***
Mardinde güneş çoktan doğmuştu.
Güneş Mardin'in topraklarına ayak basmıştı.
Sabah yüzüme güneşin çarpmasıyla uyandım. Yataktan kalkıp balkona çıktım,hava herzaman ki gibi güzeldi,tıpkı benim gibi. Sonra aşağıdan bağırış sesleri gelmeye başladı. Bende fazla oyalanmadan odama girip üzerimi değişip aşağıya indim. Aşağıya inmeden kendime baktım. Taş gibi olmuştum maşallah. Pü,pü,pü,pü,pü nazar değmesin bana.
Annem salonda ağıt çekiyordu. "Ana sabah sabah ne oluyor Allah aşkına." Dedim isyankâr bir ses tonuyla. "Kızım, abin Şadoğlu aşiretinin kızını kaçırmış." Dedi annem. Ben şok,ben iptal. Abim kız kaçırmıştı. OHA!YUH! ÇÜŞ! Kuralları çiğnemişti. Ya berdel olucaktı yada ölüm. Bir dakika lan berdel ve ölüm düşünürken unuttum Şadoğlu aşiretinin kızı mı? Asmin Şadoğlu'nu mu kaçırmış? Ulan Şadoğlu aşireti bizim aşireti satın alır.
"Sen ne dersin ana abim neden kız kaçırsın?" Diye sordum,şaşkınca çünkü abim böyle birşey yapmadı,yapamazdı, yapmamış olmalıydı. "Abin Şadoğlu aşiretinin kızı Delal'i kaçırmış." Dedi ağlayarak. Hee Asmin Şadoğlu değilmiş. Yengem ne kadar teselli etmeye çalışsada annem yine ağlıyordu. Ben olsam bende ağlardım. Hangi gerizekâlı benim çirkin abime kaçar ki? Demek ki Delal gerizekâlı.
"Roni yeter artık ağlama sabahtan beri kendini harab ettin." Diyerek anamın sırtını sıvazlıyordu yengem. "Berfin, oğlum kız kaçırmış hemde Şadoğlu aşiretinin kızını ya ikisinide öldürürlerse? Ben ne yaparım sonra." Dedi anam ağlayarak. "Annem haklı,Şadoğlu aşireti hepimizi satın alır." Dedim. Yengemin ters bakışlarını görünce,yalandan ağlamaya başladım. Napim? Ağlamasam bir ton laf yiycektim.
"Ana yeter artık ağlama ağlayarak eline birşey geçmeyecek yada abim kızı geri götürmeyecek ailesine." Dedim. Tam o sırada konağın kapısı açıldı içeriye Şadoğlu aşiretinin ağası ve bir kaç kişi girdi içeriye bende hemen avluya indim. Adam yakışıklıydı ama çaktırmadım.
"NOLUYOR BURADA?" Dedim bağırarak arkamdan yengem annem ve diğerleri geldi. "Nerde senin o gerizekâlı abin?" Diye sordu Adar ağa. "Kendine gel Adar ağa sen kime gerizekâlı diyorsun?" Dedim çatık kaşlarımla. "O hasiyetsiz gerizekâlı abine diyorum." Dedi Adar ağa. O kadar haklısın ki aşko anlatamam. Kendimi sinirlenmiş gibi gösterdim.
"Kendine gel Adar ağa, abim hakkında böyle konuşamazsın ve abim nerede bizde bilmiyoruz ne derdin varsa babamlar gelince derdini söylersin." Dedim.
"Benim derdim baban değil küçük hanım. Benim derdim senin abinle." Dedi Adar ağa. Annem diz çöküp ağlıyordu tüm çalışanlar ve yengem annemin başının üstüne toplanmıştı. "Bir benim ismim var Zilan. İki eğer derdin abimleyse abimi bul derdini abimle hallet." Dedim sinirle. Bu ne biçim bir insandı ya? Çok gıcık bir ağaydı ama bi' o kadar da yakışıklıydı. "Vaayy küçük hanım pek atarlı çıktı." Dedi gıcık bir bakışla. "Oğlum sen gıcık falan mısın?" Diye sordum sinirle. "Bilmem öyle miyim?" Diye sordu.
Allah'ım,sen bana sabır ver.
Bu sefer içeriye babamlar girdi abim ve o kızda buradaydı. Kız hıçkırarak ağlıyordu. "Baba nereden buldunuz?" Diye sordum ikisinide işaret ederek. "Dağ evine giderken yakaladılar." Dedi. "Abi lütfen bırakın bizi." Dedi kız yalvararak. "Delal sen sus zaten sana sinirliyim kaçmakta ne demek ya?" Dedi gıcık olan Adar ağa. Karılar gibi konuşmuştu resmen. Iyyy. "Abi özür dileriz lütfen bırak bizi." Dedi Delal yalvararak. "DELAL SUS." Diye kükredi gıcık olan Adar ağa. "Bir dakika Adar ağa,karşında kardeşin var senin ondan öte kadın var sen hangi hakla ona bağırabilirsin? O sesinin tonuna dikkat et." Dedim,tehditkâr bir ses tonuyla.
