İçeriğe geç

Till the end

Bölüm 1 · 7 dk okuma

Till the end

Bölüm 1

[Bölüm 1] Konu Gözlerin.

{İlk fic denemem umarım beğenirsiniz ve destek olursunuz düşüncelerinizi merak ediyorum bitirdikten sonra tiktoktan “weiyzc” hesabından bana ulaşabilirsiniz değiştirmemi istediğiniz veya eklememi istediğiniz şeyler olursa düzeltirim. İyi okumalar❤️}

Hiçbir zaman duymadığı alarmı bugün diğer günlerden farklı olarak tam beş kez çaldı. Ve tabiki yine uyanmadı.

Jungwon:

Kalkman için bu alarm daha kaç kez çalmalı jake? Jake? JAKE!! Alarmı kuran sensin ama senin alarmına ben kalkıyorum.

Jungwonun bağırışlarını daha ne kadar görmezden gelebilirdi? Hafifçe gözlerini açıp başında azrail gibi dikilen gözlerinden ateş çıkan Jungwon’a baktı.

Jake:

Sabah sabah bir insana bu kadar bağırılır mı ya? Alt tarafı alarm çaldı duymadım. Her insanın başına gelebilecek bir olay.

Jungwon:

Her insan senin gibi salak mı?

Jake:

Ayıp oldu bu ama. Baya kırıcıydı yani.

Jungwon:

İşine geç kalman daha ayıp değil mi?

Jake olayın farkına varınca yataktan hızlıca kalktı.

Jake:

Unuttum. Nasıl unutabilirim. Of çok geç kaldım.

Jungwon:

Tamam sakin ol ben hazırım zaten sende hemen hazırlan ben arabayla bırakayım seni.

Jake:

İyiki varsın Juni. Beş saniyeye geliyorum sen arabaya geç!

Bir yandan Jungwonla konuşup bir yandan giyinmeye çalışıyordu. Eline ne geçtiyse giyip son kez aynaya baktı. Koşarak evden çıktı arabaya bindi.

Jake:

Çok hızlı olman lazım Juni. Turbo falan yok mu arabada.

Jungwon:

Yarış arabası mı bu Jaeyun? En hızlı şekilde sürüyorum işte. Hem kalkmayan sensin ben napabilirim.

Jake:

Tamam suçlu benim sen sadece yola odaklan ve hızlı sür. Lütfen.

Jungwon en hızlı şekilde sürerek kafenin önüne geldi. Jake, Jungwon’a teşekkür ettikten sonra hemen arabadan inip kafeye girdi. O sırada müşterilere servis yapan Suno el hareketleriyle Jake’e hızlı olmasını söylüyordu. Jake koşarak arka odaya gitti tam giyinecekken patron arkasında belirdi. Jake yavaşça arkasını döndü. Ve hemen konuşmaya başladı.

Jake:

Efendim ben aslında kalkmıştım ama ayağım kaydı düştüm, elektrik kesildi, kafam yarıldı ama ben sizin için geldim.

Patron:

Ben geçen gün sana ne demiştim Jake? He ne demiştim? Bir daha geç kalırsan bu dükkana artık sadece dışarıdan bakarsın demedim mi?

Jake:

Ama efendim insanlık hali uyuyakalmışım.

Patron:

Ben seni sadece bir kere uyarmadım ki. İnsan bir kere yapar iki kere yapar ama senin kaç oldu?

Odanın kapısını yavaşça açarak Suno içeri girer.

Suno:

Efendim bence bugün Jake’i kovmanız sizin zararınıza olur. Bildiğiniz gibi bugün öğleden sonra “JML” şirketinin sahibi oğlunun randevusu için burayı kapattırdı. Eğer Jake’i kovarsanız tek ben kalırım ve her şeye yetişemem. Sonra Bay Jay beğenmezse burayı satın alıp hepimizi kovar.

Patron:

Cidden yapar mı böyle bişey?

Suno:

Tabiki efendim. Bir restorantta çalışan arkadaşım vardı. Oranın yemeklerini beğenmediği için Bay Jay orayı satın alıp herkesi kovmuş.

Patron, Jake’e dönüp parmağını kaldırdı.

Patron:

Bu son uyarım. Çok ciddiyim bu son uyarım. Bidaha geç kalırsan kovulursun. Ve bugün yaptığın en iyi işi yapıcaksın. Bay Jay senin performansından hoşlanmazsa kovulursun.

Jake:

Peki efendim çok teşekkür ederim. Bidaha asla olmayacak. Söz veriyorum. Ve bugün en iyi şekilde işimi yapacağım.

