
Tarih 2004
Kıraç Darıkan,
Gözlerim, sevginin her zerremde parladığını ona bakarken bir kez daha hissettirmek istercesine dolmuştu. O benim olmuştu. Susam artık karımdı. Susam artık benimdi. Susam artık Kıraç Darıkan'ın eşiydi.
Heyecanla atan kalbim beyazlar içindeki kadında son bulmak istercesine çarpıyordu. Kalabalıklar arasında tüm misafirlerin gözleri onun büyüsü ile yıkanırken onun tek yaptığı o tilki gözleri ile beni heyecan ile izlemekti. Tilki gözlü kadınımın ince narin elleri ona eşlik eden adamın koluna sarılmıştı.
Heyecanla aralanan dudaklarından minik bir nefes kaçırmıştı. Dudaklarındaki kırmızının parıltısı ile yanakları daha da ortaya çıkan kadın bana mesut bir tebessüm yollamıştı.
Bu anı o kadar çok hayal etmiştik ki bu gerçek bizi bir büyünün içinde hissettirmeye başlamıştı. Bu uzun hikâye mutlu sonu hak etmişti. Ben Susam'ı hak etmiştim.
Üzerine dökülen kırmızı gül yaparakları arasında bir melek gibi gözüken kadın heyecanlı bir utanç ile gözlerini bende kaçırmıştı. Yeşil gözleri usulca kapanan kadının gülüşü büyürken gözlerim hiçbir zaman bir parçası olarak hissetmediği çillerinde gezinmişti. Onları kapatmamış, saklamakla uğraşmamıştı. Çünkü o da biliyordu onlar bir kusur değil kusursuzluğun izleriydi.
Elimi öne doğru uzatıp onu kucaklamak için bekledim. Geniş salon neşeli haykırşlar ve dostlarımın alkışları ile yıkanırken sevdiğim kadını gözleri bir kez daha beni bulmuştu. Dudakları hafifçe aralandığında bir kez daha heyecanla akan bir nefes bekledim.
Susam'ın dudakları aniden hızla örtüldü. Adımları dururken tilki gözleri başı ile birlikte önüne düştü. Gözlerim bedenine kaydığında beyaz gelinliğin kırmızı ile kaplandığını gördüm. Salon bir çığlık ile yıkandı. Zaman durdu. Artık nefes alamıyordum.
Donuk ve ağır bedenim kanla yıkanan gelinlikte takılı kaldı. Susam vuruldu. İnsanlar kaçıştı. Donmuşdum. Zaman adeta durmuşdu.
Susam'ın narin bedeni öne doğru savruldu. Kolunu tutan el dehşetle onu yakalamaya çalışsa da narin beden yere yığılmayı başarmıştı. Herkes bir yerlere doğru kaçışmaya başladığında salonu saran delici sesler beni kendime getirmişti. Ayaklarım öne doğru bir adım attı. Az sonra bir adım daha. Biri omzuma çarpıp bedenimin baştan sona sarsılmasına sebep olmuştu. Saniyeler içinde dizlerimin üstüne düşmüştüm.
Susam'ın acı dolu gözleri belkide son kez bende gezinmişti. Dudakları bir inleme eşliğinde aralandı.
Ona iyi bak.
Başımı acı ile iki yana salladım. Ayağa kalkmak istedim. Susam'a gitmek istedim. Tilki gözlü kadınımın elini tutmak istedim. Bedenim bir çivi gibi yere saplanmıştı. Bir el omzumu bulduğunda bedenim sertçe ardıma çekildi. Saniyeler sonra Susam'la arama bir beden girmişti.
Kendine gel Kıraç buradan çıkmalıyız. Bacaklarının ikisinden de vurulmuş. Yardım edin!
Susam'ı koruyun!
Kıraç cevap ver. Kıraç!
İnce bir ses ve göğsümü bulan bir el.
Başından vurulmuş. Kurşun başını sıyırmış.
Ağrılaşan gözlerim yüzümü saran sıvı ile kırmızıya bulanmıştı.
Susam.
Hadi ne duruyorsunuz Susma'ı ve Kırça'ı buradan çıkarın.
Kıraç ne olur cevap ver bana, Kıraç.
Gözlerim artık sadece beyaz bir görüntü içinde yüzüyordu.
Susam tam karşımdaydı.
Çok güzelsin.
Gelinliğim battı. Dedim ben sana beyaz benim uğursuz rengim diye. Gelinlik giymeme izin vermemeliydin.
