Haiii ben geldiim. Kurgu yatılı lisede geçecek arkadaşlar. Bu ficte Jungkook 21 yaşında bu arada yani reşit :') Taehyung'un yaşı 30 küsür olur, henüz netleştirmedim. Ama kurguda her halukârda yaş farkı var. Öğrenci öğretmen ilişkisi var, haberiniz ola.
Buraya fice başladığınız tarihi alabilirim! Xx
Bu kurgu için epeyce heyecanlıyım, umarım sizlerde seversiniz. Tanıtım bölümü sizlerle, iyi okumalar dilerim lokumlarım! trong>
+++++
jimin:
jungkook şaka yapıyor olmalısın değil mi
gerçekten bunu yaptın mı?
hoseok:
ne olmuş ya
namjoon:
neden her şeyden en son benim haberim oluyor diye çıldırmak üzereyken konudan haberim olduğu gerçeğini hatırladım şu an
jin:
birileri aşkından yandığı için takım değiştiriyor
jungkook:
yaptım jimin
dilekçemi çoktan verdim ve onaylandı
hoseok:
ne dilekçesi ya, okulu mu değiştiriyorsun yoksa?!
namjoon:
hayır, eskrim takımından çıkmak için dilekçe verdi.
atış takımına girmek istiyormuş çünkü yeni gelen antrenör Taehyung'a vurulmuş
hoseok:
atış takımı yakında kapanacaktı, kimse katılmıyor ki poligon pratik odaları hep boş oluyor yerine yeni kulüp kurulacak deniyordu hatta
jin:
o yeni koç gelmeden önceydi canım benim
şimdi takım dolup taşıyor çoğu kişi dilekçe verip takım değiştirdi
jimin:
jungkook gül gibi eskrimi bırakacağına hâlâ inanamıyorum
jungkook:
ya takım doldu diye beni almazlarsa...
arkadaşlar çok feci aşık oldum diyorum size
ne yapıp edip atış takımına geçmem şart!
namjoon:
o adam çok sert görünüyor jungkook
ayrıca zerre pas vereceğini düşünmüyorum
hepinizi öğrencisi olarak görecektir
jin:
ya sende bi dur daha kabul edilmedi bile takıma
pas vermesi kusur kalsın
jungkook:
susun ya...
tam benlik varya...
bir içim su
bir endamı var, bir karizması...
heybet akıyor, o sadece öyle dursun ve bana baksın
ben başka bir şey istemiyorum
SİKTİRRRR
ARKADAŞLAR ONAYLANDI!
TAKIMA GİRİYORUUUM HUHUUU!
jin:
Wuhuu tebrikler Jungkookcuğum iyi bok yedin
jimin:
yeni koç için takımını değiştiren tek enayi değilsin
nasıl hissediyorsun jshfjdsfjdh
namjoon:
adam gelince takımı kapatmaktan vazgeçmeleri cidden çok iyi yalnız ashdjshsdh
jungkook:
ben Koç Kim'i tavladığımda görüşürüz arkadaşlar shsjdfhd
hoseok:
güzel hayaller sjhshdfh başarılar Jungkookcum
*
Poligon odasına gittiğimde, herkes kendi alanına geçmiş sırasıyla atış yapıyordu. "Koç Kim, kolumu böyle tutmam gerekiyor, öyle değil mi?" Saçlarını sıkıca tepeden toplayan müdürün kızı Yoona'yı gördüğüm anda gözlerimi kıstım. Bu lanet olasıca en son halter antrenörünü beğendiği için o takıma geçmişti, şimdiyse buradaydı.
Koç Kim silahı düzgün tutması için arkasına geçip kolunun duruşunu düzelttiğinde tek mimiğinin bile kıpırdamadığını gördüm. Çok sert bakışları vardı. Dışarıdan bakıldığında bir buz kütlesi gibi soğuk ve otoriter görünüyordu.