Patron odadan çıkar. Ve Suno kibirli şekilde gülerek Jake’e bakar.

Jake:

Benim canım, en sevdiğim arkadaşım, her şeyim çok teşekkür ederim.

Suno:

Umarım sadece bir teşekkürle kurtulacağını düşünmüyorsun?

Jake:

Tamam ya akşam yemekler benden.

Suno:

Ay ama o en sevdiğim mekana gidicez tamam mı?

Jake:

Tamam tamam sen nereyi istersen oraya gideriz. Ama şimdi işimize dönmemiz lazım yoksa kovulucaz bu sefer.

İkiside işlerinin başına geçer. Suno tezgaha geçer. Jake de masaları temizler derken öğleden sonra olur. Patron mekanı kapatır.

Patron:

Her şey hazır değil mi? Sakın saçma sapan bişey yapmayın.

Suno:

Tabiki efendim.

Patron odasına geçer. Jake, Suno’ya yaklaşıp sessizce;

Jake:

Hangi zengin ilk buluşma için bir kafe kapatır ki?

Suno:

Ne bileyim fantezileri böyle herhalde.

İkiside güler. Kafenin önüne bir kız gelir ve kapıya tıklatır.

Jake:

Ben gidip hanfendiye kapalı olduğumuzu söyleyeyim. Sende işine devam et.

Jake kapıya doğru gider. Hafifçe açar.

Jake:

Üzgünüm hanımefendi bugün özel bir misafirimiz var kapalıyız.

Kız gülmeye başlar.

Kız:

Sen benim kim olduğumu biliyor musun? Bu kafe zaten benim için kapandı canım. Do you understand? Oh im sorry you don’t know English right?(Gülmeye devam eder.)

Jake:

Don’t be sorry. I know English better than you. (Hafifçe sırıtır.)

Kızın suratı düşer ve Jake’i kenara ittirip içeri girer. Herhangi bir masaya oturur. Jake gülerek kapıyı kapatır ve Suno’nun yanına gider.

Jake:

Bay Jay’e gerçekten üzüldüm. Böyle biriyle bırak evlenmeyi konuşmam bile.

Suno:

Sence kızı tipinden veya karakterinden dolayı mı seçtiler oğlum. Kız zengin ailesi “CMC” şirketinin sahibi iki şirketi ortak yapmak için ayarlamışlardır.

Jake:Sen nasıl olaylara bu kadar hakimsin peki her şeyi biliyorsun onlar hakkında.

Suno:

Yaşayamadığım için izliyorum ne var sanki ya.

Sunoyla Jake konuşurken kapı açıldı. İkiside kafasını kapıya çevirdi. Gelen ünlü CEO Jay’di.

Suno:

Vay dedikleri kadar yakışıklıymış ciddende.

Jay yavaş adımlarla kızın masasına doğru yürüdü. Masanın önüne geldiğinde kız ayağa kalktı ve eğildi. Jay karşısına oturdu. Jay’in oturduğunu görünce kız da oturdu. Suno onları izleyen Jake’i dürttü.

Suno:

Gidip siparişlerini sorsana.

Jake:A ben unuttum onu doğru.

Jake tezgahtan çıkıp elinde iki kahve menüsüyle masaya doğru gitti. İki menüyü onlara uzattı. Kız hemen elinden çekip aldı. Jay ise Jake’in yüzüne bakmadan yavaşça menüyü aldı. Jake önlüğündeki kalemle kağıdı çıkarttı. Yazmaya hazır şekilde bekledi.

Jake:

Ne isterseniz efendim.

Kız:

Of başımızda mı bekliceksin böyle.

Jake:

Siparişinizi almak için bekliyorum.

Kız:Tamam ben bir tane americano istiyorum.

Jake kızın elindeki menüyü tam alıcakken kız menüyü yere bıraktı. Jake ne yapmaya çalıştığını anlamamıştı.

Kız:

Ay çok özür dilerim ya.(Göz devirerek)

Jake eğilip alıcakken Jay de onunla birlikte eğildi. İkisinin elleri menünün ortasında buluştu. İkiside kafasını kaldırıp yüzlerine baktılar. Jay’in dikkatini çeken ilk yer Jake’in okyanus gözleri oldu. Gözlerini ordan ayıramadı resmen. İçinde boğulduğunu hissetti. Bir süre öyle kaldılar. Daha sonra ilk hareketi Jake yaptı. Elini çekti. Onun elini çektiğini görünce Jay’de elini çekti. Jake yerde ki menüyü alıp kalktı. Onunla aynı anda Jay de kaldı. Jake, Jay’e doğru döndü.

Jake:

Siz ne isterdiniz efendim?

