İçeriğe geç

Tozlu İnsanları

Bölüm 14 · 4 dk okuma

Tozlu İnsanları

Bölüm 14

Aşırılık

Peri'yi alt kattaki kütüphanede bulmuştu. Evin sağ kanadındaki bu yer, İdil'in çalışma odasına bitişikti. Ferah ve güneşten bolca nasiplenen bir alandı. Cam bir bölmeyle oda iki kısma ayrılmıştı. Pencereye yakın olan kısım sarı renk deri bir kanepeyle oturma alanına dönüştürülmüştü. Cam bir sehpa koltuğun hemen önündeydi ve üzerinde çiçekleri canlılıkla havaya dikilmiş bir orkide vardı. Orkidenin taç yaprakları limon yeşiliydi ve öyle göz alıcıydı ki Eylem bir an için sersemledi. Gözünü çiçekten alması çok zor olmuştu.

Yutkunarak Peri'ye baktı. Kız altın sarısı saçını dağınıkça toplamış, siyah ketenden bir şort tulum giymişti. Üzerine geçirdiği salaş hırka sadece kombin tamamlama vazifesi görüyordu, çünkü kollarından aşağı düşerek kızın beyaz omuzlarını açıkta bırakmıştı. Peri tıpkı sehpa üzerindeki orkideye benziyordu, eşsiz renklerle bezeli, göz alıcı, narin ve hassas bir çiçeğe.

Bacaklarını poposunun altında toplayarak kanepenin ucuna oturmuştu, elindeki bir dergiyi öylesine karıştırıyor, arada bir de diğer elinde tuttuğu fincandan sıcak bir şeyler içiyordu. Bardaktan çıkan duman gözden kaçacak gibi değildi. Eylem kaşlarını çatarak önündeki bu uyumsuz tabloya bakmayı sürdürdü. Hava öyle sıcaktı ki Eylem odadan çıkmadan önce neredeyse çıplak kalmayı düşünmüştü. Giysilerden arınarak nemi ve kırklara ulaşan sıcaklık derecesini protesto edecekti, ne var ki insanlığın belli bir ahlak sınırı vardı ve yabancılarla paylaştığı bu evde mahrem yerlerini öyle ulu orta sergileyemezdi.

Hal böyleyken sıcak bir içecek yudumlamayı tahayyül dahi edemezdi, Peri ise somut bir şekilde içiyordu onu. Üstelik o hırka... Kor gibi yakması gerekmez miydi tenini? Peri nasıl bu denli tepkisizdi?

Sessizliğini koruyarak odadan içeri girdi. İç kısımdaki yerden geçerek pencereye doğru ilerledi. Bu kısım kitaplarla doluydu, raflar her yerdeydi, üst kısımlara ulaşmak için ince, metal bir merdiven kitaplığa dayandırılmıştı. Kolay taşınabilir olmalıydı, hafif görünüyordu ama sağlamlığı şaibeliydi. Eylem üst raflardan herhangi bir kitapla işinin olmaması için dua etti. Muntazam dizili kitap sıraları arasında ilerleyerek nihayet ulaştığı cam bölmeyi hafifçe tıklattı. Birinci basamak tamam, diye düşündü Eylem, Peri'yle göz göze gelirken. Kitap dağını aştım, şimdi sıra güneş ışığı nehrinde. Pencereden içeriye o denli yoğun bir parlaklık sızıyordu ki bu kısmı böyle adlandırmak hiç de yanlış sayılmazdı.

Peri Eylem'i gördüğünde ayaklanmaya yeltenmiş, sonra heyecanını baskılayarak dergisinin sayfalarına gömülmüştü. Kehribar bakışları hareketliydi, hayır sayfalara odaklı değildi o gözler, kenarlardan Eylem'in hareketlerini dikizliyordu. "Dün zor bir gece geçirdim. Biraz yalnız kalmam gerek." Geldiklerinde Eylem'i karşılayan o coşkulu genç kızdan eser yoktu. Diri bir bedendeki yaşlı bir ruh konuşmuştu sanki ama bir yandan da küsmüş bir çocuk gibiydi.

Eylem yumuşakça öksürüp boğazını yumuşattı. "Ben de bu yüzden buradayım, kendini daha iyi hissetmen için. Dün gece..."

"Benim için buraya geldin ve ortadan yok oldun. Dün gecenin özeti bu." Peri'nin sesi bir anda yükselmişti, eli, dudakları, yüzü, her yeri titriyordu. Öfkeli bakışlarını güçlükle dergi sayfasına sabitledi. Porselen bardağı ise sehpaya bırakmıştı. Tok bir sesle cama çarpmıştı demek daha doğru olurdu, kahve gibi görünen içecekten birkaç damla, sehpa yüzeyine sıçramıştı ve Peri bu görüntü sonrası sinirle ayaklanmıştı. "Gördün mü, senin yüzünden iyice beceriksiz bir hale geldim." İsterik bir şekilde konuşuyordu ve hırkası da nihayet kollarından sıyrılıp yere düşmüştü. Tokası bile iyice gevşemişti, ipek gibi yumuşak teller omuzlarına kaydı kayacaktı.