Onu ilk, bir hafta önce okula yeni antrenör olarak katıldığı için konuşma yaptığı evrede görmüştüm. O an vurulmuştum. Sesine, konuşmasına, bakışlarına, duruşuna...
Kapının eşiğinde öylece durmuş, onu seyrederek derin düşüncelere dalmışken bana doğru döndüğünü fark ettim. Bakışlarımız orta noktada karşılaştı.
Karın kasları üstündeki dar siyah sporcu atletinden belli olurken ellerini ceplerine tıkıştırıp bana doğru ilerledi. "Öğrenci, sorun nedir?"
Öğrenci dediği için gözlerimi devirme isteğimi bastırıp ona kendimi tanıtmak için söze girdim.
"Merhaba Koç Kim, ben Jeon Jungkook. Takıma yeni transfer oldum." diyerek elimi önüne doğru uzattığımda bakışları dövmeli parmaklarıma kaydı. "En son takıma dahil olan sensin demek." diyerek ellerini ceplerinden çıkarma zahmetinde bulunmadı.
"Evet, benim." diyerek elimi yavaşça indirirken dudaklarımdaki gülüşüm kayıplara karıştı. "Arkadaşlarının yanına geç. En sol bölüm, 12 numara boş, atış antrenmanına başlayabilirsin."
İlk görüşte onun da benden etkilenmesini beklemek saçmalıktı. Ne bekliyordum ki, ayaklarımın altına kırmızı halı serip beni kucağında taşıyarak antrenman yapacağım alana götürmesini mi...
Aklıma gelen kirli düşüncelerle sırıtarak yanından geçerken alan geniş olmasına rağmen omzuna temas ederek ilerledim.
Adımlayarak yerime geçerken atış yapan herkese tek tek göz gezdirdiğimde tek erkek olduğumu fark ettim.
Çoğu kişi yorulup kolunu esneterek dağılmaya başlarken atış silahını önümdeki masadan aldım. Koç Kim o sırada yanıma gelmişti.
"Gözlüklerini tak." dedi kaşlarıyla masanın kenarındaki gözlükleri işaret ederek. Hâlâ elleri ceplerindeydi. Geniş omuzları ve dik duruşuyla öyle cezbedici görünüyordu ki...
Gözlerimi onun haşmetli görünüşünden güçlükle ayırıp masadaki gözlükleri alıp taktım. "Eğer gerçek anlamda konsantre olmak istiyorsan kulaklık takmalısın. Kulaklık takmayacaksan da kulak tıkaçları alabilirsin."
Patlayan atış sesleri rahatsız ederdi, bu yüzden kulaklığı takmayı seçmiştim.
Kulaklıkları da taktığımda silahı elime aldım. "Eğer bu şekilde durursan asla hedef tutturamazsın." dedi ve ellerini ceplerinden çıkartıp omuzlarımı hafifçe iterek duruşumu dikleştirmeme yardımcı oldu.
"Bacaklarını arala." Derin sesi nefesimi kesmeye yeterken soluk soluğa ona baktım. "Ne?"
"Bacaklarını omuz genişliğinde arala." diyerek eğilip dizime hafifçe patlattığında tuttuğumu bile fark edemediğim nefesimi havaya saldım. Hasiktir, aklım feci fesattı. Bacaklarını arala diyince çok yanlış anlamıştım...
"Boynunu dik tut." diyerek çenemin altından hafifçe itekledi parmak uçlarıyla. Sıcak dokunuşu içimi titretirken alt dudağımı ısırdım.
O sırada Yoona'nın sesi kulaklarımda uğuldadı. "Koç Kim, yardım eder misiniz?"
Koç Kim, başını çevirip omzunun üzerinden ufak bir açıyla Yoona'yı kontrol ederken parmağını havaya kaldırıp beklemesi için işaret verdiğinde dudaklarım beğeniyle büküldü.
"Silahı ters tutuyorsun." Taehyung başını bana çevirdiği anda silahın namlusundan bilerek tuttuğumu ona çaktırmadım. "Sağ başparmağın kabzanın sağına, kabzaya baskı yapmadan yerleştir." diye homurdanırken bir yandan da silahı kavramam için parmakları parmaklarımla temas etti. Sıcak dokunuşu içimi titretmeye yetti.