Jay sanki büyülenmiş gibiydi. Jake’in o okyanus gözleri Jay’e konuşturmayı unutturmuştu. Gözlerini asla ayıramadı. Jake duymadığını düşünerek tekrar sordu.

Jake:

Siz ne istersiniz efendim?

Jay yutkundu sonra yerine oturdu. Aklında hala onun gözleri vardı. Tekrar bakarsa sanki yine konuşamayacakmış gibi hissetti. Kafasını kaldırmadan cevapladı.

Jay:

Ben… Ben bir latte alayım.

Jake kafasını sallayıp tezgaha doğru gitti. O arkasını döndüğü an Jay de ona doğru döndü. Kız kendi kendine Jay’e bişeyler anlatmaya çalışıyordu ama Jay’in aklında olan tek şey o iki çift okyanus gözdü. Suno içecekleri hazırladıktan sonra Jake’e uzattı. Tepsiyi alıp masaya doğru gitti. Önce kıza içeceğini uzatır. Sonra Jay’e dönüp kahveyi uzatırken Jay elini Jake’in elinden başlayıp kolundan yukarı doğru çıkarır. Jake o şaşkınlıkla eli titrer kahveyi yanlışlıkla Jay’in üstüne döker. Jay hızlıca kalkar. Jake şok olur.

Jake:

Ben.. Ben gerçekten çok.. çok özür dilerim. İstiyerek olmadı. Gerçekten çok özür dilerim.

Jake hemen masadan peçete alıp silmeye çalışır. Jay, Jake’in elini tutup durdurur.

Jay:

Sorun değil. Sen iyi misin?

Jake:

Ben mi? Ben.. Ben iyiyim siz iyi misiniz?

Jay:

Bende iyiyi-

Jay tam konuşucakken gürültülüyü duyup patron gelir. Olayı anlayınca hemen Jay’in yanına gelip eğilir.

Patron:

Gerçekten çok özür dilerim efendim bu aksaklık için. Çalışanıma gereken cezayı ben vereceğim.

Jake hala şoktayken patron sertçe onun kolunu tutup arka odaya doğru sürükledi. Jake hala Jay’e bakıyordu. Jay bakmaya kıyamadığı okyanus gözlere baktı ve Jake’in acı çektiğini anladı. Peşlerinden gidip patronun kolunu Jake’in kolundan ittirdi ve Jake’i arkasına çekti. Patron şaşırıp Jay’e baktı.

Patron:

Efendim gerekli cezayı ben kovarak vericem ona.

Jake arkada yaptığı şeyden pişman olup gözlerini kapadı.

Jay:

Sorun yok. İnsanlık hali düşürmüş olabilir. Kovmanıza gerek yok.

Patron:

Efendim sadece bu değil ki. Kaç kere uyardım bu bardağı taşıran son damlaydı sadece.

Patron, Jake’e doğru baktı.

Patron:

Jake kovuldun. Eşyalarını alıp git ve bidaha gelme.

Patron tekrardan Jay’e baktı eğildi ve odasına geçti. Jay, Jake’e doğru döndü. Jake kafasını kaldırıp ona baktığında kendini içine çekiyor gibiydi. Jake kolunu tutan Jay’in elini ittirdi.

Jake:

Çok sağolun sayenizde işimi kaybettim.

Jay:

Benim yüzümden mi? Ben kovmamasını söyledim. Sen sakarlık yapıp döktün ayrıca.

Jake:

Elinizi koluma sürtmeseydiniz ben dökmezdim zaten. Ben hayatımda bir kere bile kahve dökmemeşimdir.

Jake arka odaya gidip eşyalarını toplarken Suno yanına gelip;

Suno:

Gerçekten kovdu mu? Kesin mi yani? İstersen ben gidip konuşabilirim.

Jake:

Gerek yok Suno. Sen bana yeterince yardım ettin zaten teşekkür ederim.

Jake toplamasını bitirir. Suno’ya sarılır ve odadan çıkar. Kapıya doğru gider. Tam çıkıcakken omzunda bir el hisseder. Kafasını çevirir. Omzundan tutan kişi Jay’dir.

Jay:

İşini kaybettiğini söyledin değil mi? Bana çalış.

Jake:

Ne?

{Umarım ilk bölümü beğenmişsinizdir. Yorumlarınızı çok merak ediyorum. İnşaallah akıcı şekilde ilerletebilmişimdir. Düşüncelerinizi tiktoktan bana yazın lütfen. Ve eğer beğendiyseniz yıldızlara tıklayarak bana destek olabilirsiniz. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Yeni bölüm için beklemede kalın.❤️}

Bölüm sonu

1 yorum