Okul çıkış zili çalmıştı.
Tam herkes bahçeden çıkarken...
BİİİİP! BİİİİP!
Gökyüzünden pembe bir çalar saat dönerek aşağı düştü.
Öğrenciler panikle iki yana çekildi.
Saat, basketbol kaptanı Arda'nın ayaklarının dibinde durdu.
Arda kaşlarını çattı.
"Bu da ne?"
Kimse cevap vermedi.
Sadece herkes birbirine baktı.
Sanki olacakları biliyorlardı.
Pazartesi sabahı Arda okula geldiğinde bütün koridor alkışlarla inledi.
"Şampiyon geldi!"
"Bir fotoğraf çekilebilir miyiz?"
Arda şaşkınlıkla etrafına baktı.
"Ne şampiyonu?"
Koridorun ortasında kocaman bir afiş asılıydı.
"ULUSLARARASI BASKETBOL ŞAMPİYONU ARDA'YA HOŞ GELDİN!"
Arda'nın böyle bir turnuvaya katıldığına dair hiçbir kayıt yoktu.
Ama afişler, kupalar, tebrik mesajları...
Hepsi gerçekti.
Müdür bile onu törenle kutladı.
Arda ne kadar "Ben hiçbir şey kazanmadım!" dese de kimse inanmadı.
O günün sonunda okulda tek bir cümle dolaşıyordu:
"Saat yine işini yaptı."