"İşaret parmağı tetik korkuluğunun üzerinde sabit tut. Kolunu germeden kaldır ve nişan almadan önce rahatladığına emin ol." dediğinde ona hülyalı gözlerle baktığımı görünce gözleri hafifçe kısıldı. "Atış temel teknikleri içerisinde en önemli faktör, doğru nişan almaktır. Göz, gezin ortası, arpacığın silme tepesi ve hedefin alt kenar orta noktasından geçtiği varsayılan hayali çizgiye nişan hattı denir. Yani tam karşındaki nokta." diyerek nişan noktasını gösterdi.
Başımı yavaşça aşağı-yukarı salladım. "Tetik düşürme, nişanın doğru alındığı konsantrasyonun en yoğun, vücut salınımının en az olduğu anda yapılması gerekir."
Vücudum şu an feci şekilde salınım yapıyordu, bana bakarak konuştukça fenalık geçiriyordum sanki. Saç diplerim terlemişti şimdiden. Ense köküm yanıyordu, heyecanlanıyordum. Beni çok heyecanlandırıyordu. Konuştuğu evrede dudaklarını izlemekten kendimi alıkoyamıyordum.
"Duruşunu bozmadan aldığın nefesi verdiğin esnada kolunu kaldır ve atışını yap." diye komut verip koluma pat pat vurduğunda silkelenerek kendime gelmeye çalışıp gözlerimi kırpıştırdım ve yanağımın içini kemirerek kolumu kaldırdım.
Tetiğe bastığım anda, kolum hafifçe sarsıldı ve atış noktasının yakınından bile geçmedi. Başarısız denemem sonucu Taehyung ellerini birbirine çarptı. "Nişan alınırken gözün odak noktası arpacıkta değil hedefte olmalıdır, atış esnasında gez ve arpacık net, hedef ise bulanık görünmeli öğrenci. Yeniden dene, devam et." diyerek geri çekildi ve Yoona'nın yanına yöneldi.
Gitme demek istedim, ama yapamadım. Sadece benimle ilgilen, benimle konuş, benimle vakit geçir...
Onunla ilgilenmesini izledim. Atış yapmaya devam etmemi söylemişti, ama ben odaklanamıyordum. Onlara bakmaktan kendimi alıkoyamıyordum.
Taehyung, Yoona'nın kolunun duruşunu düzeltmek için arkasına geçtiğinde, Yoona sırtını Koç Kim'in göğsüne yaslayarak ona dayandı. Tek elimi yumruk haline getirirken terleyen avcumun arasındaki silahı daha sıkı kavradım.
Boynumu kıtlatarak önüme döndüm ve silahı doğrultup arka arkaya atış yapmaya başladım.
Taehyung kısa süre sonrasında yanıma döndüğünde, kulaklığımı hafifçe itekleyip kaydırıp tek kulağımı açığa çıkardı. "Atış yapmak için bu kadar hevesli olman çok güzel, öğrenci."
"Adım Jeon Jungkook." dedim koyu gözbebeklerinde gözlerimi gezdirerek. "Atış yapmaya devam edebilirsin Jeon." diyerek bana göz kırptığında saçlarımı geriye doğru itekledim. "Siz gidiyor musunuz Koç Kim?"
Kol saatini kontrol ettikten sonra başını ağır ağır olumlu anlamda salladı. "Yoklama saati gelmeden odana geri dön, öğrenci."
**
Tanıtım sonu :') Umarım bu fici seversiniz, tanıtım bölümü nasıldı bakalımm?
Fic mini fic şeklinde, bölümleri kısa kısa olacak ve düzyazı + text karışık ilerleyecek. Bilginiz olsun. İlk bölümde görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Seviyorum sizi baii!! Xx
Instagram: Sevvyniz
-Şevval