüm nasıl dı?
beğendiniz mi?