İçeriğe geç

TÖREYE MAHKUM RUHLAR

Bölüm 2 · 2 dk okuma

TÖREYE MAHKUM RUHLAR

Bölüm 2

Bir

16 Mayıs 1998- Hakkari

" Ağam müjdemi istersem, nur topu gibi gibi bir oğlan" duydukları ile gülümsedi orta yaşlarda ki adam yıllar sonra duaları kabul olmuş Allah ona bir çocuk bahşetmişti.

Ne kadar mutlu bir olay değil mi? Yıllar sonra baba olan bir adam ve mutluluğu. Kimisi demiştir ki "Yaa çok güzel.." ön yargı olmasın bu benim düşüncem ama acıyı ve kederi tadanlar şunu düşünmüştür elbet "Ne kadar sürecek bu mutluluk?"... Hangi mutluluk..

" Adı nedir Ağam?" Ağa elindeki bebeğe bakıp belli belirsiz gülümsedi. "Salih" dedi sessizce "Adı Salih olsun" diye tekrarladı. Salih'i göz bebeği olacaktı o çocuk büyüyüp koca adam olana kadar.

Salih'i hikayesi böyle başladı, Kars'ta küçük bir köyün büyük bir konağında.. O doğunca neşe kokan bir yerde.. Peki o doğmadan önce o konakta olan hayat nasıldı?

01 Aralık 1985 - Hakkari

Genç kadın sırtına inen kemerle acıyla inledi saatlerdir yediği darbeler onu bayılacak duruma getirmişti. Genç adam kemerli elini tekrar kadının sırtına indirip küfürler içinde söylenmeye başladı.

"Kısır karı, gene mi yüksüz olduğunu söylemeye utanmıyor musun, dölsüz?" kemeri tekrar indirdi ardından yorulan kolunu yavaşça aşarı indirdi. Yere eğilip kadının saçlarına yapıştı yüzünü havaya kaldırıp sert bir tokat attı, genç kadın acıyla inledi gözleri geriye kayıyordu. Genç adam kadının saçlarını daha sıkı kavrayıp tekrardan sertçe tokat atmaya başladı, kadının ağzından adan kanları umursamayıp söylenmeye tekrar başladı.

"20.000 milyar vermişem sene, ulan bileydim verir miydim dölsiz kariya o kadar pera?" kayık doğu ağzı kendini çabucak belli ediyordu fakat anasından aldığı roman aksanı da oldukça belirgindi. Dakikalarca genç kadına tekrar tekrar vurdu ardından sertçe parkeye doğru itti başını. Genç kadın yediği dayağın ve aldığı darbenin sonunda ağzından kanlar akarken oracıkta bayıldı. Ağa yavaşça ayağa kalkıp kemerini beline taktı. Çok yorulmuştu, son kez yerde yatan kadına bakıp sert bi tekme attı ardından arkasını dönüp seri adımlar ile ölmeye yakın olan kadının olduğu odadan çıktı.

Huzurlu ve sevinç kokan konak... Hayır hayır yanılıyorsunuz o konak ilk zamanlarda kan ve ölüm kokuyordu ve ilerleyen zamanlarda bu koku daha da çok saracaktı tüm bedenleri, sadece kısa süreliğine ara vermişti. Oldukça uzun bir kısa süreliğine...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.