9 yıl önce İstanbul
" olm hadi lan yakalanıcaz şimdi."
dakikalar sonra duvardan atlayan Mete'nin ardından ben çıktım duvarın tepesine neredeyse her gün olduğu gibi Ulaş yine kollarını açmış beni bekliyordu hiç düşünmeden ona doğru atladım duvarın üstünden.
" hep size uyuyorum ya tefo yakalarsa bu sefer acımaz ben size diyeyim "
tanıştırayım bu Mete en çekingen ve en çalışkan olanımız. Orta boylarda esmersaçları hafif sakalı olan simsiyah kömür karası gözlerine yuvarlak çerçeveli gözlük takan yeri geldimi fazlası ile eğlenceli fakat çok iyi bir öğrencidir , benden bir yaş büyük ve lise son sınıf ,aramıza en son dahil olmasına rağmen sanki hep bizimleymiş gibidir , tefo dediği kişi ise namı değer Tevfik hoca yani okul müdürümüz maalesef ki kendisi bizi pek sevmez biz de onu.
"korkma lan bu kadar hiçbir bok yapamaz anca tehdit ediyor"
bu ise Aras en deli olanımız ama bir o kadar da merhametli ve güzel kalpli olanımız. uzun boyu kumral saçları ve yeşil gözleri var . Basket ile ilgilenir ve düzenli spora gider Benim olmayan babam hiç olmamış abim , benden iki yaş büyüktür kendisi mezun olması gereken senede sınıfta kalarak şuan lise son sınıfı tekrar okuyor ve Mete ile aynı sınıfta .
"harbi ya sal kanka şu ipleri biraz yaşa şu gençliğini , değil mi güzelim? "
diyerek beni kolunun altına alan kişi ise Ulaş benim canım sevgilim. Siyah orta uzunlukta ki saçları ve keçi sakalı ona ait en sevdiğim iki şey olabilir olduça uzun boylu ve yapılı bir çocuk basket ile ilgileniyor spor onun için vazgeçilemez Arası spora bağlayan da kendisidir , sırf Aras devamsızlıktan sınıfta kalacak diye sınavlardan geçmemek için elinden geleni yapmış ve Aras ile birlikte sınıfta kalmıştı onun ile de aramda iki yaş vardı . Küçük yaşlarımız dan beri o hep ayrıydı bende fakat son üç senedir elimi tutan , sevgilim diyendi.
"öyle sevgilim"
ve ben Erva bu ekibin en küçüğü ve tek kızı onların taktığı ismim ile evo , omzumda biten kahve saçlarım ve onlar ile aynı renk kahve gözlerim var. zayıf denecek bir bedene sahip minyon kadın kategorisine girecek kadar kısaydım eğlenceli ve cıvıl cıvıldım. Ben küçükken boşanmış olan annem ile yaşıyordum . Aras ve Ulaş ile aynı apartmanda aynı mahallede büyümüştük hatta aynı ilk okul aynı orta okul ve aynı lise de okumuştuk .
Okulumuzun arka tarafında kalan son iki senedir bizden başka kimsenin gelmediği yarısı yok olmuş o parka geldik , haftanın neredeyse üç günü gündüzleri burada akşamları sahil de geçiyordu. Tahtaları eskimiş iki bank , bir tarafı kopmuş bir salıncak üstü tozdan ve çamurdan kullanılamayacak bir hale gelen kaydırak ve de tek bir oturağı sağlam olan tahterevallimiz vardı bu parkta . Mahallemizin tek parkıydı burası seneler önce çocuklar ile doluydu fakat şimdi sadece biz kalmıştık. Kimisi şehir değiştirmiş , kimisi üniversiteye gitmiş , kimisi ise evlenmişti. Biz ayrılmak istemiyor , ayrılmaktan hep korkuyorduk. Biz hep parktaki ve sahilde ki iki belediye bankında oturmak istiyorduk.
Başlayan bahar yağmuru ile gözlüklerine düşen damlalarını silerken lafa girdi Mete,
"Eee gençler mezuniyette son iki hafta , sınava ise bir ay kaldı gidiyor muyuz artık ? "
Ulaş rahatsızca kıpırdandı yanımda ,
" Bende diyordum ne zaman açılacak şu mevzu , sizi bilmem ama ben buradayım İstanbulda ki tüm üniversiteleri yazıcam oldu ki kazanamadım , gitmem gerekirse bir sene daha bekler Erva ile giderim ama onu burada bırakamam."
"saçmalama Ulaş çocuk muyum ben? kazanırsan gideceksin tabi zaten kaybettiğin bir senen var ortada "
kendine çekti ve saçlarımı öptü , bu onun değimi ile bunu baş başa sonra konuşuruz demekti.
" valla ne yalan söyleyeyim siz gitmezseniz ben de gitmem . Ben size çok alıştım oğlum , sizsiz olmaz artık "
Mete en çalışkan olanımız demiştim ya doktor olmak istiyordu kendisi ve eminim ki olurdu hemde en güzel üniversitelerden mezun olur en güzel hastaneler de iş yapardı. Bakmak ile yükümlü olduğu bir annesi ve de şerefsiz alkolik bir babası vardı. Onun için üniversite demek annesini de alıp başka şehirde yeni bir hayat demekti. En ters bakışlarım ona dönmüşken benden önce Aras yapıştırdı bir tane ensesine ,
" saçmalama lan o üniversiteye gidilecek o hayat kurulacak hem bizde sana alıştık bırakırmıyız seni bir ayağımız hep sende olur "
gülümsedi Mete , yağmur hızlandı altın da oturulamayacak bir hal aldı ama bu bizim hiçbir zaman umurumuzda olmadı. Kafamı gök yüzüne çevirdim ve hep yaptığım gibi bir kez daha şükür dedim onlar benimle olduğu için onları bana verdiği için bir kez daha teşekkür ettim.
Bir elin , kolumdan tutup Ulaşın kolunun altından çekip çıkarması ile sıyrıldım düşüncelerimden ben daha ne olduğunu anlayamadan Mete omzuna aldı beni , döndürmeye başlaması ile kendime geldim ortamı kahkaha seslerim sardı , hafif dikleştim ve kollarımı açtım .
" Mete dikkat ayağın kaymasın , düşersiniz "
Ulaşın ikazı ile yavaşladı Mete , yavaşça indirdi beni yere bir kaç saniye kolumu bırakmadı kendime gelince atladım üstüne karıştırdım saçlarını
" kızım bir dur ya "
biz eğlenir iken Ulaş ve Aras da kahkahalar ile bizi izliyordu. Mete ile uğraşmaya son verdim ve yerime geçtim Ulaşın kolunun altın sokuldum. Yağmuru severdim ama üşümüştüm Ulaşa daha da sokulunca güldü saçlarımı öptü , çantasında ki kazağını çıkardı giydirmedi bir battaniye gibi sardı onu bana sonra çekti kendine beni doladı kollarını. Buydu işte huzur burasıydı hem dostluk hem aşk vardı.