Bana ilk çatık kaşlarıyla baktı ve baktıkça daha da çattı kaşlarını,"Küçük hanım sen karışma."
"Karışırım bu kimseyi ilgilendirmiyor." Dedim. Sonra babam konuşmaya başladı. "Yeter kesin kavgayı. Adar ağa saat üç'de gelin, aşiret toplantısı yapalım ya berdel yada ölüm." Babamın söylediği sözle şok olmuştum. "Baba sen neler dersin?" Diye sordum şaşkınlıkla. "Duydun kızım, ya berdel olucak yada ölüm." Dedi babam.
Gözlerim dolmuştu ama belli etmemiştim. Ya berdel'e ben kurban gitseydim?
***
Saat üç olmuştu hatta dört buçuktu. Hepimiz mutfağın penceresinden avluya bakıyorduk. Tüm ağalar ordaydı. "Ay acaba ne konuşuyorlar?" Diye sordu yengem merakla, açıkcası bende çok merak ediyordum ne konuştuklarını.
Babam,beni çağırdığında,bende hemen avluya indim.
"Buyur baba beni çağırmışsın." Dedim başımı öne eğerek. Babam konuşmaya başladı. "Kızım berdele kabulunmü?" Diye sordu. Benden ses çıkmadı gözlerim dolmuştu. "Kızım berdel kabulunmü?" Diye sordu tekrardan. "Kabulumdür baba." Dedim ve gözümden bir damla yaş aktı.
Abim yüzünden berdele kurban gittim resmen.
"O zaman yarın akşam Allahın emri peygamberin kavliyle gelip kızını isteyeceğiz." Dedi Polat ağa. "Tamam Polat ağa bekliyoruz." Dedi babam
Herkes dağılmıştı bende koşarak içeriye girdim. Annemler merakla beni izliyordu sonra annem konuşmaya başladı. "Noldu kızım ne kararı verdiler?" Diye sordu. Gözleri kıp kırmızıydı belliki ben gittikten sonra ağlamıştı. "Berdel olucak ana." Dedim, herkes şok içinde bana bakıyordu,sonra kardeşim Rojin konuşmaya başladı. "Kim berdele kurban gidicek?" Diye sordu, dolu gözlerle.
"Ben.."
Annem tekrardan ağlamaya başladı,elleriyle dizlerine ve kafasına vuruyordu. "Ana yeter yapma." Dedim kısık sesimle beni dinlemedi. "Benim başıma bunlardamı gelicekti." Deyip ağlıyordu. Bende daha fazla dayanamayıp anneme sarılıp ağlamaya başladım. "Ana yeter artık ağlama olanlar oldu." Dedim.
"Neyi yapmayayım kızım o insafsız abin yüzünden berdele kurban gidiyorsun." Dedi haklıydı hepsi onun yüzündendi o, o kızı kaçırmasaydı başımıza böyle şeyler gelmeyecekti.
"Ana benim abim yok bunuda bilmiş olun." Dedim odama çıkarak. Arkamca Rojin ve kuzenim Aslı geldi.
"Kuzum üzülme olacağı buymuş." Dedi Aslı. "Ya söyleseydi ben babamla konuşurdum benden önce anneme söyleseydi annem babamla konuşurdu kaçırmaya ne gerek vardı? Hayatımı hayalimi yerle bir etti hepsini." Dedim ağlayarak
"Noldu benim That's my girl kuzenime?" Diye sordu,Aslı. That's my girl kuzenin öldü be Aslı.
Bu gün onu kara toprağa gömdüler.
"Ya abla belki mutlu olursun?" Dedi Rojin. "Mutlu olamam ben orda." Dedim. O kadar bağırmıştım ki sesim bile kısılmıştı konuşamıyordum. "Zilanım öyle deme eminim ki mutlu olucaksın hem Yadêleri senin mutsuz olmana izin vermez bunu biliyorsun." Dedi Aslı aslında haklıydı Yadêleri izin vermezdi. Sonra Rojin konuşmaya başladı. "Kendine gel abla sen Zilan Şadoğlu olucaksın sana ağlamak yakışmıyor."
"Tamam ya ağlamıyorum." Dedim göz yaşlarımı silerek. Biraz daha sohbet ettikten sonra aşağıya indik hepimiz, o kızda burdaydı bu gün burada kalıcaktı.
