Sabah yine başım ağrıyordu, yine sol kolumda serum vardı, yine bilmediğim bir odadaydım, yine bir yatakta yatıyordum ama farklı olan bir şey vardı. BU SEFER O YATAKTA YALNIZ DEĞİLDİM!!
Sağ tarafıma döndüğümde beni izleyen bir çift siyah göz gördüm. Şokla gözlerim açıldığında o bu halime gülmekle yetindi.
BU ADAM NİYE HABİRE GÜLÜYO?!
Tam ona vuracakken bileğimi tuttu. Kendimi bir anda altında bulunca utançla yanaklarımın kızardığına yemin edebilirdim. Ben utanırken o bu halime kahkaha atınca daha da utandım ve yüzümü saklamaya çalıştım. Bileğimi tutmayan eliyle çenemi tutup ona bakmamı sağladı. '' Neye utanıyorsun? Bana vurmak üzere olduğun için mi yoksa şuan ki halimizden mi? '' dedi. Ben utancımdan tam onu üzerimden itmek için göğsüne koyuca bir anda kapının açılması ile ikimizin başı da oraya döndü. Kapının önünde kumral, tahminen 1.87 boylarında yapılı bir adam duruyordu. O bizi gördüğünde gözleri yerinden fırladı ve iki elinden birini havaya kaldırıp öbürüyle de gözlerini kapattı ve '' Özür dilerim, özür dilerim ben sadece bir şeye ihtiyacınız var mı diye gelmiştim çıkıyorum siz devam edin. '' dedi ve kapıyı kapatarak çıktı. Utancımdan yorganı kafama kadar çektim. O bu hareketime gülerken ben kıpkırmızı olmuştum. Üzerimden kalktı dışarı çıkmış olacak ki kapının açılıp kapanma sesini duydum. Hemen yorganı kafamdan attım, nefessiz kalmıştım ya. Yataktan çıktım ve yatağın çaprazında olan boy aynasına yürüdüm. Altımda siyah bir şort, üzerimde ise beyaz bir sıfır kollu tişört tarzı bir şey vardı. Üzerimde ne olduğu beni alakadar etmeden aşağı indim. Aşağıda az önce odaya bodozlama dalan adam ve o vardı. Adamın adını bile hala bilmiyordum ya. Merdivenlerden aşağı indiğimde ikisinin de bakışları bana döndü. Odaya dalan adam kafasını başka yere çevirirken o üzerindeki ceketi çıkarıp yanıma geldi ve ceketi üzerime attı. Ceket diz kapağıma kadar geliyordu. Ben ona aval aval bakarken o beni elimden tutup oturma odasına götürdü. Öbür adam karşıdaki koltuğa otururken o benim yanıma oturdu ve kucağıma yastık koydu. Neden böyle davrandığını anlamadığım için ona baktığımda bana bakmadığını karşı koltukta oturan kişiye baktığını gördüm. Bakışlarım oraya döndüğünde başının yerde olduğunu ve bize bakmadığını gördüm. Buradaki sessizlik canımı sıkmaya başlamıştı sessizlik sevmiyordum. '' Ben neden buradayım ve siz kimsiniz? '' diye sorduğumda ikisinin bakışları da bana döndü. Sorumu karşımda oturan kişi cevapladı '' Önce kendimi tanıtayım yenge. Benim adım uğur 25 yaşındayım Bora'nın bir arkadaşıyım '' dedi. Bora sanırım yanımda oturan kişiydi buraya geldiğimde daha onun kim olduğunu öğrenemeden bayıldığım için ismini öğrenememiştim. Bora' ya döndüğümde onun da kendini tanıtmasını istediğimi anlamış olmalı ki '' Benim adım bora 25 yaşındayım ve biliyorum neden burada olduğunu merak ediyorsun şöyle anlatayım ben ormanda dolaşırken bir kurt adamın koştuğunu gördüm en başta öylesine koşuyor sanmıştım ama sonradan seni görünce bende peşinden koştum en sonunda durduğunuzda bende ağaçların oradaydım. Seni izliyordum. Nefeslerinin çok hızlandığını duydum. Kurt adam seni bulduğu için üzerine gelmeye başlayınca bende saklandığım yerden çıktım. Kurt adam sana saldıracağı sırada ben devreye girdim. Onunla işim bittikten sonra senin yanına geldiğimde baygın olduğunu gördüm ve kendi evime getirdim. Sonrasını zaten biliyorsun. '' dedi. Olanları şimdi hatırlamaya başlamıştım. Kafamı anladım anlamında salladım. Bir dakika AZ ÖNCE ŞU UĞUR DENEN ÇOCUK BANA YENGE DEMİŞTİ. O kadar dalmıştım ki fark etmemiştim. Hemen boraya dönerek '' Az önce şu uğur denen çocuk bana yenge mi dedi bana mı öyle geldi? '' dediğimde Uğur hayretle sordu '' Neden yenge sen Bora'nın mühürlüsü değil misin? '' dediğinde Bora sinirle ona döndü ve '' UĞUR KAPA ÇENENİ!! '' diye bağırdı. Yüksek sesten ötürü ellerim kulaklarıma gittiğinde Bora bu sefer bana döndü ve pişmanlıkla '' Özür dilerim korkutmak istemedim '' dedi ve ellerimi bileklerimden tutarak aşağı indirdi ve avuçlarının içine aldı. Uğur hala bize bakıyordu. Şimdi daha iyiydim ama hala kafama takılan şeyler vardı. Neden bana yenge demişti? Mühürlüsü derken neyi kast etmişti? Aklımdaki soruları sormak için boraya döndüğümde kapı çalmıştı. Uğur kapıya bakmaya gittiğinde bizde ayaklandık. Uğur kapıyı açtığında gördüğüm kişiyle yerimde adeta buz kesti. Ellerim titremeye başladı. İçimden 'hayır' dedim 'hayır ne olur o olmasın' Ama oydu
Babam...
Devam edecek...
KİTAP İLE İLGİLİ YORUMLARINIZI BIRAKIRSANIZ SEVİNİRİM ^_^
Bunlar da Lina nın bugün üzerinde olanlar böyle hayal edebilirsiniz