"Peri ben... Seni kızdıracak bir şey mi yaptım?" Eylem temkinli bir duruşa geçmişti.

"Evet yaptın." Peri pencereye çevirdiği yüzünü gizlemeye çalıştı. Sesi güçsüz düşmüştü, tıpkı bedeni gibi. Omuzları sarsılıyordu. Ağlıyordu. "Beni korumak için gelmedin mi sen? Neden beni yalnız bıraktın ki? Neden yoktun?" Konuşması git gide sayıklamaya dönüşmüştü.

Eylem içi sızlayarak kıza yaklaştı. Onun ne kadar ürkek biri olduğunu şimdi daha net bir şekilde kavramaya başlamıştı. Narin omuzları kavrayarak kızı kendine çevirdi ve ona sıkıca sarıldı. "Üzgünüm, çok üzgünüm. Bir daha olmayacak, söz veriyorum, seni yalnız bırakmayacağım. Korkularını paylaşacağım."

Peri kendini geriye çekerek burnunu çekiştirdi. "Gerçekten mi?" Islak gözleri yavru kedi bakışı atıyordu ve beş yaşındaki bir çocuğun ürkekliğini taşıyordu.

"Gerçekten..." diye söz verirken buldu kendini Eylem. "Seni hep koruyacağım."

**

Birbirlerine sarılı halde geçirdikleri dakikalar sonrasında Eylem birazcık geri çekildi. Hem terlediğini hem de artık konuşma vakitlerinin geldiğini hissetmişti. "Şimdi söyle bana, bu sıcakta neden sıcacık bir şey içiyorsun?"

"İyi hissettiriyor." Peri omuz silkerek kollarıyla bacaklarını sardı. "Tuhaf biliyorum ama gerçeklikte tutunup tutunamadığımı bu şekilde anlıyorum."

"Nasıl yani?"

Peri dudaklarını kemirerek bir süre düşüncelere daldı. Konuştuğundaysa sesi yorgundu. "Her gece başka bir yerde oluyorum. Odamdayım ama aslında değilim. Hiçlik gibi... Neredeyim kestiremiyorum. Bir şeyler görüyorum, yaşıyorum, hissediyorum ama bana bunların gerçekte olmadığını söylüyorlar. Kafamda kuruyormuşum. Uyduruyormuşum. Masallar gibi, hep yaptığım gibi..."

"Ama çok gerçekçi yaşıyorsun öyle mi?"

"Evet ve bu beni korkutuyor. Bazen bir ürperti sokuluyor içime, gündüz ya da gece fark etmiyor. Yine başlıyor diye düşünüyorum o anlarda. Ben de gerçekliğe tutunmaya çalışıyorum. Daha doğrusu ayırt etmek için uğraşıyorum. O an ne hissediyorsam daha da yoğunlaştırıyorum. Hava sıcak mı, ben de cehenneme doğru sürüklüyorum kendimi."

"Sıcak içecekler, kalın kıyafetler..."

Peri gülümsedi. "Aynen öyle, bu aşırılık bana kendimi güvende hissettiriyor. Diğer yana, karanlık bölgeye açılan o kapıyı kapalı tutuyor. Kış ayları mesela..." Canlılıkla havalandı kaşları; incecikti, kalemle çizilmiş gibi muntazam kavislere sahipti. "Bikinilerimi giyip defalarca havuza atladığım oldu. Bazen de koruluk alanda yürüyüş yapmaya çıktım. Çıplak tenim önce kızarıyordu, canım öyle çok yanıyordu ki... Kahkaha atıyordum, biliyor musun? Deliymişim gibi görünüyordum ama umurumda değildi. O soğuğu iyice hissetmek... yaşadığımı gösteriyordu bana." Başını işaret etti. "Burada değil üstelik, tam da gerçek anlamda yaşıyordum."

Eylem şaşkındı. "Ama dikkat etmezsen hayatın tehlikeye girebilir. Soğukla şaka olmaz Peri."

"Ablam beni defalarca uyardı zaten ama o beni ve yaptıklarımı anlamıyor. Sen peki... Sen anlıyor musun?" Peri Eylem'in ellerine tutkal gibi yapışmıştı.

"Anlamaya çalışıyorum. Peki sen Peri... Bana kendinden, gerçek Peri'den bahsedecek misin?"

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.