İçeriğe geç

Toz Mavi Hayaller

Bölüm 5 · 5 dk okuma

Toz Mavi Hayaller

Bölüm 5

Maybe One Day

Bu sabah huzur dolu bir halde uyandım pencerenin önüne konmuş beyaz bir güvercinin sesiyle gözlerimi açtım. Yatağımdan kalkıp pencereye koştum. Pencereyi açmama rağmen kaçmadı benden. Hayvanlar hissedermiş onlara kimin zarar verebileceğini galiba onu sadece seveceğimi hissetmişti. Biraz tüylerini okşadıktan sonra ayağında bir halka farkettim belli ki bir sahibi vardı ama güvercini uçururken halkadaki ip çözülmüştü yada sahibi bilerek bırakmıştı. Erkan abim güvercinleri çok severdi beslerdi. Birgün kuşlarını beslerken bana birşeyler dedi yorgun sesi ile...

ERKAN ABİ; Güvercinlere halka takmak onları hapiste gibi hissettiriyor. Önemli olan hapis olmadığını bilerek sana geri dönmesidir...

Çocukken çok anlamazdım ne demek istediğini ama büyüdükçe ögrendim ki ister bir insanı yada bir hayvanı sevin ne olursa olsun sevgi var ise her zaman döner gelir. Penceremdeki güvercini Erkan abim öldüğünden beri bekliyordum. Güvercin demek benim icin maviye ulaşmak demekti. Onlar gibi olmak sonsuz mavi gökyüzüne kanat çırpmak isterdim hep. Fakat olmadı. Ben kanat çırptıkça yaraladılar beni. Erkan abimin dediği gibi beyaz bir güvercin olamadım asla temiz masum ve özgür...

Penceremdeki güvercine odaklandim ve ayağındaki halkayı çıkardım. Teşekkür eder gibi bir hali vardı. Kanatlanıp gitti penceremden o sırada bir hüzün çöktü üzerime ve duvara astığım erkan abimin resmine bakıp kocaman bir iç çektim iki damla yaş dökerek gözlerimden.

Ölüm çok zor bir ayrılıktı insan için ama en ağırı özlemdi. Kalbimdeki özlem ve acı ile hazırlanmaya başladım. Yemekhaneye indim ayak üstü ağzıma iki zeytin atıp Perihan teyzeyi öpüp yurttan çıktım. Koşa koşa durağa gidiyordum geç kalmıştım okula. Durağa yaklaşmıştım ki tökezleyip bir anda düştüm. Ayakkabımın ipleri açılmıştı. Yüksek bir gülme sesi geldi kafamı kaldırdım Hasan gülüyordu. Öfke ile kalkıp silkelendim ve Hasana vurmaya başladım. Vurdukça bağırıyordu...

HASAN; Ahh kanka yeter elin çok ağır vallahi etim çürüdü.

MAVİ; Beter ol gülersin demek bana.

HASAN; Kanka yemin vardı biliyorsun birdaha gülmem söz dur nolur.

MAVİ; Tamam durdum. Minübüste kaçtı okulada geç kaldım nolacak şimdi ?

HASAN; Aman kanka dert ettiğin bumu yani şimdi simit centar'a gideriz ben sana kahvaltı ısmarlarım aşk hayatını dinlerim ödeşiriz.

MAVİ; Tamam uzatma hadi gidelim kahvaltıda etmedim zaten.

Simit centar'a geldik. Her zamanki gibi balkondaki masalarından birine oturduk siparişlerimizi verdik. On beş dakika sonra herşey hazırdı. Başladık hem kahvaltı etmeye hemde konuşmaya...

HASAN; Eee anlat bakalım büyük aşk ne alemde şuan?

MAVİ; Alparslanla bizim aramız hep iyiydi zaten sorun sevgimiz yada güvensizliğimiz değil. Başta ailem istemedi sonra ortaya Ezerin ihaneti çıktı ve ben onun böyle bir durum varken benimle mutsuz olacağını düşünüyorum.

HASAN; Seven insan herşeyi siler kardeşim.

MAVİ; Senin gibi mi?

HASAN; Silmedim mi kardeşim Melisa bana ne dese yapmaya hazırdım ama kendisi kaybetti.

MAVİ; Aynı şey değil ki be kanka. Senin mezhebin farklı diye istemedi Melisa. Benim için bunlar önemli değil ki ben onu bu olay yüzünden mutsuz etmek istemiyorum hepsi bu.

HASAN; Anlıyorum kardeşim haklı olabilirsin bu kpnuda kendince ama Alparslan bunun senin sucun olmadığının farkında ve bunlara rağmen seni seviyor sende onu seviyorsun bence boşuna kuruntu yapıyorsun.

MAVİ; Ben o kadar emin değilim işte Hasan...

Çayımı elime aldim sigaramı yaktım ve yine uzaklara daldım. Yaşadıklarım bana bu kadar ağır gelirken nasıl Alparslanın da bu yükü taşımasını isteyecektim ki. Mümkün değil isteyemezdim bunu ondan... Uzun bir süre öyle uzaklara dalmış halde düşündüm. Ve ona bunu yapmaya hakkım olmadıgına karar verdim. Çantamı alıp hızlıca yurda doğru koşmaya başladım. Doğru bildiğim buydu ve dogru sandığım şeyi yapacaktım. Odama girdim ve çantamı yere atıp bilgisayarı açtım. Alparslana uzunca bir mesaj attım...