Hayır sana çok yakıştı.
Susam başını iki yana salladı.
Bak her yerim kan oldu.
Eli karnını örten kadın ellerini yavaşca kendinden uzaklaştırdı.
Susam.
Ben ölüyorum Kıraç ama senden son bir isteğim var.
Hayır hayır buna izin vermem.
Kıraç lütfen ona sahip çık. Onu geride bıraktığım için üzgünüm. Seni seviyorum.
Hayır Susam, hayır!
°°°
Anne yemek yemek istemiyorum, ben simit istiyorum.
Olmaz Kıraç nerden çıktı bu simit sevgisi bir anda? Tayfun bir daha Kıraç'ı sahile simit yemeğe götürmüyorsun.
Hayır anne, hayır o yüzden değil.
Nedenmiş bakayım?
Bahçede bir kız ile tanıştım. O simitlerimin üzerindeki o şeyleri çok seviyor. Ben simitlerimi onunla paylaşıyorum. Biz arkadaşız.
Ne? Ne kızı? Tayfun ne diyor bu çocuk?
Sakin ol canım şimdi öğreniriz.
Ahmet!
Ahmet!
Buyrun efendim.
Bahçede bir kız çocuğu varmış Kıraç söyledi. Size bu eve çoluk çocuğunuzu getirmeyin demedim mi?
Efendim kusura bakmayın. Yeni çalışanlardan birinin eşi ölmüş kızını da bırakacak birini bulamamış bende birkaç gün sorun olmaz diye..
Olur sorun, sorun olur Ahmet derhal kovun.
Hayır baba.
Çocuk hızla masadan kalkıp bahçeye koştu. Daha önce kızı bıraktığı çalıların arasına dalan küçük delikanlı, orada küçük bedenini ıslak toprağa saklayan küçük kızın soğuk ellerine uzandı.
İzin vermeyeceğim gitmene, dedi çocuk kendi kendine.
Sen mi geldin?
Evet.
Ağladın mı sen?
Evet.
Neden?
Annem simit yememe izin vermiyor.
Olsun.
Ama sen simiti çok seviyorsun.
Simiti değil susamı seviyorum.
Susma mı o ne?
İşte o simitin üstündeki o küçük şeyler.
Onların adı susam mı?
Öyleymiş annem söylemişti. O da çok severdi susamları. Beni Küçük Susam'ım diye severdi.
Benim annem beni hiç sevmez hep kızar. Senin annen nerde?
O ölmüş.
Ölmüş mü?
Evet.
Benimde köpeğim ölmüştü. Bir daha onu göremedim.
Babam yakında bizimde annemin yanına gideceğimizi söylüyor hep. Ben annemi tekrar görücem.
Hayır ölen birini göremezmişiz babam demişti.
Hayır görürüm, görücem.
Küçük çocuk kızın yanına oturdu.
Tamam birlikte gidelim o zaman görmeye ne dersin?
Ama senin ailen izin verir mi ki?
Bilmem hadi gel izin alalım.
İki çocuk ellerini birbirine sarıp birlikte ayaklandığında bahcede büyük bir bağırış yükselmişti.
Kıraç! Kıraç buraya gel!
Annen mi?
Küçük adam sıcak ellerini küçük kızın soğuk ellerin daha sıkı sarmıştı. İki küçük beden çalıların arasından çıktığında kadın korku ile gerilemişti. Oğlunun çamura batan üstünde gezinen gözleri, eline kayan kadın sinir ile önündeki çocuğa uzanıp onu öfke ile kızdan uzaklaştırmıştı.
Ahmet! Derhal şunu çıkar bahçemden.
Küçük çocuk annesini korku ile ittirip küçük kıza sarılmıştı.
Hayır anne Susam gidemez.
Susam mı? Ona bir isim mi verdin?
Bırak hayatım. Oğlumuz ilk kez kendine ait bir şey buldu. Bakalım ondan ne zaman sıkılacak.
Saçmalama Tayfun ya bu kız oğlumuza bir şey yaparsa.
Onlar sadece çocuk.
Adam eşinin elini sıkıp kadını sakinleştirmişti.
Ahmet çalışanı kov eline biraz parar
sıkıştır. Söyle kız bundan sonra bizimle kalacak.
Adam gururla başını önündeki iki çocuğa çevirmişti.
Aileye hoş geldin Susam bundan sonra Kıraç'a aitsin.