"Kızım iyi misin?" Diye sordu annem. "İyiyim dayê." Dedim ve koltuğa geçip oturdum. "Zilan,ben çok özür dilerim böyle olacağını bilmemiştim bilseydim kaçmazdım." Dedi Delal aslında onunda suçu yoktu tüm suç abimindi. "E kızım napalım artık her evden çürük elma çıkıyor işte." Dedi annem. "Bizim ki de Baran dimi?" Diye sordu Berfin yengem sırıtarak. "Tövbe estağfrullah." Dedi dayêm. "Delal, töre kaydalarını herkes biliyor küçüklerden büyüklere kadar siz kaçarken bunu hiç düşünmediniz mi? Hayatımı hayallerimi hepsini darmadağın ettiniz." Dedim. Sonra içeriye babamlar girdi.
Rojhat yanıma gelip yanağımdan makas aldı. "Naber kız." Dedi yanıma oturarak. "Nasıl olayım be kuzen." Dedim derin bir iç çekerek. "Mesela iyi olabilirsin hatta müthiş ve super olabilirsin." Dedi kollarını kocaman açarak bende bu haline güldüm hatta kahkaha attım. Sonra bende kollarımı açarak "Tamam o zaman harika olayım senin hatrına." Dedim gülerek. Sonra içeriye Baran abim girdi ve Delalin yanına gidip oturdu ve başından öptü bende göz devirdim.
"Kızım hadi masayı kurun artık neredeyse saat sekkiz olucak." Dedi annem. Nende tamam anlamında kafamı salladım. Delal de kalkacaktı ama abim izin vermedi bende tekrardan göz devirip Aslı,Rojin ve Berfin yengemle mutfağa gittim.
"Gıcıklar ikiside." Diye homurdandı Aslı. "Hemde nasıl gıcıklar ikisinide boğasım var ama neyse." Dedim bende. "Amaan takmayın onları naptıklarını bile bilmiyorlar ki ergen ergen şeyler." Dedi Berfin yengemde. "Yenge nasıl takmayalım gözümün önünde kız kalkıcaktı yardım etmeye gıcık abim izin vermedi,onların hizmetçisimiyiz biz?" Dedim sinirlenerek. "Sen sanki Baranı bilmiyorsun Zilan herkese kölesi gibi davranıyordu bi keresinde ağzının ortasına yapıştırmıştım bir tane." Dedi Berfin yengem. "Ellerine sağlık yengecim." Dedim öpücük yollayarak. "Aman neyse ne artık onun karşısında eski Zilan yok." Dedim Aslı gururla baktı bana aynı zamanda yengem ve Rojinde. "Afferim kız zilli böyle ol kendini kimseye ezdirme." Dedi Aslı. "E hadi neyse sofrayı kuralım artık ergen ağamız gelip sinirlenmesin." Dedi Rojin, bizde söylediğine gülmüştük.
Sofrayı kurmuştuk herkes oturmuştu yemek yiyordu. Masaya oturduğumuzdan beri ne ben ne Rojin ne Aslı nede Rojhat, abimin yüzüne bile bakmıyorduk. Abim Rojhat, Rojin ve Aslı'yı konuştursa bile konuşmuyordu onlar, en sonunda. "Lan noldu size hiç biriniz konuşmuyorsunuz?" Diye sordu,keyifle. Tabiki keyifli olucak hayallerimin içine etmişti kendisi mutlu olsun diye. "Hepinize afiyet olsun ben doydum." Dedi Rojin,masadan kalkarak. aslında hiç birşey yememişti tabağındakilerle oynuyordu sadece. "Rojin otur yemeğini ye." Dedi abim. "Anne ben aç değilim size afiyet olsun." Dedi ve masadan kalkıp odasına gitti.
Delalde yemek yemiyordu bu sefer Delale döndü. "Karıcığım sen niye yemek yemiyorsun?" Diye sordu. Sanki masada biz yokmuşuz gibi davranıyordu. Aslı ve bendende minik bir öksürük çıktı. "İstemiyorum ya,ben aç değilim." Dedi Delal. "Aa olmaz ama bebeğimiz aç kalıcak." Dedi abim hepimiz şaşkınlıkla onlara bakıyorduk. Hayatımın hayallerimin içine etmişti üstüne üstelik bide çocukmu yapmıştı?