MAVİ; Alparslan ben yapamıyacağım sanada kendimede bunu yapmaya hakkım yok benim bu son mesajım olacak seni birdaha asla rahatsız etmiyeceğim. Sen mutlu olamyı hak ediyorsun ve inanıyorum birgün çok mutlu olacaksın ama başkası ile mutlu olacağın insan ben değilim. HOŞÇAKAL...

Bir hoşçakal'a sığdırdım kalbimi sökecek kadar ağır yaşadığım aşkımı. İkimizde çok yandık bu aşk için ama adına "AŞK" demiştik belkide bu yüzden kaybettik. Çünkü aşk kavuşamamaktı. Kavuşmak olsaydı eğer Mecnun Leylasına , Kerem Aslısına , Ferhat Şirinine kavuşurdu. Belkide bizde bir şarkının mısralarındaki gibi ölmek zorundaydık...

"Aşk için ölemeli aşk o zaman aşk...

Çok kötü durumdaydım kimsesiz , evsiz ve mutsuz kalmıştım. Tam o sırada telefonum çaldı...

MELİSA; Hazırlan hadi seni almaya geliyoruz.

MAVİ; Ne saçmalıyorsun sen yine kimle geliyorsun ben hiç bir yere gitmiyorum.

MELİSA; Mustafa abi ile geliyorum

MUSTAFA ABİ; Maviş kız bana abi diyorsun sözümü dinle size anlatacaklarım var hadi hazırlan.

MAVİ; Tamam abi ben başkası sandım sen oldugunu bilsem sorgulamazdım bile.

Hazırlanacak halim yoktu. Umurumdada değildi. Cüzdanımı aldım ve üzerimde pijamalarımla çıktım. Beni görünce Mustafa abi şoka girdi. Arabaya bindim selam verdim...

MUSTAFA ABİ; Bu ne hal kız ne oldu sana?

MAVİ; Bugün bana birşey sormayın. Abi sende tekel bayinin önünde dur.

MUSTAFA ABİ; Mavi anlat dinleyelim kardeşim.

MAVİ; İstemiyorum abi anlatmak falan dedigimi yapın ne olur.

MUSTAFA ABİ; Tamam abicim ne istersen onu yaparım.

Tekel bayinin önünde durdu. İndim ve haddinden fazla bira aldım. Arabaya geri döndüğümde bir şok daha yaşadılar.

MAVİ; Beni manzara gören ıssız bir tepeye çıkarın.

Mustafa abi istemesede beni bir dağın tepesine çıkardı. 3 saat boyunca aldıklarımın hepsini içtim ve sürekli aynı şarkıyı dinledim...

"Elfidaaaa bir belalı başımsın Elfidaaaa beni farketme sakınn..."

İkiside sesini bile çıkartmadan beni dinleyip izlediler sadece. Son biramı içerken bir anda müzik kesildi. Arabaya doğru döndüm ve sevdiğim başka bir şarkıyı açmıştı Mustafa abi. İkiside yanıma gelip bana sarıldılar. Gözyaşlarıma birazda onların omuzunda devam ettim. Yanlız değildim ama çok yalnızdım. Sadece şarkıya odaklandım...

" Bir kıvılcım düşer önce büyür yavaş yavaşş bir bakarsın volkan olmuş yanmışsın ARKADAŞ..."

Sarhoş olamayışım beni delirtiyordu. Bu hayatta birazda benim kafa bulamaya hakkım yok muydu? O sırada Melisadan bir fikir geldi...

MELİSA; Mavi sizin şehirinize gidelim mi ? Hem yakın zaten gezeriz kafa dağıtır geliriz.

MUSTAFA ABİ; Aynen nasıl güzel olur gidin bencede.

Onayıda almıstı artık susmayacaktı bu yüzden kabul ettim gitmeyi. Ertesi gün otobüse bindik ve ailemin yanına geldik. Herkes bir aradaydı. Bütün kardeslerim ve çocukları sadece küçük abim Mert ve Ben bekardık. Babamın doğum günüydü pastasını getirdiler kesti ve çay içmeye başladılar. Bütün fasıllar bittikten sonra uyuduk. Büyük abim Yavuz eşi ve cocukları ile ilçeye döndüler. Ablamda çocuklarını alıp evine gitti. Bizbize kalmıstık. Melisa ile akşama kadar gezdik ve geri eve geldik. Akşam yemeği icin hazırlık yaparken Annemin görüştügünüz biri varmı diye sormasını beklemeyen ve annemi tanımayan Melisa boş bulunup benim Alparslan ile görüştüğümü ağzından kaçırdı. Sonrasında büyük bir kavga çıktı ve sarpa sardı. Artık dilimden düşürmediğim o kelimeden baska sığınacak birşeyim kalmamıştı...

MAYBE ONE DAY...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.