"Baran sen ne dersin oğul ne çocuğu?" Diye sordu babam elindeki çatalı sertçe masaya bırakarak. "Evet baba Delal hamile." Dedi abim arsızca. Bende elimdeki çatalı sertçe tabağa bırakıp onlara döndüm. "Hayatımın ve hayallerimin içine etmezmiş gibi birde çocukmu yaptınız?" Dedim çatılı kaşlarımla. "Evet bir sorunmu var?" Dedi abim. "Evet var. Hayatımı ve hayallerimi mahvettin üstelik bu kızı masamızda oturtdun yine birşey demedik çocuk yapmakta neyin nesi?" Dedim hesap sorarcasına
"Zilan kendine gel senin karşında ağa duruyor böyle konuşamazsın benimle." Dedi abim. Olsa olsa anca pabucumun ağası olurdu o. "Seninde karşında Karahan aşiretinin kızı duruyor." Dedi babam. Aslında babamdan böyle bir jest beklemiyordum.
"Benim karşımda ağa durmuyor küçüklüğünden beri herkese köle ve hizmetçi gibi davranan Baran duruyor. Biliyormusun sana abi demeye bile utanıyorum ben." Dedim ve masadan kalktım tam gidicektimki yanağımda bir acı hissettim evet vurmuştu bana hemde tokat atmıştı. Gözümden yaşlar akmaya başladı
"LAN!" Diye birisi bağırdı kapı tarafa baktığımda Adar ağayı gördüm. "Adar ağa laflarına dikkat etsin o önce." Dedi abim. "Eğer ki bir daha bu kıza elin kalkarsa senin o parmaklarını koparırım. Ve Delalide hiç bir zaman sana göstermem." Dedi Adar, abimi tehdit etmişti resmen. "Hele bi dene." Dedi abim. "Kusura bakmayasın Adar ağa ben onun icabına bakıcam bu gün,kimse benim kızıma dokunamaz." Dedi babam. "Bir zahmet." Dedi Adar.
Sonra Adar benimle birlikte bahçeye çıktı. Ben hala iç çeke çeke ağlıyordum. "Yeter artık Zilan ağlama sen ağladıkça kendini daha çok ezdiriyorsun." Dedi Adar. Ne kadar gıcık bir tip olsada iyi birisiydi. "Nasıl ağlamayayım Adar ağa gidip kız kaçırmış düşünmedi bile benim hayalim varmı hayatım varmı diye üstüne üstelik çocukta yapmış." Dedim. "O zaman ben ne yapayım Zilan tanımadığım bir kızla berdel yoluyla evlenecem. Senin hakkında birşey bilmiyorum bile." Dedi Adar. Haklıydı. Hemde çom haklıydı.
"Neyi bileceksinki abisi tarafından hayalleri hayatı darmadağın edilmiş birisiyim sadece hayatımın içine etti o benim,ben ona abi demeye bile utanıyorum." Dedim ağlayarak. "Bence öyle değilsin." Dedi Adar. "Nasıl?" Diye sordum.
"Benim fikrimce mavi gözlü güzel bir kızsın hayalleri ve hayatı abisi tarafından yıkılan bir kız değil hayata neşe saçan birisi gibi yani." Dedi gülümseyerek. Çok güzel gülümsüyordu,gamzeleri batıyordu sorsalar inanmazdım Mardinin gaddar ağası diye çokta yakışıklıydı. Kendine gel Zilan daha onu tanımıyorsun.
"Teşekkür ederim." Sonra yanımıza Aslı geldi. "Hadi geçin içeri soğuk olucak." Dedi, bizde kafamızı tamam anlamında salladık ve içeriye geçtik.
"Delal hadi gel gidiyoruz." Dedi Adar sanki az önceki adam değildi yanımdaki daha soğuk kanlı daha sinirli birisiydi şimdi.
"Nereye?" Diye sordu Delal.
"Nereye olucak konağa. Son günlerini bizimle geçir zaten ömrünün geride kalanını kocanla geçireceksin." Dedi Adar. "Tamam." Dedi Delal.
"Hadi görüşürüz." Dedi Adar. Daha sonra onlar gittiler.
Gitmemişten önce kulağıma "Seni üzmelerine izin verme çavê şîn." Demişti.
Onlar gittikten sonra bende yukarıya odama çıktım. Yüreğim yanıyordu. Tanımadığım birisi ile evlenecektim. Ve bu gerçeği kimse değiştiremezdi.
Odanın kapısı açıldı ve içeriye annem girdi. Gözyaşlarımı hızla silip anneme döndüm.
"Bir hafta sonra düğün var,hazırlıklı ol."
Söylediği ile gözlerim doldu,ağlamaya başladım. "Anne lütfen izin verme,evlenemem ben o adamla. Tanımıyorum onu. Yalvarırım izin verme,babamla konuş vazgeçir onu."
"Evleneceksin! Abini düşün!" Diyerek odadan çıktı.
Onun yüzünden hayatım mahvoldu! İstemediğim,tanımadığım birisi ile evlenecektim.



